29.01.2017

29 Ocak 2017 yeni eve taşınma post'um

Geçen hafta Gaziosmanpaşa'daki yeni evime taşındım ve bir kaç gün sonra fark ettim ki; diğer evlerime oranla bu evi daha ilk günden sevdim. Üstelik içim kıpır kıpır, ayrı bi sevinçle dolu. Böyle sanki zaten evimmiş de, uzun zamandır başka yerdeymişim gibi hissediyorum. Diğer evlerimde hiç böyle hissetmemiştim. Sadece bundan önceki evimde biraz daha alışmaya başladığım için sahiplenmiştim o kadar. Ama önceki evlerimdeki, o hep bi "gideceğim nasılsa" hissi, hep bi; elbette başka yere taşınmak zorunda kalacağım soğukluğu vardı ve geçmek bilmiyordu. 

Bu evde ise biraz daha farklı bir havaya büründüm. Sanki kiraya çıkmamışım da, daha çok satın almışım gibi hissediyorum. Tek şikayetim duvarlar ince ve yan komşum kocasıyla kavga ettiğinde, sanki benimle kavga ediyormuş gibi hissediyorum veya banyonun musluğunu açtığında benim salonun ortasında bir şelale çağıldamaya başlıyor o kadar. Bunlara da alışabilirim. Çok dert etmemek gerek. 
Zaten insan bir şeye "sorun değil" gözüyle bakmaya başlayınca, olumsuzluklar yok olup gidiyor. "Sorun var" gözüyle bakınca da her şey arızalı gibi görünmeye başlıyor. 

Mahalleyi de sevdim gibi. Biraz karışık, ama yinede sakin bi havası var. Otobüs, minibüs duraklarına da yakınım. Atladım mı herhangi birine ver elini bilmem nere.

Evim en üst kat olduğu için, güzel küçük bir manzaram da var. Tee uzakta Süleymaniye Camii görünüyor, bir de sağında ve solundaki diğer camiiler. Ama adlarını bilmiyorum.
Yani küçük bir istanbul şehir siluetini de kazandım. 
Zaten istanbul'u sevdiğim için her bokuna razıyım. 

Kira biraz fazla ama bu ara yeni ev arkadaşı bakmaya başladım. 
Bi kaç aydır tek başıma kira ödediğim için, bu eve kendimi attığım da param bitti. Şöyle ruh sağlığı düzgün ve ağzından çıkanla, yaptıklarının birbirini tuttuğu iyi birini de buldum mu, bir kaç ay'a kadar toparlanırım.

Taşınırken evi toplamama Öküz Herif'de yardım etti. Sonrasını ise zaten ameleler ve kamyoncu abi halletti. Kamyoncu zaten 4 yıldır beni ordan oraya taşıyıp duran bi abi. Meğer evi de, şimdiki evimin bi üst sokağındaymış. "hoş geldin kardeş" dedi, "hoşbulduk abi" dedim.

Aslında bu eve yerleşmeden önce Öküz Herif'le, ona geçen yıl aldığımız daha varoş bi semtteki bodrum kattaki evi üzerine pazarlık yaptık. Hani 700 TL'ye razı olursa onun evine taşınabileceğimi ve ödemeleri de senet yaparak ödeyebileceğimi söyledim. Ama güvenmedi bana. Zaten o kadar düşük bir fiyata da veremezmiş evini. Parasını gününde ödemeyeceğime olan güvensizliğinden dolayı evini vermeye yanaşmayınca ben de 2 aylık bir sürede işte bu evi buldum.

