Yıl bitti. bitiyor az sonra. Bense iyice toparlandım, hatta biraz daha toparlansam palazlanmış olacağım. Çünkü bünyem derli toplu bi hayat yaşamaya alışık değil. Bu yüzden her an kudurup, yine amı götü dağıtabilirim. Üstelik eskisinden daha beter şekilde.
Allah her geçen yıl bana daha cömert davranıyor sanki.
Bu yıl bunu daha derinden ve emin olarak hissettim.
Bilmiyorum, hak ediyor muyum bilmiyorum ama yediğim onca boka rağmen Allah'ın bana sahip çıkması, hayatımı çok da alt üst etmeme izin vermeden beni iyi ve güzel yaşatması hoşuma gidiyor.
Teşekkür ederim Allahım. Yer yer sana inanmama-ma rağmen beni bırakmadığın, çöp olup gitmeme izin vermediğin, kendime saygı duyacağım şekilde beni yaşatmak için sürekli beni toplayıp kenara bıraktığın için teşekkür ederim.
2025 yılında 5 vakit namaz kılmaya başladım. Geçen yıllarda ara ara kıldığım namazı bu yıl 5 vakte çıkardım.
Namaz kılmaya başlamak, insanı gerçek kirden olduğu gibi bonus olarak ruhsal kirlilikten de arındırıyor. Bunu yaşayarak öğrendiğim dönemdeyim.
Geçen yıl Ankara'ya yerleştiğimde, internetten tuttuğum o pis evden, 1 yılım dolduğu için bu yıl ortasında çıkıp yeni bi eve taşındım. Dördüncü katta, 2+1 odalı, çok ufak bi mutfak, ufak banyo ve balkonlu olmasının yanında, sabah akşam güneş alıyor olması beni mest etmişti. Ev sahibine nazlanıyor gibi yapmıştım ama aslında hiç düşünmeden tuttum. 2 ay sonrasında ise bi ev arkadaşı alıp kira masrafımı düşürdüm, önceki hafta ise birini daha aldım ve kira yükümü sıfırladım. Yani resmen Ankara'nın göbeğinde kira ödemeden yaşıyorum diyebiliriz :)
Ailemle bağlarımız, örümcek ipliğiyle bağlı olduğu için şimdilerde tamamen koptu. Resmi olarak ailesiz ve kimsesizim diyebilirim.
Böylesi daha iyi. Çünkü artık kafamın bi yerinde "ailem var ama nerede" adında bi sis bulutu da yok. Tamamen kayboldu. Her şey berrak, her şey çok netleşti.
Annemin, önceki yıl ona ettiğim beddua sonrası geçen yıl gebermesinin bunda büyük etkisi var tabii.
Cennete ve cehenneme inanan biri olarak; annemin, yaşarken hak etmek için elinden geleni yaptığı için, şu an cehennemde cayır cayır yanmakta olduğunu düşünüyorum. Umarım yanılmam.
Ama benim gibi birine bile sahip çıkan Allah'ın büyüklüğüne de inandığım için, Allah'ın onu çoktaaaaaaaaaan affettiğini de düşünmüyor değilim. Çünkü; Allah, rahmeti ve merhameti sonsuz olandır.
Bu yıl ortasında erkeklere ve ibneliğe tövbe ettim. Artık aşk adı altında erkek peşinde koşup internette birini bulma amacıyla saatlerimi harcamıyorum. Hornet denilen gay kerhanesindeki 13 yıllık hesabımı sildim, uygulamayı da tamamen kaldırdım. Saçma sapan zaman kaybından başka bir şey değildi ve zaten genel olarak, ibneliği bıraktığımdan bu yana, hayatıma devasa bi zaman dilimi daha eklenmiş gibi hissediyorum. Bıkmadan, usanmadan bu zamanı harcama uğraşı içindeyim ve bu yüzen gerçek bir kitap KURT'una dönüştüm AAAUUUUUUUUU
Namazı da devamlı kılmaya başlamamın bunda çok etkisi var tabii.
ve yalvararak ettiğim duaların, Allah'ım tarafından kabul edilmesi için elimden geleni de yaptım açıkçası.
Örneğin yakışıklı görünce bakmamaya çalıştım, bazen yolumu değiştirdim, göz göze gelmemek için başka yerlere daldım gittim, içimden euzübillahimineşşeytanirracim çektim, güzel kadınlara bakmak için çabaladım, çabaladım, çabaladım ve zamanla, erkekleri sadece erkek olarak görmeye başladım.
