Bu aralar hayat boka sarmaya başladı yine. Boka sardığı zamanlarda işte bende kendimi böyle buraya atıyorum. Zaten atacak başka yer de yok ya neyse.
Öküz Herif'le bu aralar çok sık kavga ediyoruz ve bu kavgalarımız hiç bitmek bilmiyor. Bitecek gibi de değil. Aslında bu cümle "bitecek gibi değil" değil de "öküz herif bitirecek gibi değil" olsa daha iyi olur. Ufacık bir şeyi günlerce tartışıp duruyor. Ben alttan alıp hiçbir şey olmamış gibi hayatımıza devam edelim havasındayken ve tamamen sanki kavga etmemişiz gibi yaşarken, o "işte böyle umursamazsın, bencilsin, odunsun" deyip deyip, fitili tekrar tekrar ateşliyor. O ateşleyince biraz üstüne gidiyorum, ama sonra bakıyorum konuşmakla hiçbi sikim olmuyo, bende susmayı tercih ediyorum. Hem keşke sorunlar konuşmakla çözülebilecek olsalardı. Ama işte öyle değil. Karşındaki kişinin çözüm aramak yerine sorunu bitirip arkasını dönmekse, sabaha kadar konuşsanızda bi bok olmuyo. Gerçi konuşmamakla da bi bok olmuyo ya neyse.
Aslında onun bu havalarının nedenini biliyorum. Çünkü eski yavuklusunun tayini istanbul'a çıkmış ve o da bunun için böyle davranıyor olabilir. Gerçi bu da sadece bir varsayım. Çünkü o bu aralar ondan çok sık bahsediyor ve bu durum da ben "hayırlısı olsun" deyip kısaca kesmeme rağmen, o yine dırdırdır konuşmaya devam ediyor. Oysa ilk tanıştığımız zamanlarda ben onu zorlayıp sürekli ondan bahsetmesini isterdim. O ise hiç konuşmaz ve "üfff boşver zaten eskide kaldı" deyip lafı ağzıma tıkardı. Benimse amacım onun ilişkilerde nasıl davrandığını daha iyi tanımakdı, ama o hiçbir şey anlatmazdı. Şimdi ise her fırsatta ondan bahsediyor. Onu çok mu seviyor, yoksa unutamadı mı bilmiyorum. Ama ilk aşkı, ilk götünü siktirdiği erkekmiş ve onlar dile kolay 3 yıl beraber olmuşlar ve hayatlarına hiç kimse girmemiş. 3 yıl sonra ise yavuklusunun tayini başka bir ile çıkınca ayrılmışlar. Benim öküz herif, yavuklusunu ilk aylar hep aramış sormuş. Ama yavuklu pek sıcak davranmamış buna ve bir de gittiği yerde evlenince o da zamanla aramayı bırakmış.
Ama şimdi yavuklusu'nun İstanbul'a tayini çıkınca da sanırım adam benim öküz herif'i arayıp sormaya başlamış ve sanırım onlar da bu ara pek sık telefonlaşmaya başladılar. Onlar telefonla konuşmaya başlayınca da, benim öküz sanırım ondan yana olmaya başladı ve bu yüzden benimle sürekli kavga ediyor. Hani ayrılmak mı istiyor, yoksa başka bir şey mi onu da bilmiyorum ki? bunu da kaç defa söyledim. Hatta yavuklusunun tayininin İstanbul'a çıktığını söylediğinde, bende ona "siz tekrar görüşmeye başlayacaksınız ve sen beni terk edeceksin değil mi?" dedim, o ise dalga geçip gülerek "bilmem" deyip sarılıp beni öptü.
