Bazı şarkıları ve şarkıyı seslendiren insanları bir sebepten veya birilerinin size önermesi, dinletmesi sonucu dinlemeye ve o şarkıcıları falan takip etmeye başlarsınız. Bugün siz sevgililerime işte o şarkıları veya şarkıcıları dinleme veya keşfetme sebeplerimi anlatayım dedim.
Daha çok aslında parça üzerinden gideceğim. Çünkü bir çok sanatçıyı öyle tanıdım ve zaten bir çok ses sanatçısı da sadece bazı şarkıları güzel söyleyebiliyorlar gibi geliyor bana. Sırf bu yüzden bende o şarkıları dışında o kişileri dinlemem, bir yerlerde karşıma çıktımı kulaklarımı parmaklarımla tıkayıp yüksek sesle "lalalalalalalalalalalala" yaparak uzaklaşırım.
Neyse lafı çok uzatmıyım ve şarkılarla tanışma anlarıma geçeyim:
Sezen Aksu - Sarı Odalar
Kendimi bildim bileli bir SezenAksuFobik olarak şunu söyleyebilirim ki; o kadını sevemiyorum. Kadının parçaları ve müzikleri dehşet güzel ama ben kadının şarkı söyleyişini ve kendisini sevemiyorum. Daha önce kendimi çok zorladım ama yine de sevemedim. Her neyse sevmediğimi anladıysanız şimdi Onunla Tanışma an'ıma geçiyorum:
Ortaokul 2'deydim ve işte eziklenerek yaşıyordum. O ara ailemden ayrıldığıma henüz alışamadığım için bazen çok üzülüyordum. Oysa aslında ailemi de sevmiyordum ama sanırım fazla yalnız kaldığım için olsa gerek, üzülmeden edemiyordum. Neyse işte böyle yalnız kaldığım bir anda radyoda "ben senin hayatından gittim oğlum, hadi koy yerime birini koyabilirsen, ben senin hayatından gittim oğlum dur o sarı odalar da durabilirsen" cümlesini duyduğum gibi ağlamaya başladım. Yani aslında ortada ağlamamı gerektirecek bir şey de yoktu. Ama nedense bir anda ağlamaya başlamıştım ve kendimi durduramıyordum bile.
Hatta şarkı bitmiş ben hâlâ ağlıyordum, sonra tabi gözümü ve sümüğümü falan silip toparlandım gidip elimi yüzümü yıkadım.
İşte o gün bu şarkı ile tanışmış oldum ve aradan yıllar geçmiş olmasına rağmen, şarkıyı her dinlediğimde ben şok. Hatta dinlerken vücudumu bir üşüme alıyor, tüylerim ve meme uçlarım sertleşiyor...
Ellie Goulding - Burn
Önceki yıl Cihangir'de kaldığım dönemde app'lerden birinden- yazıştığım çocuğu kandırıp eve gelmesine ikna ettim ve çocuk bi geldiki; allahım app'deki çocuktan fersah fersah gerideydi. Hani azcık alakası olsun diye, sadece kaşına gözüne veya götüne odaklanayım dedim ama ıııhhhh olmadı. Bende o konu senin bu konu benim bi başladım gevezeliğe, durdurabilene aşk olsun.
Resmen otomatiğe bağlamış gibi ha bire sorular sorup konu üstüne konu açıyorum. açtığım konular seks ile bitmesin diye kırk takla atıyorum. İşte o konulardan biri de müzik zevklerimizdi. Tabii benim müzik zevkim olmadığı için onun müzik zevkini konuştuk.
Müzik zevkim vardı aslında, ama müslüm baba ve kibariye dinlediğimi söylemeye utandığım bir devredeydim ve bu yüzden sonsuza kadar susmayı tercih ediyordum. Hem çocuğun hayatı daha güzel gibi geliyordu bana ve bu yüzden onun müzik zevkinin iyi olduğunu düşünüyordum. Sonra işte çocuk amerikada aldığı eğitimden, ingiliteredeki tatillerinde yediği bamyaları anlatmaktan fırsat bulduğu bir sırada "dur sana şunu açıyım, geçenlerde konserine gitmiştim dinlemelisin mutlaka" deyip, konserde çektiği videoları bir bir izletti. Allahım artık içimi bayıcaktıki Burn şarkısını bi açtı "tamam tamam, bu iyi dur bunu bir de YouTube'dan dinliyim" dedim ve hop diye laptopa uzanıp açtım. allahım şarkıyı gece boyunca dinlemekten kendimi alamadım. Sonra bi ara bi kendime geldimki biz onla sevişiyoruz. Şarkı resmen beni benden alıp ona vermişti. Tabii kendime gelince de anında her zamanki gibi şıp diye 2 saniyede boşaldım ve "benim mesai bitti" deyip gevrek gevrek güldüm. Yüzü asılmıştı ama açıkçası çok sikimde değildi. Çünkü bir kaç saat önce tanıştığım birini mutlu etmek için uğraştığım zamanlarda değildim ve bu durum bana çok ilkelce de geliyordu.