Evi bulduğumun ve ev sahibine "tamamdır, tutuyorum" dediğimin ertesi günü Öküz Herif "boşuna o kadar ödeme. Gel, benim evi sana 750 TL'ye vereyim" dedi. 
Önce bi düşündüm taşındım, çünkü sonuç olarak arada 250 TL  fark vardı ve 250 TL benim için iyi bir para olarak duruyordu. 
Ama sonra biraz daha düşününce gördüm ki; Öküz zaten ilk günlerden bu yana ev aradığımı biliyordu ve hatta 2 aydır diretmeme rağmen onun evine yerleşmeme de "evet" dememişti. Çünkü önceliği, evini daha yüksek bir fiyattan bana kiralamaktı ve bu yüzden pazarlık yapmaya da yanaşmamıştı. 
Hatta pazarlık konusunu açtığımda ise "benim söylediğim paraya olursa git otur" diyordu. Ben de "o semt ve o 30 yıllık bodrum katı için belirttiği ücretin fazla olduğunu, üstelik merkezi yerlere göre çok uzak kaldığını" belirterek pazarlık etmeye çalışıyordum. Ama dediğim gibi yanaşmıyordu. 
Üstelik o bodrum katını da geçen yıl, acil nakit paraya sıkışan bir avukattan onunla beraber pazarlık yaparak almıştık. 
Hatta bu ara ona yine bir ev almak üzereyiz. Allahım Öküz'ün malını eksiltmesin, daha da çoğaltsın. Amin. 
bir de onun evine taşınmama razı olmasının bir diğer nedeni de, onun eviyle şimdiki evim arasında 3-4 sokak bulunması. Ona çok yakın olmamdan da rahatsızlık duymuyor değil ve bu rahatsızlıktan dolayı da, onun ailesiyle yaşadığı evine sırf uzak kalayım diye boştaki bodrum katını bana kiralamaya razı olmuş görünmeye çalışıyoru. Bu resmen utanç verici bir durum. ama neyse sikti ettim.

Şu anki evime taşındığımda çamaşır makinesini bağlayamadığım için o bağladı. Diğer eşyaları ise ben yerleştirdim. Eve yerleştiğimin 4üncü gününün akşamında geldi, oturdu kanepeye ve emir verir gibi cümleler eşliğinde carcar konuşmaya başladı. 
Buna karşılık; onunla aramızda hizmetçi ve efendi ilişkisi olmadığını, nazik bir dille anlattım, "tamam tamam abartma hemen" diye üste çıktı.

Saatler ilerlediğinde ve artık uykuya teslim omak üzere olduğumuzda, ben diğer kanepeye geçip uyumaya başladım ve o "buraya gel, beraber uyuyalım" deyince, "beraber uyumayacağız, ayrı uyuyacağız. çünkü seninle arkadaş olmak dışında bir yakınlığımızın olmasını istemiyorum. ve bunu sana defalarca anlattım. bu yüzden ayrı yatmak ikimiz için de daha iyi olacak" dedim. 

Bu sözlerim üzerine sinirlendi, köpürdü falan ama iplemedim. Zaten sonra da uyuya kalmışım.
Gecenin bi yarısını iteklendiğim için uyandığım da, benim yanıma yerleşmeye çalıştığını görüp sinirlendim ve "ya hemen yerine git yat, ya da evine git. ama beni rahat bırak uyucam" dedim. Küfürler ede ede gitti yerinde yattı ve ben yine uyuya kaldım. Sabah uyandığımda gitmişti. Rahatladım.

Onunla olan ilişkimin arkadaşlık boyutundan daha ileri gitmesini istememekte kararlıyım. Zaten ona karşı hissettiğim şey; sevgi değil. Derin bir saygı. 
Ama aramızdaki şey şu an neye dönüşmüş olursa olsun; buna cinselliği karıştırmamaya kararlıyım.

Hem illa ibneyiz diye, her tek başına kalan 2 erkek yatmak zorunda değil. Bu aralar bunu başarmaya çalışıyorum.
Zaten eşcinsellerin bir çoğu birbiriyle tanışacaklarsa veya arkadaş olacaklarsa önce yatıyorlar, sonra arkadaş olup olmamaya karar veriyorlar. Bu kafa yapısından tamamen kurtulacağımız günlerin çok uzak olmadığının farkındayım. Neyseki yatmadan da arkadaş olmayı başardığım eşcinseller var. Çok şükür.

