Basın Açık Laması: Yazmayı seven ve hatta yazarken eğlenen biriyim. Blogda yazdıklarımın tamamını yaşamadım, yaşamıyorum. Yazdıklarımın içinde; arkadaşlarımdan dinlediğim güzel anılar, çevremden duyduğum konuşmalardaki küçük tatlı anlar, birinin başından geçmiş ve onu üzen olaylardan etkilendiğim için buraya yazmaya karar kıldığım şeyler de var.. Ama yazarken, sanki yaşanılanları ben yaşıyormuşum gibi hissettiğimden dolayı, birinci ağızdan yazmak beni rahatlatıyor. Başka türlü de yazamıyorum. O yüzden "hayatlarınızın küçük bir anından ilham alıyorum" deyip, bu bahsi kapatmak isterim.
Ve son olarak; eğer sizde acı veya tatlı anılarınızı benimle paylaşarak, ilerleyen günlerde (2-3 gün sonra veya 3-5 yıl sonra bile olabilir) yazılarımda yer almasını isterseniz hayaterkegi@gmail.com'a mail atabilirsiniz. Sevgiler.

17 Ocak 2011

İnsan her şeyden önce kendini tanımalı, neyi neden yaptığını iyice anlamalı

Bu yazı şu yazının devamıdır: ŞU YAZI

...O elini uzatıp "merhaba" deyince bende "merhaba" deyip elimi uzattım. Karşılıklı adımızı söyleyip memnun olduk. Ben böyle eriyip gidiyorum, o da zaten bunun farkında. Ama buna rağmen yinede alttan almamaya karar verdim. Sonra böyle hıımmmm falan filan gibi bir şeyler geveledik. "Yalnız mısın" dedim evet diye yanıtlayıp aynı soruyu bu sefer o bana yöneltti "evet" diye yanıtladım. Sonra bi baktım hiç lam cim yapmadan, şöyle bi cümle kurdu "ya kusura bakma ama ben direkt soruyorum A mı? P mi? diye" bende gülümseyip "A veya P olmak gibi bir sınıflandırmam yok, o an istediğim gibi takılıyorum. Kendimi nasıl rahat hissediyorsam takılırım, ama çok ileri gitmeden, bitirmeyi seviyorum" dedim, o da "nasıl yani?" diye sordu bende "sadece sevişmekten hoşlanıyorum, ilişkiye girmiyorum. Ama ilişki bölümüne kadar rahatımdır" dedim.

Benden böyle bi cevap alınca yüzü biraz asıldı, bende bu sefer "senin tercihin ne?" diye sordum, o da "A yım" diye yanıtladı "hımm, iyimiş" diye başımı sallayıp bakıştık ve sonra bahçeden dışarıya bakınıp uzaklara dalma numarası yaptık. O anda içimden "a-p ne ulan, işte hoşlandık birbirimizden, gel etme eyleme şurda 2 dakka ayak üstü sevelim birbirimizi, seninde gönlün hoş olsun, benimde" diye cümleler kuruyorum. İlişkilerde A veya P ayrımı yapmak bana çok saçma geliyor. Nedense bi türlü buna alışamadım. Çünkü yatağa girdiğinde canın nasıl davranmak isterse öyle davranmalısın, şuyum buyum deyip kasmanın ne anlamı var ki?

Sonra böyle karşılıklı dalma numarasının yarısında o bana dönüp "ben içeri geçicem, görüşürüz" diyince, ben de "okey, görüşürüz" diye cevap verdim ve o gitti. O içeri girince, diğer köşede yaşlı kurtun bizi izlediğini gördüm. Bana bakıp gülümsedi ve o öyle pis pis gülünce bende içeri geçtim. Sonra kolonlardan birine dayanıp böyle kendi halimde sallanıp dururken yaşlı kurt yine geldi ve diğer köşeye geçip tekrar bana odaklanmaya başladı. Bende baktım kesicek kimse yok, egoma yarasın, götüm kalksın diye onla bakışmaya başladım. Arada gülüştük falan sonra bu ibnenin gittikçe büyüyen gülümsemesinden işlerin kötüye gideceğini düşününce cebimden, telefonumu çıkarıp oynamaya başladım. Böyle böyle oyalanırken hoop bi baktım azrail  ortalarda bi yerde arkadaşlarıyla konuşurken arada bir dönüp bana bakıyor. Onun bana öyle arada dönüp bakmasıyla götüm tavan yaptı ve telefonu cebime atıp bende ona bakmaya başladım.