Kadınlarla ise artık ufaktan ufaktan çekimlendiğimi hissediyorum. Tüm erkekleri beğenmediğim gibi, tüm kadınları da beğenmediğimi fark ettim ve tüm bu zihinsel çabalarım sonrası geçen aylarda, bi kaç kez kadınlarla yakınlaştığım ayıplı rüyalarım oldu.
Ve osbir çekerken de kadınları düşlemeye başladım. Oldu, başardım. Gerçekten bi kadınla sevişiyormuşum gibi heyecanlanarak boşaldım.
Şu an bu satırları yazarken de, bi kadınla sevişmenin hissettirdiği o tatlı heyecanı duymaktayım.
bu konuda son olarak; genel olarak osbir çekmeyi de bıraktığımı söylemeliyim.
pornografiyi zaten hayatımdan çıkaralı bi kaç yıl oldu.
sanırım, şimdi net olarak "tüm bu çabalarımın sonucu olarak, kadın isteyen bir erkeğe dönüştüm" diyebilirim. çok şükür.
2025 yılında, kendim için yaptığım iyi şeylerden biri de maaşımın bi kısmını mutlaka ayırmaya başlamak oldu. Başardım. Kenara para koyabiliyorum. Artık birikim yapabiliyor olmak, insanlık için küçük ama benim için dev büyük bi adım. Çünkü yıllar boyunca çalışırken, birikim yapma odaklı yaşamadım ve zaten bankada biraz param birikince aniden çıka gelen o varoluş krizleriyle "param var işte. param varsa neden çalışıyorum? zaten ne zaman öleceğim belli değil, işten çıkıp şu parayı yiyeyim de ölmediysem yine çalışır para biriktiririm" baskılarıyla işten çıkıp, o paraları yiyip sonra tekrar çalışan biriydim. yıllar hep böyle geçip gitmişti. bu davranış biçimim yüzünden bazen parasız kalıp sadece makarna yiyen birine dönüşsemde, her şeye rağmen bi kaç yılda bi bu şekilde davranmaktan geri kalmamıştım. Ama şimdi, yani yumurta kapıya dayanmışken artık yaşlandığımda bi ev almış olmak var hedefimde. Bi de ufak bi karavan. Arada rahat rahat turlamak falan :)
Eğitimim konusunda da bu yıl daha hızlı ve sonuç odaklı ilerlemeye başladım. İstanbul Üniversitesi Azuef Sosyoloji 3. sınıfa geçtim. Geçen hafta tembellik etmesem, 3 dersi daha vermiş olacaktım ama tembellik edip geç gidince, sınav salonuna almadılar ve bunu, ufak bi nazar olarak kabul ettim.
Ama derslere iyi çalışıyorum ve bu yüzden, en fazla 2 yıl içinde Sosyoloji lisans diploması almış olacağımı düşünüyorum. Sonrasında ise psikoloji alanında yüksek lisans yapıp Klinik Psikolog olmayı düşünüyorum. Bakalım bakalım.
Oğlumla ilişkimiz tam bir baba ve ergen ilişkisine döndü. Şerefsiz tam ergen olup çıktı ya.
Eylül'de doğum günüydü ve memlekete gitmiştim. İstediği hediye olarak ise iphone aldım :((((
Almamak için filistinsoykırımı'ndan bahsettim, sırf israil terörizminden dolayı almamamız gerek diye dil döktüm ve hatta, iphone almak yerine ücretini vermeyi teklif ettim ama yemedi. Hatta iphone parasına 1 kg gümüş almayı bile önerdim ama kabul etmedi. Bende mecburen, içim kan ağlaya ağlaya iphone aldım.
Aldığım iphone'un fiyatı şu an 40.000 TL iken ve satmaya kalksa en fazla 25.000 TL'ye satabilecekken, dediğimi yapıp 1kg gümüş alsaydım, şu an parası 100.000 TL olacaktı :)))) çünkü bu yıl gümüş yılıydı.
Ama işte ergen olunca ve hayatında ilk defa 17 yaşına basınca laf dinletemedim.
Yine de her şeye rağmen şükürler olsun. Aldım ve çok mulu oldu :) bu yeterdi bana. Gülüşü, pakedi büyük heyecanla elimden alırken "açmadın değil mi, bak ben açacam ilk" derken gözlerinin parlayışı 100.000 TL 'lik gümüşten daha değerliydi.
Geçen yıl bu zamanlarda spor ve havuza yazılmıştım ama yılın ortalarına doğru iyice boşladım ve sonrasında da zaten tamamen bıraktım.
