9.02.2026

maymun gözünü açtı


Yeni şehir, yeni ev, yeni iş, yeni düzen derken yeni arkadaşlar da edinmekten zarar gelmez diyerek sosyalleşmeye karar verdim ve geçtiğimiz şu 3-5 aydır Timeleft gibi yeni arkadaş edinme gruplarına girip duruyorum. Ama tık yok.
Herkes benim gibi günün modasına uyup yüzeyselliğe kapılmış olarak yaşamış gelmiş bugüne. Yani gençliğini aklını bi kenara atmış delinin tekinden farkı olmadan, ailesini "ben özgürüm" martavalına kandığı için terk edip, kontrol edilmemek için de tanıdık kim varsa iletişimi kesip yetmezmiş gibi de konu komşudan da tamamen uzaklaşarak yaşamak, aşk arıyorum adı altında her gece veya her hafta yeni biriyle rahat rahat sevişmek, sarhoş olup her önüne gelene domalmak veya her önüne geleni domaltmak, gözü hafif açılmış olduğu için de her yerde görmeye başladığı o seksi vücutlu, karizmatik suratlı, şehvetli bakışlara sahip kalın dudaklı, güzel veya yakışıklıya gönlünü kanca gibi takıp karısı veya kocasını bi kenara siktirleyerek kendini bırakıp yaşamak derken yıllar geçmiş ve işte şimdi, uyurken yastığından başka sarılacak kimsesi veya hiçbir şeyi yok.

son bi kaç yıldır, özellikle bireysellikten uzaklaşıp biraz toplumsal sosyalleşmeye kafayı takınca, ilk zamanlar böyle yaşayan bi tek ben varım sanıyordum. yani, gözlerimi toplumun içinde (özellikle aile ve sadece tanıdıklar içinde) açıp kapamaya başlayınca dış dünyayı, normal olanı algılamaya başlayınca kendim için bir şeyleri kaçırdım, yanlış yaptım diye düşünüyordum ama meğer durum pekde öyle değilmiş.
Yani biricik ve tek olan ben, yalnız değilmişim.
Herkes kendi kaşığı elinde, benimle aynı boku yemiş durmuş.
Farklı ve birbirine tamamen yabancı insanlar, hayatlar ama aynı boku yemişiz.

8.02.2026

Gay Olmak ya da Olmamak

hiç evelemeden gevelemeden lafı hemen en başta söyleyeyim;
erkek olarak; Gay Olmak ya da Olmamak tamamen senin medyada maruz kaldığın ibnelik propagandasının dozajına göre değişir. Yani aslında bi anlamda; senin kafa karışıklığınla tetiklenmiş olan kişisel tercihlerine bağlı bi durumdan ibaret. 
Yeteri kadar kafan karıştıktan sonra ise ya karı kız nazı çekersin, ya da naz çekmek yerine işin kolayına kaçıp boklu erkek götü sikmeyi veya boklu götünü bi erkeğe siktirmeyi seçersin.
Bu ikisini de yapmayıp, benim uzun zaman yaptığım gibi sadece sakso ve sevişmeylede yetinebilirsin. Tamamen senin kendini ne kadar iyi kandırabildiğin ve lağım borusunda nereye kadar ilerleyip o pis yaşantıya ne kadar dayanabileceğinle ilgili bi durum bu.
Öyle yok doğuştan böyle doğdum, yok arkadaşlarım küçükken de bana parmak atardı, komşumuzun amcası beni sikti ve o gün ibne oldum, zaten kendimi bildim bileli erkeklere ilgi duyardım falan filan bir sürü farklı hikaye yazar ve kendini ikna edebilirsin.
Sorun değil.
Herkes öyle yapar.
Herkes kendisinin ucubeleşmediğini ve aslında bi ucube olarak doğduğunu söyleyip durur.
Çünkü kimse yanlış yaptığını, yanlışlığın içinde debelendiğini kabul etmez.
Kabul ederse çıkması gerektiğini bilir, yolunu ve belini doğrultması gerektiğini bilir ve bu yüzden kabul etmez.
Kabul ederse çıkışa yönelmesi gerekir ve çıkışa giden yolun üzerinde bu kadar kolay seks varken çıkışa nasıl varacaktırki?
Hiç kimse. Zaten kimsenin de götü yemez.
Götü yiyenlerse, kısa bi süre sonra her an maruz kaldığı pornografiden, erotik tetikleyicilerden ve en fenası da yalnızlıktan dolayı dayanamaz pes eder. 
Ama şunu kabullenmeliyiz aşkım; o ilk zamanlarda, yani herkes kadar kafamızın karışık olduğu yaşlarımızda, bazı şeyleri yanlış anladık ve yanlış yaptık, bazı şeyleri o an öylesine yaptık veya bize kendimiz gibi birileri ilgi gösterdi ve bizde o fırtınalı havada meraktan kendimiz koy veri verdik falan olan oldu.
O yüzden inanma şimdi bilim adı altında kulağından zihnine bocalanan "ibne doğulur, sonradan olunmaz" laflarına. Bal gibi de her an ibne olunur biliyorsun işte. Yanisi; olunmaz diyenlere inat tabiki sen ne istersen o olursun. Bunu hiç unutma ve sana unutturmalarına izin verme.