Ona bakınırken iki elimi de cebime atıp, sağ ayağımı kolona yasladım ve sol ayağımla müziğin ritmine göre birşeyler yapmaya çalıştım. Böyle nedense o bana bakınca değişiyordum. Birde yüzü bana çok tanıdık geliyordu ama bi türlü çıkaramadım kim olduğunu. Daha önce tanışmışmıydık hatırlıyamadım bi türlü. Gerçi tanışsak hiç unutmazdım ama nedense yinede tanıdık gibi geliyodu. Sonra müziğin ritmine göre kolona yaslanmış, eller cebimde başka kimseye bakmadan sallanıp dururken yaşlı kurtu iyice unuttum. Ama onun hala bana dalıp gittiğinin farkındaydım. Böyle böyle aradan bi 15 dakka falan geçmiştiki azrail yine yanıma geldi.

Böyle "nelerden hoşlanırsın falan"  diye bi muhabbete başladık, bende "her şeyden hoşlanırım, öyle bundan hoşlanırım, şundan hoşlanırım diye bir sınırlamam yok" diye uzunca bi cevap verince o "hımm güzel" diye yanıtladı. Ama böyle arada o kadar çok şey konuşuyoruzki yüksek müzikten dolayı dediklerinin çoğunu anlamıyorum bile ve sırf geçiştirmek için sık sık "hımmmm" falan yapıyorum. Bide zaten müzikten dolayı böyle iyice yapışmışız birbirimize ve ben arada geri çekilip dudaklarına yakınlaşıyorum ama öpmüyorum biraz tahrik etmeye çalışıyorum. Oysa aslında erotik bi show yapıp onu kudurtmaya gerek yoktu. Bunu neden yaptığımı düşünüyorumda bir şeyler aklıma gelmiyor. Acaba dışardan gözlenince insan kendisi olmaktan vaz mı geçiyor? yoksa başka bir şey mi oluyor anlamadım. Oysa öncesinden hiç böyle hareketler yapmıyordum. Ama nedense biriyle yanyana gelince kuduruyordum. Hatta bunun sebebi izleniyor olmam olabilir. Çünkü onunla yakınlaşırken çevremizdeki gözlerin üzerimizde olduğunu hissediyordum ve bu inanılmaz bi zevk veriyordu. İzlenirken seviştiğim başka anları düşünüyorum da, aslında evet birileri beni izlerken seviştiğimde daha çok zevk alıyorum. Ve hatta sırf izlendiğim için daha iyi öpüşüyor, daha iyi dokunuyor ve nasıl davranmam gerektiği hakkında sanki dışardan bir ses beni yönlendiriyormuş gibi davranıyorum.

Sanırım deli falan olabilirim. Evet kesin zırdeliyim, yoksa kim onlarca kişinin arasında sevişmek için fırsat kollarki? Ve üstelik sevişirken ağır ağır davranıp karşımdakini kudurtmak için numaralar yapıyorum. Hatta bi gün adamın biriyle, barın ortasında onlarca kişinin önünde bu şekilde sevişirken, adam durup bana "şiir gibi öpüşüyorsun" demişti. Oruspuçocuğunu hala unutamamış olsamda, bazen bu cümlesi bir çok şeyi benim için özet geçiyor.

Neyse işte, ben Azrail'le bu şekilde yakın duruyorum ve bazen ben uzaklaşınca o yapışıyor. Durum böyle olunca bana "yalnız ben biraz sertimdir, kontrolün bende olmasını severim" dedi. Bende "hımm iyimiş, kontrol edilmeyi severim, çok mu sertsin" diye cevap verdim, içimden de "sanırım kırbaçla mırbaçla dövecek beni, belkide tokatlamayı seviyordur, belkide götümü yumruklamaktan zevk alıyordur" diye geçiriyordum.
Ama bunları düşünürken yüzüne baktım "lan adam melek gibi lan, valla o kadar tatlı bir şeyki bu sertlikleri ondan beklemek yanlış" dedim kendi kendime. Gerçi bi ara göte tokatlama şeysini yaptırmıştım ama zevk almayınca bi daha yapmadım. Lan götümün üstüne bi hafta oturamamıştım, göt yanaklarım kıpkırmızıydı ve ben artık koltuğa, sandalyeye falan oturunca o kadar ağrıyorduki bazen nerdeyse ağlar gibi oluyordum. Zaten göte şaplak olayı bana göre değil, bi daha denemedim.