Konu yine eşcinsel hakları ve davranışları'na gelmişken, ev konusuna bağlayarak bitireyim; 
Evimi sevdim :)
Umarım bireysel haklar konusunda bilgili bir ev arkadaşı bulur ve bu evde nice yıllar yaşar gideriz. 

24.01.2017

o an

Telefonla da olsa, fotoğraf çekmeyi seviyorum ve blogumda da paylaşma sıklığını artırmak istedim. Çünkü bazen, gerçekten o anki ruh halimi yansıtan bir kare ile karşılaşıyorum ve bu anlamlı kare'yi çekip sadece kendime saklamak yerine, burada da paylaşarak, başkaları için de görünür kılmanın daha güzel olduğunu düşünmeye başladım.

Bu görünür kılma çabamın bir çok nedeni var tabii ama bu nedenlerinden biri de; aslında hepimizin, farklı yer ve mekanlarda, duygusal olarak aynı hayatlar yaşadığımızı düşünmemdir.
Çünkü hepimiz birbirimize görünmez de olsa, aynı hava ile bağlıyız ve biraz da bu yüzden aynı hisleri yaşıyor, ama aynı hisleri yaşamamıza rağmen çoğu zaman bunu bastırıyoruz.
Bu hisleri bastırmamızın bir çok nedeni var ve bu nedenler saymakla bitmezler. Ama en fazla bastırma nedenimiz; çocukluğumuz ta kendisi olduğundan eminim.

Bilinçten uzak çocukluğumuz, şimdiki bu yetişkin günlerimizi şekillendirdi ve çocukluktan kaynaklı sorunlarımızın farkında olmadığımız için de, yetişkinlikte yaşadığımız iyi veya kötü bir çok şeyi, çocukluğumuzun geçmemiş olan etkisinden dolayı, bu hisleri bastırarak günlerimizi geçirmeye devam ediyoruz.

Hazır şimdi çoğunluk olarak, evrimimizi tamamlamış halde bilinçli bireylere dönüşmüşken ve çocukluktan kurtulmuşken, günümüzü ve bundan sonraki günlerimizi şekillendirmek artık daha kolay ve bize kalmış bir tercih. (kendimi doğan cüceloğlu gibi hissettim. durun kaçmayın konuyu değiştiriyorum.)

Aynı hayatları yaşamamıza rağmen, günlük koşuşturmacalara dalıp etrafımızdaki ve hatta içinde olduğumuz güzellikleri kaçırdığımızı düşünmemle beraber, en azından belki bu andan itibaren yüzünüzde küçük bir gülümseme, o anlık bir rahatlama ve az da olsa bundan sonraki zamanlarda daha dikkatli ve detaycı olmanızı sağlamak için çektiğim fotoğrafları da burada bazen paylaşmak istiyorum.

Tabii o sırada karşılaştığım için gördüğüm güzel anlar, fotoğraflandıkları zaman, gözümün gördüğü gibi olmuyor, olamıyor.
Ama en azından elimden geldikçe o anlara en yakın kareyi yakalamaya çalışıyorum. (ne diyorum ben ya, durun toparlayacağım) (ya da boş verin, dağınık kalsın. işte o fotoğraflar)










17.01.2017

Mahallemden Kareler

Mahallem sis altında.
no effect falan. sadece iphone ile çekildi o kadars.

Geceleri mahallem ayrı bi güzelleşiyor.
Bazen diğer semtlerden orospular bu caddeye gelip, arkadaşlarından birini bekliyorlarmış numarası yaparken otostop çekerler.
Eğer çok şanslı bi azgınsanız, gece saat 03:00'den sonra, orospulardan birini ucuza evinize götürebilirsiniz. Size karısıymış gibi davranır ve vereceğiniz ücreti hak etmek için gözlerinize; yıllardır beraber yaşıyormuşsunuz gibi bakmaktan geri kalmaz.
Şimdi sizi mahallemle başbaşa bırakıyorum.