22.07.2010

Kedidir kediii

Dün akşam 8de eve gittiğim gibi uyuya kalmışım. Sabah uyandığımda saat 08:00 idi. Tam 12 saat uyumuşum. Sanırım son 1 yıldır bu kadar uzun uyuduğumu hiç hatırlamıyorum. Genel olarak uyku süremi kısa tutmaya çalışıyorum. 5-6 saat benim için ideal olandı. Bu sefer ideali falan filan geçtim öküz gibi uyuya kalmışım.
Sabah uyandığımda bir kedi içerde dolanıp duruyordu. Yerimden pışt hışt mışt yaptım ama hiç oralı olmadı. Çok aç olmalıydıki artık tüm korkularını aşmıştı.
Ayağa kalkıp kovıyım dedim ama nafile kaçmıyordu, benim ayağa kalktığımı görünce gelip bana sürtünmeye başladı. Bende acıktığına iyice emin olup buzdolabına doğru gittim. Amacım bi kaç gün önceki kızarmış tavuğu vermekti. Ama nafile ev arkadaşım onu yemiş. Zaten dolapta, bir kaç yumurta, çürük sebzeler, boş ketçap ve mayonez şişeleri dışında, sağlıklı beslenmek adına alınmış 2 paket süt dışında bir şey yok, sadece bunlar vardı. Birde aylardır bitmeyen sucuk. Sucuğu veremezdim ben açtım :Pp
Kedi önceden içeri girmiş olmalıki, mutfak reyonunun üstündeki küçük çöp kovasını devirmiş, ortalığı da yeterince dağıtmıştı. Verecek bir şey bulamayınca dış kapıyı açtım ve bir şeyler verecekmiş gibi pışşş pışşş yapıp gelmesini sağladım. Elimi dışarı uzatınca, hemen dışarı çıktı, kapıdan çıkmıştıki, ardından kapıyı kapayıverdim.
İçeri girip, kediye yaptığıma 5 dakika kadar gülüp boş boş bakındım.
Sonra elimi yüzümü yıkayıp, salona geçtim. Üzerimdeki şortu çıkarıp attım. Çırılçıplak salondan odalara geçiş yaparken, karşı komşuların görebileceğini düşünüp pijamayı geçirdim üzerime.
Dolaptan 2 yumurta aldım, birde sucuğu. Getirip sucuklu yumurta yaptım. Dünden aldığım ekmekle tavayı bi güzel sildim süpürdüm. O kadar açtımki, kahvaltıdayken kediyi unutmuştum bile. Bi yandan kahvaltımı yaparken, bi yandan da tv seyrediyordum.
Köşe yazılarını okuyan spikerin sesi güzeldi. Haberler, köşe yazıları hepsi aynı sıkıcı renkte devam ediyordu.

21.07.2010

starttt

İşte başlıyoruz. Evet biriyle takılıyorum yine. Sevgi olduğu konusunda henüz erken, ama hoşlanıyorum diyebilirim. Sevgide çok ucuz artık. Herkesi sevebiliyorum. Sonrasında da sevdiğim kadar üzülünce her şey bitiyor.

Adı Ercan.
Yaklaşık 3 veya 4 ay önce Tekyön de tanışmıştık. Olgun kişilerden hoşlandığım için peşinden koşan ben olmuştum, oda fazla uzağa gitmemişti zaten. Bir köşede durup bir kaç cümle konuştuk. Tabi konuşmak denilmiyordu. Çünkü ben sırf laf olsun diye siktiri boktan sorular soruyordum ve o'da müzikten dolayı kulağıma eğlip cevap vermeye çalışıyordu. Çalışıyordu diyorum çünkü o kulağıma eğildiği zaman, dönüp hafifçe dudaklarını ısırıyordum. Oda bir iki sorunun ardından artık dayanamadı küçük küçük karşılıklar verdi

Bunu bir kaç defa daha tekrarladık ve sonra kalabalıktan çekindiğini söyleyince kestik. Kestik ama iş sadece kesmekle bitmedi, gözlerimin içinde bakarak "hadi bana gidelim"dedi, bende aynı ses tonlamasıyla, yine aynı şekilde gözlerinin içine bakarak "hayır" dedim. Çünkü barda tanıştığım insanlarla sadece barda bir şeyler yapmayı doğru buluyordum. Daha ilerisine götürmek bana göre değildi. Zaten barda en fazla bu olabilirdi. Bence her şey orda kalmalıydı. İşin cılkını çıkarmaya gerek yoktu.
O da bana uydu ve sakin bir köşeye geçip biraz daha öpüştük. Daha sonra, sağdan soldan konuşmaya başladık ve gecenin sonunda herkes kendi dünyasına çekildi.

Aradan 3-4 ay geçti. Barda yine karşılaşıp selamlaşıyorduk. Nen var, nen yok falan.
Ama her gördüğümüzde sormuyorduk. Bazen birbirimizi görmemezlikten de geliyorduk.
Farklı insanlarla takılıp gecenin sonuna geldiğimizde bardan siktir olup gidiyorduk.

Sonra işte böyle böyle geldik geldik dananın götüne koyduğumuz güne.
Pazar gecesi dayanamadım dışarı çıktım. Tabii bara gittim, her zamanki selamlaşmadan sonra, birbirimize dokunmak için yaptığımız hareketleri yaptık. Hani erkeğiz ya, şakacıktan küçük tatlı yumruklar attık karınlarımıza.
Dokunduk birbirimize ve sonra gülümseyip barın farklı köşelerine yerleştik. Bir kaç kişiyle bakıştım, O'nu da bir kaç kişiyle konuşurken, başka bir kaç kişiyle kesişirken ve başka bir kaç kişiylen samimi olmuşken gördüm. Zaten bi yere çok takılıyorsanız orada herkesle akrabalık bağı kadar güçlü bağlarınız oluşuyor. Ortamın oruspusu demek daha doğru aslında.