Bilmem dediği andaki o ses tonu, gülüşünün şekli ve gözlerinin aldığı parlaklık, eski yavukluyla tekrar bir araya gelmek isteme arzusunu fazlasıyla belli ediyordu. Ama bir şey söyleyemedim. Aslında söylemeye de hakkım yok. Sonuçta adam gitmek istedikten sonra, onu silah zoruyla hayatımda tutacak değilim ya. Ama buna rağmen, amına koyduğumun hayat felsefemde; insanları hayatımda tutmak için her şeyi yaparım, ama artık yapacak bir şey kalmayınca bırakırım. İşte öküz herif'de şu an bu durumda. Benimle sürekli kavga edip duruyor. Çünkü kavgalarımızın şiddetlenmesini ve onu terketmemi veya ona siktir git dememi bekliyor olabilir. Oysa ben ne onu terkedeceğim, ne de ona siktir çekeceğim. Hayır başka bir şey de yapmayacağım, gitmek istiyorsa kendisi çıksın gitsin hayatımdan. Hem onu uğurlayan ben olmayacağım. Ama şunu söyleyebilirimki, şu an kendimi sadece kandırılmış gibi hissediyorum. Hemde çok acımasız ve pis bi şekilde.
10.09.2012
4.09.2012
nööörüyon
Selam canım, selam aşkım, selam dünya, selam aleyküm sevgili allahım.
Bu aralar mutluyum ya, o yüzden böyle saçma sapan girişler yapıyorum. Aslında önceki yazılarımda pek akıllı işi değiller ya neyse. Ya bide nedense yazacak pek bi şey bulamıyorum. Biliyorum biliyorum zaten sizde oralarda işinizi gücünüzü bırakıp, benim neden artık eskisi gibi sık saçmalamadığımı merak ediyorsunuzdur. Hatta merakınızdan çatur çutur çatlıyorsunuzdur, ama ne yapalım bitanelerim, hüzün olmayınca, mutluluk tek başına yazmaya karşı koyuyor. Böyle klavyenin başına geldiğinde harflere yabancılaşıyorsun, elinde mouse ile bi o yana, bi bu yana gidip gidip geliyorsun. İnan mutluluk böyle bir şey oluyor. Yani mutluluk yazmaya engel olmaktan başka bir şey yapmıyor. Çünkü hüzün insanın sadece ammına koyuyor ve insan ammına koyulunca yazmaktan kendini alamıyor..
Aslında sadece mutluluk değil, öküz herif bana yerleştiğinden bu yana bende pek bilgisayarı açmıyorum. Ay pardon "bana yerleştiğinden" değil, benim eve yerleştiğinden bu yana diyecektim. (Bana yerleştiğinden bu yana dediğimde aklınıza yarak kürek geliyor, o yüzden düzeltme gereği duydum.)
Ha ne diyodum, öküz herif bana yerleştiğinden bu yana o evdeyken bilgisayarı pek açmıyoruz. Daha doğrusu açıyoruz da, o benim blog işini bilmediği için, ben de hesabıma giriş yapamıyorum. Genelde facebook ana sayfada milletin fotoğraflarına bakıyoruz veya diğer sayfalarda gezinip duruyoruz. Bide film izliyoruz. Evet porno film izliyoruz. Eee ne yapalım, oturup pepe izleyecek değiliz ya. Neyse zaten porno filmlerdeki her türlü aktraksiyonları gerçekleştire gerçekleştire ikimizin de midesi bulanmaya başladı ve bu aralar böyle bol ödüllü ve kenarda köşede kalmış, izlenilmeyen biraz sanatsal filmleri falan aramaya başladık ve bulup bulup izliyoruz çok şükür.
Ya onu bunu boş ver de, aslında ben blogdan ona bahsetsem mi diye, ciddi ciddi düşünmüyor değilim. Çünkü bazen mailimi açık unutuyorum ve o an, o girip blogu görecek diye ödüm götüme karışıyor. O anlarda hemen bilgisayarın ekranını kapatıp "üfff boş ver şunu" deyip dudağına yapışıyorum. Ama bi gün fena yakalanıcam ondan da korkmuyor değilim. Hani blogu anlatmamamın nedeni de, ilk zamanlar "ya anlatıp da ne yapcam" diyordum, şimdi ise sanki gizli saklı bir iş çeviriyor muşum gibi hissettiğim için söyleme gereği duyuyorum. Çünkü yarın öbür gün kendisi öğrenirse "sen niye daha önce bana söylemedin" deyip ağzıma sıçacağından korkuyorum. Yani sıçmasa bile, bir sürü tantana olacak ve ben tantanayı sevmiyorum.
Bide aslında söylemememin nedenlerinden biri de bu blogu yattığım insanların çetelesini tutar gibi tutmamdan kaynaklanıyor. Yani düşünsene adama "aşkım bak ben blog yazıyorum" diycem ve o da "afferin aşkitoma" deyip blogu bi açacakki; az önce tanıştığım adamların götüne dil atmalarımı, onun bunu altına yatıp saatlerce çıkmama hikayelerimi okuyacak ve işte o zaman kıyamet kopacak. Hayır yani günahsız biri olmadığımı o da biliyor, ama böyle yazılı olup bi kenarda okunabilecek tarzda durunca da, insanın karşısında en masum kişi bile olsa, bu yazılanlar kişiyi irrite ediyor, hemen önyargılı yaklaşmasına sebep oluyor. Hatta bunların hepsini geç, düşünsene ben burda adama etmediğim küfür kalmamış ve buna rağmen karşısına çıkıp bu blogdan bahsedersem ve o da gelip küfürleri görürse ayıp olur, ahlaksızlık olur, yüzsüzlük olur. O yüzden karar verdim bu blogdan onun haberi olmayacak, bende böyle rahat rahat iç dökme, ağıt yakma, komşuya gidip dert anlatmak gibi emellerimi burda gerçekleştirmeye devam edeceğim, tek fark komşu söylediklerimin hepsini yazılı tutacak ve her ayrıntısına kadar bildiği için de, bu durum gelecekte, geçmişe dönüp bakıldığı zaman irrite edecek, nefret uyandıracak, mide bulandıracak, ecek, acak cek cak cuk..
Onun dışında evde yemekleri o yapıyor. Zaten, benim her sabah sucuklu veya patatesli yumurta kızartmamdan, her akşam ise; menemen veya çubuk makarna yapmamdan bıkmıştık. Yemekleri o yaptığı için ben de; bulaşıkları, çamaşırları yıkayıp ve evi temizliyorum.
Temizlik dediğim de; işte haftada bi defa evi paspaslıyorum o kadar. Zaten fazla temizlik hastası değilim. Çünkü "insan biraz pislik içinde yaşamalı ki, vücüdu mikroplara karşı dirençli olsun" diye düşünüyorum ve böyle yaşayıp giderken de gayet sağlıklıyım.
Sağlık dedim de cidden çok fazla hasta olmam, ama hasta olduğumda da sağlam hasta olurum ve hatta ölecek gibi olurum. En son geçen aylarda ölecek gibi 2 haftalığına hasta olmuştum ve o hastalık anında artık kendimde olduğum her an, siktiğim götler ve yediğim yarraklar için allahtan beni affetmesini dileyip, sonrasında da innaateyna kelkevser ve fatiha sürelerini okuyup, ardından da "eşhedüennaaaa ilaheillallah we eşhedüenna muhammedünresullullah" deyip, derin bi nefes alıp "allahım ben ettim sen etme" diyerek zikir yapıyordum.
Hasta olduğum zaman çok iyi biri oluyorum. Bu dünyanın barış ve kardeşlikle dolmasını arzuluyorum. Hasta olmadığımda ise, dünya sikimde bile olmuyor ya neyse. dur burayı atlıyım.