Ayy neyse işte, ben bunları düşünürken, sanırım o içimden geçenleri anladı ve biraz tedirgin bir şekilde "ya sert severim derken öyle kırbaç falan kullanmak değil, ama sert olmayı severim" dedi. Bende onun bu panikli haline gülüp " belki kırbaçla da denenebilir" dedim ve o bu cevabımın üzerine, biraz geri çekilip, dudaklarını büzüştürüp kaşının tekini kaldırıp, yüzüme bakarak "waww" diye söylendi. Bende "evet olabilir, sınırlarım yok, sadece ilişki kısmında biraz ağırım, yoksa farklı şeyleri denemeyi severim. Zaten sıkılırsam olayı yarıda bırakır çıkarım" diye cevap verdim. Ben böyle konuşunca, o dudaklarını daha çok büzüştürdü ve "çıkmazsın, yapmazsın böyle bir şey değil mi?" diye sorup yüzünü ekşiterek bana baktı. Bende "yooo çıkarım, niye çıkmıyım ki? ama sıkılmamam lazım, çünkü zevk alacağım bir şey beni sıkacaksa neden zamanımı harcıyımki?" diye cevap verdim. O da elindeki içkiden bi yudum alıp " şunu içtikten sonra bana gidelim mi?" diye sordu "olur gidelim" dedim ve elindeki bardağa uzanıp, içinde bulunan pipeti alıp yere attım. Ben böyle yapınca, onun bi anda morali bozuldu ve asık bi surat ifadesiyle "niye yaptın?" diye sorunca "kötü duruyordu, o yüzden yaptım" diye yanıtladım, "hmmm" yaptı ve yüzü daha çok asıldı. Sonra içkiden bi yudum daha almadan öylece bi kenara bırakıp "hadi gidelim" dedi ve biz bardan çıktık.

Kapıda bi taksiye bindik ve adresi söyleyip arkamıza yaslandık. Takside fısır fısır konuşurken "ingilizce biliyo musun?" dedi, bende "türkçe dışında bildiğim bi dil yok" diye kısaca kestim. Ne iş yapıyorsun falan diye konuştuk ve sonra "gergin gibisin, eğer ingilizce biliyorsan hani daha rahat bi muhabbet ederiz" diye ekledi, dönüp gülümsedim.

Sonra işte eve girdik ve aslında benim götüm o anda yusuf yusuf atmaya başladı. Çünkü yol boyunca gerginliğimin nedeni, barda biraz fazla mallaşmamın nedeni falan hep içimden "ya bunla bi yere çekilirsek ve yiyişirken soyunmak zorunda kalırsam ne yapcam?" düşünceleriydi. Çünkü hava soğuk diye altımda bildiğin ev pijaması vardı. Böyle kalın ve üstelik yünlü falan. Ayy allahım rezil olcamm falan düşünceleri arasında, bi yandan onu da kaçırmamaya çalışıyorum böyle garip bi ruh haline büründüm. Çünkü pantolonun altında giydiğim pijama yüzünden böyle bi tipe hayır dersem, bi daha da asla elime düşmez ve bununla bi daha nah yiyişirim diye düşünüyorum. Bi yandan da içimden "lan pijama kolay bi ara yalnız kalırsam tuvalate kaçar çıkarıp sırt çantama atarım" diye düşünüyorum. Böyle bu içimdeki gel gitlerde zaten ayrı bir tuhaflık sergilememe neden oluyordu.

Neyse işte eve girdiğimiz gibi, ben hemen "ya tuvalet nerde? ben bi tuvalete gidiyim" diye sordum, o da şu tarafta diye bana yol göstererek sırtımda montum ve çantamla tuvaletin yolunu aldık. Tuvalete girdiğimde baktım o da benimle geldi. Çişim olmamasına rağmen oturup işeme numarasına geçtim, pantolonla beraber pijamayıda dizlerime kadar indirip klozete oturuverdim. Allahım, ben onun gitmesini beklerken, o da krem falan bir şeyler aldı uğraşıyordu. Sonra o gitmeyince bende suyu açtım böyle ses çıkaran hareketler yaptım ve o  bu arada dışarı çıktı. O gittiği gibi ben hemen kalkıp pantolon pijama ne varsa çıkardım ve pijamayı çantaya tıkıştırıverdim, bi yandan da o dönüp gelecek diye kalbim öyle bi atıyoki anlatamam. allam rezil olcam düşünceleri arasında ışık hızıyla pantolonu tekrar giydiğim an o kapıdan girdi ve ben çantayı alıp salona çıktım. Sonra oda ardımdan geldi ve şuraya geçelim diyerek kocaman bi odaya geçtik ve odanın ortasındaki 100 (yazıyla yüz) kişilik yatağı gördüm. Yatak o kadar büyüktüki, üstünde Başkomutanlık Meydan Muharebesi rahatlıkla yapılabilirdi. İçeri girip çantayı kenara bıraktım ve montumuda üstüne attım.  Sonra kapıyı kapattık ve işte o an olay koptu..