Bırakmamın nedeni, havuzda kaptığım göt loblarımın arasında biten mantar olabilir. O ara götüm inanılmaz kaşınıyordu. Bazen geceleri uykudan uyanır lobların arasını zevk, sinir ve çaresizce kaşımaya başlar ve artık o kadar yorulurdumki, kaşınan kısmı bıçakla oyup kaşıntıyı sonlandırmak isterdim. Neyseki havuza gitmeyi tamamen bıraktım ve utancımı da yendikten sonra randevu aldığım hastaneye gittim. Şikayetlerimden bahsettiğim kadın doktor, kıllı götümü görmek istediğini söylediğinde, derinlerde bi yerde kalmış olan ar damarıma iyice basıp domalırken lobları aralayıp Doktor Hanım'ın "yapacak bir şey yok, bakmam lazım diye bakıyorum. Yoksa maymun götü görme merakımdan değil" bakışıyla eğilip şöyle ucundan bi baktı ve sonrasında da bi krem yazdığını, onu düzenli kullanmam gerektiğini, eğer yine de geçmezse gelmemi söyledi. Götümü topladım, "onu kıllı götüme bakmak zorunda bıraktığım için özür dilerim" adlı ses tonumla teşekkür ettim ve hemen çıktım. Sonraki günlerde, yazdığı kremi düzenli kullanınca mantar diye bir şey kalmadı. Kaşıntı ise tamamen yok oldu gitti. Ama olan 3-5 kuruşuma oldu. Çünkü 1 yıllık sözleşme yapmıştım ya neyse, en azından götü kurtardım.
Yıl ortalarına doğru, bana bilgiç bi hava katması için gözlük kullanmaya karar verip bi kaç çakma gözlük aldım. Sanki görme sorunu yaşadığı için gözlük takmak zorunda olan biri gibi takıp etrafta gezdiğim günler boyunca, konuşurken insanların beni daha çok dikkatte almaya başladıklarını söylemeliyim. Üstelik evin hemen yanındaki ilk okul çocukları beni durakta gördüklerinde öğretmen falan sanıyorlar. Geçen haftalarda, ufaklıklardan biri "öğretmenim, siz ne öğretmenisiniz?" dedi :)))
Günlük sosyal ilişkileri sürdürmek için gereken sahtekârlık yetilerim hâlâ düşük modda. Çünkü sevmediğim insanları seviyor gibi yapamıyorum ve en ufak bi kırgınlıkta kılıçları kuşanıp karşı saldırıya geçiyorum. Bu yıl, bu yıkıcı huyumu fark ettiğim için onu değiştirme uğraşına girdim. Artık kaba davranan insanları anında bozmamak için elimden geleni yapıyorum ama açıkçası pek başarılı olduğum söylenemez. Çünkü ilk kabalıklarına karşılık vermemeyi başarsamda, ikincisinde yanardağ gibi patlayıp analarından çıktıkları güne pişman ediyorum. Bu yüzden çalıştığım yerdeki bir çok kişiyle iletişimi kestim, kesmeyenleri de ben zorladım ve sonuç olarak sahte hoşgörüler, tebessümle saklanılan sırıtışlar ve samimiyetsiz iltifatlara inanmış gibi davranarak ilişki sürdüren biri olmadığımı anlayıp iletişimi kestiler. Çünkü espriyle olsa bile benimle konuşurken pot kırarlarsa ağızlarına sıçacağımı öğrendiler. Sahte iltifatlarını ise karşılıksız bıraktığım için, onlara "kes sesini be sahtekâr" dediğimi anlamaya başladılar.
Bi ara bu buz adam halimi o kadar abarttımki, selam verdiklerinde selamlarını bile almıyordum. Hatta içlerinden en cahil, en eğitimsiz ama yine de sosyal ilişkileri nasıl kullanacağını öğrenmişlerden birinin verdiği "selam"ını almadığımda bana "allah'ın selamını da mı almıyorsun" diye de beni muhafazakârca baskılamaya kalktı. bi anlık şaşkınlıktan sonra, tüm yüzsüzlüğümle "git allah'a ver o zaman, bana verme" diye terslemekten geri kalmadım.
Bu tersleyişime rağmen pes etmedi ve sonraki günlerde beni namaz kılarken gördüğü için bu sefer de oradan yürümeye çalıştı. Güya ben sünnet namazlarını kılmıyormuşum ve çok yanlışmış falan. Durdum bi an yüzüne baktım ve tam tersleyecekken kendimi tutup, sesimi de olabildiğince yumuşatarak "namaza yeni başladım. sünnet falan filan bana zor geliyor. şimdilik sadece farz kılıyorum. ama senin gibiler yüzünden tekrar bırakabilirim." diye masumca cevap verdim, ŞOK oldu :)
bi daha bana bulaşmadı.