Evin temizlik konusuna öküz herif'de bi ara çok takmıştı. Sonra onu "ya öfff bugün temizleyince yarın yine kirleniyor" gibi basit maymun zekasına sahip cümlelerimi kurup ikna etmiştim. Bu gibi cümlelerimde bir kaç gün idare ettim. Ama geçen yine dayanamadı ve yine "şurası pis, burası pis, bu toz toprak içinde bi gün ölücez" falan deyince, biz de temizlik konusunda kavga ettik. Tabii kavga esnasında tepemin tası atınca, bende dayanamayıp "ööööfff yeter be, burda hizmetçin yok, madem şikayetçisin al kendin temizle" dedim ve o da bi an donup kaldıktan sonra, kalkıp temizlik yaptı. Valla ellerine sağlık, gayet de iyi temizlik yaptı. Her taraf pırıl pırıl oldu. Ağzını açıp gıkını da çıkarmadı.
Zaten hayat felfesefem budur; bir şeyden şikayetçiysen kalk kendin yap, yapmayacaksan kes sesini ve yalovaya devam et.
Bir şey yapmayan ve bir şey yapmadığı yetmezmiş gibi sürekli her şeyi eleştiren insanlardan nefret ediyorum. Lan amcıklar madem şikayetçisiniz, kalkın kendiniz daha iyisini yapın, ama yok iyisini yapamıyorsanız sik gibi de ötüp durmayın.
Neyse anacıklarım, çok uzattım kısa kesiyim. Bir sonraki amaçsız, bomboş yazıya kadar siz de kendinzie çok çok çok iyi bakın. Görüşmek dileğiyle baybay.
Bu aralar mutluyum ya, o yüzden böyle saçma sapan girişler yapıyorum. Aslında önceki yazılarımda pek akıllı işi değiller ya neyse. Ya bide nedense yazacak pek bi şey bulamıyorum. Biliyorum biliyorum zaten sizde oralarda işinizi gücünüzü bırakıp, benim neden artık eskisi gibi sık saçmalamadığımı merak ediyorsunuzdur. Hatta merakınızdan çatur çutur çatlıyorsunuzdur, ama ne yapalım bitanelerim, hüzün olmayınca, mutluluk tek başına yazmaya karşı koyuyor. Böyle klavyenin başına geldiğinde harflere yabancılaşıyorsun, elinde mouse ile bi o yana, bi bu yana gidip gidip geliyorsun. İnan mutluluk böyle bir şey oluyor. Yani mutluluk yazmaya engel olmaktan başka bir şey yapmıyor. Çünkü hüzün insanın sadece ammına koyuyor ve insan ammına koyulunca yazmaktan kendini alamıyor..
Aslında sadece mutluluk değil, öküz herif bana yerleştiğinden bu yana bende pek bilgisayarı açmıyorum. Ay pardon "bana yerleştiğinden" değil, benim eve yerleştiğinden bu yana diyecektim. (Bana yerleştiğinden bu yana dediğimde aklınıza yarak kürek geliyor, o yüzden düzeltme gereği duydum.)
Ha ne diyodum, öküz herif bana yerleştiğinden bu yana o evdeyken bilgisayarı pek açmıyoruz. Daha doğrusu açıyoruz da, o benim blog işini bilmediği için, ben de hesabıma giriş yapamıyorum. Genelde facebook ana sayfada milletin fotoğraflarına bakıyoruz veya diğer sayfalarda gezinip duruyoruz. Bide film izliyoruz. Evet porno film izliyoruz. Eee ne yapalım, oturup pepe izleyecek değiliz ya. Neyse zaten porno filmlerdeki her türlü aktraksiyonları gerçekleştire gerçekleştire ikimizin de midesi bulanmaya başladı ve bu aralar böyle bol ödüllü ve kenarda köşede kalmış, izlenilmeyen biraz sanatsal filmleri falan aramaya başladık ve bulup bulup izliyoruz çok şükür.
