Basın Açık Laması: Yazmayı seven ve hatta yazarken eğlenen biriyim. Blogda yazdıklarımın tamamını yaşamadım, yaşamıyorum. Yazdıklarımın içinde; arkadaşlarımdan dinlediğim güzel anılar, çevremden duyduğum konuşmalardaki küçük tatlı anlar, birinin başından geçmiş ve onu üzen olaylardan etkilendiğim için buraya yazmaya karar kıldığım şeyler de var.. Ama yazarken, sanki yaşanılanları ben yaşıyormuşum gibi hissettiğimden dolayı, birinci ağızdan yazmak beni rahatlatıyor. Başka türlü de yazamıyorum. O yüzden "hayatlarınızın küçük bir anından ilham alıyorum" deyip, bu bahsi kapatmak isterim.
Ve son olarak; eğer sizde acı veya tatlı anılarınızı benimle paylaşarak, ilerleyen günlerde (2-3 gün sonra veya 3-5 yıl sonra bile olabilir) yazılarımda yer almasını isterseniz hayaterkegi@gmail.com'a mail atabilirsiniz. Sevgiler.

21 Ocak 2013

otobüsteydim..

Otobüsteydim. Nereye gittiğimin bir önemi yoktu. Ya işe gidiyordum, ya da işten dönüyordum. Sabah veya akşam olmasının de bi önemi yoktu yani. Hem sahi, zamanın ne önemi vardı ki; o, işte ordaydı. Öylece koltuklardan birine, kalabalığın içinde tüm yalnızlığıyla oturmuş, bana bakmıyordu. Bense ondan başkasına bakamıyordum bile. Baktım.. baktım.. baktım..
ama o hala bana bakmıyordu;

Oysa başını kaldırıp bana bakmalıydı
Gözgöze dalmalıydık uzunca bir süre.
Bir kaç durak kaçırmalı, ineceğimiz durakları ardımızda bırakmalıydık.
Beni gördüğü an "şimdiye kadar nerdeydin" deyip hemen aşık olmalıydı bana.
Cevap vermemi beklemeden "niye geç kaldın bu kadar" diye hesap sormalıydı.
Oysa duymadığı için olsa gerek anlamıyordu beni,
çünkü sadece ben ona bakıyordum.
o ise; oturduğu yerde, tüm yalnızlığına rağmen farkımda bile değildi..

3 yorum:

Patrick Kızılsakal dedi ki...

Aglat, sen de aglat!

Hayat_Erkegi dedi ki...

Patrick, ağlayan biri olursa onu yiyorum haberin olsun.

xcoach dedi ki...

hetero o.
içsel çatışmaların içinde, yaşadığı hayatın içinde kaybolup gitmiş yada ezilip duran birisi.


neeeext!
:D
xoxo