Hani sikindirik biriyle tanışırsın ve onunla görüştüğün süre boyunca içinden "hayatıma alsam mı, almasam mı" diye düşünüp durursun da bi türlü karara varamadığın için, ne yapacağını şaşırıp şaşkaloza dönersin ya. Ve hatta bu şaşkaloz vaziyetteyken onunla görüşmek ve görüşmemek arasında gidip gidip gelirsinde kafan bi milyon olurya..
Ve hatta acaba götüne tekmeyi koyıyım mı, koymıyım mı? diye kara kara düşünmeye başlarsınya..
hah işte benim bu gibi kararsız anlarımda yardımıma, hep karşımdakinin farketmediği tek bi cümlesi koşar.
Çünkü hayatıma giren insanlar genelde girdikleri hızda çıkarlar ve bende iplemem bile.
Oysa bazıları hayatıma girdimi, ne pahasına olursa olsun asla çıkmalarına izin vermem. Nedenini asla öğrenmezler ve asla söylemem de. İşte sırrımı burda yazıyorum. flaş flaş flaş. son dakika... son dakika....son dakika... cnn canlı bağlantıya geç, bbc muhabirleri az daha yaklaşın..
İşin şakası bi yana. Cidden bazı insanlara, sırf tanıştığımız ilk günlerde sarf ettikleri tek bir cümleleri yüzünden çakılıp kalırım ve asla hayatımdan çıkmalarına izin vermem. Hatta beni de hayatlarından çıkarmalarına asla izin vermem. İşte hayatımdan çıkmalarına ve beni hayatlarından çıkarmalarına izin vermediğim insanlar'ım ve o cümleleri:
Öküzherif: Geçen ay tanıştığım ve bu aralar çıkmaya çalıştığım adam olur kendisi. Piçin diğer adı da götherif'tir. Çünkü hiç olmadık anda beni göt edecek laflar söyler ve bunu da gayet rahat rahat yapar. Böyle hiç sikine de takmaz beni. Ama işte o beni her ne kadar sikine takmasa da, ben onu sikime takıyorum. Nedeni de ilk tanıştığımız hafta bana "ne olursa olsun içinden ne geçiyorsa onları söyle. sakın seni kullanacağımı düşünme. sakın bu hissettiklerini suistimal edeceğimi düşünme, ne hissedersen hislerinde açık ve samimi ol ve söyle. her ne kadar ben daha önce suistimal edildiğim için şu an söyleyemiyor olsamda, sen her zaman bana karşı rahat ol" demişti ve o cümlelerle ammıma koymuştu.
O bunları söylerken, bende apışıp kalmış ve hayran hayran yüzüne bakıp "tamam" deyip yanağından öpmüştüm. İşte o bu sözleri söylerken; bende onun, benim için doğru kişi olduğunu anlamış ve ona karşı hiç bi zaman hissettiklerimi söylemekten geri kalmadım ve o günden bu yana hep kavga ediyoruz.
Gerçi hiç kimseye karşı söylemek istediklerim yüzünden geri kalmıyorum ama işte onun bunu dile getirmesi hoşuma gitmişti. Her ne kadar piçle kavga ediyor olsakda sanırım onu sevmeye başladım.
İhtiyar: Şu benim göt kılları beyazlayan ihtiyar olur kendisi. Amerika da büyüdüğü için ingilizce karışımı bir türkçesi var ve benimle konuşurken kendimi uzaylı gibi hissediyorum. O her ne kadar "üfff nihayet türkiye'de gay aleminde oturup saatlerce sohbet ettiğim birini buldum" diye iltifatlar etsede, ben kesinlikle onun söylediklerinin yarısını anlamadığım için ve anlamayıp bir daha da tekrar ettirmemek adına "evet haklısın. aslında bende senin gibi düşünüyorum. bu konuda hemfikiriz. her şey boş abi, hayat dediğin bu andan ibaret. takma kafaya bunlarda geçer." gibi lafları söylüyorum ve o da onu anladığımı sanıyor. Oysa söylediklerinden hiç bi bok anlamıyorum, ama bu durumumuz ona, anlaşıyoruz gibi geliyor.
Aslında evet, bi yandan anlaşıyoruz da ama keşke ingilizceyi biraz daha azaltsa ve anladığım dilde konuşsa. Ama olsun, buna da şükür.
Her neyse onu hayatımda tutmama neden olan cümlesi ise: "Ben bir loser'im. Benimle boşuna vakit geçiriyorsun. Sana hiç bir şey veremem"dir.