Neyse işte sonra giyindik ve saçma sapan sorularla beraber muhabbeti biraz daha uzattık ve gecenin sonunda ümidini benden kesince kalktı gitti. Bir daha da karşılaşmadık. Şarkıyla ve Ellie ile böyle tanışmış oldum.
Zeynep Sağdaş - Yarım Kalanlara Rağmen
Geçen yıl ölüp bittiğim bir adam vardı. Her gördüğüm de kalbimi durduruyordu. Resmen donup kalıyordum. Ona bakmak, onu gizliden gizliye sevmek..
Belki de ondan hoşlanmamı sağlayan şey ona hiç açılamayışımdı, ya da başka bir bok.
Ama ne olursa olsu, ona karşı bir şeyler vardı içinde ve buna rağmen ona hiç "sana geberiyorum" diyemedim. Hep içim de kaldı, ur oldu çıktı. Sonra tabii bir şekilde kendimi ondan uzak tuttum, tutabildim. tutmak zorunda kaldım.
Hem bazen söylememek de iyi olabiliyor, tabii ne kadar iyi olduğunu görmek için uzun zaman geçmesi gerekiyor. Bu ayrı bir konu ona girmiycem.
İşte adama ölüp biterken, tüm sosyal ağlardaki paylaşımlarına bakınıyor nerde ne boklar yediğini takip ediyordum. Facebook profilini öğrendiğimde ise resmen onun profili benim profilim olmuştu, böyle kendi profilimi bırakıp onunkinde zaman geçiyordum. Ne paylaştı ne paylaşacak derken öyle mal mal ekran başında dikilip duruyordum.
Sonra işte bir gün bi şekilde şifresini kırıp mesajlarını okudum, o bana göre iğrenç yazışmalarını, çırılçıplak fotoğraflarını, videolarını falan hepsini gördüm. İğrenç mesajlaşmalarından birini okurken, bu şarkıyı birine gönderdiğini gördüm. Şarkıyı dinledim, dinledim, dinledim.
Hesabından da çıktım ve şarkıyı günlerce dinlemeye devam ettim ve bir gün bıktım. Onu da o iğrenç mesajlaşmalarından sonra unuttum zaten.
Müslüm Gürses -Hangimiz Sevmedik
Daha 9-10 yaşındayken falan bizim bir çay ocağı gibi bir şeyimiz vardı. Daha doğrusu abimin deyişiyle bizim değil; 2 abimindi. Bunu güzel bir tokatla öğrenmiştim onu başka zaman anlatırım. ama şimdi konu müslüm gürses ve şarkısı:
Neyse işte bilirsiniz doğuda yürümeyi öğrenen her çocuk çalışmak zorundadır ve bende çalışmayı çoktan öğrenmiştim. Bu yüzden çay ocağına en yakın dükkanlara 1 çay istenildiğinde onu ben götürüyordum ve boş bardakları da ben getiriyordum.
Bi gün abim beni boş bardakları toplamam için yan komşumuz olan ayakkabı dükkanına gönderdi. İçeri girmemle ordaki elemanın, Müslüm Gürses-Hangimiz Sevmedik şarkısı eşliğinde, çaybardağını yalamasını görmem bir oldu. Önce kusar gibi oldum ama çocuk halimle durup ne yapmaya çalıştığını sordum. "ne yapayım, bardağı öpüyorum" dedi. Normal bi şey mi gibi algılayıp "tamam" dedim ve o da durup bardağı biraz daha öpüp yaladıktan sonra bana verdi. Ben bardağı alıp ona tuhaf tuhaf baktım, arka fonda Müslüm Baba söylemeye devam ediyordu. Bizim bardak fetişisti bana baktı ve olayı "az önce burdan çıkan kadına aşığım ne yapayım" dedi. Elimdeki bardak da kadının çay içtiği bardakdı.
