-->

30 Kasım 2025

Gay Film veya çekilmiş en Top Gay Filmi Listem

Gay Porno filmleri veya hardcore eşcinsel sikiş filmleri veyahut iki ibnenin birbirini sırayla kurşuna dizdiği güya romantizm kokan ama aslında seks filmi olması dışında bi boka yaramayan filmler ararken bu yazıya denk geldiysen hoş geldin. 
Amacım tabiki seni pornografiden uzak tutmak olduğu için bu yazıyı okumaktasın. Hiç uzatmadan şunu hemen söylemeliyim ki; pornografinin (her türlü porno) beyni çürüten bi yanı var. Çünkü pornografi aklını kitleyip, düşünmeni tamamen engelleyerek, zihnen yer yer çok romantik bi şekilde hayal ederek gidebileceğin yolu kapatıp seni düşünmekten kesinlikle alıkoyar. Bilimsel açıklaması şu ki; porno izlediğinde veya pornografik bir görüntü gördüğünde bakmaya devam ettikçe beynin donar. Evet donar. Baya bildiğin gibi donmaktan bahsediyorum. Tıpkı, senden daha akıllı olan telefonunun ekranına tıkladığında hiçbir tepki vermemesi gibi donduğundaki haliyle beynin de pornografi karşısında donar.
İzleme sıklığın arttıkça da bu donma, tamamen beyin çürümesine doğru yol alır ve sen zamanla, porno film izlemeden osbir bile çekemez hale gelirsin. Zamanla porno bağımlılığına dönüşmüş olan bu halin, seni gündelik hayatını yaşarken bi anda porno izleme isteğine yöneltir ve tuvalate gidip porno izlersin. pornonun seni gerçek hayattan koparmasına izin verme ve kendine gel. 

Süslemeden püslemeden açıkça söylemek istediğimi söyledim ve bi kaç gay gey ibne homoseksüel eşcinsel top dönme filmi önereyim;

Bu filmlerde genelde herkes ilk defa hemcinsine yakınlık duyuyor ve kafası karışıktır. Oysa hepimiz biliyoruzki artık 2000'li yılları çoktan geçtik ve bu yüzden gerçek hayatta böyle olmaz.
Gerçek hayatta "bugün acaba kimi siksem" diye düşünmeye başladığın an, yıllardır gay propagandasına da maruz kalmış olduğun için hemen internetteki sohbet odaları veya uygulamalarına girip "21cmKalktıSokacakYerArıyorum" veya "AteşliilkPasifiKimSikmekİster" nickiyle birini aramaya başlarsın. Çok geçmeden de kondomsuz sikişip hastalıkları değiş tokuş ettikten sonra eve dönersin.

üfff çok acıttım değil mi? pardon uzattım değil mi?
Hemen eşcinsel propaganda filmlerine geçiyorum;

1- ilk sırada tabiki Eşcinsel Kovboylar ya da bizim mahalle ağzıyla Götveren Çobanlar var.
Film özeti: Güya koyun otlatalım diye dağa çıkan iki ibne, koyunları otlatırken karısızlık başlarına vuruyor ve koyun koyuna yatmaya başlıyorlar. Filmin sinemasal adı: BrokeBack Dağı

2-ikinci sırada ise orospuluğa sürüklenmiş bi kadının lezbiyenliğini anlatan MONSTER var. filmde Charlize Tes Thesron oynuyor ve ben onu çok beğeniyorum. Keşke onunla evlenseydik ve 13 tane falan çocuğumuz olsaydı. Çok beğendiğim bu kadını filmde izlediğimde, sanki gerçekten bu hayatı yaşıyormuş gibi bir hisse kapılarak izlemiştim. Lezbiyen olmasının nedeni, tabiki hepimizinki gibi yalnızlık.
Ve zaten bu sert yalnızlık filmde de tüm yalın çıplaklıkla veriliyor. Bence çok gerçekçi çekilmiş tek gay propaganda filmi bu. Hayatında biri kalsın, onun olsun, o da birinin olsun diye yemediği bok kalmayınca cinayet işlemeye başlıyor.

3-L world diye bi dizi vardı. 10 yıl önce falan izlemiştim. Film dizi olmasından dolayı olsa gerek, her bölümde bi kadın diğerine yürüyor gibi bir şey kalmış aklımda. Yani dizideki tüm kadınları birbiriyle yatırıyorlar.

4-Mavi En Sıcak Renktir adında bi lezbiyen filmi çekmeye çalışmışlar ama aslında çocuk pornosu olarak görüyoru bunu. 15 yaşındaki ergenler ve sevgilisi olmayan asosyal genç kızların kafasını karıştırmak için çekilmiş sıradan bir gay - lezbiyen propaganda filmi. bir çok genç kızın, bu filmi izledikten sonra arkadaşlarına yürüdüğü veya çevresini bu gözle taradığını biliyorum. İnsanlar bana her şeylerini anlatırlar. Çünkü ben güvenilir biriyim.

5- Danimarkalı Kız filmi ise aslında bir kafası karışığın "acaba erkeklerden mi hoşlanıyorum. ben neyim. ya da erkeklerden hoşlanıyorsam, kadın olmalıyım" diye diye seks yapmak için kadın kılığına girmeye başlamasını anlatan saçma sapan bi film. Trans propagandas için çekilmiş zavallı bi film. 


26 Kasım 2025

facebook albümleri ne işe yarayacak

Önceki gün facebook hesabımı karıştırırken, yıllar boyu sırası geldikçe artık yenilenmesi gereken telefon değişikliği öncesinde silinmesinler diye yüklediğim yüzlerce fotoğraf ve videoya baktım. Hayatımdan gelip geçen onlarca insan, hayatlarına girip çıktıklarım, gidip gördüğüm yerler, o aralar benim için anlamlı olduğunu düşündüğüm için çektiğim saçma sapan kareler, aldığım ekran görüntüleri vs vs
Hepsi öylece birikmiş ve kalmışlar orada.

Bakınırken "tüm bunlar ne olacak, ne oldu şimdi bunları çektim" diye kendi kendime söylenip bi kaçını sildim, bi kaçını kenara attım derken, bu gün artık üzerinden en az 10 yıl geçmiş olanlarla yaşadığım anıları tamamlasınlar diye, ait oldukları yazılara eklemeye karar verdim.

Olurda eski yazılardan biriyle kaşılaşırsanız ve yazıda alakasız gibi görünen fotoğraflar olduğunu fark ederseniz, bilinki bu yazı sonrası eklendiler. 
Bazılarında o yazıda bahsettiğim kişiler olacak, bazılarında ise o kişi veya an'la ilgili yaşadığım anı ölümsüzleştirmek için çektiğim saçma çekimler.

Bu arada böyle rahat rahat ekleyebilecek olmamın nedeni ise, artık blogun takipçi sayısı 30-40'lara düştü ve bu da demektirki, zaten 10 yıl önce tanışıp vakit geçirdiğim o insanlarla ve onları tanıyan biriyle blog sayesinde karşılaşma olasılığım sıfırlandı. Zaten kötü bi amaçla da eklemiyorum. Ama olurda içlerinden biriyle karşılaşırsam ve silmemi isterse silerim.
Ki 10 yılda insan çok değişiyor. Onların bile dönüp kendilerini tanıyabileceklerini sanmıyorum ya


21 Kasım 2025

Bacanın Ötesi Gökyüzü (mail)

Ara ara mail atanlar olur, bazen cevap veririm, bi kaç defa yazışırım, bazen cevap vermem, bazen öylesine bi iki kelime yazarım, ne olur-olacak diye. Bu da öyle maillerden biri. 

bu mailleşme 28 Ağustos 2014 yılında  yapılmıştı, 2019'da ise görüp "selam" yazmışım ve yanıt olarak "adres bulunamadı" diye mail gelmiş. Çünkü mail kapanmış. Genelde yazanlar sahte bi mail açar yazarlar ve benden onlara dürüst davranmamı beklerler. komik. Mailler kapandığı için ara ara o anonim yazışmaları yayınlıyorum ve mailleri de çoğu zaman siliyorum.  Şimdi düşündümde, keşke silmeseymişim. Kalsalarmış ama çoğunu silmiştim. neysee Belki o yazanlar bir gün yine gelirler buraya ve şans eseri görürler yazışmalarımızı. güzel olur.

İşte meyilleşme:


ilk mail: BÇ: Merhaba hayat erkeği, blogunu takip ediyorum. Kafam karışık ve sanal bir günlük tutuyorum. Ona yazdığım şeyi sana da atıyorum. Ne bileyim dertleşirim, belki beni anlayan biri olursun. Belki arkadaş oluruz. Neyse.Bugün dershane beklediğimden iyiydi, yani kat'i suretle fark ettim ki artık hiç umursamıyorum. Yani eskisi gibi sahte bir umursamazlık değil ne bileyim cidden ya. Zaten son bir yılım, belki de eskiden çok alıngamdım neyse. Pozitif olmak iyidir ama şu an ölüyorum. Neden mi, varoluşsal be koçum.

Şöyle başlayayım bugün sırf Ercan Hoca'yı görebilmek için yurttaki kitaplarımı kontrol etmek gibi boktan bir sebep yüzünden okula gittim. Gitmeden önce aradım, hocam okulda mısınız, işte ben yurda geliyorum size de uğrayayım vs vs. Burlardayız dedi, neden burlardasınız. Neden burdayım demiyosun.

Sonra gittim işte, kitapları kontrol ettim. Tamam gibiydi hepsi, tam hatırlamıyordum hangi kitapları bıraktığımı. Sonra işte bi heyecan okula gitmeler "kimseye gözükmeden" Ercan Hoca'nın odasının olduğu kata çıkmalar. Sonuç: Oda da kimse yok. Olsun ben beklerim, neydi hani. Bir üç bel saat, ayağımda bir sızı beklerim. İki dakika, bir saat beklerim.

Bekledim, şimdi gelir. Gelmedi. Aradım, açmadı.

Bekledim, gelmedi. İşte hizmetlilere falan sordum, hocaların toplantısı var ama Ercan Hoca aşağılardaydı falan dediler. Hiçbir hocayla karşılaşmak istemediğim için o koridordan bile geçmemiştim ama gittim oraya yok. Toplantıda.

Kırıldım biraz ama yüzüme pis bir sırıtma geldi. Kendi kendime sevimcim götümde patladı, diye sırıttım. Yurda gidip, eşyalarımı aldım. Okuldan çıktım, dolmuş beklerken falan keşke arasa vs diye düşündüm. İlk defa bir dolmuş gelmesin, geç gelsin istedim.  Öyle işte. Dolmuş geldi, o aramadı.

Hayır ona aşık değilim, yani bilmiyorum. Sadece seviyorum aslında adım gibi biliyorum ki ondan çok ona yüklediğim anlamı, hayalimdeki şeyi seviyorum. Çünkü çoğu insanın sevmediği kel bir müdür yardımcısı. Ama işte özünde bundan ibaret bir insan değil tabiki ama lafın gelişi öyle tanımladım.

Yani demem o ki, bugün bunu söyledim kendime "ben kimseyi seve meyecek kadar kibirliyim" olay bu. Çünkü bir şekilde geçen yılın sonunda bana gelen aşırı şekilde bir insana bağlanma arzusu, kadın-erkek fark etmez, bu arzu ya da istek, ya da psikolojik, depresyon, vs her ne bok yüzündense onu seçtim, ona bağlandım. Bağlanmak mı? Peh. O da bana haliyle iyi bir öğretmen, idealleri olan bir insan olduğu için ilgi gösteriyordu.  Zaten ilgi manyağı olan, ilgisizlikten ölen, en küçük birinin dikkatini çekebilmek için yırtınan, baba kompleksi olan benim için ferahlıktı. O iğrenç dönemde iyi gelmişti. Belki bilinçaltımda baba olarak gördüm, belki abi, belki dost, belki kardeş, belki sevgili. Bu isim önemli değil. Ne olduğu önemli değil. Sadece o okuldaki nerdeyse herkesten nefret ettiğim halde ona değer verdim, dostum olarak gördüm. O da bana ilgi gösterdi onun sebepleri çook farklı belki ama iyi geldi be. İşte hakiki sevmedim demek ki, çıkarlarım. Kendi egom için. Daha önce aşık olduğumu sandığım iki kadın da olduğunun aynısı. Ama bu oyun veya gerçek bunu bilmiyorum. Devam ettiriyorum. İşte öyle. Zaten son yılım. İşte bugün o olay yüzünden kötüydüm baya. Sonra dolmuşta uyuyakalmışım, aramasıyla uyandım. İşte nerdesin falan diyor, Mustafa hoca yanımda falan dedi. Ben sizin toplantınız olunca gittim dedim. İyi dedi. Kapattık, uyku sersemiydim zaten pek bi şey anlamadım. Yine uyuyakaldım az daha döğere gidiyodum. Evin az. İlerisinde uyandım hemen indim. Öyle vakit nasıl geçti anlamadım ama şu an yeniden bir sürü Cem Adrian şarkısı indirdim, sonbahar geliyor. Üniversite sınavı geliyor.

Ama bazen hiçbir şey umrumda değilmiş gibi. Yani sadece sevdiğim, bana o köpek gibi istediğim ilgiyi gösterecek ama karşılığında benim de onu çok seveceğim, ona ilgi duyacağım insan(lar) olsa yeter diyorum. Adam gibi herşeyiyle güvendiğim, sevdiğim bşr tane bile arkadaşım olmadı bugüne kadar hep yalnızdım, hep yüzeysel, samimiyetsiz.. Neyse ya. Hayat geçiyor ve ben gittikçe hissizleşen, umursamaz, nefsine daha düşkün bir insan haline geliyorum. Eğer üniversite sınavında istediğim gibi yapamayıp şu anki hayalim olan itü mimarlık'ı kazanamazsam (veya o zaman ne istiyorsam artık) hayattan hiçbir beklentim kalmayacakmış ve hep mutsuz olacakmışım, iyice salacakmışım gibi. Allah affetsin ne diyim. Bu da benim bu aralarki hikayem işte, hayat garip ne yaparsın. 20:48, bahçe

Hayat Erkeği 21:09: salak :) Hayat Erkeği 21:49: çok sıcak, samimi, içten yazmışsın. öyle bir an kendimi tutamadım ve arkadaşlarıma dediğim gibi sana da  "salak" diye yazıverdim. lütfen başka bir niyetle yazdığımı düşünme olur mu. sevgiler.

BÇ 21:49: Bu kadar mı :D BÇ: 21:50: Yok canım öyle düşünmedim. Ben de gülümsedim okuyunca cevabını, hatta şaşırdım. Samimi olman güzel bir şey. :)

22 Ağustos 2014 BÇ 19:01: Peki bu durumu bi yorum yapmayacak mısın? Bi şeyler yazarsın diye ummuştum. 

28 ağustos 2019: Hayat Erkeği: selam

2019 yılında "selam" yazdıktan sonra, maiilin kapandığına dair bildirim olarak "adres bulunamadı" yanıtı gelmiş. 

Her kimsen, inşallah güzel insanlar girmiştir hayatına, sende güzel insan olmuşsundur falan :)