Ahh ihtiyar vah ihtiyar, sen böyle dedinya, içimi delik deşik ettin haberin yok. Sırf bana bu cümleyi kurdun diye seni aklımdan çıkaramıyorum. Benki; öz anamı bile bayramdan bayrama ararken, seni 3-4 günde bir merak edip aramasam içim rahat etmiyor.
Sen bir kaybedensin ama beni kazanmışsın. Bende bi bokuna yaramıyorum ya, ona yanıyorum.
Askerdekipiç: Hani daha önce anlatmıştım. Askerde aşık olduğum ve aradan 6-7 yıl geçmesine rağmen hala ara ara osbir çekerken onun yarrağının ağzımda olduğunu düşündüğüm anda hızlıca boşaldığım piç. Şu anda yine 3-4 ayda bir "nasılsınlaşıyoruz" ve bunun dışında bi bok yok. Aslında bi ara karısından boşandıktan sonra istanbul'a gelecekti, ama olmadı. Zaten işini de batırdı ve şu an beş parasız kaldı. En son avusturyalı mı ne, öyle bi türk karıyla evlendiler ama yine de bi bok olmadı. Kadın gitti avusturya'ya, o memleketinde kaldı...
Ayy dur ben, onun hayatımda kalmasına sebep olan cümlesini söyliyim;
Sanırım cümlesi yok, sadece yarrağı büyüktü. bide kendine has bi boşvermişliği vardı. Biraz sanırım o boşvermişliğini kendime örnek aldım o yüzden olsa gerek. Yoksa sırf sadece yarrağı büyük diye aklımdan ve hayatımdan çıkarmıyor olamam.
Piçkurusu: Önceki yıl internetten tanıştığım ve "aşık mı olduk lan biz birbirimize" deyip deyip aylarca yazıştığımız götoş olur kendisi. Sonra baktık aramızda bir bok olacağı yok, arkadaş kaldık.
Yazdıklarımı okuyup şöyle demişti "sen romantik bi orospusun"
Bu cümlesiyle hayatımda çakılıp kaldı. Ne gitmesine izin verdim, ne de ben onun hayatından gittim. Hala görüşüyoruz amcıkla. Beni anlayan ve anladığını da bana açıkça söyleyen tek adam. Onu sırf bu cümlesi yüzünden ölünceye kadar rahat bırakmıycam.
Ardahanlı annem: Bundan 10 yıl önce falan, en zor dönemlerimde tanışmıştık ve gidecek başka bi yerim olmadığı için aylarca evinde yatıp kalkmıştım. Şu an koca bi eşşek olmama rağmen, hala ara ara gecenin bi yarısı kalkıp sarılmak istediğim birini aradığımda, taksim parkına gidip sikişme bahanesiyle birilerine sarılmak yerine, ona gider biraz öper koklar sonrada o yatmaya gidince bende buzdolabına dadanıp, ne var ne yok yer, evin her hangi bir köşesinde uyurum. Hayatımda "boş ver olum. her şey gelip geçer, her şey olacağına varır" mottosuyla yer edinen ve tüm sıkıntılarıma rağmen hala taşşakları serip yatmama sebeptir kendisi.
Adı lazım olmayan bi emmi oğlu: Kendimi bok gibi hissettiğim, tutunacak birine en çok ihtiyaç duyduğum bi zamanda bana siktir çekip kapı dışarı etmişti. Sokakta bi aşağı bi yukarı gidip gelirken, baktım olacağı yok gece boyunca sokaklarda "işten eve dönen biriymiş gibi" gezinmiş, gündüz de bulduğum ilk yeşilliğe kendimi atıp uyumuştum.
Onu hayatımda tutmamın nedeni bana siktir çekmesi. O ağız dolusu "siktirgit"i hala aklıma geldikçe, kendimi bok gibi hissediyorum.
Ama buna rağmen onunla hala görüşüyorum ve onunla konuştuğum zaman bana çektiği siktiri hatırlatan bir ses tonuyla konuşuyorum. Çünkü bazen canını yakan insanların canını yakmak için hayatında tutman gerekir.
Şimdilik bunlar yeter. Aklıma hayatımda bulunma nedenleriyle ilgili cümleleri gelen herkesi ara ara yazarım. Bir sonraki postaya kadar kendinize iyi bakın. Hepinizi en güzel yerlerinizden kocaman kocaman öptüm.