Kendimden selamlarını kestirdiğim insanlarla iletişimi tamamen sıfırlamadım tabii. Bazen hiç ummmadıkları bi anda yanlarına gidip onlara yakın davranmaya başlıyorum ve beni tersleyeceklerini beklerken, sanki doğduğumuz ilk günden bu yana canciğermişiz gibi normal bi şekilde iletişimi devam ettiriyorlar. Çok şaşırdığım bu hallerine alıştım ve hatta bu davranışlarını, bende kendi hayatıma geçirmeye çalışıyorum. Yani dün birbirimizin anasını sikmiş olmamızın bi önemi yok, şimdideyiz ve dün, özür duyulmasına gerek kalmadan geçmiş olup çıktı bile.
Bu aralar ise sahte gülümsemeler, içinde zerre kadar bile doğruluk olmayan iltifatlar ve sınırsız ikiyüzlü hoşgörülü davranışlar üzerinde çalışıyorum. Çünkü bunu siz istediniz orospuçocukları. Canınızı acıtmadan hepinizin amınakoymamı hak ediyorsunuz. Sizi kendime benzetemedim ama kendimi size benzetebilirim sayın çok değerli amcık ve yarrakkafalılar.
Bu yıl da Filistinsoykırımı durmadı. Yahudi teröristler filistinlilere asla acımadılar. Hiç Acımadılar. milyonlarca insanı ordan oraya bombalarla kovalayıp durdular ve açlığı da bi silaha dönüştürmekten geri kalmadılar. Şimdilerde ise adına "anlaşma" denilen bi saçmalıkla, milyonlarca insanı bi sahile kapatıp, soğuğu bi silah olarak kullanıyorlar. Benim gibi milyarlarca insan ise izliyoruz.
Bu yaşananlardan kendi payıma şunu söyleyebilirim ki; KAFİR DENİLENİN KİM OLDUĞUNU ÇOK NET Bİ ŞEKİLDE ANLAMIŞ BULUNMAKTAYIM.
Allahım bize, iyi güzel doğru işler yaptır. Yardım ettir bize allahım. Filistinlilerin yok edilişine seyirci kalmayalım noolur allahım.
Sağlık konusunda sıkıntı yok. Kontrollerimi oluyorum, oldum. Bi sonraki kontrolüm 2026 Şubat ayında olacak. Alıştım zaten. Esktrem bi durum yok. Yememe, içmeme, sinirlerime dikkat ediyorum. Sağlık önemli. Çok.
31.12.2025
2025 muhasebe defteri
30.12.2025
sahte maillerle gelen mailler
mail sahipleri, blog yazılarımdan bi kaçını okur ve genel olarak sahte mail hesapları açıp yazarlar. bazen bi kaç defa yazışırız, bazen ise kişi sırf söylemek istediğini söylemiş olmak için maili atar ve bi daha yanıt gelmez. zamanla da mailler kapanır gider. ben "selam" deyinceye kadar bunu anlamam. bu aralar, mail kutusunu tamamen temizlemeye başladım. O yüzden aralarda kalan mailllerle karşılaşıyorum ve onlara da "selam" yazınca görüyorumki "mail adresi bulunamadı" diye yanıt geliyor. bu yazışmalarda o maillerden bi kaçı. ara ara o mailleri buraya alıp tamamen siliyorum.
2014 Kasım ayı. Yazan: Berkcan
Mrhba bn deniz 27 ysndym motor suruyorum ve snn yazilarini okumaktn baya bi keyf aliyorm yasindan buyuk ve mantikli konusuruyorsun neredeyse yasadklrmz ayni bu yuzden de snnle ciddi ciddi tanismak isterm geri donersen memnun olurum (: yanıtım: fıstık ya ben bi kaç yıl önce hayat erkeği olarak tanışmalara töbe ettim. affet beni.
2026 Ocak ayı, ben: Selam Gelen yanıt: mail bulunamadı.
************************************
28 ekim 2015- Yaşam
Merhaba ! Sana yazmak için kaçıncı denemem bilmiyorum , bu sonuca ulaşacak mı onu da bilmiyorum , bakalım .
