2.09.2013

deneme, ses kontrol deneme

Bu aralar her şey üstüme üstüme gelirken bende kendimi iyice saldım gitti. Bu salmalar arasından birinde kendimi İzmit'e giden gece yarısı otobüsünde başım yanımdaki adamın omzuna düşmüş, ağzımdaki salya adamın tişörtünü ıslattı ıslatacakken yakaladım. Yarı uykulu bir şekilde gözlerimi açıp nerdeyiz dediğim de adam hafifçe bana dönüp bir şeyler söyledi ve bende anlamış gibi yapıp "haa tamam. teşekkürler" dedim. Sonra başımı iyice kaldırıp pencereden uzaklarda umut vaat eden şehir ışıklarına bakındım. Ya izmit bu kadar büyük müydü? cümlesini sesli söyleyince yanımdaki adam, orası izmit değil, körfez orası dedi. Ben yine "aaa evet ya. ama gece daha bi güzel görünüyormuş" dedim. "Evet doğru" dedi adam ve ben az önce zar zor açtığım güzel gözlerimi sessizce kapattım.

Gözlerimi kapatınca nereye gidiyorum demeden edemedim. Gecenin bu saatinde nereye gidiyordumki böyle. Üstelik yarın ofiste bi dünya iş beni bekliyordu, ama ben hiç siklemeden kalkıp İzmit'e gidiyordum. Olmaz ki canım böyle diye diye iç dünyama daldım gitti.

Hah tamam hatırladım. gündüz adamın biriyle tanışmıştım ve adam çalıştığı şirketin eğitimine katılmak için 1 günlüğüne İstanbul'a gelip, akşam da döneceğini söylemişti. Sonra biz hepi topu 5 dakikalık bir görüşme sonrasında birbirimizden hoşlandığımızı söylemiştik ve adam bu sohbetimizden 1 saat sonra otobüs'e binip İzmit'e gitmişti. Gidince bana "keşke sen de gelseydin benimle" diye sikindirik bi mesaj atmıştı ve bende ona söylemeden kalkıp gitmiştim. Hiç haberi yoktu, süpriz yapacaktım, ama ne olacaktı, ne diyecekti bilmiyordum. Belki de ailesiyle yaşıyordu, belki de sevgilisi vardı evde, belki de evi bile yoktu. Ama ben bunları hiç düşünmemiştim ve adam "keşke sen de gelseydin benimle" dedikten 30 dakika sonra bilet alıp 1 saat sonra da otobüse binmiştim bile. ahhh çılgın ben.

Otobüs haldır huldur yol alırken onunla whatsapp'den yazışmaya başladık. Şimdi yanında olmamı istermiş, beni sevmişmiş falan.
"Bende seni sevdim galiba" diye kesinliği olmayan yanıtlar verdim. Umut vaat etmeyi hiç sevmem zaten. Herkesin hayatında hep ayak üstü bekler vaziyette dururum. Sanki biraz önce kısa bir mola için durmuşum da, kendimi iyi hissettiğim ilk anda çekip gidecekmişim gibi yaşamayı seviyorum. Hele bir de o insanla yeni tanışmışsam ve o kişiyi hayatımın neresine koyacağımı kesinleştirmemişsem sevgi sözcüklerini pek kullanamam da. Çünkü hayatımın neresinde duracağı belirsizken, hedefe isabet eden cümleler söylemek karşısındakinin sadece canını yakar. Sonra sende vebal altında kalırsın falan filan..

Otobüs biraz daha yol aldıktan sonra, İzmit sınırlarına girmişti bile. Hemen whatsapp'den İzmit'te olduğumu söyledim ve "nerde ineyim?" diye sordum. Önce şaka falan sandı, sonra lokasyonumu gönderdim ve hemen çıldırdığı belli olan mesajlar attı. Deliymişim ben, bu yapılamazmış, çılgının tekiymişim bla bla. Oysa çılgınlık falan değildi, sadece adama karşı belirsiz bir his duyup sürekli onu düşünmektense, peşinden gelip ne hissettiğimi kesinleştirmeliydim ve ben işte bunun için gelmiştim.
Çünkü sonu bitmeyen ve hatta haftalarca uzayıp giden aptal şapşal yazışmaları çocukluğumda bırakmıştım. Artık hayat felsefem: "Birini tanımak istiyorsanız, onunla yatın!"dı.