26.03.2012
24.03.2012
bi dur hele. önce birbirimizi iyice bi tanıyalım, sonra ne bok yiyceksek oturur yeriz
yazmazsam evren bana yamukluk yapmaz diye düşünerek yazmam dedim ama tutamıyorum kendimi. hem evren'in götüne koyyım. yamukluk yapmayan bir evren mi var? yardırmaya devam..
----------------------------------------------------------------
Önceki yazıda demiştim ya, şu geçen ayki kâfir soğuklarında biriyle tanışmış sonra da az romantik bi yerde kahve içmek için inzivaya çekilmiştik diye. Hah işte konu o piç. Ammına koyim, onunla tanıştığımız günden bu yana sürekli kavga ediyoruz. Zaten ilişkileri en fazla 4 saat veya 4 gün sürten biri olarak şunu söyleyebilirim ki; uzun ilişkiler insanın ammına koyuyor, gece başını yastığa bıraktığın anda diş gıcırdatmalarına neden oluyor, gündüz ise sürekli yalaka mesajlaşmalarına sebebiyet veriyor. Bunun dışında pek bir şey yok. Tabii dediğim gibi; siktiri boktan kavgaları hiç saymıyorum bile.
Genelde kavgaları ben çıkarıyorum. Çünkü o birileriyle kırıştırmaya başladığı anda ben söylenmeye başlıyorum ve o "biz şu an daha birbirimizi tanıma aşamasındayız, o yüzden başkalarıyla beraber olma konusunda birbirimize zorluk çıkarmayalım" diye büyük büyük laflar ortaya atıyor, ben de onun bu laflarına kızıp "eğer başkalarıyla yatıp kalkarsam hiç bi zaman sana tam olarak ısınamam, seninle asla çıkamam. Çünkü sende aradığım hiç bi şey yok. Hem zaten başkalarıyla yatarsak birbirimize de alışamayız. hele ben! senin gibi birine asla alışamam" diyorum. hıhı allah belamı versin böyle diyorum adama. Çünkü bana dediki "bana karşı ne hissedersen açıkça söyle, hiç bir şey saklama. dürüst ol"
Tabii durum böyle olunca da, birbirimize karşı hissettiğimiz ne varsa ve birbirimiz dışında yediğimiz her boku, birbirimize söylüyoruz. Tabii onun aksine ben, midesi boktan bulanan biri olarak hiç bok yiyemiyorum. Çünkü malum sex bağımlılığından daha yeni yeni kurtuldum gibi ve bu aralar en fazla osbir çekiyorum.
Hem zaten artık düzenli olarak çaktığım biri varken, kimseyle tanışma aktraksiyonlarına girip yüz göz olmak da istemiyorum.
O ise benim aksime sürekli birileriyle tanışma, kaynaşma mevzularında. Bu kaynaşmalar genelde yatakla bittiği için de, sikiştiği herkesi bana anlatarak canımı sıkıyor ve bende, canım sıkılınca da kavga çıkarıyorum ve o gün adamın götünü sikmesemde, beynini kesin sikiyorum.
Kavgalarımız esnasında da "sana dürüst oldum, ne yapıyım söylemiyim mi?" diye söylenip üstüme çıkmaya çalışıyor. Öküz ya, dur önce bi nefes al, önce biz bi ısınalım birbirimize, sonra ne bok yiyeceksen ye değil mi? Ama yok işte, daha birbirimizi tanımadan, başka bedenlerde soluklanıp duruyor. Bende tabii bu gibi anlarda hemen müslüm gürses'e bağlayıp ana avrat düz gidiyorum ve sonrasında da, söylediklerim yüzünden pişman olup bu sefer ilişki koçu ilhan uçkan'a dönüp, ilişkilerle ilgili ikna edici güzel, olumlu, negatif şeyler anlatmaya başlıyorum. Ama bi bakıyorum ıııh o yine aynı kafada yaşamaya devam ediyor ve bende bunun üstüne dayanamayıp siktiri basıyorum.
Geçende yine böyle kavga ettik ve dayanamadım siktiri basıp yanından ayrıldım. Tabii durum böyle olunca bi kaç gün görüşmedik. Sonra yine mesajlaşmaya başladık ve akşamına da görüşmeye karar verdik.
