Basın Açık Laması: Yazmayı seven ve hatta yazarken eğlenen biriyim. Blogda yazdıklarımın tamamını yaşamadım, yaşamıyorum. Yazdıklarımın içinde; arkadaşlarımdan dinlediğim güzel anılar, çevremden duyduğum konuşmalardaki küçük tatlı anlar, birinin başından geçmiş ve onu üzen olaylardan etkilendiğim için buraya yazmaya karar kıldığım şeyler de var.. Ama yazarken, sanki yaşanılanları ben yaşıyormuşum gibi hissettiğimden dolayı, birinci ağızdan yazmak beni rahatlatıyor. Başka türlü de yazamıyorum. O yüzden "hayatlarınızın küçük bir anından ilham alıyorum" deyip, bu bahsi kapatmak isterim.
Ve son olarak; eğer sizde acı veya tatlı anılarınızı benimle paylaşarak, ilerleyen günlerde (2-3 gün sonra veya 3-5 yıl sonra bile olabilir) yazılarımda yer almasını isterseniz hayaterkegi@gmail.com'a mail atabilirsiniz. Sevgiler.

3 Ocak 2012

Bokum gibisin. Her yemekten sonra rengin değişsede kokun hep aynı iğrençlikte.

Her yıl olduğu gibi bu yılda yeni yıla götümü devirip osurarak girdim. Sonrasında da bilmem kaçta uyuya kalmışım. Gece bi ara bi gürültüyle uyandımki, mahallede kavga var. Genç'lerden biri sokaktan geçen bi arabaya kızıp durdurmuş ve neresinden çıkardığı bilinmeyen bi bıçağı tutup arabanın tekerleğine saplamış. Sonra arabadaki 3-5 kişide inip kavga etmeye başlamışlar. Sonra bağrış çağrışla beraber apartmanlardan herkes dışarı fırlamış tabii. Bende herkes gibi olduğum için, onlar gibi pencereden bakınıp durdum. Bağıranlar çoğunlukta kadınlardı. Erkekler ise daha çok yumruklarla konuşuyorlardı. Bağıran her kadına karşılık, diğer pencerelerden de 3 kafa uzanıyordı ve her çığlığa karşılık erkekler daha bi aşka gelip yumruklaşıyorlardı. Yaklaşık bir saat süren kavga sonrasında mahalle ana baba gününe döndü ve sonra baktım olacağı yok, kavga bitecek gibi değil, gidip bi peçeteyi parça pinçik edip kulaklarıma tıkadım, çoraplarımdan ikisini de birbirine bağlayıp başımın etrafında geçirip peçeteleri kulaklarıma iyice sıkıştırarak tekrar battaniyenin altına girdim. Ellerim isteksizde olsam sikimi avuçladı, sokaktaki bağrış çağrış arasında bende evde osbir çekerek bağıra çağıra boşaldım ve sonrasını hatırlamıyorum, çünkü uyuya kalmışım.

Sabah bi ara üst üste gelen mesaj sesleriyle uyanıp uyanıp uykuya daldım tekrar. Sonra bi ara inatla çalan telefonla uykum iyice kaçtı ve o sırada yastığın üzerindeki çorapları görünce dün geceki olayı anımsadım. Telefona en baygın sesimle "alo" deyince karşı tarafta ihtiyarın sesini duydum. "Ne yapıyorsun?"la başlayan konuşma, benim ses tonumun aralarda istemeden heyecanlandığım için değişip durmasıyla devam etti.
Meğer beyfendi dün gece arkadaşlarının ısrarıyla dışarı çıkmış ve eğlence sabaha karşı son bulunca da soluğu kadıköy'de bi otelde almışlar. Oysa dün akşam attığı "mutlu yıllar" mesajı sonrasında "ne yapıyorsun?" dediğimde "evdeyim. çok yorgunum, uyucam. iyi seneler" demişti. Şimdi ise beni aramasının tek nedeni kaldığı otele gelip onunla sevişmemmiş. Sonra bissürü ısrarın ardından "işim falan var, dışarı çıkamam" deyip kapadım telefonu. Oturdum yatağa ve telefona gelen mesajları okumaya başladım. Hepsi de ihtiyardan gelmişti. Meğer benimle aşna fişna yapmak için fırsat bu fırsat deyip mesaj atmış. Mesajların ilki "naber"di, 15 dakika sonra gelen mesaj "seninle konuşmam lazım, buluşalım mı?"ydı, bu mesajdan 17 dakika sonra gelen mesaj ise "bana küstün mü?"ydü, bundan sonraki mesaj ise 10 dakika sonra gelmişti ve onda da "seninle konuşmam gereken çok önemli bir konu var, lütfen buluşalım"dı. Sonrasında ki mesajlar da yine böyle bunlar gibiydi. Hepsinde "buluşalım, neden cevap vermiyorsun, bana küstünmü" bla bla bla'ydı

Oysa sadece uyuyordum ve bu yüzden mesajlarına cevap verememiştim. Ama iyiki de uyuya kalmışım. Yoksa kesin "önemli bir şey konuşmam lazım" mesajını görür görmez cevap verirdim ve nerde olursa olsun, hatta anasının ammında bile olsa kalkıp giderdim.

Ama telefonda utanmadan "yaa dün gece arkadaşlar ısrar edince dayanamadım bende, dışarı çıktım. gece geç olunca da otele geldik, fırsat bu fırsat sende gelsene akşama kadar yatarız" dedi ya, öyle bi sinir oldumki piçe anlatamam. Böyle kafasını tutup, ağzı açıkken götüme sokmak istedim. O an yanımda olsa boğazına yapışıp bi kaşık suda boğmak istedim..

Neyse siktir et hafız. Adam beni girecek bi delik, yada deliğine girecek bi sik olarak yalnız gördüğü müddetçe pek yüz vermemeliyim. Böyle uyuya kalmış olmak da güzel oldu. Bundan sonra kendisi ararsa arasın amenna, ama ben aramamak, sormamak konusunda bi müddet daha kararlıyım. Böyle davranırsam, herkes gibi o'da hayatımdan sessizce siktir olup gider.

Hiç yorum yok: