Basın Açık Laması: Yazmayı seven ve hatta yazarken eğlenen biriyim. Blogda yazdıklarımın tamamını yaşamadım, yaşamıyorum. Yazdıklarımın içinde; arkadaşlarımdan dinlediğim güzel anılar, çevremden duyduğum konuşmalardaki küçük tatlı anlar, birinin başından geçmiş ve onu üzen olaylardan etkilendiğim için buraya yazmaya karar kıldığım şeyler de var.. Ama yazarken, sanki yaşanılanları ben yaşıyormuşum gibi hissettiğimden dolayı, birinci ağızdan yazmak beni rahatlatıyor. Başka türlü de yazamıyorum. O yüzden "hayatlarınızın küçük bir anından ilham alıyorum" deyip, bu bahsi kapatmak isterim.
Ve son olarak; eğer sizde acı veya tatlı anılarınızı benimle paylaşarak, ilerleyen günlerde (2-3 gün sonra veya 3-5 yıl sonra bile olabilir) yazılarımda yer almasını isterseniz hayaterkegi@gmail.com'a mail atabilirsiniz. Sevgiler.

6 Ağustos 2011

Sikimde olan her şeye dair bir şey: Yalnızlığım...

Bu aralar "hayatım boyunca çok mu kafasının dikine yaşayan biriyim" yoksa "çok mu sikinin keyfine göre yaşayan biriyim" onu düşünüyorum. Çünkü,  ne canım sıkıldığında "hey naber götoş, ne yapıyosun? bugün buluşup akşama kadar salak salak konuşalım mı?" diyebileceğim bir arkadaşım var, ne de bunun dışında başka bir şeyim. Aslında olmuyor da, olamıyor da. Hani bunu farkettimya, kendimi çok güçsüz hissettim lan. Böyle tarifsiz bi sıkıntı bastı içimi, tarifsiz bir acı.

Ulan bahçede yetişen fasulyenin bile ayakta durması için yanında kupkuru bile olsa bi sırık oluyor, ama ben yapayalnız yaşıyorum. Oysa arkadaşlarım var, dostlarım var sanıyordum, meğer aslında hiç bi sikim yokmuş sandığımdan daha yalnızmışım. Yaş aldıkça da bunu daha iyi anlıyorum.

Şimdi bunları farkettimya, aklıma işte şunlar da gelmiyor değil;
Belki de hep yalnızlığımı görmezlikten gelmeye çalıştığım için bu kadar fazla kişiyle tanışıp, sonrasında yalnızlığımı ucuz sex anılarıyla alt etmeye çalışıyorum. Sex yapınca da bilinçaltıma "heyy bak ben yalnız değilim, altımda biri var ve nasıl da inliyor, hey bak ben yalnız değilim, üstümde biri var beni nasıl da inletiyor" mesajları gönderiyorum. Bilinçaltımda eşşek değilya, o an mesajı alıyor ve her yerini tercihli bi sus pus kaplıyor. Zaten bu yeni tanışmalardaki bir kaç günlük süren ilişkilerim bile yok denecek kadardır. Çünkü kendimi siktirmekten vazgeçtiğim anda ilişkilerim de otomatikman bitiveriyor...

Aslında ne zamandır bunun farkında gibiydim. Çünkü ortada hiç bir şey yokken böyle ani gelen durgunluklar vardı üstümde. Son bir haftadır da ne olduğunu çözmeye çalışıyordum. Sonra bu sabah otobüste göz göze geldiğim adamın birine dalıp dalıp gittim. O bana baktı, ben ona baktım derken, adamın ineceği durağa geldik ve o inip gitti. Sonraki durakta başka biri bindi ve yanıma gelince de bu sefer onla bakışmaya başladık. Ona sebepsizce yaklaşmak istediğimde anladımki aslında canım ne sikişmek istiyor ne de ona dokunmak. Canım sadece birine yakın olmak istiyor.

Çünkü hayatımın büyük bi bölümünü kaplayan yalnızlığı alt etmeye çalışırken, farkında olmama rağmen bilinçaltıma itip "bunu hiçbir şekilde kendime itiraf etmemeliyim" seçeneğini seçmişim ve durum böyle olunca, her adımda ayaküstü sikimsonik bi flörtleşme yaşayarak kendime "aslında yalnız biri olmadığım" sinyalleri göndermeye çalışıyorum.