Her akşam olduğu gibi o akşam da istiklal'de dolanıyordum ve bi baktım yerde 5 tl. Gelen giden de ayak basıyo ama kimse almıyor. Tabii parayı gören ben durur muyum? hemen alıp bir dilenci aramaya başladım. Lan allahın cezaları dilenciler, ben parayı yerden alır almaz ortadan kayboldular. elimde parayla sağa sola bakındım ama ıııh. Ortada hiç dilenci yoktu. Sanki dersin yeryüzünden tüm dilencileri toplayıp sabun yapmışlar gibi, bi anda koca istiklal dilencisiz kalıverdi. Baktım buluşma saatine de geç kalıcam, dedim bari metroya doğru gidiyim o arada parayı da selpak satan çocuklara veririm.
Metroya vardım ama bi baktım selpakçı cocuklardan eser yok. İçimden "neyse ya daha sonra dilencilerden birine veririm" deyip parayı cebime atıp merdivenlerden inmiştimki metronun girişindeki çiçekçinin önündeki gülleri görünce "acaba allah bana bir şeyler mi anlatmaya çalışıyor" diye düşündüm ve o anda gül alasım geldi. Adama "bi tane gül ne kadar?" diye sordum o da "5 tl" dedi. "Tamam bi tane verir misin" dedim ve adam ordan bi gül alıp uzattı. Ama mübarek çiçekçi bi gül verdiki sapı boyum kadar. Gül'e bakıyorum kendime bakıyorum, gül biraz daha uzun olsa, ben sanki gül dalına binmişim gibi duracağız. Adama rica ederek "ya şunun boyunu biraz kısaltırmısın, benden uzunlara tahammülüm yokta" deyiverdim. Çiçekçi işini ciddiye alan biri olduğundan olsa gerek, hafif tebessüm ederev "kızlar gülleri kavanozlara attıklarından dolayı uzun tercih ediyorlar" deyiverdi. Bende "yok bunu bir erkeğe alıyorum" dedim ve adamın suratı kireç gibi oluverdi. Lan piç taksimin göbeğindesin hala erkek erkeğe gül alınca şaşırıyorsunya, senin o anda rengi solan yüzüne eşşekler boşalsın göt oğlanı.
Neyse ben böyle deyince daha bi ciddileşti ve sonra gülü alıp istediğim boya getirdi ve uzattı. Bende ömrü hayatımda elinde gülle dolanmadığım için gülü elimde sik gibi hissettim ve bu seferde "bi şeye sarıp verir misin" diye rica ettim ve o böylece bi şeylere sarıp verdi, bende yerde bulduğum 5 tl'yi çiçekçiye verdim ve metroya binip benim denyoyla buluşmaya gittim. Öküzün işten geç çıkacağı tuttu ve yarım saat beni bekletti. Bende bu arada gelen giden elimdeki güle bakmasın diye tuttum gülün kağıdını falan soydum attım, gülü de montumun altına koynuma soktum. Sonra benim öküz arabasıyla çıkageldi. Arabaya bindiğim anda içimden "dadadadammm" diyerek, yüzümde ise çok sakin bi ifadeyle gülü uzatıverdim.
Ben gülü uzatırken aklımdan da "hahaha şimdi çok sevinecek, şaşkaloza dönecek" falan diye düşünürken, o "bu ne, ne yapcam bunu götüme mi sokcam" deyiverdi. Ayyyhh allahım, tamam bende öküzüm ama yani böyle öküzleri de karşıma çıkarırsan senin varlığından şüphe etmeye başlıycam haberin olsun. Lütfen beni, biraz romantik ve kalbi benimkinden daha yumuşak birileriyle karşılaştırır mısın? Rica ediyorum allahım. Yoksa ateist olup çıkıcam, senin yokluğunu da romantik erkeklerin yokluklarına bağlıycam, demedi deme.
Üstelik benki ömrü hayatımda ilk defa bi erkeğe gül alıyorum, üstelik benki ömrü hayatımda ilk defa samimi bi şekilde bir erkeğe gül uzatıyorum, ama nerde aldığım tepkiye bak, neymiş efendim gülü götüne mi sokcakmış, yoksa başka bir şey mi yapcakmış?
O böyle sorunca, bende "bilmem. ben sana verdim, artık ne yapacağın seni ilgilendirir" deyip arka koltuğa bıraktım ve yanağından öptüm. Sonra o da beni dudağımdan öptü ve "beni utandırıyosun" dedi.
He ammına koyim, sen yüzüme "ben başkalarıyla sikişmek istiyorum" derken utanma, ama ben sana gül aldığımda utan.
