3.02.2026

Bloga Gelen Efsane Yorumlar

Bazen kimsesizliğimin, bazen hayat tarafından acımasızca kenara itilmişliğimin, yaşamım boyunca bi boka yaramamışlığımın acısını çıkarmak için açtığımı sandığım, bazense "ne halt yiyorum" diyerek yazmaya devam ettiğim bu bloga sadece seks bağımlısı gayler gelmiyor. Normal, sağlıklı insanlarda geliyor ve çok güzel yorumlar yapmaktan da geri kalmıyorlar.
Az önce gelen yorumlardan birine göz atarken, dönüp eskilere baktım ve okurken çok iyi hissettim. Hepsini değil ama bi kaçını buraya, bir araya toparlayasım geldi.
Önerileriyle destekleyen, eleştirirken kırmayan, iyiliklerini yorumlarındaki kelimeleri yerli yerinde kullanarak gösteren, hakaret etmemek için kendini zor tutan ama her halükârda bana yararı dokunacak şekilde yorum yapmaya özen gösterenler iyiki varsınız, vardınız, var olun. hiç eksilmeyin inşallah.


Şanki'nin şu yazıya ( 
https://hayaterkegi.blogspot.com/2018/04/nasl-yasamak-gerek.html) yorumu:
Aslında normallik normlarına çakılıp kalmamak demiyelim onları. Bütün insanlar çalışıyorlar ve bir gelecek kurmak bir düzen oturtarak kimseye muhtaç kalmamak veya eş veya evlatlarının kimseye muhtaç kalmamasını umuyorlar, normalliğe bu yüzden ihtiyaç duyuyorlar. Hayatının ilk 30 yılını bunu düşünmek yerine vur patlasın çal oynasın nerede akşam orada sabah tadında bir nevi keyif adamı veya kadını olarak yaşayanların 30 lu yaşlarında bütün buu kaçan trenlerin arkasından onlar normal ve sıkıcılar demek bence aylaklığınıza uydurduğunuz kılıfınız. Eğer normal olmaya veya hayatınız değerli kılmaya karşı gerçekten bir anarşist tavır alsaydınız, bu derece imla kuralları olan yazılar ve özenli bloglar kurmaz, cümle düşükleri büyük küçük harf uyumsuzluğu ve tutarsız yazım hataları ile bir blog açmanız yeterli olurdu. İş blog yazmaya gelince bu özen bu gayret niye???. Demek ki ne halt ettiğinizi bilecek kadar bir zeka ve bir şeyi kaliteli ve normal normlar karşısında da üst seviyede tutacak hamleleri kuracak bir muhafazakarlığınız var. Edebiyat kurallarına bağlı kalmak bir muhafazakarlıktır. Gerçekten normalleşmekten uzak duran dipler blog açmaz ve böylesi kaliteli yazılar için zaman ve vakit harcamaz. Gerçek aylaklık sokaklardadır bilgisayar ve telefon gibi teknolojiye tekme basanlardadır. Şimdi önünüzde 40'a kadar yeni bir şans var. Ya bu hovarda avareliğe devam edip bir düzen kuramaz ve çocuğuna da bu düzende destek olamazsınız ya da aklını başına toplayıp bu bloğa verdiğin değer ve önemi ve titizliği, sadakati hayatının geneline ve iş hayatına yayarak başarıyı ve parayı bulup 40 ından sonraki hayatınızda biraz daha rahat edersiniz. Tek bildiğim edebiyat özelliği olan yazarlık barındıran bir iş kolunda bir hayli başarılı ve paralı bir iş sahibi olabileceğiniz. Belki de şu APP kitap işine girip iyi bir konu bulup takma bir isimle bir iki iyi hikaye ile hatırı sayılır okuyuçu ve hayran bulup çok ünlü bir yazar olabilme şansınız da var. Aylaklığın da bir süresi vardır ve sizler için dolduğunu düşünüyorum. En azından yakınlarınıza veya toplumun üzerine de aylaklıklarınızn faturasını yükleyip sonra depresyona giren yine siz olmayın.


Adsız birinin (https://hayaterkegi.blogspot.com/2021/05/kocan-kac-yl-oya-oya-oya-laya-bilirsin.html)yazıya yorumu:
Hayata senin bakış açınla bakmak isterdim. Probleme hangi değerler girerse girsin sonuç hep senin haklılığın olarak çıkıyor. Böyle olsaydım geceleri de rahat uyurdum kesin. Çünkü bu "bileyim hangi suyun sakasıyım, yarabbel alemin, tütmesi gereken ocak nerede" diyen birisi ne geceleri rahat şekilde uyur ne de içi rahat bir şekilde ölür.(çok devreleri zorlama, anlayacağını sanmıyorum...sandığını anlarsın muhtemelen)


Büyük şair, yazar, düşünür ve yerinde konuşur Ahmet Güntan'ın desteği vardı. Eksik olmasın hiç (https://hayaterkegi.blogspot.com/2021/05/karn-hangi-erkek-kardesin-sikmeli.html )
bir eşcinsel sırf eşcinsel diye kendiliğinden zihnen özgürleşmiş olmuyor. yukarıda okuduğum "anonim" gibi bir mahalle arası muhafazakarı kalabiliyor. hayatınızda hayaterkeği kadar açık açık duygularını ortalığa dökebilen (bırak eşcinsel olmasını, genel olarak soruyorum) kaç insan gördünüz? yıllardır burada inişli çıkışlı, doğrulu yanlışlı bütün duygularını bize açıyor. bir "anonim" gelmiş ahlak hesabı soruyor. ahlakı sen kendinde ara. belli ki hayatta başına hiçbir şey gelmemiş yeraltı yaratıklarından birisin. insanın başına bir şeyler gelince öyle sana mahalle arasında öğretilen kusursuz ahlak kurallarına göre davranamıyor her zaman. hayaterkeği'ni yıllardır okurum. kendisini de şahsen tanırım. şarlo'yu kendine sembol seçmesi boşuna değil. iyi kötü - güçlü güçsüz - kendini böyle ortaya koymak petka ister, cesaret ister. bu kadar açık bir yüreğe kasaba ahlakı kurallarıyla can acıtmak için yaklaşıyorsan sorunun büyük demektir. ortada ahlak açısından soruşturulacak olan bir şey varsa o da anonimliktir.


Mantıklı bir Adsız (https://hayaterkegi.blogspot.com/2021/05/borcunuz-sadece-30000000-tl-odemeyi.html)yorumu:
Çok tuhaf hayat erkeği İsteyen çözüm bulur istemeyen bahane diye çok dolaşan bir söz var. Daha önce de yazdım galiba şimdi de yazıyorum. Hiç bir sorumluluk almadan her şeyin yolunda olmasını bekliyorsun. Önce eşin, sonra oğlun, ailen... Onları yarı yolda bırakmamış gibi davranıyorsun onların seni kucaklamasını bekliyorsun... Hayattan alacaklı değilsin vermen gerekenler var. Bu arada inşallah tedavin iyi gider bir an önce iyileşirsin.