Her neyse işte. Mesajlaşmalarımızın hayret bölümü bittikten sonra bana ineceğim yeri söyledi. Otobüs zaten yol üstünde 2-3 km'de bir insanları indiriyordu. Duraklarından birinde bende indim ve onu arayıp indiğimi söyledim. Çok geçmeden geldi. Sımsıkı sarıldı bana. Bende sımsıkı sarıldım ona. Sımsıkı sarılınca farkettim, gündüz yaşadığımız heyecandan eser kalmamıştı. Sonra acıktığımı söyleyip açık olan börekçilerden börek falan alıp, yol boyunca konuşa konuşa eve geldik. Kapıyı kapatınca bana sımsıkı sarılacağını düşündüm. Sarılmadı. Sonra içeri geçip oyalandık falan ve ben börekleri atıştırmaya başladım. Börekler bittikten sonra muhabbetimiz yatağa gelmişti. Canım hiç yatağa da girmek istemiyordu, ama girdik. Uzun tatsız bir sevişmeden sonra boşaldık ve hemen uyuya kaldım. 

Bunda benim doyumsuzluğum mu, yoksa onun tatsız muhabbeti mi etkili oldu bilimiyorum ama geldiğime pişman olmuştum bile. Oysa daha önce kendime söz vermiştim; bir daha selamlaştığım kişinin ardından onlarca kilometre yol katetmeyecektim.

Sonra bir an önce sabah olması için tekrar uyuya kalmalıyım dedim kendi kendime. Ama uyku tutmadı. Onu öpmeye başladım. O da kıçını döndü ve ona sürtünmemi istedi. Öpe koklaya boşaldım ve zaten sonrasında da hemen uyuya kalmışım. Sabah 6:30da çalan alarmla kalkıp giyindim ve taksiyle otobüs terminaline gidip 10dakika sonra kalkacak olan arabaya bilet alıp İstanbul'a döndüm. bir daha yazışmadık da. Şimdi düşünüyorum da: ne anladım ben bu sikişten?

26.08.2013

ahh sevgilim cihangir. bana ne yaptın böyle

Cihangir'e taşınmak bana iyi gelmedi sanki. Şu bir kaç hafta içinde elime yarraktan başka bir şey geçmedi ve bu durum nereye kadar böyle devam edecek diye düşünmeden edemiyorum. Oysa buraya taşınırken, çok saf bi şekilde güzel şeyler olur ummuştum. Sanırım böyle düşünmemin nedeni; güzel şeylerin insanların eğitim seviyeleriyle alakalı olduğunu sanmamdan kaynaklanıyor. Hani bunu aslında hiç de öylesine bilinçli bir şekilde düşünmüyordum ama işte insanın bilinçaltı böyle bir algı yaratıyor ve sanki bunlar hep gerçekmiş gibi bir beklenti içine giriyorsun. Oysa dediğim gibi; buraya taşınınca hiç de öyle olmadı. Etrafım götüne tıpa arayan ibne ve kaltaklardan geçilmiyor ve bende onların en başında geliyorum. Hayır bunu hakaret etmek için söylemiyorum, bunu söylememin nedeni aslında içinde bulunduğum acınılası durumu dile getirecek başka bir kelime bulamamam. Yoksa ibne veya kaltak olmanın diğer insanlardan ne daha aşağı bir durum, ne de daha üst bir durum olduğunu hiç düşünmedim ve düşünmüyorum da.

Dediğim gibi burası bir tür adlandırılmamış cehennem ve insanlar evlerinde yalnızlıklarını asla onlarla konuşamayacak olan
bir kedi veya köpek ile yok etmeye çalışırken, yüzlerine yerleşmiş olan mutsuzluk ifadelerinin görülmemesi için, dikkatleri dışarı çıkmadan önce, süründükleri ağır makyajları ve taktıkları abartılı takılarına çekmeye çalışıyorlar. İşte durum daha dışarı çıkma aşamasındayken bile böyle olunca, arkadaşlar arasında en basit esprilere bile tüm cihangir'i inleten kahkahalarla cevap veriyorlar. Oysa o şen şakrak kahkahaların içinde saklanmakta olan "ben sadece yalnız değilim, aslında yapayalnızım ve lütfen beni bir an önce farkedin" cümlesi o kadar açıkki, duymamak için sadece sağır değil, vicdansız da olmak gerek.