Hiç oyalanmadık, sonuçta buraya ne bok yiyeceğimizi bilerek gelmiştik. Hiç öyle yılışmalar, çok yakışıklısın yalakalıkları olmadan, boş bir muhabbet falan olmadan daha ayaktayken olay koptu. Yatağa nasıl girdik, hangi köşede başlayıp hangi köşede soluklanıp, hangi köşede tekrar biribirimizi tırmalamaya başladık hiç hatırlamıyorum. Ama aklımda olan tek şey birbirimize hayvan gibi davrandığımızdı ve aslında bilinç altımda onun sertliğine karşılık, bende sürekli ona karşılık veriyordum ve bu hoşuma gidiyordu. Hani sevişmekten çok, iki sokak köpeği gibi boğuşuyorduk diyebilirim. Böyle böyle olunca o pes etti ve kontol bana geçti. Gerçi altımdayken bi kaç defa daha hamle yaptı, ama iki elini tutup yatağa iyice bastırdım ve gözlerinin içine baktım. Bu şekilde bi kaç saniye durduk, derin derin soluklanıp bakışmaya devam ettik ve dudak dudağa yapışıp tekrar boğuşmaya başladık ve bu sefer kontrolü ona bıraktım. Aramızda bu üstünlük sağlama çabası bazen benim kedimi ona bırakmam, bazen de onun kendisini bana bırakmasıyla devam edip durdu.

Bi ara yine farkında olmadan yatağın diğer köşesine geçmiştik, durduk ve sağ elimle çenesinden yatağa bastırıp dudaklarını birleştirdim. O ne olacak diye bi bakış takınıp bakarken durdum, hiç bir şey yapmadık, böyle bu halde bir kaç saniye bekledik ve aniden dudaklarını birleştirip ısırmaya başladım. O başını kaçırmak isterken rahat bıraktım ve bu sefer o üstüme çıktı daha sert bi şekilde devam ettik. Bu haldeyken yatağın diğer köşesine geçmiştik. Sonra olay bu iniş çıkışlarla devam edip artık dayanamayınca bacaklarını omzuma atmamı istedi ve sonrasında noktayı koyduk. İkimizde yorulmuştuk ve yanyana uzanıp kaldık. O anda sarılmak istedim ve sarıldık.

Sarılırken şimşek çaktı, biz onunla daha önce barda tanışmıştık. O zaman saçları şimdi olduğundan daha uzundu ve yüzü traşlıydı. Çok sık karşılaşıyorduk ve sürekli bakışıyorduk. Sonra ona dönüp "aslında biz daha önce tanıştık değil mi?" diye sordum, o da "evet" diye yanıtladı. Ben o an tanışma anımızı hatırladım:
Yine Tekyön'de karşılaşmıştık ve aylarca sadece biribirimize bakışıp durmuştuk. Sonra bi gün yine bu karşılaşmalarımızdan birinde o arkadaşlarından ayrılıp tuvalete gitmişti ve bende arkasından gidip, tüm  pisuvarların boş olmasına rağmen onun yanına gidip işerken "merhaba tanışalım mı?" demiştim. O da istifini bozmadan "olur tanışalım" demişti ve tanışmıştık ve işememizin ardından da başka da muhabbet etmemiştik. Bende içimden "zaten gidip tanıştım, devamı gelsin istiyorsa kendisi gelip başlasın" diye düşünüp bi daha muhabbet kurma çabası içine girmemiştim ve onu da artık görmemezlikten gelmiştim. Tabii durum böyle olunca, ben o tanışma olayını tamamen unutmuştum.