AdsızÖzne (https://hayaterkegi.blogspot.com/2020/09/balga-giderken-halga-kavusmak.html) yorumu:
Hayır yaşlanmana üzülmedim. Ben kendimi tam ifade edememişim üzgünüm. Şöyle, realiteyi kabul etmek, kendinle daha barışık bir kafa yapısına ulaşmak zaten çok uzun ve zorlu bir süreç. Hala tamamladığımızı da düşünmüyorum. Fakat bir noktadan sonra idealize benliklerimizin arzularının bir çoğunun birer illüzyondan ibaret olduğunun farkına varıyoruz diyelim. Bir yandan da bu tansiyonun azalmasından dolayı hafif bir huzur halindeyiz. Bir noktada ne için çabalamak, ne için çabalamamak gerektiği arasındaki çizgi de tamamen kaybolmuşsa, böyle ne yaptığını bilmediğin, kim olduğunu bilmedin saçma sapan bir boşluğa düşüyorsun. Ve ben bunun ergen veya erken yetişkinliktekinden daha derin bir kuyu olduğunu düşünüyorum. Çünkü bir yandan eski enerjim de kalmıyor. Buna üzüldüm. En azından ben böyle hissediyorum, seninde böyle hissettiğini düşündüm. Bu arada kusura bakma. Ben biri gelip ‘psyche’ im hakkında böyle didaktik konuşsa epey bir sinirlenirdim. Ama insanlarla empati yapmayı, onların nasıl hissettiklerini ve nasıl bir kafa yapısına sahip olduklarını anlamaya çalışmayı seviyorum. Sen kendin için yazıyorsun, biz de kendimiz için okuyoruz. Biraz bencilce. Kendimizden bir şeyler buluruz belki diye. Okuyucu için yazdıklarının objesi oluyorsun, öznesi değil. İnsanın kendi deneyimlerini anlamlandırmaya çalışması falan fişman işte. O yüzden didaktiklik ya da analiz aslında sana yöneltilmiş değil. :)


Ama gerçekten çok çok çok güzel yorum:
"bir iltifat da benden: bedenin o heyecanlı ruhunun hacmine nüfuz alanı olarak dar geliyor. "
yorumun geldiği yazı: https://hayaterkegi.blogspot.com/2020/06/beni-iyi-hissettiren-iltifatlar.html 


Sergen haklı olarak şöyle yorum yapmış bu (https://hayaterkegi.blogspot.com/2019/06/gelip-de-gormemek-gidip-donmemek-diye.html) yazıya:
Nörolojiye git bence panik atak krizi yaşamış gibisin anlattığın şey buna benziyor ama nörolojik bir hastalık olup olmadığının da dışlanması gerekiyor.Mal mısın amk kendin anlamlandırmaya çalışıyorsun.


entel adsızın (https://hayaterkegi.blogspot.com/2014/08/bok-gibi-yasayp-gidiyorum-ve-bu-yasantm.html) yorumu:
Bos yere suslu ,entel tavsiyeler vermeyin.Bi boka yaramiyor .Yaramayacak.kaderci degilim ama kader diye bisey var.Frenleniyoruz.Belki biseylerden korunuyoruz.Belki biseyler bizden korunuyor.Geberin amk dertten


Haklı Adsız'ın (https://hayaterkegi.blogspot.com/2017/10/calsmak-ayp-degil-mi-kim-demis-ayp.html) yorumu:
Sen istanbulda tek başına yaşarken kalk gel de sığ ergenlerle tek odaya tıkıl. Her şeye rağmen üniversite okumanı destekliyorum. Yalnız üniversite mezunu olursan saçmaladığında ve aptalca şeyler yaptığında bunu eğitimsiz bir ofisboy olmana bağlama rahatlığından feragat etmiş olacaksın🙂 ve sen bu hakkını geçmiş yıllarda sonuna kadar sömürdün🙂


Dante'nin (https://hayaterkegi.blogspot.com/2017/06/ev-arkadas-rezilligi.html ) yorumu
Bence okuzherifi de sevme
Nerdeyse tum blogu okudum
Her ihtiyacin oldugunda seni yalniz birakmis asla yaninda olmamis
Sen bunlarla ugrasirken hala kendi derdinde
Hic sevmedim onu 😠


Anne Günlüğü (https://hayaterkegi.blogspot.com/2017/05/hey-dostum-senin-sorunun-ne-kahrolasca.html)nün yorumu:
Belki de bir süre TAMAMEN elini eteğini çekmelisin.O kadar çok seks,sevişme,cinselik vs vs hayatında yer işgal etmiş ki e beyin de vücudunda "bir dur artık" diyecekti....Gez dolaş,sinemaya git,yalan dolan yazan gazeteleri oku..İşin ne ise onunla ilgilen...Ama şu şeyi yapmayın: Bu adamla mı olmuyor; bir de şu adamı deneyeyim saçmalığına girmeyin!


