Basın Açık Laması: Yazmayı seven ve hatta yazarken eğlenen biriyim. Blogda yazdıklarımın tamamını yaşamadım, yaşamıyorum. Yazdıklarımın içinde; arkadaşlarımdan dinlediğim güzel anılar, çevremden duyduğum konuşmalardaki küçük tatlı anlar, birinin başından geçmiş ve onu üzen olaylardan etkilendiğim için buraya yazmaya karar kıldığım şeyler de var.. Ama yazarken, sanki yaşanılanları ben yaşıyormuşum gibi hissettiğimden dolayı, birinci ağızdan yazmak beni rahatlatıyor. Başka türlü de yazamıyorum. O yüzden "hayatlarınızın küçük bir anından ilham alıyorum" deyip, bu bahsi kapatmak isterim.
Ve son olarak; eğer sizde acı veya tatlı anılarınızı benimle paylaşarak, ilerleyen günlerde (2-3 gün sonra veya 3-5 yıl sonra bile olabilir) yazılarımda yer almasını isterseniz hayaterkegi@gmail.com'a mail atabilirsiniz. Sevgiler.

26 Ekim 2011

Sex bağımlılığım hakkında 1-2 bla bla bla

Hani sex bağımlısı olduğum kesinleşmişti ya, hah işte ordan devam edeyim.
Terapiler için ilkbahara randevu almış, içimden de "keşke param olsaydı da özel bi psikiyatriste gitseydim ne güzel olurdu" diye düşünerek, parasızlığın verdiği üzüntüyle o gün kendimi eve hapsetme yöntemiyle oyalayıp dışarda az önce tanıdığım adamlarla sikişmektense, evde bol bol porno izleyip osbir çekerek günlerimi geçirdim.
Günler dememe de aldanmayın öyle. Altı üstü 2 gündü. Ama benim için, o siktiri boktan 2 gün, aylar gibi bi şeydi. 2 gün sonra ise dayanamayınca gidip Taksim'de hiç tanımadığım ve şu an yüzünü bile hatırlamadığım herhangi biriyle yiyiştim.

Gerçi yiyişme konusu sadece o 2inci gün yalnız değil, ertesi günlerde de son sürat devam etti. Sadece o ilk 2 gün kendime olan acıma duygumdan dolayı biraz durulmuştum. Sonra baktım üzüle üzüle bi deri bi kemik kalıcam "amaaaan koydur götüne gitsin, siktirmeyip de ne yapcam şu tek avuçluk götü" falan diye diye verdim gazı kendime, her yalnız olduğumu anladığım anda koştum taksim parkında sikecek ibne arayan pezevenglerin kucağına. Verdim gazı "oo yakışıklı naber" diye, verdim gazı "bence sen buralarda heba olma yazık yakışıklılığına" diye diye indirdim fermuarlarını çektim saxomu, boşalttım depolarını orospuçocuklarının ve başım önümde kara kara düşünerek döndüm fakirhaneme.

Böyledir işte sex bağımlılığı.
Zamanla o ilk yıllardaki "aşk arıyorum ben yaaaee" havalarından hiiiiiç eser kalmaz. Artık kiminle yattığının ve yatarken ne hissettiğinin bi önemi de yoktur.  İlk zamanlar sadece aşık olacağı kişiyle yatıp kalkmayı düşünen senin yerinde, tabiri caizse artık yeller esiyordur. Onun yerine; daha az önce hoş bulduğu kişilerle yatıp kalkmayı daha uygun gören biri gelmiştir. Zamanla bu hoşluk şeysini de siktir eden ve hiçbir sınırı olmayan başka biri gelir ve artık karşısındaki adamın burnuna bakarak, sikinin büyük olup olmadığına dikkat edip, sonrasında da pantolonunun önüne gözlerini dikerek karşısındakinin dikkatini kendisine çekmeye çalışan bambaşka biri gelir.
Üstelik bu seferki kişi bi sülük gibi yapışmaya, durduk yerde alakasızca burnu büyük olan herkese kuyruk sallamaya başlayan biridir ve pantolonunun önüne göz diktiği bir çok kişiyi bi köşeye çekme konusunda da başarılıdır.