İlerleyen saatlerde yine yanyana gelince bana ''kimseyi bulamadın'' deyip hınzır hınzır gülümsedi. Bende O'na ''sanırım sende kimseyi bulamadın'' dedim ''evet'' dedi. ''o zaman birbirimizle idare edeceğiz'' dedim. Gülüştük ''neden olmasın, ama sen bardan çıkmıyorsun, hiç bi yere gitmiyorsun, nasıl olacak bu iş?'' dedi. Bende gülümseyip "doğru, haklısın" dedim.

Aslında, bardan herhangi biriyle eve gitmememin nedeni tanıştığım kişinin iyi mi, kötü mü diye bi karara varmamış olduğumdan. Eskiden olsa durum farklıydı. Ama yaş ilerledikçe insanın götü kalkıyor, sorulara böyle cevaplar veriyor. Ve ilk tanıştığım herkese hayır cevabını veriyorum. Barda sevişip ayrılmak hem güvenli, hemde daha temiz bir iş gibi geliyor bana.
O yüzden onunla ilk tanıştığımda hayır demiştim.

Ama uzun süredir tanışınca artık ''evet'' demem gerekir diye düşünüp ilerleyen saatlerde, tekrar yanıma gelince ''evet'' cevabını verdim. Evine gittik. Ve olan oldu. Sadece doyasıya seviştik. Daha ileri gitmeyeceğimizi söylemiştim ve hep sınırda durup seviştik. Sınırlarını çizip, o sınırlarda sorumsuzca dolaşmak, işte bu süper olandı.

2 kişilik dev gece :Pp

Dün gece bir kaç saat arayla 2 farklı kişiyle yattım. Yattım dediğim şeyde, ilişki falan değil. Sadece aynı yatağa girip sevişmek ve sonrasında küçük bir volkan patlaması yaşamak.
Biri sadece sırf yatmış olmak ve daha iyi tanımak içindi, diğeri hoşlandığım biriydi. Daha önce onun hakkında yazdım mı bilmiyorum ama adı Ercan. 
Ercan ilgiyle dokunuyordu, diğeri sadece o anki şehvetiyle. Ve oda beni tanımaya çalışıyordu. İkimizde birbirimizi tanımaya çalıştığımızdan olsa gerek, rol yaptığımız çok açıktı. Tad alamıyorduk, sırf sevişmiş  olmak için sevişiyorduk.


Sırf tanımış olmak için yattığım kişiden pek hoşlanamadım. Ve bi an önce boşalırsam, ordan çıkma şansım vardı. Bende öyle yaptım. Aradan 10 dakika geçmiştiki, asılıp boşaldım ve kendimi tutamadığımı söyledim. O'da tamam dedi. Sende boşal dedim, boşaldı ve her zamanki olaylar oldu. Ben ''yarın erken kalkıcam'' dedim ve gitmek istediğimi söyledim. O'da aynı şeyi söyledi., onunda işi varmış. Zaten erken saatte kalkacakmış. Aynı yalanı söylemesinden dolayı ''siktir ordan'' diyecekken tuttum kendimi.


Duş almak isteyip istemediğimi sordu "evet isterim" dedim. İğrenç derecede terlemiştik ve zoraki bir sevişmeden sonra insanın kendini iyi hissedebilmesini sağlayan tek şey; duştur. Öyle yaptım, duş alıp evden çıktım.

Kendimi sokaklara attığım gibi fotoğraf makinamı çıkarıp, bol bol fotoğraf falan çektim ve saat 04:00 olmuştuki eve döndüm. İlk iş olarak önce laptopu açtım, sonra çişe gittim, sonra dolaptan bir şeyler atıştırdım, sonrada laptopun başına oturup nete takıldım. O anda messenger penceresi açıldı. Mesajı atan Ercan'dı ''ne yapıyosun'' dedi ''hiç, oturuyorum, fotoğraf çekmeye çıkmıştım eve henüz geldim'' diye yazdım. İnanmadığını yazdı. Zaten inanıp, inanmaması da sikimde değildi. Üzerinde durmadım.
''Sen ne yapıyorsun'' dedim ''evdeyim, öylesine takılıyorum'' dedi. Sonra da ''çektiğin fotoğrafları görmek isterim'' diye ekledi ''Olur, neden olmasın ki'' dedim ve ''bu bi davet mi?'' diye ekledim '':)) Evet'' dedi ''tamam, geliyorum :))'' dedim. Kalkıp ona gittim. Kapıyı açar açmaz sarılıp öpüşmeye başladık. Sonra yatak odasına geçtik ve bi anda çırılçıplak kaldık. Sanırım sevişirken ister istemez insan üstü yeteneklerimizi kullanıyoruz. Çünkü normalde 1 saatte soyunan ben, o 2 dakika içinde anadan üryan kala kaldım. 
İçimden bunları düşünürken hiç durmadık, devam ettik. Bu adam sevişmeyi bildiği yetmezmiş gibi, ondan hoşlandığımın da farkında ve ona göre davranıyor. Ne kendi eğiliyor, ne de karşısındakini eğdiriyor. Piç bunun farkında olmasa  bu kadar iyi öpmezdi. Boynumu bi öpüşü vardıki, nerdeyse götümü sik diye bağıracaktım. Ama işte göte en fazla ufaktan parmak attırdığım için beni sik diye bağırmadım. Onun yerine ''yeter'' dedim. Durdu ve usulca dudaklarıma yapıştı. Bir kaç saat içinde, bunu defalarca tekrarlayıp boşaldık. Ama işte iyide olsa, kötüde olsa gece bitiyor.