O halimle bardağı götürüp kırmayı düşünmedim değil ama sonra Müslüm Baba'nın Hangimiz Sevmedik cümlesiyle içim cızzzzz etti, öyle durdum elemana baktım. Şarkıyla da böyle tanıştım. Artık bardağa baktığımda da midem bulnamıyordu.
Peki siz hangi şarkılarla, nasıl tanıştınız?
29.04.2015
24.04.2015
çızıktırdım
Öylece
durup bana baksın istedim.
Güzel değildim ama yine de bana aşık olsun istedim.
Hem güzel olduğum için değil, sadece ruh eşinin ben olduğumu bilsin diye aşık olmalıydı.
Ama bakmadı, ruh eşi olduğumu görmedi, aşık olmadı.
-----
Güzel değildim ama yine de bana aşık olsun istedim.
Hem güzel olduğum için değil, sadece ruh eşinin ben olduğumu bilsin diye aşık olmalıydı.
Ama bakmadı, ruh eşi olduğumu görmedi, aşık olmadı.
-----
Sokağın ortasında yürürken gördüm ve gidip çarptım.
Beni farketmedi, sadece canını yaktım.
Beni farketmedi, sadece canını yaktım.
----
Kimseye
bakmadan yürüyordu, kimseyi görmüyordu, neredeyse kendinin farkında
bile değilken beni görmesi imkansızdı. Görmedi öylece kaybolup gitti.
-----
Kalabalığın içinde bile yapayalnız durabilmesi, işte bu hâli canımı yakıyordu...
-----
Sanırım dünyada yalnız kalmak bir tek ona ve bana yakış-mıyordu. Ama buna rağmen ikimizde yalnızdık.
-----
Kimsenin onu sevmesini istemiyordum.
Onun da kimseyi sevmesini istemedim.
Onun da kimseyi sevmesini istemedim.
Hayır
sevmeye veya sevilmeye layık olmadığını düşündüğümden değil,
benden başkasının onu sevmesini istemediğimdendi.
Çünkü onu sevmeyi hak eden tek kişi bendim. Hiç kimse değil.
benden başkasının onu sevmesini istemediğimdendi.
Çünkü onu sevmeyi hak eden tek kişi bendim. Hiç kimse değil.
-----
Kocaman
şehirlerde yaşamasına gönlüm hiç razı olmadı.
Ama her sene taşındı durdu.
Benden habersiz benden kaçması, işte bu canımı yakıyordu..
Ama her sene taşındı durdu.
Benden habersiz benden kaçması, işte bu canımı yakıyordu..
-----
Bol virgüllü bitmeyen cümlelerden oluşuyordu hayatı ve ben onun, virgülden sonra kurduğu cümledeki nokta olmak istiyordum.
-----
Kitapların
arasında sakladığı kurutulmuş bir gül gibi solgundu rengi, öyle
romantik büyük bir trajediydi.
------
Sebebini bildiği bir derdi vardı; aşık olamıyordu...
------
Sebebini bildiği bir derdi vardı; aşık olamıyordu...
----
22.04.2015
Tom Ford kılıklıyla bir şey olmadı
Geçen tanıştığım Tom Ford kılıklı ile aramızda bir şey olmadı. Hatta sadece o tanışma ile yetindik kaldık. Sonrasında bir kaç whatsapp yazışması ile de noktaladık. Çünkü adam tam bir sanal ortam bağımlısı ve sürekli bir ilgi bekliyor. Ben ise artık ne oldum delilerine ilgi göstereceğim yaşları çoktan aştım, hele karşımdakinde çözemediğim bir şey var ise ilgiyi hiç ama hiç gösteremiyorum.
Aslında iyiki de olmamış. Çünkü onunla tanışmaya giderken sırf onu gördüğüm an aşık olayım diye kendime yabancı slow parçalardan oluşan bir playlist yapmıştım ve bu slow müzikler beni iyice dağıttığı için onu gördüğümde aşık olmayı planlamıştım ve gerçektende ruh halim istediğim kıvama gelince de cafeye girip onu gördüğüm an çarpılıp kalmıştım.