Yüzlerdeki o yapay mutluluk ifadeleri o kadar belliki herkese artık bu sıradan ve normal geliyor. Çünkü yapabilecekleri hiçbir şey yok ve belkide bu yüzden gecenin sonunda soluğu torbacıların yanında alıyorlar. Oysa herkes dile getirmese de farkında; Cihangir'i kimse yenemez, ama Cihangir er veya geç herkesi yener.

19.08.2013

yani öyle böyle yaşayıp gidiyoruz

Bugünlerde çok değiştim ben. Yine eskisi gibi bol sokmalı, çıkarmalı küfürler ediyorum. Sakalımı da uzattım, saçımı da. İkisi bir oldu, ben kabasakal'a döndüm. Yani; sanki traş bıçağı henüz keşfedilmemiş gibi geziniyorum etrafta.

Ayrıca bu ara fazla duygusuz da oldum. Odundan hallice, ayıdan iyice, öküzden biraz daha kibarım o kadar. ama duygusuzum bu ara dedim ya. Yoksa neden her iltifat edenle yatıp durayımki. Üstelik artık benim beğendiklerim de beni beğeniyor ve yattıklarım da hep onlardan çıkıyor. sonra bir daha araşmıyoruz, bir daha sormuyoruz birbirimizi. ama arkadaş sitelerindeki profillerimizde yazanlar hep aynı. Yalnızlıklarımızdan şikayet edip, aşk aradığımızı ve saygı sevgi çerçevesi içinde sonsuza kadar sürecek büyük bir aşk yaşamak istediğimizi belirtiyoruz.

Birde boy takıntımı aştım. Malum götten bacaklı kısa boylunun tekiyim. Hatta kısa boyumdan dolayı arkadaşlarım arasında lakabım Sezen Aksu'dur. Yani işte o kadar kısayım. ama dedimya artık aştım bunu. Bunu aşmam da en büyük etkende; ev arkadaşım ve zürafadan biraz kısa sevgilisi oldu. Mübareklerde bi boy varki, dışarı çıktığımızda ben daltonların en kısaları olarak yanlarında yerimi alıyorum. Öyle böyle derken barıştım kısa boyumla. Sağolsunlar canlarım, beni kendi uzun halleri sayesinde kısa boyumla barıştırdıklarının farkında değiller.

Yeni ev'e taşınmak bana ne kattı diye düşünüyorum bu aralar ve cevap olarak sex hayatımın daha hızlanmasını sağlamak dışında bi bok katmadı bana. Buna üzülüyorum bazen. Çünkü aşk arıyorum deyip deyip, milletle buluşup sonra bi daha aramıyorum, sormuyorum. Onlar aradıklarında da cevap vermeyerek ölü taklidi yapıyorum. Cevap alamayınca bir kaç defa daha şanslarını deniyorlar sonra ise onlarda bir daha aramıyor.

Ama onlarla tanışırken gerçekten amacım sex değildi. sadece belkide hayatımın geri kalanını beraber geçiririz diye tanışıyorum, ama bi bakıyorum dünya görüşümüz uymuyor, hayata bakışımız uymuyor. adamlar bi tuhaf çıkıyor. 

Mesela tanıştıklarımdan biri türk faşisti çıkmıştı ve türklerin üstünlüğünden bahsedip durdu, bir başkası kürt milliyetçisi çıktı ve beynimi sikercesine her konuyu kürtlerin ezilmesine bağladı. bir diğeri sonradan avrupa görmüş köpek çıktı, avrupanın üstünlüğünü neden avrupa birliğine katılmamız gerektiğnii anlattı, bir diğeri feminist çıktı ve gün içinde kullandığı küfürlü dilin farkında bile değildi. bir diğeri homofobik bir ateist ibne çıktı ve ona kalsa dünyada kendisi dışında ibne bırakmayacaktı ve en kötüsü de şu ki; homofobik olduğunun farkında değildi. 

İşte böyle böyle olmadı yani. ama hepsiyle de aşk yapmak için değilde, aşk yaşamak için buluşmuştum. ama elimize yarraktan başka bir şey geçmedi..