İşte böylece barıştık. İyi gibiyiz şimdi. Henüz kavga etmedik.
----------------------------------------------------------------
Önceki yazıda demiştim ya, şu geçen ayki kâfir soğuklarında biriyle tanışmış sonra da az romantik bi yerde kahve içmek için inzivaya çekilmiştik diye. Hah işte konu o piç. Ammına koyim, onunla tanıştığımız günden bu yana sürekli kavga ediyoruz. Zaten ilişkileri en fazla 4 saat veya 4 gün sürten biri olarak şunu söyleyebilirim ki; uzun ilişkiler insanın ammına koyuyor, gece başını yastığa bıraktığın anda diş gıcırdatmalarına neden oluyor, gündüz ise sürekli yalaka mesajlaşmalarına sebebiyet veriyor. Bunun dışında pek bir şey yok. Tabii dediğim gibi; siktiri boktan kavgaları hiç saymıyorum bile.
Genelde kavgaları ben çıkarıyorum. Çünkü o birileriyle kırıştırmaya başladığı anda ben söylenmeye başlıyorum ve o "biz şu an daha birbirimizi tanıma aşamasındayız, o yüzden başkalarıyla beraber olma konusunda birbirimize zorluk çıkarmayalım" diye büyük büyük laflar ortaya atıyor, ben de onun bu laflarına kızıp "eğer başkalarıyla yatıp kalkarsam hiç bi zaman sana tam olarak ısınamam, seninle asla çıkamam. Çünkü sende aradığım hiç bi şey yok. Hem zaten başkalarıyla yatarsak birbirimize de alışamayız. hele ben! senin gibi birine asla alışamam" diyorum. hıhı allah belamı versin böyle diyorum adama. Çünkü bana dediki "bana karşı ne hissedersen açıkça söyle, hiç bir şey saklama. dürüst ol"
Tabii durum böyle olunca da, birbirimize karşı hissettiğimiz ne varsa ve birbirimiz dışında yediğimiz her boku, birbirimize söylüyoruz. Tabii onun aksine ben, midesi boktan bulanan biri olarak hiç bok yiyemiyorum. Çünkü malum sex bağımlılığından daha yeni yeni kurtuldum gibi ve bu aralar en fazla osbir çekiyorum.
Hem zaten artık düzenli olarak çaktığım biri varken, kimseyle tanışma aktraksiyonlarına girip yüz göz olmak da istemiyorum.
O ise benim aksime sürekli birileriyle tanışma, kaynaşma mevzularında. Bu kaynaşmalar genelde yatakla bittiği için de, sikiştiği herkesi bana anlatarak canımı sıkıyor ve bende, canım sıkılınca da kavga çıkarıyorum ve o gün adamın götünü sikmesemde, beynini kesin sikiyorum.
Kavgalarımız esnasında da "sana dürüst oldum, ne yapıyım söylemiyim mi?" diye söylenip üstüme çıkmaya çalışıyor. Öküz ya, dur önce bi nefes al, önce biz bi ısınalım birbirimize, sonra ne bok yiyeceksen ye değil mi? Ama yok işte, daha birbirimizi tanımadan, başka bedenlerde soluklanıp duruyor. Bende tabii bu gibi anlarda hemen müslüm gürses'e bağlayıp ana avrat düz gidiyorum ve sonrasında da, söylediklerim yüzünden pişman olup bu sefer ilişki koçu ilhan uçkan'a dönüp, ilişkilerle ilgili ikna edici güzel, olumlu, negatif şeyler anlatmaya başlıyorum. Ama bi bakıyorum ıııh o yine aynı kafada yaşamaya devam ediyor ve bende bunun üstüne dayanamayıp siktiri basıyorum.
Geçende yine böyle kavga ettik ve dayanamadım siktiri basıp yanından ayrıldım. Tabii durum böyle olunca bi kaç gün görüşmedik. Sonra yine mesajlaşmaya başladık ve akşamına da görüşmeye karar verdik.
Her akşam olduğu gibi o akşam da istiklal'de dolanıyordum ve bi baktım yerde 5 tl. Gelen giden de ayak basıyo ama kimse almıyor. Tabii parayı gören ben durur muyum? hemen alıp bir dilenci aramaya başladım. Lan allahın cezaları dilenciler, ben parayı yerden alır almaz ortadan kayboldular. elimde parayla sağa sola bakındım ama ıııh. Ortada hiç dilenci yoktu. Sanki dersin yeryüzünden tüm dilencileri toplayıp sabun yapmışlar gibi, bi anda koca istiklal dilencisiz kalıverdi. Baktım buluşma saatine de geç kalıcam, dedim bari metroya doğru gidiyim o arada parayı da selpak satan çocuklara veririm.
