Basın Açık Lama'sı: Yazmayı seven ve hatta yazarken eğlenen biriyim. Blogda yazdıklarımın tamamını yaşamadım, yaşamıyorum. Yazdıklarımın içinde; arkadaşlarımdan dinlediğim güzel anılar, çevremden duyduğum konuşmalardaki küçük tatlı anlar, birinin başından geçmiş ve onu üzen olaylardan etkilendiğim için buraya yazmaya karar kıldığım şeyler de var.. Ama yazarken, sanki yaşanılanları ben yaşıyormuşum gibi hissettiğimden dolayı, birinci ağızdan yazmak beni rahatlatıyor. Başka türlü de yazamıyorum. O yüzden "hayatlarınızın küçük bir anından ilham alıyorum" deyip, bu bahsi kapatmak isterim.
Ve son olarak; eğer sizde acı veya tatlı anılarınızı benimle paylaşarak, ilerleyen günlerde (2-3 gün sonra veya 3-5 yıl sonra bile olabilir) yazılarımda yer almasını isterseniz hayaterkegi@gmail.com'a mail atabilirsiniz. Sevgiler.

13 Ocak 2011

Azraili gördüm ve götüm değil, kalbim yusuf yusuf attı

Tam olarak hatırlamıyorum ama sanırım 1-2 ay gibi bir süredir falan, sevişmeme orucuna girmiştim ve sevişmiyordum. Bu durum yıllardır sevişmeyenleriniz için 1-2 ay mı? O da neki? gibi bir şaşkınlık yaratabilir, ama benim gibi kuduruk biri için 1 ay eşittir=10 yıl demektir. Sevişmeme nedenim de, bi tek oruç değildi tabii. Belki hayatıma biri girer ve artık bi tek onunla sevişirim diye düşünüyordum. Hani bi anlamda, hayatımda yalnızca biri olsun, sadece onunla o bokları yiyim diye de durulmuştum. Ama bi türlü aşk maşk sevgili, bok püsür olmayınca durdum durdum durdum ve önceki gece çıkıp tek başıma bara gittim.

Barın kapısından içeri girmiştimki saatin 00:00 olduğunu yeni farkettim. Sevişmeme orucunun artık biyolojik saatime de tak ettiği açıkça belliydi. O saatte bara girdiğimde ilk gelen müşteri olmadığıma sevinsemde, ilk gelen 5 kişi arasında olduğumu görünce kendi kendime göt oldum. Zaten o kadar uzun süre bara gitmeyince garsonlar da merak etmişler beni görünce "aaa şekerim nerdesin hiç görünmüyorsun, başına bir şey mi geldi" diye muhabbetini yaptık. Bende "yaa işte biraz ara vermek istedim" falan diye cevaplar verdim.Zaten gay dünyasında biri uzun süre ortalarda görünmeyince ya AIDS olup öldüğü, yada kocaya kaçtığı varsayılır.
Lan harbidende iyi ara vermişim. Benki tavşan gibi yiyişen adam, 2 ay falan kimseyle yiyişmesin, gidip sürtmesin. Demekki isteyince oluyor. Gerçi oluyor ama evde porno izleye izleye de bi hal olmuştum ya neyse.

Bide insan bara erken gidince tuhaf oluyo lan. Kendimi barı kapatmış gibi hissettim valla. Ohhh maşallah maşallah. Düşünsene kocaman bar  ve içerde müşteriden çok garson var ve hatta her müşteriye 2 garson düşüyor. Garsonlarda ilgilenecek kimse olmayınca müşterinin başına toplanıp canımlı cicimli laflarla kafasının etini yiyorlar. Zaten kapıdan girdiğimde barı boş görünce, mallığımı saklayıp sanki farkında olarak gelmiş gibi yaparak hemen soldaki barın taburesine oturup,  barmen amcadan bi enerji içeceği istedim. Barmen amca lafını da öylesine demiyorum, harbiden barmen amca yani. Yaşı 55 kesin vardır. Aslında 60 diycem ama o kadar olmaz diyorum diye 55 normal diyim. Neyse barmen amca, markası belli olmayan bi enerji içeceğini buz dolu bardağa doldurup önüme bıraktı. Ücretini ödedim, pipeti çıkarıp kenara bıraktım. Şu pipetlere alışamadım gitti. Pipetle bir şey içerken, kendimi sokak ortasında beslenme çantasında meyva suyunu çıkarıp içen, küçük sümbüklü çocuklar gibi hissediyorum.