Neyse onunla daha önce böyle tanışmıştık ve bu tanışma olayını kafamda çözünce bu sefer aklıma " hani hiç ilişkiye girmeyecektin?" sorusu geldi. Haa ne oldu, bak Aktifim diye söylenen adamın götüne koydun bile? neden yaptın bunu? amacın neydi? hani bazen düşününce midem bulanıyordu? hani kaldıramazdın, demek ki? isteyince milleti bağırta bağırta sikebiliyosun. Peki şimdiye kadar neden istememiştin? neden hiç düşündün mü? Bu soruları kendime sorup durdum.
Sonra neden ilişkiye girmek istemediğimi düşündüm. Asıl sebebi, ne inandığım dinin bu olayı günah sayması, ne toplumun bilmem boş salak muhabbetleri, nede başka bir şeydi. Aslında ilişkiye girmememin nedeni hastalık kapacağımı düşünmemden kaynaklanıyordu ve başkada bi sebebi yoktu. Evet sırf hastalık kapıp ölücem diye düşünmekten dolayı kimseyle ilişkiye girmiyordum, yoksa başka bir nedeni yok. Bu durum sadece aktif olmakta değil, pasif olmamda da etkiliydi.

Böyle böyle sarılmışken, derin düşüncelere dalıp gidiyordum. Peki bugüne kadar ilişkiye girmiyordumda bununla neden ilişkiye girdim diye düşünüp durdum. Sanırım sevişme esnasındaki o köpek gibi mücadele ve sonrasında kendini ispat etmek istememden kaynaklanıyordu. Ama hayvani bir ispat etme çabası değildi, zevk alıyordum ve onunda bundan zevk aldığını görünce daha bir baskın çıkmaya başlamıştım. Neydi bu, neler oldu? Düşündüm düşündüm bir şey bulamadım. Birde sanırım, seks sonrası birine ilk defa bu kadar içten sarıldım ve zaten önemli olanda buydu. Eğer boşaldıktan sonra hala sarılabiliyorsan olay tamamdır. Sonra bu halde bi yarım saat kaldık. Bu düşünceler arasında, artık evden de çıkmak istedim ve ona "ailemle yaşadığım için gitmek zorunda" olduğum yalanını söyledim.  "Tamam başka zaman görüşürüz" dedi ve çıktım. Yolda sevişme sonrası, göte koyma nedenleri üzerinde biraz daha kafa patlattım ve eve gelince saat sabahın 5'i olmuştu.

Çocuk benden 2 yaş büyüktü. Boy, pos, kalıplı, her bokuyla benden daha iyiydi. Sanırım nedeni buydu, ona sahip olmayı kendim olmak gibi algılamıştım. Belkide başka bir şey, ama nedenini tam bilmiyorum. Belkide sex'in anlamı budur. Sende olmayanı sahiplenmek için yediğin boktur. Cinselliğin dinler tarafından neden tü kaka diye anıldığını bazen düşünmüyor değilim. Ama sex esnasında insan çok bencil oluyor, karşındaki beden tüm haklarıyla senin olsun istiyorsun. Bu tuhaf bir şey, başka bi bedene sahip olmak, ona hükmetmek insana kendini tanrı gibi hissettiriyor. Aslında tanrı gibi derken, yani güçlü hissettiriyor. Çünkü onu sikerken kendimi hiç olmadığım kadar iyi hissettim, hiç olmadığım kadar mutlu ve güçlü hissettim. Bunun gibi yüzlerce şey aklıma geliyor, ama şu an aralarından çekip alabildiğim en net düşünce buydu.

24 yorum:

athırsızı dedi ki...

müdür sen ucmussun ya:)

kremkaramel dedi ki...

"Belki de sex'in anlamı budur. Sende olmayanı sahiplenmek için yediğin boktur."
Bunu bi düşüniim...

Sade dedi ki...

1- a veya p ayrimi yapmiyor olmani cok saglikli buldum, aferin 5 pekiyi :)
2- koydugun resim cuk oturmus, olayi gozumde canlandirdim wallahi :)
3- korun, gebertirim
4- sexte cok da bir anlam arama, keyfini cikar, bence

Hayat_Erkegi dedi ki...