Hep takip ediyorum seni aslında , garip bir şekilde her seferinde blogunda buluyordum kendimi, sonradan daha sistemli girmeye başladım , şimdilerde her gün uğruyorum sana . O yüzden yakın hissediyorum kendime seni , hep tanıyorum gibi .
O kadar içindeyim ki yansıttığın hayatının böylece sen de benim hayatımın içinde oluyorsun , benim kontrolümde de olsa hayatımın neredeyse her yerine temas edebiliyorsun .
Sevmek mi bu diye düşündüm başlarda ama değil sanırım . Bu yalnız olma hali , salt yalnızlık getiriyor beni senin cümlelerine . Bunca ay sessizce bir köşeden seni gözlememi sağlayan yalnızlıktı , bana şimdi bunu yazdıran ne biliyor musun ? Çok kötüyüm hayat erkeği , aklım kalbim beynin geleceğim hayallerim her şeyim kayıp şimdi , şimdim bile olmayabilir .Ölüyorum ben. Böyle olabileceğini hiç tahmin etmemiştim, her zaman erken öleceğimi biliyordum ama bu kadar erken olacağını hiç tahmin etmemiştim .21 yaşındayım ben hayat erkeği , daha ne yaşadım ki ? Ne gördüm ki ? Canımı yakan kısmı ne biliyor musun ? Nasıl ne şekilde öleceğimi biliyor olmak . Muhtemelen pulmoner arter anevrizmalarının rüptürüne bağlı kan tüküreceğim , akciğerlerim kan dolacak , nefes alamayacağım , sempatik deşarj artacak kalbim daha hızlı atacak ve ben daha fazla kan kaybedeceğim daha fazla kan birikecek akciğerime ben daha fazla nefesimi kaybedeceğim , sonra bu kadar kan kaybı kalbin yavaşlamasını sağlayacak . Bunların hepsini hissedebilir miyim bilmiyorum, bunlar olurken öleceğim bende yavaş yavaş işte hangi aşamada ölünüyor bilmiyorum kimse bilmiyor . İşin garip tarafı neler olduğunu çok iyi bilsem de elimden bir şey gelmeyecek , kimsenin elinden bir şey gelmeyecek , bunları o an hastası olduğum cerraha anlatsam da bir şey değişmeyecek , belki bant ligasyonu , bilmiyorum onu da . Tüm bu curcunanın sebi aslında yine benim biliyor musun , kendi vücüdum bana saldırıyor , kendimi öldürüyorum . Mevzuu bundan ibaret , ölmek için kendimi hazırlasam da bir yandan deliler gibi yeni yazılmış makalelere bakıyorum , tek bir şey istiyorum ortalama sağ kalımın 2 yıldan daha fazla olmasını , yok hiçbir şey yapmıyor bunu . Çok zorlandığımı görüyorum sadece fiziki olarak değil , ruhen de dayanamıyorum buna artık . Bu maili yazmak için gözlerim neredeyse ekrandaydı , göremiyorum da artık . Bir iç döküş say , kendine dikkat et . Yapmam gerekenlerden biri de sana yazmaktı ama hiç bu şekilde olmasını istemezdim , seni gerçekten seviyorum . .
28 ekim 2015'de yanıtım "Dostum anlamadım, hasta mısın, niye öldüğünü söylüyorsun? korkutma beni." olmuş ama cevap gelmemiş.
27 ağustos 2019'da "selam naber" diye yazmışım, yine yanıt gelmemiş
3 Ocak 2026'da "selam, öldün mü, yaşıyor musun?" diye yazmışım ve gelen mail "adres bulunamadı" olmuş.
*************************************
8 Temmuz 2013 Pazartesi tarihinde d kopte adlı kullanıcı şöyle yazdı: yorum biraktim ama tam olarak gitdimi gitmedimi bilmiyorum hesabi acmadigimdan biraz karisik bisiler oldu. boyle bi yazi paylasman cok guzrl cunku bircok kisi sanirim bu tur seyleri yasiyor ve o insanlarin psikolijisinin duzelmesi birak duzelmeyi normal biri gibi arkadas bile edinmekte zorluk cekiyorlar 12 yasinda bi cocuk tecavuze ugrar 5 7 9yasindakilet tacize ugrar bu yaziyi okuyunca dayanamadim agladim hala aklimin bi ucra kosesinde duruyor unutmak denen sey yok sadece yasananlari az hatirlamak var.
