Dün gece bastıran hormonlardan dolayı kendimi tutamayıp dışarıya çıktım. Nasılsa sevişecek birini bulacaktım. Nasılsa et olsun, nefes alsın alsın yeter anlayışının hakim olduğu yüzyılda yaşıyoruz ve bu yüzden birini bulmak hiç zor olmuyor. Bazen sırf bu huyum yüzünden, kendimden nefret ediyorum. Nefret edip söylensemde, kafamdaki anlık düşünceleri yapmaktan hiç geri kalmıyorum. Kendi kendimle konuşurken söylediğim gibi yaptım; bara gittim ve yine birini buldum.
Aslında böyle davranarak, bedenime çok yüklendiğimin farkındayım. Ama bu aralar saldım her şeyi, ne kendimi sınırlıyorum, nede birinin beni sınırlamasına izin veriyorum. Bu yüzden başta söylediğim şu hormonları mormonları da boşverin. Hatta sikim kalkmıştı, götüm kaşınıyordu diyim ben buna. İşte bu yüzden de soluğu barda aldım. Çok da oyalanmadan istediğim gibi birini buldum. Zaten bir iki bakıştan sonra ayak üstü severken bulduk birbirimizi. Çimdiklemedik hiç bir yerimizi bırakmadık. Ellerimiz vucudumuzun her tarafına uzanabiliyordu. Ne kalabalığın içinden dokunurcasına bakan etrafımızdaki diğer insanlar, ne de yanımızdan geçerken kendi götüne giren yarrakların hesabını veremeyen ibnelerin küçümseyici bakışları. Hiç biri, hiç kimse sikimde bile değildi. O an hiç birini götümdeki kıl kadar bile önemseyip bakmıyordum. Nefes alıp etrafta yaşar gibi görünmeleri bile sikimde değilken, bakışlarından mı rahatsızlık duyacaktım.
Düşünüyorumda bu kadar sınırsızlık içinde, yinede doyamıyorum. Büyük bir doyumsuzluk var bende ve istediğim kişiyi elde ettikten sonra, hemen dakkasında gözlerim ikinci bir kişiyi arıyor. Doymuyorum, doyamıyorum ve sanırım bu huyumdan yanımdakileri siktir edin, ben bile rahatsızlık duymaya başladım.
21.07.2010
öfffffff sıkıyo artık her şey
Bu aralar yine salak salak bir şeyler hissetmeye başladım.

Biliyorum sonunda boku yiyeyn ben olacağım. Çünkü bu bok yeme olaylarını benden daha iyi yapan kimse yok.
Ve üstelik olaylar gelişirken, ben onların öncesinden nelerin olup bittiğini görebiliyorum.
Sikiyim hayatın ta ammını.
Şu dejavuya benzer olan şey nedir bilmiyorum ama, işte onun gibi bir şey olmalıki, olabilecek her şeyi daha önceden görüyorum.
Mesela ilerde bu yazıyı okuyacak olan kişinin bakışları geliyor gözümün önüne ve az sonra patronumun gelip ters ters bakması.
Ordan bakınca saçmalar gibiyim, ama umrumda değil. Ki zaten saçmalamak en büyük hakkım.
Öfff o oluşacak can sıkıcı durum, o kadar miğdemi bulandırıyorki devam etmek istemiyorum.
ne diyorum ki

İnsan aşık olunca nasıl olur?
Gerçekten bilmediğimi farkettim. Peki bugüne kadar yaşadığım ve aşk olduğuna dair ısrarda bulunduğum şeylerin adı neydi?
Her; bu, ruh haline girdiğimde, soru işaretlerimin çokluğu ve cevaplarının olmaması, beni boşuna yaşadığım konusunda yeminlere verdirtiyor.
Neden yaşıyorumki?
Aşık olup olmadığımı, aşkın ne olduğuna dahi emin olmadığım halde neden yaşıyorum.
Evet kafam karışık gidip intihar etmek ve böylece tüm sorulara kesin bir cevap vermek en iyisi. Ama en kısa ve en korkakçası.
Hayır devam etmeliyim deyip her devam edişim...
Soru işaretlerim o kadar çok ki.
Sanırım artık pes edip kendime de karşı çıkmalıyım.
Kendi güçsüz taraflarımı da kabullenmeliyim.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
