11.05.2012

Bu aralar aptal şapşal bir çok adamla tanışıp duruyorum. Hiç kimsenin aşka inandığı yok ve herkes bana götüyle gülüyor. Onlara kızmıyorum, sadece üzülüyorum.

6.05.2012

ekmek yoksa, çikolatalı pasta zıkkımlan!

Sanırım artık beni sevdiğini düşündüğüm birilerine ihtiyacım yok. Ya da kendimi "zamanla beni seveceğine" inandırmaya çalıştığım kimselere. Zaten insanı hayata karşı ayık tutan tek şey bu siktiri boktan umutlardır.  "Belki bu sefer gelip hayatıma girip hiç çıkmayacak, belki bu seferki doğru kişidir, belki bu sefer beni sevecek, sadece beni, beni, beni.." diye diye ömür geçip gidiyor ve sen ardına dönüp bi bakıyorsunki aslında hep tek başınaydın.
İşte sadece onun, gelip senin hayatına girip bir daha çıkmayacağını düşünerek güzel zaman geçirmeye çalışmışsın o kadar. Ama sonuç olarak bi sikim değişmemiş ve zaten sen de bunu farkettiğin an pes edersin.
Pes etmek insanı yıkıyor. Hem de çok pis bi şekilde. Artık seni seven birilerine ihtiyaç duymuyorsun. Pes ettikten sonra ihtiyaçların; seni hep sevecek birilerinden, seni düzenli sikebilecek birilerine doğru hızlı bir değişim, hızlı bir evrim geçirir.
Artık sadece seni düzenli siken birileri olsun istersin, ya da düzenli sikebileceğin herhangi biri. Böylece sikişirken bi bahaneyle kokusunu içine çekersin, tenine dokunup içten içe sevgilim, bi tanem dersin. Ellerin bu yeni bedenin saçları arasında gezinmeye çıkmışken, sen ise başkalarını anımsatan bu an'ın acısını içinde dindirmekle meşgulsundur ve zaten artık öğrenmeye başlamışsındır;
her seks bir başka sevgilinin hayaliyle doyar, her seks bir başka orospuçocuğunu anılarıyla noktalanır ve sonuç sen yine öyle sik gibi kala kalırsın.

Geçmişte hayatına girip çıkanları düşündükçe, şimdi yatağına girip çıkacakları önemsememeye başlarsın. Ne olacakki? Hem zaten allahtan bile daha çok sevdiğin adamlar bile, seni bi-iki defa siktikten sonra yokluğa karışıp gitmişken, şimdi seni sevmediği halde yatağına giren adamların onlardan farkları neki? Aslında hiç bi farkları yok. Bu adamlar, o senin ayılıp bayıldıklarından, o beş para etmemelerine rağmen kendinden bile çok sevdiklerinden daha dürüstler. Çünkü en azından seni sikmek için burda olduklarını saklamıyorlar, 2 posta fazla kaymak için ayak üstü 10tane güzel söz söylemiyorlar. Boşaldıktan sonra tek söyleyecekleri söz "gitmemi mi ister misin?" veya "tekrar yapalım mı?"dan daha fazlası değil.
Bir farkları olmadığını kabullendiğin anda daha bi rahatlarsın. İçin içine sığmaz "dünya işte böyle amınakoyim" der, geçiştirirsin ve akşama yatağa atacak yeni birilerini ararsın.

Ucuzluğun, basitliğin bi sınır yok dostum ve inan bence sonsuzluk sadece basitlik için geçerlidir. Çünkü istediğin kadar basit ol, en basitin bile daha basiti vardır. Bunu en çok da yatak daha bir kaç dakika önce tanıştığın adamların spermlerine boyanırken, evin odaları da aynı adamların çığlıklarını dışarı çıkmasın diye kendi içinde saklamaya devam ettiğinde anlarsın.  "Ne yapıyorum"lar çoktan tükenmiş, sen de zaten "koy götüne gitsin" adlı ruh halinin rahatlığına kapılmışsındır. İşte bu yüzden dostum gidenlerin ardından ağlamayı kes ve git bir posta osbir çek de kendine gel.

2.05.2012

Zaman akıp gidiyor, bi tur daha ver demek olmazzzzZzz

Artık porno filmlerin de bi tadı yok. Geceler gittikçe kısalmaya başladığından bu yana sabahlara küfürlerim çoğaldı. Önceki yıldan bu yana sarınıp uyuduğum battaniyeyi geçen gün attım banyoya ve sonrada soyunup açtım suyu. Şırıl şırıl akan suyun altında o kirlerinden, bende günahlarımdan arınırcasına iyice köpüklenip yıkandık.
Ev sahibimle aramızda kalın bir duvar ördüm iyice. Kirayı artık banka hesabına yatırıyorum, ne o beni görüyor, ne ben onu. Zaten teee ne zamandan bu yana artık bana sıcak yemek de getirmiyor. Hem bir şey söyliyim mi, bende makarna yapmayı ve patates kızartmayı iyice öğrendim. birde sucuklu yumurta yapıyorum sabahları. Midem bulana bulana yiyorum.
Geçen mahalledeki zencilerden birini dövmüşler. Ağzında iki dişi eksik dolaşıyor artık. Neden dövdüklerine dair bi fikrim yok. ama yediği dayak sonrasında artık iyice kenardan kenardan yürüyor.

Geçen üst sokaktaki travestiyi gördüm. Sigarayı öyle bir içine çekiyorduki, dersin bütün dünyanın yükü sadece onun omuzlarında. Başı; ipneliğinin getirdiği alışkanlıktan dolayı hafif yana düşmüş olsada, omuzları dimdikti. Saçlarının rengini açmış bide. Doğrusu eskisinden güzel olmuş. Sokakta erkek gördümmü bakınıp benim olsa beraber yaşasak derdimya, şimdi onu da görünce öyle diyesim geliyor ve bundan çıkarttığım ders şuki; sanırım yalnızlık, tercihlerimizi değiştirmekte çok önemli rol oynuyor.

Mahallemizin gençleri taksim parkına iyice alıştılar. Artık yeni yeni türeyen ibnelere saxo çektirip duruyorlar. Bende eskisi gibi değilim artık, fazla takılmıyorum taksim parkına. Çünkü polisler iyice azıttı ve saxo çekmek için dolanan ipneleri gördükçe kimlik falan sorup sorup joplayarrak parktan kovuyorlar. Kimse sesini de çıkaramıyor, işte yediğimiz önümüzde yemediğimiz sırtımızda yaşayıp gidiyoruz.

Ben mi, bende iyiyim işte. Önceki ay aldığım oturma takımında yayılarak günlerimi geçiriyorum. Bide patronum maaşımı azalttı. Meğer onun da işleri düşmüş falanda filan. Sesimi çıkarmadım. Ses çıkarınca ne olacakki. Bence sessiz kalmak en güzeli. Böylece herkes her şey yolunda sanıyor.