9 Temmuz 2013 02:25 tarihinde Hayat Erkegi <hayaterkegi@gmail.com> yazdı: Yorumun gelmiş. sonra yayınlarım. olayı da hiç hatırlama. Unut gitsin. Senin kişiliğin ve bilincin dışında gerçekleşmiş bir olay o. Hepsini unut gitsin canım benim. Çok öptüm. Sevgiyle kal. Hayat Erkegi <hayaterkegi@gmail.com>, 29 Eyl 2015 Sal, 16:00 tarihinde şunu yazdı: merhaba d kopte <dkopterain@gmail.com>, 7 Şub 2019 Per, 23:49 tarihinde şunu yazdı: merhaba yazalı 4 sene olmuş biraz geç kaldım. 8 Şubat 2019 Cuma tarihinde Hayat Erkegi <hayaterkegi@gmail.com> yazdı: çok geç kaldın d kopte <dkopterain@gmail.com>, 8 Şub 2019 Cum, 14:35 tarihinde şunu yazdı: Ne icin? 8 Şubat 2019 Cuma tarihinde Hayat Erkegi <hayaterkegi@gmail.com> yazdı: biraz geç kaldım yorumuna cevaptı d kopte <dkopterain@gmail.com>, 8 Şub 2019 Cum, 16:58 tarihinde şunu yazdı: İnanirmisin ne yazdigimi bile hatirlayamiyorum lakin 6 yil olmus 8 Şubat 2019 Cuma tarihinde Hayat Erkegi <hayaterkegi@gmail.com> yazdı: doğrudur. hayat nasıl gidiyor, neler yapaıyorsun. kimsin d kopte <dkopterain@gmail.com>, 8 Şub 2019 Cum, 18:04 tarihinde şunu yazdı: Eski bir blog yazariyim. k diyebilirsin bana. Sana yazdigimsa universiteye hazirlaniyordum galiba cok onceden beri takipcinim memnun oldum buarada. 8 Şubat 2019 Cuma tarihinde Hayat Erkegi <hayaterkegi@gmail.com> yazdı: memnun oldum. şimdi ne okuyorsun?d kopte <dkopterain@gmail.com>, 8 Şub 2019 Cum, 18:45 tarihinde şunu yazdı: İibf okuyorum hayat erkegi sen devammi okuzle 8 Şubat 2019 Cuma tarihinde Hayat Erkegi <hayaterkegi@gmail.com> yazdı: ne okuduğunu anlamadım. öküzle ayrılıp ayrılıp devam ediyorduk ama bu hafta yine ayrıldık. bi daha beraber olmayacağım inşallah. son şansını da kaybetti. 8 Şubat 2019 Cuma tarihinde d kopte <dkopterain@gmail.com> yazdı: İktisadi idari bilimler fakültesinde okuyorum. Okuzle bence ayril aklimda seninle ilgili kalan en son sey yatada kondomlarinizla ilgili birseydi. Masqulen bir erkekmi okuz 8 Şubat 2019 Cuma tarihinde Hayat Erkegi <hayaterkegi@gmail.com> yazdı: siktir et onu ya, zamanımı ve enerjimi almaktan başka bi bok yapmadı zaten. hangi üniversitede okuyorsun. d kopte <dkopterain@gmail.com>, 9 Şubat 2019 Cmt, 08:33 tarihinde şunu yazdı: bosver hayatina bak Hayat Erkegi <hayaterkegi@gmail.com>, 17 Ara 2019 Sal, 23:29 tarihinde şunu yazdı: aelam yazmışım ama cevap gelmemiş, sonra diğer mailler arasında kaybolmuş. 4 Ocak 2026'da "selam orda yaşayan bi arkadaş var mı" diye yazmışım ve yanıt olarak sistemden yanıt olarak, mailin kapandığına dair geri bildirim gelmiş.
29.12.2025
kimsesiz çıplak ruhlar
28.12.2025
evarkadaşı aradım buldum
İki gün önce, ikinci bi ev arkadaşı aldım eve. Böylece kira yükümü sıfırladım ve hatta, önümüzdeki aydan itibaren 4.000 TL ekstra gelir sağlamış oluyorum. Ona kendi odamı verdim, bense salona yerleştim. Odayı L şeklinde saran gardrobu kısa kolunu o kullanıyor. Çünkü 2 orta boy valiziyle yalnız geldi ve abi ben şurayı kullanayım dedi. Hemen atlayıp kabul ettim.
2 gün önce aldım dedim ama aslında, geçen ay evarkadaşı .com 'da verdiğim ilan sonrası gelip evi görmüş, tanışmış, şartları vs konuşmuştuk ve o da aradan geçen 1 aylık ofiste yatma kalkma olaylarından sonra işte şimdi gelip yerleşti.