Ya onu bunu boş ver de, aslında ben blogdan ona bahsetsem mi diye, ciddi ciddi düşünmüyor değilim. Çünkü bazen mailimi açık unutuyorum ve o an, o girip blogu görecek diye ödüm götüme karışıyor. O anlarda hemen bilgisayarın ekranını kapatıp "üfff boş ver şunu" deyip dudağına yapışıyorum. Ama bi gün fena yakalanıcam ondan da korkmuyor değilim. Hani blogu anlatmamamın nedeni de, ilk zamanlar "ya anlatıp da ne yapcam" diyordum, şimdi ise sanki gizli saklı bir iş çeviriyor muşum gibi hissettiğim için söyleme gereği duyuyorum. Çünkü yarın öbür gün kendisi öğrenirse "sen niye daha önce bana söylemedin" deyip ağzıma sıçacağından korkuyorum. Yani sıçmasa bile, bir sürü tantana olacak ve ben tantanayı sevmiyorum.
Bide aslında söylemememin nedenlerinden biri de bu blogu yattığım insanların çetelesini tutar gibi tutmamdan kaynaklanıyor. Yani düşünsene adama "aşkım bak ben blog yazıyorum" diycem ve o da "afferin aşkitoma" deyip blogu bi açacakki; az önce tanıştığım adamların götüne dil atmalarımı, onun bunu altına yatıp saatlerce çıkmama hikayelerimi okuyacak ve işte o zaman kıyamet kopacak. Hayır yani günahsız biri olmadığımı o da biliyor, ama böyle yazılı olup bi kenarda okunabilecek tarzda durunca da, insanın karşısında en masum kişi bile olsa, bu yazılanlar kişiyi irrite ediyor, hemen önyargılı yaklaşmasına sebep oluyor. Hatta bunların hepsini geç, düşünsene ben burda adama etmediğim küfür kalmamış ve buna rağmen karşısına çıkıp bu blogdan bahsedersem ve o da gelip küfürleri görürse ayıp olur, ahlaksızlık olur, yüzsüzlük olur. O yüzden karar verdim bu blogdan onun haberi olmayacak, bende böyle rahat rahat iç dökme, ağıt yakma, komşuya gidip dert anlatmak gibi emellerimi burda gerçekleştirmeye devam edeceğim, tek fark komşu söylediklerimin hepsini yazılı tutacak ve her ayrıntısına kadar bildiği için de, bu durum gelecekte, geçmişe dönüp bakıldığı zaman irrite edecek, nefret uyandıracak, mide bulandıracak, ecek, acak cek cak cuk..
Onun dışında evde yemekleri o yapıyor. Zaten, benim her sabah sucuklu veya patatesli yumurta kızartmamdan, her akşam ise; menemen veya çubuk makarna yapmamdan bıkmıştık. Yemekleri o yaptığı için ben de; bulaşıkları, çamaşırları yıkayıp ve evi temizliyorum.
Temizlik dediğim de; işte haftada bi defa evi paspaslıyorum o kadar. Zaten fazla temizlik hastası değilim. Çünkü "insan biraz pislik içinde yaşamalı ki, vücüdu mikroplara karşı dirençli olsun" diye düşünüyorum ve böyle yaşayıp giderken de gayet sağlıklıyım.
Sağlık dedim de cidden çok fazla hasta olmam, ama hasta olduğumda da sağlam hasta olurum ve hatta ölecek gibi olurum. En son geçen aylarda ölecek gibi 2 haftalığına hasta olmuştum ve o hastalık anında artık kendimde olduğum her an, siktiğim götler ve yediğim yarraklar için allahtan beni affetmesini dileyip, sonrasında da innaateyna kelkevser ve fatiha sürelerini okuyup, ardından da "eşhedüennaaaa ilaheillallah we eşhedüenna muhammedünresullullah" deyip, derin bi nefes alıp "allahım ben ettim sen etme" diyerek zikir yapıyordum.
Hasta olduğum zaman çok iyi biri oluyorum. Bu dünyanın barış ve kardeşlikle dolmasını arzuluyorum. Hasta olmadığımda ise, dünya sikimde bile olmuyor ya neyse. dur burayı atlıyım.