Ama işte tanışma yazımızda bahsettiğim gibi; gecenin sonunda biz kalkıp caddede giderken o bana bir kaç sefer ilişki şeysi yaşayalım muhabbeti açmasına rağmen ben "zamana bırakalım" deyip durmuştum ve kendi kendime de böyle cümleler kurabildiğim için şaşırmış, hatta kızmıştım da. Çünkü adamı gayet hoş bulmuş, hatta apışıp kalmıştım ama onun "ilişki yaşayalım" cümlelerine "zamana bırakalım" diyordum.
Sırf o yakışıklılığa karşı, kendimde olmadan "zamana bırakalım" dediğim için fena halde kızmıştım ve hatta bir kaç yumruk atmak istemiştim kendime.
Çünkü neden öyle dediğim hakkında en ufak bir fikrim yoktu ve ben zaten zayıf karakterli biri olduğum için öyle güçlü cümleler kurabilecek biri değildim. O cümleleri kurduğum için o gece kendi kendime bol bol küfür ederken, ilerleyen günlerde adamın saçma sapan hareketleriyle bir anda aslında ne kadar da doğru cümleler sarfettiğimi anladım.
Ay iyiki de aramızda bir şey olmamış ve ben o gece ona sürekli "zamana bırakalım" bla bla deyip durmuşum. Hem zaten saçma sapan slow parçalar dinlemiştim ve kendimi; onu ilk gördüğüm an çarpılacak kıvama getiren bendim. ahahahaha demekki beynimi slow parçalarla uyuşturmama rağmen bilincim kapanmamış ve o "zamana bırakalım" cümlelerim hep bundanmış :)))
allah canımı almasın ya, o geceki sözlerim aklıma geldikçe gülüyorum. nasıl bi beynim varsa ben aşık olmama rağmen o aşık olamıyor ve dilimi bile benden izinsiz, benden çıkmayacak sözler sarfedecek şekilde kullanabiliyor. Afferin lan bana. afferin lan beynime :)
Aslında iyiki de olmamış. Çünkü onunla tanışmaya giderken sırf onu gördüğüm an aşık olayım diye kendime yabancı slow parçalardan oluşan bir playlist yapmıştım ve bu slow müzikler beni iyice dağıttığı için onu gördüğümde aşık olmayı planlamıştım ve gerçektende ruh halim istediğim kıvama gelince de cafeye girip onu gördüğüm an çarpılıp kalmıştım.
Ama işte tanışma yazımızda bahsettiğim gibi; gecenin sonunda biz kalkıp caddede giderken o bana bir kaç sefer ilişki şeysi yaşayalım muhabbeti açmasına rağmen ben "zamana bırakalım" deyip durmuştum ve kendi kendime de böyle cümleler kurabildiğim için şaşırmış, hatta kızmıştım da. Çünkü adamı gayet hoş bulmuş, hatta apışıp kalmıştım ama onun "ilişki yaşayalım" cümlelerine "zamana bırakalım" diyordum.
Sırf o yakışıklılığa karşı, kendimde olmadan "zamana bırakalım" dediğim için fena halde kızmıştım ve hatta bir kaç yumruk atmak istemiştim kendime.
Çünkü neden öyle dediğim hakkında en ufak bir fikrim yoktu ve ben zaten zayıf karakterli biri olduğum için öyle güçlü cümleler kurabilecek biri değildim. O cümleleri kurduğum için o gece kendi kendime bol bol küfür ederken, ilerleyen günlerde adamın saçma sapan hareketleriyle bir anda aslında ne kadar da doğru cümleler sarfettiğimi anladım.
Ay iyiki de aramızda bir şey olmamış ve ben o gece ona sürekli "zamana bırakalım" bla bla deyip durmuşum. Hem zaten saçma sapan slow parçalar dinlemiştim ve kendimi; onu ilk gördüğüm an çarpılacak kıvama getiren bendim. ahahahaha demekki beynimi slow parçalarla uyuşturmama rağmen bilincim kapanmamış ve o "zamana bırakalım" cümlelerim hep bundanmış :)))allah canımı almasın ya, o geceki sözlerim aklıma geldikçe gülüyorum. nasıl bi beynim varsa ben aşık olmama rağmen o aşık olamıyor ve dilimi bile benden izinsiz, benden çıkmayacak sözler sarfedecek şekilde kullanabiliyor. Afferin lan bana. afferin lan beynime :)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