Neyse işte, taburede biraz daha oturunca içeriye 3-5 ibne daha geldi. Ortam onlar sayesinde biraz canlandı. En azından ortaya geçip, Murat Boz şarkıları eşliğinde oynadılar falan iyiydi. Sonra adamın biri geldi yan tabureye dikildi. Yaşı 35 üstü falandı kesin, ama hoşlanamadım. Bide sonradan sorduğu ingilizce sorularla yabancı olduğunu öğrenince hepten kıçımı öte tarafa döndüm. Ama o habire soruyordu, bende "ay dont now inglişşşşş" diye cevap verip durdum. Baktım ikide bir durmadan yine soruyor, yüzüme mahcup bir eda takınıp başka yöne döndüm. Aslında pantolonunun yan  tarafından sarkıttığı o uzun ve kalın zincir olmasa; belki yüzüme tatlı, yavşak bir gülümseme takıp ingilizce bilmememe rağmen bir şeyler geveleyip muhabbeti uzatmaya çalışırdım. Hatta baktım olmuyor, 18 lik ilgi oruspusu genç kız gibi sadece gülümseyip gözlerinin içine bakardım. Ama o zinciriin metalik soğuk rengi, adamın havasınıda bastırıyordu.

Neyse sonra adam bi kaç defa daha bir şeyler sorunca, baktım olacak gibi değil bardağımı aldım, montumu da sandalyeye asıp, barın diğer köşesine gittim. Orda böyle tek başıma, zikre girmiş derviş gibi dakkalarca sallan sallan baktım sıkılıyorum bahçeye çıktım. Sonra zaman su gibi akıp saatler 01:00 olunca, ortalık biraz daha kalabalıklaştı. Bende rahat rahat gelip gidenleri kestim. Bu arada beğendiğim ve daha önce bir kaç defa öpüştüğümüz ve öpüşmenin hemen ardından eve davet edince gitmediğim 45 yaşlarında bi adam geldi. O güzelim bıyıkları, kır saçları ve pörtlek gözleriyle artık eskisi gibi beni heyecanlandırmıyordu, ama hala hoş bi havası var. Her gördüğümde içimden "keşke beni kucaklasa, sımsıkı sarsa, sonra başıma öpücükler kondursa" diyorum. Tabii bu arada farkında olmadan ellerimi yan ceplerime atıp; terkedilmiş, yavru sokak köpeği gibi baktığımı söylememe gerek yok. Ne yapıyım yaşlılardan da hoşlanıyorum ve onları gördüğümde hep böyle oluyorum. Gerçi sonradan kendimi toparlıyorum, ama bu piçe karşı bi türlü toparlayamadım gitti gitti. Ama olsun o da beni sürekli sikmek istemesine rağmen bende her defasında "hayır" diyorum.

Yalnız biz onla her karşılaşmamızda bu sahneleri tekrar tekrar yaşamamıza rağmen, hala neden ileri götürmek istemediğimi anlamıyorum. Başka biri olsa ohooooo sikmiştim ecdadını ama bilmiyorum işte bu adamda beni durduran bir şeyler var ve ben böyle durumlarda sadece hislerime güvenirim. Yalnız, his mis bi yana, adam o biçim ya neyse. Gerçi sanırım siksalak olduğu için, aklı fikri sikişmekte olduğu gitmiyorum. Yoksa biraz duygulara önem veren biri olsa...

Neyse, zaman geçtikçe baktım beğeneceğim gibi kimse gelmiyor bende onla biraz kesiştim ve bir iki defa karşılıklı gülüştük falan. O arada bi baktım hoop ilerden bi çocuk bana bakarak geliyor. Allam ne hoş bi şeysin sen deyip, bende direk ona daldım ve böyle o yanımdan geçip gidinceye kadar da birbirimize takılıp kaldık. Töbe yarabbim gerçek falan değildi her halde dedim kendi kendime. Kirli sakalı, kara kaşlı, kara gözlü, ideal kilosu, kalem gibi çizilmiş dudakları, hafif baygın bakışlı, boyu benden 15 cm kadar uzun ve gayet rahat. Hatta dünyayı sikine takmayan bi havası var. Biz onla böyle karşılıklı dalmışken o, bu arada bi kaç kişiyle selamlaşıp bahçeye çıktı ve ben arkamı dönüp bi kaç defa daha baktım, o da bana bakıyordu. Ağzım açık bi şekilde içimden "töbeee yarabbim, sen nesin yahu" diyorum böyle içimden. Sanki 2 aylık sabrımın ödülü falandı.