İyi bir çocuk. Bi teknoloji uygulaması yapmaya çalışan 3 kişilik ekiplermiş. Odtü Teknokent mi ne öyle bir şeyde açık ofis modeliyle çalışıyorlarmış.
Henüz 24 yaşında ama kafası pırıl pırıl, zihni karışık değil ve bir çok tanıdığım genç insanlara göre daha net hedefleri var (az önce geldi, ne yaptığımı sordu, ona blog tuttuğumu söyledim. ne abi yoksa beni mi yazdın? deyince evet ama daha yeni yazdın dedim ve buraya kadar olan kısmı okudum :) güldü.
Ona adımı vermeden, bu blogu 16 yıldır tuttuğumu ve blog sayesinde hayatımdaki gelişmelerden kaba taslak bahsedip "aslında sende blog tut. böylece, deneyimlerinden başka insanlarda yararlanacak. bir çok sorunu yazarakyazarak daha iyi görecek, kimsenin yardımına gerek duymadan kendi kendine çözecek böylece zihinsel gelişimini de hızlandırmış olacaksın" diye uzata uzata blog tutmak konusunda bi çok şey anlattım. sonra da konuyu kapadık.
23.12.2025
Basın Açık Laması
Yazmayı seven ve hatta yazarken eğlenen biriyim.
Sonda söyleyeceğimi de şimdi söyleyeyim; Blogda yazdıklarımın tamamını yaşamadım, yaşamıyorum.
Yazdıklarımın içinde; arkadaşlarımdan dinlediğim kendi anıları, çevremden duyduğum konuşmalardaki güzel cümleler, başlarından geçmiş veya başkalarından duydukları kısa anlatılar, birinin başından geçmiş ve onu sevindiren-üzen olaylardan etkilendiğim için buraya yazmaya karar kıldığım şeyler de var. Ama yazarken, sanki yaşanılanları bizzat ben, şahsen kendim zat-ı alim yaşıyormuşum gibi hissettiğimden, bazen onları iyice eğip büküyor, bazen sadece nasıl yaşanılması gerekiyorsa o hale sokup öylece geçiyorum. Çoğu şeye arada kendi yaşadıklarımı da katarak ve bokunu çıkarırcasına abartarak yazmak da beni rahatlattığı için o şekilde de yazdığım olmuyor değil.
Ve açıkçası yapacak daha iyi bir şey olmadığı için, oturup tüm saçmalama haklarımı kullanırcasına yazıyorum. Başka türlü de yazamıyorum.Zaten bence abartmak, dünyanın en güzel şeyi. harikası.
Ve son olarak; eğer sizde acı veya tatlı anılarınızı benimle paylaşarak, ilerleyen günlerde (2-3 gün sonra veya 3-5 yıl sonra bile olabilir) yazılarımda yer almasını isterseniz hayaterkegi@gmail.
15.12.2025
cehenneti hak etmek
bu sikik şehir hayatımız, kulaklarımızdan eksik olmayan kornalar, ağızdan düşmeyen yarrak yerine somurulup duran elektronik veya kağıt arasına sıkıştırılmış tütünlü sigaralar, elimizdeki ayfonlar, kucağımızdaki laptoplar tabletler, siktiğimin soğuğunda bile giydiğiniz için traşsız amınızı gösteren süper mini etekler, zahmetsiz ve hep hazır duran içecekler, az önce pişmiş ekmekler, 50 kilometreyi çabasız bir şekilde 10 dakikada aşmalar, kulak larımızdaki lıklar, her güne ayrı kıyafetler, renk uyumu yakalansın diye aldığımız ayakkkkkk kabılar
ne bu şimdi?
ne bok yiyoruz bu herkese özel 1+1 evlerde tek başımıza?
keşke çoğumuz 300 yıl önce falan yaşasaymışız ve tarlada sabana sürecek öküzü olmayan köylünün tekinin sabanına koşulsa bazılarımız.
bazılarımız da binlerce yıl önce piramitlerde yarım ekmek için akşama kadar taş taşısaydı.
olmasaydı ayfonlarımız, like'larımız, kravatlı vesikalık fotoğraflarımız, küçük bi ekrana hapsedilmesine rağmen hep gülen suratlarımız. olmasaydı işte. öylece yaşayagitseydik cehennemin veya cennetin dibine.
14.12.2025
kader yok sen kendin ettin
Sevilmek veya sevmek için çıktığın yolda, aradıklarını bulamasanda farkında olarak geçirdiğin dönüşüm sonrası, kenarda otostop çekerek hayatını kazanan bi orospuya da evrilebilirsin, bilgeyede, torbacıya veya puşt’un tekinede.