toplumsal zorunluluk, ev ve karavan hayali

Dün, uzaktan bi akrabamızın 8 yaşındaki çocuğu Bilkent Şehir Hastanesi Onkoloji Bölümü'nde son nefesini verdi. Bugün alıp götürdüler, memlekette gömeceklermiş. Ölmüş birinin nerede gömülü olduğunun önemsizliği üzerine çok şey yazabilirim ama biliyorumki ölüm, aslında geriye kalanlar için son gösteri fırsatından başka bir şey değil. Bu yüzden uzatmayacağım. 

Az önce eve geldim ve bi anda bu konu aklımda geldi. Sonra da "Ölüm haberleri, hastalıklar, evlilikler, doğumlar ve yine ölüm haberleri. Toplumsallaşınca böyle oluyor. Kim öldü, kim sürünüyor, kim ürüyor vesaire hep haberdar ediliyorsun." diye düşünmeye başladım. 
Uzaktan izleyerek geçirdiğim onca yıldan sonra bi anda akrabalık ilişkilerine bulanınca; ölümden düğünden doğumdan dan dan dan dan dan sürekli haberdar edilmeye başlıyor ve ağız ucuyla söylenecek bi kaç cümle de olsa kurmaya zorlanıyorsun.
Toplumsallaşmak böyle bir şey. Anlamsız bulduğun her şeye başka bi pencereden bakmaya, bakarak görmeye mecbur kalıyorsun.
Hayır, yanlış anlaşılmayayım, bu konuya canım sıkılmıyor. Sadece alışkın değilim o hiçbir bağ kurmamış olduğum insanlara başsağlıkları, iyiki doğdunlar ve mutluluklar dilemeye.
Ama bi yandan da mecbur hissediyorum kendimi. Çünkü öyle işte.

Düzenli olarak çalışmaya başladığımdan bu yana, düzenli şekilde para biriktirmeye başladım. Toplumsallaşmanın en büyük zorundalığı bu olsa gerek. Hatta en zoru ve ilk adımı.
Çünkü onca yıl, kendi müslüman algımla inşa ettiğim o "ne zaman öleceğim belli değil ve diğer insanları bilmiyorum ama ben dünyaya çalışmak için de gelmedim. ev sahibi olmak veya ayaklarımı yerden kesecek bi araba almak hevesiyle de yaşamıyorum. ee madem öyle, şimdi siktir git istifa dilekçeni ver ve bankada birikmiş olan paranın ne kadar süre sana yeteceğini hesaplayıp yemeye başla. paranın bitmesine yakın hâlâ ölmediysen iş arar bulur ve yine çalışırsın" düşüncesiyle yaşayıp gelirken, yer yer parasız kalsam bile aslında günlerce aç kalmak gibi büyük sıkıntılar yaşamadım. Ama günün sonunda, yani şimdilerde; şahsıma münhasır müslüman algımı inşa ederken yanlış yaptığımı da düşünmeye başlamadım değil. Bu yüzden de artık bundan sonra, yani bundan sonraki yaşayacağım yıllar boyunca düzenli çalışmaya devam edeceğim ve en azından birikimimle, oğluma bi ev almış olmayı planlıyorum. Kendim içinde ufak bi karavan.

son not olarak; bu aralar yazdığım her şeyi gemini'ye analiz ettiriyorum. güzel ve yerinde tespitleri oluyor. bazen de hiç anlamıyor. ama olsun yine de genel anlamda idare eder. şimdi bu yazıyı da ona analiz ettireceğim. bakalım ne diyecek.