Ama yani abartmıyorum böyle ayılıp bayılacağım bi tip. Hey maşallah kanatları olsada şöyle ortalığın tozunu kaldırsa diye düşünürken, bahçede birilerine beni gösterip bir şeyler konuştu. O arada onlarda bana baktılar, ben yeni yarrak görmüş gelin numarasını yapıp, utanmış gibi önümü döndüm ve o anda çalan müziğin kime ait olduğuna bakmaksızın yerli yerimde sallanmaya başladım. Ayy şimdi böyle söylüyorumda inşallah müziğin ritmine uyacak şekilde sallanmışımdır. Çünkü aklım fikrim o olmuştu ve ne yaptığımı pek bilmiyorum. Böyle elim ayağım birbirine karışmamıştır inşallah.

Sonra baktım olacak gibi değil, bende çıktım gittim bahçeye. Böyle masalardan birine dayanıp ona taraf döndüm ve dönünce hoooop dakka bir gol bir misali onun da bana baktığını gördüm. Bana baktığını görünce hooop hemen salak numarasına yatıp, yakalanmış gibi arkamı döndüm ve sanki utanmışım gibi başımı önüme eğip, böyle şu an hatırlıyamadığım garip gurup hareketler falan yaptım ve tekrar dönüp ona baktım. Allam hala ordaydı ve bana bakıyordu. Ohaa dedim içimden, manyak o kadar salak suluk haraketler yaptım hala bakıyordu. Aradan 1-2 dakka geçince hoop bi baktım çıkageldi. Karşımda durup, ciddi bi şekilde gözlerime baktı, kalp atışlarım o kadar hızlanmıştıki içimden "her halde azrail bu olsa gerek, kesin canımı falan alcak" dedim. Zaten ben tam kendimden geçip ruhumu teslim edecekken havalı bi şekilde "merhaba" deyip elini uzattı.

----------------Bu yazının devamı için tırtıkla-----------------

9 yorum:

ibnenin onde gideni dedi ki...

ay sen nasıl bi orospu oldun çıktın başımıza anlamıyorum ki..

athırsızı dedi ki...

arkadaş hersey merhaba içinmiydi. Devamına saklamıssın herseyı ya

karakedi dedi ki...

tam heyecanlı yerinde kesiyorsun ya yazıyı... milletten küfürü yiyorsun söyliim!

Sade dedi ki...

Ulen tam da burda kesilir mi beeee??????!!!!!!!!!€&@&€@&€@&€&@@&&@@@&€€@&€&@&€€@@&€@&&@€&@&@&€€&"&€€&@"&"@&€@@@!!!!!!!!

feanor dedi ki...

Yazılarındaki hoooplar gitgide artmakta :) O değil de neresi burası? Tekyön?

Ben 3 ayda bir falan gidiyorum, her seferinde "yeni et" oluyorum o yüzden, eğlenceli. Gerçi eve gitmeye tırstığım için kızgın bakire de olabilir lakabım, kısmet.

Hayat_Erkegi dedi ki...

@İbne =))

@athırsızı =))

@Karakedi hacı heyecanlı yerinde kesmedim =))

@Sade küfür ettiysen aynılarını dana ediyorum ona göre asadasdasdasdasdas

@Feanor evet cınım orası TEKYÖN. Severim orayı =)

feanor dedi ki...

Garip gelebilir ama, herkese piç derken bana cınım deyince küfretmişsin gibi hissettim, yeminle canımı acıttın.
asdfasdsadfas
Neyse, yerler!

Hayat_Erkegi dedi ki...

@feanor garip değil haklısın valla. Ama sabırlı ol, hak ettiğin an bascam sanada küfrü =)) asdasdasdasdasdas

O Gay; Ben de... dedi ki...

hayır başlığa bakıp okumaya başlayınca içimden geçenler;

hah şimdi saldırıya uğracak

tamam şimdi peşine takılıp gidecek o gösterdiği arkadaşları ile tecavüz edecek

zincirli burada devreye girecek falan :)

neyse 2. bölüme geçelim...