Yani açıkçası şunu hemen şimdi söylemek lazım; ağlayıp zırlamaya gerek yok; Sana ne olacağına, kim olduğuna yaşadıkların değil sen karar verirsin ve günün sonunda çıplaklığını da kararına göre uygun bez parçaları örter.
Tabii bu kadar laf kalabalığına da gerek yoktu aslında ve zaten sen de bilirsin işte 2x2=4 eder. Yani; yola çıkarken, dönüşmek istediğin şeye bahane arıyordun ve bulduklarını, seni haklı çıkarmak için kullanmaktan geri kalmadın. Özetle; Sen bi orospu, sen bi bilge, sen bi torbacı veya zaten puştun tekiydin.
1.12.2025
ibneliğe tövbe - gay biri tövbe edebilir mi
zaten bu sikik konuda kafam bu aralar iyice netleşmişken, erkeklere dair herhangi bir şey hissetmemeye de başlamışken kendimi ruhsal anlamda da güçlü kılacak bu adımı atarak yeni bi hayata başlamış oluyorum. olacağım inşallah.
ama biliyorumki şu rahatlığımla, aşırı biyofilliğimle ve etrafta bu kadar güzel insan varken allah'a verdiğim bu sözde durmak, söz tutmak önceki tövbelerimden de zor olacak ve belkide bi kaç hafta ya da bilemedin en fazla bi kaç ay sonra yine bi erkeği yatağa atarak ya da bi erkek tarafından yatağa atılarak tövbemden dönmüş olacağım lakin yine de denemek istiyorum.
"dönmüş olacağım" falan dedim ama tabii peşin peşin konuşmamak lazım. çünkü herkes gibi benimde geleceğe dair herhangi bi bilgim yok ve her pezevengin ağzından günde 10 defa dökülen "orospunun tövbesi tutmaz" lafını da bilmiyor değilim.
buna rağmen neyse ne işte sonuç olarak yine de hayatımdaki tek erkeğin ben olduğum zamanını yaşamak istiyorum.
evet, etrafta bu kadar piç varken tövbe etmiş olmak beni zorlayacak tabiki de ama bende zoru seviyorum beeeee :))) bu yüzden sorun olmaz herhalde :)
işin şakası, bi yana; bir müslüman olarak bunu gerçek anlamda ciddi ciddi yapıyorum. yani gerçekten erkeklere tövbe ettim. artık dibimi dövdürmek veya içinizden birinin dibini dövmek istemiyorum.
yaşım iyice ilerlemişken dönüp geçmişime, yer yer bataklıktan farksızlaşan o yıllara tekrar tekrar bakıyorumda ne bok yedim ben öyle ya. tüm o koşturmacalar, zorla sevmeye çalışmalar, sevdirmeye can atmalar falan hepsi geçti gitti ve bak işte elime kendi sikimden başka bi şey de geçmedi.
e madem öyle boş ver işte ibneliği. anladımki ben ibneliğe, ibnelik bana göre değil ve açıkçası neyin bana göre olduğunu da çözmüş değilim. belki hiç çözemeyeceğim de fakat hayatım ban aitken, neden tüm bu şehvetsiz hayat teslimiyetlerini de denemeyeyim ki?
bana ait bir hayatı yaşamama izin verdiği için allah'a şükürler olsun. allahım sana şükürler olsun.
yediğim ve sıçtığım onca boka rağmen bana güzel bi hayat yaşatan allahım, sana çok teşekkür ederim.
ibneliğe olan bu tövbemi de kabul et ve beni yine yalnız bırakma allahım.
(ve sevgili veya sevgilisiz okuyucu- başlıktaki sorunun cevabını da vereyim;
soru: gay biri, top biri, götveren biri, götsiken biri tövbe edebilir mi?
cevap: evet gay biri de tövbe edebilir :)) ben ettim, oldu :)
o kadar şerefsiz, namussuz, hırsız, katil, tecavüzcü, dolandırıcı, yalancı, orospu tövbe ediyorsa, sen neden edemeyesin lan ibne
senin neyin eksik? :)))
et, sende tövbe et.
benim gibi 10 milyon defa tövbe edip, sonra tövbeni bozsan da yine tövbe et. çünkü affedecek olan allah'tır, aralarında yaşadığın şerefsiz insanlar değil. tövbe estağfirullahahahaahahaha)