Şimdi yukardaki cümleleri yazarken de başka bir şeyin farkına vardımki, aslında bu gibi durumlarda karşımdaki kişi benimle ilgilenmeyince; sırf benimle ilgilensin diye, sırf ilgi alanına girmek için sadece onun farkına varabileceği feminen hareketler sergilemeye başlıyorum. Çünkü hayatımı kaplayan ama benim görmezlikten geldiğim yalnızlığı alt etmek isterken, sağda solda karşılaştığım ve anlamsızda olsa bana küçük bi bakış atan herkesin ilgi alanına girip orda kalmaya çalışıyorum. Belkide bu sadece yalnızlıktan değil, ilgiye aç olmamdan da kaynaklanıyor olabilir.

Evet aslında yalnızlıkla karışık ilgiye açım, hemde çok aç. Oysa yalnızlığı alt ettiğimi sanıyordum.
Demek olmuyor, yalnızlık duygusunu hiç bir zaman alt edemiyorsun. İşte şu sıralar olduğu gibi dönem dönem ortaya çıkıp beni en alta çekip, yerle bir ediyor. Sonra bende bi sikim olmadığımı, aslında kocaman bi sıfır olduğumu yeniden farkediyorum. Kendi kendime doğrusunu söylemek gerekirse;
Aslında hiç bi zamanda bi sikim olmadım ve olamayacağım. Değersiz, gerizekalı ve yaşı 30una az kalmış olmasına rağmen elinde sex yapacak birilerinden başka, yakınında hiç kimse olmayan sıradanın altında daha yalnız biriyim. Ama bu duruma alışmış olmama rağmen, işte arada bir bazen böyle tsunami dalgası gibi acımasızca vurup geçiyor. Geride ise, görünmeyen yaralarla dolu bi halde kendini toparlamaya çalışan ben kalıyorum.

6 yorum:

Mavi Balon dedi ki...

Yazını okurken, şu son günlerde izlediğim vampir dizilerindeki vampirlerin yalnızlıkları gibi olduğun geldi aklıma. Hayatın gerekliliklerini yapmak yanında aslında derinlerde bir yerde bir anne şefkatiyle okşanmak, bir baba edasıyla omuzuna vurulmak, kardeş sarılmasıyla yaşanacak kan bağını güçlendirmek falan. Vampirlerden bir farkın yok gibi vampir değilsin değil mi?

Okyanusss dedi ki...

Aha aynen anlattığın gibi o kadar yalnızım ki, bir kişide arkasını bana dönmesin diye bakıyorum tamam diyorum ama yine olmuyor yine kalbim kırılıyor.Seni o kadar iyi anlıyorum ki. .

cedric volokine dedi ki...

bir ara bu yalnızlık tribine bende girmiştim ve uzun zaman içinden çıkamamıştım. kendimi alkole vuruyor sürekli ibrahim tatlıses'ten yalnızım dostlarım dinliyordum. sonra baktım ben dinlerken yanımda müzikle kafasını siktiğim bir kaç kişi var. demek ki yalnız değilmişim diyerek 3-5 gün kendimi aynı şekilde oyaladım. yalnızım dosatlarım yalnızım yalnız diye inlerken bir taraftan götümle içmişe dönene kadar içiyordum. sonra biri geldi, lan cedric senin derdin nedir? dedi ve biraz konuştuk. bu eleman benimle beraber içerdi ama bir o kadar hacı hoca gibi bir şeydi. surelerden girdi hadislerden çıktı sonra bana yalnızlık allaha mahsustur dedi. onun o kızarmış ve alkolden yarı kaymış sıfatına bakıp o zaman benim yaladığım ne? soruma aldığım sus lan deyyus cevabı aklımı başıma getirdi.

Pinhan dedi ki...

beklentileri bırak...

Hayat_Erkegi dedi ki...

@pinhan önerdiğin tespitin müthişti. Gerçekten haklısın, sağol.

Biri işte... dedi ki...

Uzun zamandır takip ediyorum sizi beğeni ve ilgiyle okuyorum.Fakat bu yazı o kadar ben ki bunu paylaşmak istedim.Düşüncelerimi siz dillendirmişssiniz.

(Ulan bahçede yetişen fasulyenin bile ayakta durması için yanında kupkuru bile olsa bi sırık oluyor, ama ben yapayalnız yaşıyorum. Oysa arkadaşlarım var, dostlarım var sanıyordum, meğer aslında hiç bi sikim yokmuş sandığımdan daha yalnızmışım. Yaş aldıkça da bunu daha iyi anlıyorum.)
Çok doğru..