Pontiac'ın ( https://hayaterkegi.blogspot.com/2017/01/ks-aylar-ve-unutmak.html )şu yazıya yorumu:
Artık gittikçe sığlaşan ve bulması zor olan kaliteli güzel yazılarından biri. Yine güzel akıcı kelimeler, yürek burkan hikayeler, abondone eden mizah ve jilet gibi keskin cümleler. Bazen bu tür yazılarını özlüyor insan ki bunları yazmak başlıbaşına büyük bir his, ilham ve sanatçılık gerektirir. Arada bir kendine bu şansı tanıyorsun eskiden daha çok iken şimdi sorumluluklar bindikçe üstüne çok gizleyip sakladığından veya kaliteli cümle kurmayı çok zorladığından olmuyor ama olunca da bu yazındaki gibi çok iyi oluyor. Not: Empati kurup çocuğa aşık olmuşsun oysa ki verdiğin senin de söylediğin gibi merhamet.


MY'nin (https://hayaterkegi.blogspot.com/2016/01/ocak-ay-kendini-farketme-ay.html)yazıya yorumu:
"Aileden başkasından sevgi dilenmemek" Bu kadar kolaycı, beleşçi, umutsuz bir yaklaşım olamaz. Ailenden sevgi dilenirsin çünkü onlar ailen, seni sevmeye mecburlar. (Ki birçok örnekte olduğu gibi yine de sevmiyorlar). Önemli olan zorunda olmadığın halde birilerini sevmek ya da birilerinin sevgisini kazanabilmek. Ya da zor olan birini sevmek, kendini sevdirmek. Kaldı ki sevmek adına kim ne bilir ki bu konularda büyük yorumlar yapsın. (Mesela ben sevmeyi hiç bilmem, gerçekten bilmem, hatta sık sık sosyopat olduğumu falan düşünürdüm ama değilmişim sanırım. İşaretler onu gösteriyo yani.)


Melerence şiire (https://hayaterkegi.blogspot.com/2015/12/edebsiz-eksikliklerim.html)yorumu: 
"Çok güzel" demek istemiyorum kuru kuru. Ne desem ne anlatsam okuyunca nasıl hissettiğimi? Dergiler gerizekalıymış, öyle diyeyim ben.

1.02.2026

duvar

her şeyi tek başına halletmeye alışmak
kendi kendine yetinmeyi öğrenmiş olarak yaşamak.
keşke halledemesem, yetinemesem kendimle.

vazgeçmek ne de kolay oldu herkesten.
kendimle yetindiğim için, her şeyi tek başıma halledebildiğimden.

hiç yorgunsuz, hep mecalli sürüp giden bi hayat inşa ettim
asla pes etmeden ve kendi kendine gaz vererek;
yaparsın sen
yaparsın sen
aslansın sen
neler neler aştın, bunuda aşarsın sen'ler.
BOL BOL ve BOL

-------------------------
iyiki şu bi kaç yılda yaşadığım sağlık sorunuyla çoğu şeyi de unuttum. iyiki unutmak var. yoksa nasıl kalkardım tüm o çarpık yaşantımın altından.

şimdi ben, özgür değilim.
yaşantım, hayatım vesaire bu özgürlük değil. bu sadece çok kalın ve çok çok yüksek duvarlı bi yalnızlık. 


31.01.2026

annem, sikebilir miyim diye yattığım kadınlar, aşık olduğum adamlar ve vajina beyazlatma operasyonu

geçen yıldan bu yana ara ara aklıma düşen bir düşünce var. 
kadınlara çekilmek istediğimi veya çekildiğimi düşündüğümden bu yana.
şimdiye kadar neden hiç kadınları arzulamadım. bilinçli olduğum, gerçek bi bilinç kazandığım yıllardan sonrası için yani. ergenlikteki günler, aylar, yıllar değil. ergenlik sonrası yıllarım için kendime bunu soruyorum. yani neden, hiç kadın arzulamadım. neden bi kadına aşkla girip çıkmayı arzulayamadım. neden hiç öyle olmadı.
ara ara bunu düşünüyordum ve zamanla da kadınlara çekilmeye başladım.
ya da son bi kaç yıldır iyice odaklandım ve onları çekici, güzel, heyecan verici bulmaya başladım.