Bi yerden sonra ise, artık kuyruk sallamayı sadece burnu büyük olanlara yalnız değil, önüne çıkan herkese yapmaya başlar. Çünkü yarrak hastası olmuş ve artık iş senin kontrolünden çıkmıştır. Sen ise bu sırada, sadece aşık olduklarınla yatıp kalkıyorsun sanırsın. Sadece hoşlandıklarınla yatıp kalkıyorsun sanırsın. Oysa öyle değildir, kendine dürüst olman gerekirse; aslında karşında "erkek olsun çamurdan olsun, orospuçocuğu olsun, benim yatağımda olsun" havalarına çookktaaan kapılmışsındır.

Bazen öfleyerek "ne yapıyorum ben yaa" dersin, ama bunu kendine itiraf edecek kadar farkına varamazsın. Çünkü etrafta sex yapacak o kadar çok kişi vardırki ve sen sikiştikçe canın o kadar fazla sikişmek istiyordurki, artık beyin kıvrımların henüz erekte olmamış yarrağının şekline girmiştir bile.
Ama tabii kendine bunu itiraf edemezsin. Çünkü sahipsiz olmanın verdiği yalnızlıkla; canın şehvetle karışık, birazcık şefkat istiyordur...
Eee tabii madem kendimize dürüst olmaya karar verdik, o zaman şehvetle karışık şefkat aradığını da kabullenmek lazım. Yoksa bu kendini salıvermişlikleri sadece şehvetle açıklamak, insanın kendisine olan en büyük hakareti olur.
Zaten şefkatle karışık bir şehvetin içinde olduğunu, kollarına kendini bırakıp başını kucağında olduğun kişinin çenesinin tam altına sürttüğünde daha iyi anlarsın...
Adamın kucağındayken farkına varırsın; daha en başındayken istediğin şey belki sadece yarrak değildi, ama şu anda yediğin şey kucağında olduğun adamın yarrağından da başka bir şey değildir.
Ve acı olan şey ne biliyor musun, bilinçaltın seni şefkat aramak için yönlendirirken sen artık sadece yarrak arayan götün teki olmuşsundur.

Bu yüzden yapamazsın durduramazsın kendini. Bazen gecede 1-2 saat arayla 2 farklı kişiyle beraber olursun. Ama tabii bunu da sadece şefkat arıyorumla açıklamak ahlaksızlık olur. Kendi kendini kandırmanın alası olur. Ama yinede bilirsin elinde değildir bu. Kontrolü çoktan kaybetmişsindir. Götün başın ayrı oynuyordur ve kaybeden de senden başkası değildir..

Aslında şimdi bunları yazdımya, dönüp baktığımda şunu anlıyorumki; insan her yaşta şefkat istiyor.
Oysa ben küçükken; büyüyünce şefkate ihtiyaç duymayan mutlu insanlar olacağız sanıyordum. Ama öyle değil. İnsan büyüdükçe hayatta ne kadar yer kaplıyorsa, canı o kadar çok yanıyor.
Belkide kısa boylu olduğum için yatıp kalkıp allaha şükr etmeliyim =)
Neyse işte, sex bağımlılığı hakkında yazmak istiyordum ve yazdım. Rahatladım mı derseniz, evet rahatladım.
Şimdi bi kuş kadar hafif ve tek taşla vurulacak kadar kolay bi lokma olmaktan çıkmaya çalışıyorum.

4 yorum:

bir tırtıl dedi ki...

yapma böyle! aşk mı sexten çıkar, sex mi aşktan çıkar şeklindeki tavuk-yumurta kısır döngüsünde dolanıp durma. bir karar ver, hangisini istiyorsun, eğer aşksa biraz dua etmen yeterli. ne olacak diye düşünme bence! bırak olan olsun. eğer istediğin sexse, onun için anladığım kadarıyla sokağa ya da birkaç mekana gitmen yeterli. başka bi şey yapmana gerek yok.

kezbanca dedi ki...

yapılan yanlışları böyle acıklı acıklı yazınca hatamız yokmuş gibi duruyoruz ya,hah işte siksinler onu!! az orospu değiliz biz nokta...

Hayat_Erkegi dedi ki...

@kezbanca sen okuduklarını götünden anlamışsın. Ben yazdıklarımda hatanın bende olduğumu söylüyorum. Sense diyorsunki "...yandı götümün ağzı."

sırtlan dedi ki...

http://www.etravelphotos.com/photos/2005ke/2005ke-1006-101d-w.jpg