Metroya vardım ama bi baktım selpakçı cocuklardan eser yok. İçimden "neyse ya daha sonra dilencilerden birine veririm" deyip parayı cebime atıp merdivenlerden inmiştimki metronun girişindeki çiçekçinin önündeki gülleri görünce "acaba allah bana bir şeyler mi anlatmaya çalışıyor" diye düşündüm ve o anda gül alasım geldi. Adama "bi tane gül ne kadar?" diye sordum o da "5 tl" dedi. "Tamam bi tane verir misin" dedim ve adam ordan bi gül alıp uzattı. Ama mübarek çiçekçi bi gül verdiki sapı boyum kadar. Gül'e bakıyorum kendime bakıyorum, gül biraz daha uzun olsa, ben sanki gül dalına binmişim gibi duracağız. Adama rica ederek "ya şunun boyunu biraz kısaltırmısın, benden uzunlara tahammülüm yokta" deyiverdim. Çiçekçi işini ciddiye alan biri olduğundan olsa gerek, hafif tebessüm ederev "kızlar gülleri kavanozlara attıklarından dolayı uzun tercih ediyorlar" deyiverdi. Bende "yok bunu bir erkeğe alıyorum" dedim ve adamın suratı kireç gibi oluverdi. Lan piç taksimin göbeğindesin hala erkek erkeğe gül alınca şaşırıyorsunya, senin o anda rengi solan yüzüne eşşekler boşalsın göt oğlanı.
Neyse ben böyle deyince daha bi ciddileşti ve sonra gülü alıp istediğim boya getirdi ve uzattı. Bende ömrü hayatımda elinde gülle dolanmadığım için gülü elimde sik gibi hissettim ve bu seferde "bi şeye sarıp verir misin" diye rica ettim ve o böylece bi şeylere sarıp verdi, bende yerde bulduğum 5 tl'yi çiçekçiye verdim ve metroya binip benim denyoyla buluşmaya gittim. Öküzün işten geç çıkacağı tuttu ve yarım saat beni bekletti. Bende bu arada gelen giden elimdeki güle bakmasın diye tuttum gülün kağıdını falan soydum attım, gülü de montumun altına koynuma soktum. Sonra benim öküz arabasıyla çıkageldi. Arabaya bindiğim anda içimden "dadadadammm" diyerek, yüzümde ise çok sakin bi ifadeyle gülü uzatıverdim.Ben gülü uzatırken aklımdan da "hahaha şimdi çok sevinecek, şaşkaloza dönecek" falan diye düşünürken, o "bu ne, ne yapcam bunu götüme mi sokcam" deyiverdi. Ayyyhh allahım, tamam bende öküzüm ama yani böyle öküzleri de karşıma çıkarırsan senin varlığından şüphe etmeye başlıycam haberin olsun. Lütfen beni, biraz romantik ve kalbi benimkinden daha yumuşak birileriyle karşılaştırır mısın? Rica ediyorum allahım. Yoksa ateist olup çıkıcam, senin yokluğunu da romantik erkeklerin yokluklarına bağlıycam, demedi deme.
Üstelik benki ömrü hayatımda ilk defa bi erkeğe gül alıyorum, üstelik benki ömrü hayatımda ilk defa samimi bi şekilde bir erkeğe gül uzatıyorum, ama nerde aldığım tepkiye bak, neymiş efendim gülü götüne mi sokcakmış, yoksa başka bir şey mi yapcakmış?
O böyle sorunca, bende "bilmem. ben sana verdim, artık ne yapacağın seni ilgilendirir" deyip arka koltuğa bıraktım ve yanağından öptüm. Sonra o da beni dudağımdan öptü ve "beni utandırıyosun" dedi.
He ammına koyim, sen yüzüme "ben başkalarıyla sikişmek istiyorum" derken utanma, ama ben sana gül aldığımda utan.
İşte böylece barıştık. İyi gibiyiz şimdi. Henüz kavga etmedik.
23.03.2012
bok
Ne zaman bir ilişkim olsa hemen gelip buraya yazıyorum ve aradan daha 2 gün geçmeden herşey boka dönüyor. Sanırım artık ilişkilerimle ilgili buraya hiç bi bok yazamıycam..
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

