21.10.2016
20.10.2016
iki hamamböceği
12.10.2016
Doğrucu Davut Chaplin
Bi bok yediğim veya yiyeceğim zaman artık her şeyden önce kendime dönüp bakıyorum.
Bu yüzden topluma göre ve toplumsal yaşama göre davranmayı biraz daha gerimde bıraktım desem çok yerinde olur.
Ve şunu fark ettimki; çoğunlukla böyle yaşamaya başladıktan sonra, hayatım yoluna girdi ve doğrusu şu ki; şimdi daha rahat, daha özgür ve daha başka (adını koyamadığım) güzel hislerle yaşıyorum.
Ve yine; bugünlerde "hayatımın daha iyiye gitmesi için ne yapabilirim" deyip, yalnızca kendi hayatıma odaklanmaktan başka bi bok da yememeye çalışıyorum.
Gerçi eskiden de bi başkasının hayatına odaklanmıyordum ama biri "gıybet time" dediği anda, sanırım sırf sosyalleşmek için olsa gerek hemen ona ayak uyduruyor ve azda olsa gıybet adsızlığı altında başkasının hayatına odaklanarak bir kaç saatimi heba ettiğim oluyordu.
Şimdi dönüp o günlerdeki bana bakıyorum da, resmen yazık etmişim kendime.
Çünkü bir başkasının hayatına odaklanarak, kendi hayatımı yaşamaktan geri kalmışım ve üstelik; eciş bücüş hayatıma, görgüsüz, kültürsüz yaşantıma bakmadan ona buna yer yer bok atarak eleştirip durmuşum.
Oysa önce dönüp kendimi düzeltmem ve ecişliğimi gidermem gerekiyordu. Ama kendime bakacak zamanı başkalarına bakarak harcamışım, bol keseden sallamışım.
Belki o günlerdeki gıybet vakitlerini sadece kendime ayırmış olsaydım, bugün Türkiye benim sayemde çok daha farklı yerlere varmış olur olabilirdi. Hatta belki ben de uzaya çıkan ilk Türkiye'li Kürt olabilirdim :Pp
Ama olmadı ve tüm Türkiye o şansı kaçırdı.
Öte yandan eskiye nazaran inancımda da büyük değişim var.
Örneğin; Allah'a, artık bana öğretilen sığ ve yobaz bakış açısıyla inanmıyorum. Zaten böyle de inanmıyordum ama öyle yaşıyordum. Çünkü içimde bi yerlerde yaptıklarım ve yaşadıklarımın çeliştiğini gösteren çok fazla rahatsızlık vardı, o anlarda vicdanım da tir tir titriyordu. Vicdanımın titremelerine rağmen yine de o inancımdan geri adım atmıyor, nasıl öğretilmişse inatla öyle inanmaya ve aksini düşünmeye korkarak yaşamaya devam ediyordum.
Şimdi ise OKU emrini kendime düstür edindiğimden bu yana, her kafadan çıkmış kitapları okuyorum. Okudukça artık bir şeylerin neden-sonuç ilişkilerini daha iyi kuruyor ve sonuca giderken, süslenmiş yollarda çok vakit harcamıyorum.
Öte yandan, zaten her boku okuyup üzerine azcık düşününce ve okumaya da devam ettikçe, neyi okuyup neyi okumayacağına daha iyi karar vermeye başlıyorsun. Böylece zamanın sana kalıyor ve kalan bu zamanını değerlendirmek için hayat üzerine düşündükçe, gerçekten daha iyi birine dönüşmeye başlıyorsun.
Tabii biliyorsunuz, iyi birine dönüşmek hemen olan ve olabilecek bir şey değil. Öyle zorlu bir süreçki ve etrafımız da iyi olduğunu sandığımız binlerce kötü ve kötülükle kaplıyken, iyi birine dönüşmek veya iyi biriyken aynı kalmak imkansıza yakın olup çıkıyor.
Bunun için insan sürekli tetikte olmak zorunda hissediyor kendini ve işte okumak, tam da burada devreye giriyor. Çünkü okudukça ve okumaya devam ettikçe, zaten hep tetikte kalmış oluyorsunuz..
Her boku okumanın bir diğer güzel yanu da; her bok hakkında az çok fikriniz de oluyor ve biri bir şey saçmalamaya başladığında çat diye ağzının ortasında sıçıveriyorsunuz. Karşınızdakinin ağzı dolu olduğu için daha pis konuşmaya ve daha fazla saçmalamaya başlıyor. O böyle konuştukça bakıyorsunuz ki; aslında içi de küflenmiş ve hatta ağzına sıçtığınız boktan daha kötü kokuyor.
İşte bu gibi anlarda insanların gerçekten iyi mi veya kötü mü olduklarını ve hatta gerçek niyetlerini daha iyi görebiliyor ve neden böyle davrandıklarını anlamaya başlıyorsunuz.
Anlamaya başladıktan sonrası biraz zor oluyor. Çünkü duygularımız devreye giriyor ve yoğun duygusallıktan dolayı, o kişiyle muhatap olma seviyesininin onun seviyesine düşme ihtimali var.
Bu gibi durumlarla karşılaştığımda, aptal şapşal konuşmak yerine artık, inatla doğruyu savunmaya devam ediyorum. Geçenlerde bir kaç kişi üzerinden denedim işe yaradı. Karşımdakileri eşşek sudan gelinceye kadar dövmüşüm gibi rahatladım.
İşte okumanın böyle güzel bir yanı ve her şeye rağmen, kırmadan yalnızca doğru söylemenin böyle muhteşem bir yanı var.
Doğruluk üzerine olun ibneler. Öptüm hepinizi.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