geçen yıl yine böyle düşünürken, bi anda aklıma bunun neden şimdi olmaya başladığına dair aklımda şimşek gibi bir fikir çakıldı; çünkü annem öldü. annem artık yok. o geberdi gitti ve ben, o hayattayken asla bi kadına yaklaşamadım. sıcaklık hissedemedim. karımı sikerken veya ayaküstü tanıştığım bi orospuyla olurkende hiçbir zaman o kadın sıcaklığını hissedemedim. daima bi soğukluk vardı, yapmam gerekiyormuş gibi bir his. ya da bi kadına da sikim kalkıyor mu adında bi deneme sürüşü.

yaklaştığımda sikim kalkardı, ama aşkla kalkmazdı. bi erkeği siktiğim veya öptüğüm zamanki kadar derin bi hisle yaklaşmış olmazdım. zorlardım kendimi ama ıııhhhhhh olmazdı. kuru kuru sikişir geçerdim. geçerdik birbirimizi.
 
allah var ya yani, şimdi yalan söylemeye gerek yok. esrarkeş kaltağın biriyle deneme sürüşümü uzatmıştım yıllar önce (MİLENA, VİCDANLI SÜRTÜK ) belki aşık oluruz, belki birbirimize sik ve am vermek dışında da bir şeyler verebiliriz diye ama olmamıştı. zaten çok da zorlamamıştım ama sanırım o zamanlar sürtüğe karşı zerre kadar bile olsa bi sıcaklık da hissedememiştim. 
ama şimdilerde hissediyorum. sokakta gördüğüm herhangi bi kadını çekici buluyor, gülüşünü o anda sevebiliyorum. tekrar gülsün diye dönüp baktığım bile oluyor. ama neden şimdi oluyor?
işte bu sorunun cevabını da şimdi buldum.
neden kadınları çekici bulduğumu ve onlardan çocuk yapmak istediğimi buldum, ya da bulduğumu sanıyorum; çünkü annem öldü. o artık yok. dönmemek üzere siktir olup gitti öteki tarafa ve dünya bir şey kaybetmedi, ben kazandım. 
allah var, annem çirkin, bıyıklı ve temizlik konusunda da iğrenç biriydi. hiç temiz biri değildi.
yanımda soyunup giyindiği zamanlarından da biliyorum, görüyordum; çirkin bi vucudu, fazlasıyla sarkık cılız memeleri ve alaturka tuvaletemize girip kapıyı kapatmadan sıçması, işemesi esnasında gördüğüm kapkara iğrenç vajinasıyla midemi bulandırırdı.
uzun zaman, bunu görmemişim gibi düşünmeye çalıştım ama görmüştüm işte. üstelik bir kez de değil, defalarca.
bilmiyorum. belkide sosyetenin önde gelen ailelerinden biri olsak, annem vajinasını Nişantaşı'ndaki güzellik merkezlerinden birinde 30 dakikalık bi karbondioksit lazer yöntemiyle beyazlatabilirdi ama sosyetik bi aile değildik ve üstelik alaturka tuvaletimiz vardı, annem de tuvalete girdiğinde kapıyı da kapatmıyordu. 

bazı bazı günler annemin iğrenç bedenini, kapkara ve kıllı vajinasını görmemin de, ibneliğimle alakası var mı diye de uzun zaman düşünmüşlüğüm oldu açıkçası. var mı, yok mu bilmiyorum.
yok mu? belkide vardır. ya da sikim kalkmaya başladıktan sonra erkek ayartmak kolay olduğu için anamın amını ibneliğime bahane ettim.
ama neyse ne işte. traşlı, beyaz vajinaların toprak olması gibi oda toprak oldu ve galiba ben hiç fark etmeden, bu bilince ulaşmayı bekledim durdum.