@athırsızı =) yok be o kadar vahim bi durumda değilim

@Krem düşün düşün ;)

@Sade yıldızlı pekiyi için tenks =)))
Korunma konusuna gelince valla, öyle pek ilişkiye girme meraklısı olmadığım için atlamıştım. Ama bi daha olmasınıda istemiyorum zaten. Hatta oalcaksa aynı kişiyle olsun ama korunurum bu sefer yahu =))

Sex'de anlam aramaya gelince, bence hayatın her alanında bi anlam vardır. Sexin daha önemli olduğunu ve aslında düşünülmesi gereken konunun bu olduğunu düşünüyorum =) sende bunu bi düşün derim

Sade dedi ki...

kesinlikle anlamlı.. aksini iddia etmiyorum canım.. ama şey gibi bu.. eeeeee.. hani bazen düşünür de kafayı yersin ya hani, uzay nasıl sonsuz oluyor ya da allah baba nasıl hiç doğmamış hiç ölmeyecek falan diye.. hah işte.. sexte anlam aramak da öle geliyor bana.. evet birçok anlamı var ama.. ama işte :)

Hayat_Erkegi dedi ki...

@Sade o senin dediklerin kontrolün dışında gelişen olaylar oluyor (uzay, allah v.s), benim dediğim bu sex gibi olaylar, yani bizim kontrolümüz ve isteklerimiz sonrasında gerçekleşen olayların ise anlamlarını bulmak ve neden yaptığımızı bilmek bence normaldir. Ve yine bence insan bunu öncelikle kendine kendine dürüst olarak yaparsa, sonrasında muhteşem şeyler olabilir.

Sade dedi ki...

çok doğru diyosun.. benim kafamı karıştıran bunun iki kişilik bir süreç olması.. ben içimde ne anlamlar üretsem de karşımdaki öküz yüzünden hepsi uçup gidiyor, bana hayal kırıklığı kalıyor.. o yüzden öküz yerine bir insan çıkarsa karşıma işte o zaman sexin bir anlamı olacak..

Hayat_Erkegi dedi ki...

Umarım en kısa zamanda öyle biri çıkar karşına ve doyasıya sevişip üzerinde saatlerce tartışırsınız =)

Sade dedi ki...

çıkarsa blogumda anlatmazsam şerefsizim :)

Hayat_Erkegi dedi ki...

1 saattir şu son söylediğin şeyi düşünüyordumda, aslında dürüst olmak gerekirse istediğin gibi birini hiç bir zaman bulamayabilirsin. Bu yüzden onunla beraber anlamlandıracağına, onsuzkende anlamlandırabilirsin. Yani en azından kişisel olarak anlamlandırmak, anlamlandırmaya çalışmak gerek. Burda her koyun kendi bacağından asılır deyimi devreye sokulmalı diye düşünüyorum =)

ohh bunları söyledim rahatladım =))

feanor dedi ki...

Şimdiye kadar göz attığım bütün yazılarını gülümseyerek okumuştum ama bu yazıda ürküttün beni biraz. :)
Söylemek istedim.

Hayat_Erkegi dedi ki...

@feanor assdasdasdas böööööö diyesim geldi lan

feanor dedi ki...

Öyle ama amk. Yalan mı söyleyeyim? :D

Hayat_Erkegi dedi ki...

@feanor piçç bende onları hissetmiştim, yalan mı söyliim ammına koyim =))

O Gay; Ben de... dedi ki...

dünya ne öküzün boynuzları arasında ne güneşin etrafında ne kendi etrafında dönüyo

dünya apış arasında dönüyo erkek olsun kadın olsun apış...

x-coach dedi ki...

tanrım!
yine bir saatimi okumakla geçirdim!
of!
patlarsın umarım.
:D

aikon dedi ki...

Benden başka herkes biliyor gibi..a ,p ne yaa ?

hakunamatata dedi ki...

aslında ben bu yazıda sendeki sevgiyi gördüm.. sarılmak ve ait olma güdüsü... içindeki büyümeyen ve sevgiye ac olan çocugu hep mutlu etmen ve büyütmen dileğiyle...

Adsız dedi ki...

Ben ilk yazısından beri onu görüyorum zaten. Soslu kelimelere onu gizlemek için uğraşıyor bilinçdışı.
adsızın teki

Hayat_Erkegi dedi ki...

@Ogay bu konuda aynı şeyi düşünüyoruz =)

@X-coach darısı başına, hatta hep beraber =)) aaasdsdasdsd

@aikon a=aktif
p=pasif anlamına geliyor

Hayat_Erkegi dedi ki...

@hakunamatata yorumsuz.......

@adsızınteki sanda yorumsuz......

olenbayan dedi ki...

a=ajda
p=pekkkan canim...

feanor dedi ki...

@olenbayan askjdhsadajkdkj SESLİ GÜLDÜM.

DIAGONAL dedi ki...

sikzantrik bir yazı keyifle okudum