Evin temizlik konusuna öküz herif'de bi ara çok takmıştı. Sonra onu "ya öfff bugün temizleyince yarın yine kirleniyor" gibi basit maymun zekasına sahip cümlelerimi kurup ikna etmiştim. Bu gibi cümlelerimde bir kaç gün idare ettim. Ama geçen yine dayanamadı ve yine "şurası pis, burası pis, bu toz toprak içinde bi gün ölücez" falan deyince, biz de temizlik konusunda kavga ettik. Tabii kavga esnasında tepemin tası atınca, bende dayanamayıp "ööööfff yeter be, burda hizmetçin yok, madem şikayetçisin al kendin temizle" dedim ve o da bi an donup kaldıktan sonra, kalkıp temizlik yaptı. Valla ellerine sağlık, gayet de iyi temizlik yaptı. Her taraf pırıl pırıl oldu. Ağzını açıp gıkını da çıkarmadı.
Zaten hayat felfesefem budur; bir şeyden şikayetçiysen kalk kendin yap, yapmayacaksan kes sesini ve yalovaya devam et.
Bir şey yapmayan ve bir şey yapmadığı yetmezmiş gibi sürekli her şeyi eleştiren insanlardan nefret ediyorum. Lan amcıklar madem şikayetçisiniz, kalkın kendiniz daha iyisini yapın, ama yok iyisini yapamıyorsanız sik gibi de ötüp durmayın.
Neyse anacıklarım, çok uzattım kısa kesiyim. Bir sonraki amaçsız, bomboş yazıya kadar siz de kendinzie çok çok çok iyi bakın. Görüşmek dileğiyle baybay.
27.08.2012
öp öp öp doyamadım
Artık istediğim gibi bir ilişki oluşmaya başladı. Ama istediğim gibi oluşmaya başlarken, bi yandan; yapaylaşmasından da korkmuyor değilim. Hatta ölümüne korkuyorum. Ama istediğim gibi olmayınca da bir ilişki içinde oup olmadığımı hiç anlayamıyorum. Yani en azından ilişki içinde olup olmadığımı kendi kendime düşünüp durmaktansa yapaylaşmaya doğru giden bir ilişkiye bile razı olmaya başladım. Ne yapıyım, bütün ilişki türlerini denedim, bir de bu yapay ilişki türünü deniyim. Hem elimden başka bir şey gelmiyor..
Aslında yapaylaşmaya doğru gitmiyor. Sadece beklentilerim var ve bunları kendi içimde tutmaktansa ona söyledim. Hani önceki yazıda yazmıştım ya "seks yapmaktansa, yanaklarımdan öpülmek daha çok hoşuma gidiyor" falan diye, hah işte geçen bunu söyledikten sonra bi anda şimşek kafamda çaktı; çakan şimşek şuydu;
Şimdi ben öpülmek istendiğimden iyice emin olunca ve bunu da burda yazınca, sonra beynim bi an durdu. Böyle bi aydılandım, beynim yüksek voltaja maruz kalır gibi oldu. Dedim "ulan burda yazacağıma bunu öküz herif'e söyliyim daha iyi. sonuçta ilişki dediğin şey içinde kendi ihtiyaçlarını karşılayamıyorsan, tabiki gözün hep dışarda olacak, tabiki farklı bedenler üzerinde sekmeye başlayacaksın"
Sonra bunu iyice düşününce de öküz herif'le yaptığımız muhteşem seks sonrasında onunla konuşmaya başladım. Dedim ki "bak şimdi; sen seks istiyorsun ve ben sana bunu veriyorum, ama benimde bunun karşılığında istediğim bir şey var. o da çok basit ve hatta senin için önemsiz bile olabilir, ama ben isiyorum" dedim. o da "öffff uzatma hadi söyle ne istiyorsun" dedi, bende "beni her zaman öp" dedim. ben böyle diyince, o da doğal olarak patladı ve "ulan seni öpmüyor muyum? daha az önce ne yaptık?" diye çıkıştı. bende sakin ol, tane tane konuş dedim ve o susunca da devam ettim.
"istediğim öpme şekli bu değil. yada seks yaparken beni öpmen değil. çünkü seks yaparken aklımız çıkıyor ve o an yarraklarımız kalktığı için zaten mecburi olarak bilinçsiz ve kontrolsüzce öpüyoruz. ama benim dediğim "öp"mek bu değil. beni seks yapmadığımız zamanlarda, yarrağın kalkmamışken de öp" ben böyle deyince o yine patladı ve "ee tamam öpüyorum işte, öpmüyor muyum?" diye karşıt cevap verdi, bende "cık cık öyle değil. yanaklarımdan masumca öp. ihtiyacım olan şey bu. çünkü yanaklarımdan öpülünce, karşılıksız olarak sevildiğimi düşünmeye başlıyorum ve bu da çok hoşuma gidiyor." dedim. Ben böyle diyince o da "tamam. öperiz ne olmuş ki" dedi ve benim kafamın tası yine attı.
"hayır böyle basit algılama, çünkü cidden öpülmek istiyorum. bunu kelimelerle anlatmak imkansız ama ihtiyacım olan şey bu. sen nasılki seks yapmalıyız, ihtiyacım olan şey bu diyorsan ve ben bazen canım istemese bile sırf senin ihtiyacını karşılamak için seks yapıyorsam, sende içinden beni öpmek gelmese bile öp. çünkü benim de yanaklarımdan bol bol öpülmeye ihtiyacım var." dedim ve yanaklarına uzanıp dudaklarımı yavaşça bastırarak uzun bi öpücük kondurup "işte böyle öp" dedim. Durup bana baktı ve "ayyyyyyyyyyğğğğğ yine kelebekleşti bu" dedi ve ben bi anda sinirlenip "kelebek melebek anlamam, beni böyle öp. buna ihtiyacım var. ben nasılki seni çatır çatır sikiyorsam, sende beni böyle sevgiyle öpeceksin". dedim ve o da "ayyyğğğ tamam" dedi ve başka şeyler konuşmaya başladık. Sonra gün içinde bir iki öpücük denemesi oldu, ama istediğim gibi öpemedi, bende en son dayanamadım ve "çok fazla yapay öpüyorsun, içinden gelmiyor. eğer içinden gelmiyorsa, sırf ben istedim diye de kendini hırpalama" dedim ve o konuşacak gibi olup, konuşmaktan vazgeçerek yanaklarımdan sımsıkı bi şekilde uzun uzun öptü. Ben de gülerek "işte buna benzer. yavaş yavaş istediğim gibi öpmeye başlıyorsun" dedim ve o da "salak" dedi ve gün içinde böyle öpcüklerle akşamı ettik. Bi kaç gündür sürekli istediğim gibi öpüyor ve mutlu oluyorum. Sanki çocukluğum da hakkım olan, ama bi türlü alamadığım o haklı öpücükleri, şimdi tek tek almaya başladım gibi..
Aslında yapaylaşmaya doğru gitmiyor. Sadece beklentilerim var ve bunları kendi içimde tutmaktansa ona söyledim. Hani önceki yazıda yazmıştım ya "seks yapmaktansa, yanaklarımdan öpülmek daha çok hoşuma gidiyor" falan diye, hah işte geçen bunu söyledikten sonra bi anda şimşek kafamda çaktı; çakan şimşek şuydu;
Şimdi ben öpülmek istendiğimden iyice emin olunca ve bunu da burda yazınca, sonra beynim bi an durdu. Böyle bi aydılandım, beynim yüksek voltaja maruz kalır gibi oldu. Dedim "ulan burda yazacağıma bunu öküz herif'e söyliyim daha iyi. sonuçta ilişki dediğin şey içinde kendi ihtiyaçlarını karşılayamıyorsan, tabiki gözün hep dışarda olacak, tabiki farklı bedenler üzerinde sekmeye başlayacaksın"
Sonra bunu iyice düşününce de öküz herif'le yaptığımız muhteşem seks sonrasında onunla konuşmaya başladım. Dedim ki "bak şimdi; sen seks istiyorsun ve ben sana bunu veriyorum, ama benimde bunun karşılığında istediğim bir şey var. o da çok basit ve hatta senin için önemsiz bile olabilir, ama ben isiyorum" dedim. o da "öffff uzatma hadi söyle ne istiyorsun" dedi, bende "beni her zaman öp" dedim. ben böyle diyince, o da doğal olarak patladı ve "ulan seni öpmüyor muyum? daha az önce ne yaptık?" diye çıkıştı. bende sakin ol, tane tane konuş dedim ve o susunca da devam ettim.
"istediğim öpme şekli bu değil. yada seks yaparken beni öpmen değil. çünkü seks yaparken aklımız çıkıyor ve o an yarraklarımız kalktığı için zaten mecburi olarak bilinçsiz ve kontrolsüzce öpüyoruz. ama benim dediğim "öp"mek bu değil. beni seks yapmadığımız zamanlarda, yarrağın kalkmamışken de öp" ben böyle deyince o yine patladı ve "ee tamam öpüyorum işte, öpmüyor muyum?" diye karşıt cevap verdi, bende "cık cık öyle değil. yanaklarımdan masumca öp. ihtiyacım olan şey bu. çünkü yanaklarımdan öpülünce, karşılıksız olarak sevildiğimi düşünmeye başlıyorum ve bu da çok hoşuma gidiyor." dedim. Ben böyle diyince o da "tamam. öperiz ne olmuş ki" dedi ve benim kafamın tası yine attı.
"hayır böyle basit algılama, çünkü cidden öpülmek istiyorum. bunu kelimelerle anlatmak imkansız ama ihtiyacım olan şey bu. sen nasılki seks yapmalıyız, ihtiyacım olan şey bu diyorsan ve ben bazen canım istemese bile sırf senin ihtiyacını karşılamak için seks yapıyorsam, sende içinden beni öpmek gelmese bile öp. çünkü benim de yanaklarımdan bol bol öpülmeye ihtiyacım var." dedim ve yanaklarına uzanıp dudaklarımı yavaşça bastırarak uzun bi öpücük kondurup "işte böyle öp" dedim. Durup bana baktı ve "ayyyyyyyyyyğğğğğ yine kelebekleşti bu" dedi ve ben bi anda sinirlenip "kelebek melebek anlamam, beni böyle öp. buna ihtiyacım var. ben nasılki seni çatır çatır sikiyorsam, sende beni böyle sevgiyle öpeceksin". dedim ve o da "ayyyğğğ tamam" dedi ve başka şeyler konuşmaya başladık. Sonra gün içinde bir iki öpücük denemesi oldu, ama istediğim gibi öpemedi, bende en son dayanamadım ve "çok fazla yapay öpüyorsun, içinden gelmiyor. eğer içinden gelmiyorsa, sırf ben istedim diye de kendini hırpalama" dedim ve o konuşacak gibi olup, konuşmaktan vazgeçerek yanaklarımdan sımsıkı bi şekilde uzun uzun öptü. Ben de gülerek "işte buna benzer. yavaş yavaş istediğim gibi öpmeye başlıyorsun" dedim ve o da "salak" dedi ve gün içinde böyle öpcüklerle akşamı ettik. Bi kaç gündür sürekli istediğim gibi öpüyor ve mutlu oluyorum. Sanki çocukluğum da hakkım olan, ama bi türlü alamadığım o haklı öpücükleri, şimdi tek tek almaya başladım gibi..
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

