daha ilk kaynağındayken sevilmemişsen sıkı sıkı kucaklanıp şapur şupur hiç öpülmediysen kundağında öylece ağlak bırakıldıysan ve ağlamaktan yorgun düşerek uyuya kalan bir çocukluk geçirdiysen, siktir et gitsin her şeyi. yürümeye başladığında, kucak açıp "gel gel" diyen ayakta durduğun zaman "affffffffferin sana" diyenin olmadıysa siktir et. Şımartılmadıysan ve tamamen amaçsızca hiç okşanmadıysa başın, Düştüğünde uff olan yerlerin öpülmediyse boş ver şimdi hepsini, siktir et gitsin. Saçlarını karıştırıp bitlerini ayıklayan annen ve yanağını tokatlayan baban değildiyse siktir et gitsin. zaten çok geride kaldı hepsi. yani daha ilk kaynağındayken sevilmemişsen, çocukluğun dahil hep zorla öptürmüşsen yanaklarını şimdi baktığın heryerde kalp görmen normal. Normal bu, senin normalin bu. Siktir et o kalpleri görmeyenleri. Senin görmen normal. Normal olan sensin. ağustos2023
3.01.2026
2.01.2026
ünlü şairle şiir işçiliği üzerine hasssssssbihal veya hassssssssiktir
16 şubat 2016 'da Oğulcan'a sarıp mail atıyormuşum. bu aralar geçmişimi temizlercesine mail kutularıma dadandığım için, çok şey görüp sildim ama bunu da silmeden buraya atmaya karar verdim.
*************ilk mail: şimdi yazdım. sen şöyle acımasızca eleştirsene. nasıl daha iyi olabilir, yanlış olan ne var, nereye doğru akmalı, ne ekleyip çıkarmalı;
uzun zaman olmuş; umutsuz, öylesine soğuk ve ıssız kalmışsın, çok belli.
yüzün eskisi gibi gülmüyor galiba.
gamzelerin de, yorgunluktan uyuya kalmış gibi.
Ahhh sen severken sevmediler ya seni,
onların kaybı boşver hepsini, artık takılma geçmişteki acemi şıp sevdi aşklarına.
terkeder gibi götürüp attın kucaklarına tüm duygularını
sahip çıkmadılar, sevgisizdiler çünkü, seni nasıl seveceklerini bilemediler. benim gibi.
ellerin nasıl da sarılmayı özlemişler, çok belli.
soluklanman bile hüzün kokuyor.
bir sonbahar olsan, 1945'in sonbaharı olurdun, belki de 67'nin, kim bilir.
öylesine gergin, kararsız ve öylesine derin, karanlık bir sonbahar.
kazağın kokunla canlanmış, benim hakkım olan kokunla.
avuçlarını bir bardak sıcak çay ısıtıyor, ne kadarda sevgisiz kalmışlar. çok belli.
sahi en son ne zaman sevildin. en son ne zaman yanaklarını öptüler.
hadi tek tek anlat bana..
***************22 şubat 2016'da şöyle yanıtlamış:
''Ahhh sen severken sevmediler ya seni, onların kaybı boşver hepsini, artık takılma geçmişteki acemi şıp sevdi aşklarına.''
''ellerin nasıl da sarılmayı özlemişler, çok belli.'' abi bu ikisi baya fecii olmuş özür dilerim. onun dışında; ''bir sonbahar olsan, 1945'in sonbaharı olurdun, belki de 67'nin, kim bilir. öylesine gergin, kararsız ve öylesine derin, karanlık bir sonbahar.'' şiirde tekrarlara elbette başvur ama sonbahar bunun için uygun bir kelime değil galiba. hem sadece iki dize içinde kullanmışsın bu kadar çok sonbaharı, biraz rahatsız ediyor. bak şimdi ben de çok kullandım. neyse.
''sahi en son ne zaman sevildin. en son ne zaman yanaklarını öptüler. hadi tek tek anlat bana..'' çok fazla düz yazı yazmaya alıştığın için heralde abi, hiç devirmemişsin cümleleri. biraz devrik olursa daha şiire benzer bence. bu kelimeler bende olsa böyle yazardım ben;
''sahi ne zaman sevildin en son, en son ne zaman öptüler yanaklarını hadi anlat bana tek tek anlat bana. ''
''soluklanman bile hüzün kokuyor'' yazmışsın. bunun yerine ; ''soluğun bile hüzün kokuyor'' yahut, ''hüzün kokuyor soluğun''
yani abi aslında demek istediğim yazdıktan sonra biraz şiir işçiliği yapman gerek. biraz devir yazdıklarını, yazarken devirmek zorunda değilsin. yazdıktan sonra devir. hatta üç gün bekle demlensin şiir. üç gün sonra bakınca bir başka göreceksin şiiri. burasını niye böyle yazmışım ki amk diyebilirsin kendine.
ayrıca şiiri tepetaklak bile edebilirsin bu şiir öyle bir şiir. ilk cümle en sona gelebilir, en sondaki en başa. ama tabii ki yedirerek yapmalısın bunu. sen yedirmeyi iyi bilirsin :))))) :P ehe.
haaa bir de şu be abi. birazcık imge n'olur. imgesiz olmaaz. sen yapabilirsin. bu şiirde var denemelerin. ama tam imge olmamış. imge için bknz:
''kuşlar demiştik kuşlar kal öyle, rüzgarlı, ahşap bir kapıyım, açılıyorum sana.'' (gonca özmen)
**
tabii bu gonca özmen böyle yaz demiyorum. ama imge önemli. imge lazım. imge sonsuzdur çünkü. imge bitmez. imge bitemeyeceği için herkes yazabilir. hele senin zaten yazman lazım. eğer bu şiirin üzerinde biraz oynamak istersen tekrar gönderebilirsin. istediğin zaman. öpüyorum şimdilik.
********************bende şöyle yanıt vermişim: lan vallahi haklısın. dur ben biraz oynıyım üzerinde onların. böyle önerilerin çok güzel oluyor, çok yararını görüyorum. yazarken senin önerilerinden yla çıkarak deneme yapmıştım :) bakalım biraz dha oynıyım. öyle tekrar atarım sana. (feci olmuş derken iyi mi kötü :D ne dedin sen? :D )
******************aynı gün şöyle cevap vermiş:
O en başta yaptığım alıntı. Fecii dediğim evet. Tdk başkanı öldü şuan.
Taam taam şaka. Ama gerçekten olmamış orası. :(
******şöyle yanıtlamışım:
ksjhefksdhfksdhsjkdfhksjdjk el fatiha :DDDD
31.12.2025
2025 muhasebe defteri
Yıl bitti. bitiyor az sonra. Bense iyice toparlandım, hatta biraz daha toparlansam palazlanmış olacağım. Çünkü bünyem derli toplu bi hayat yaşamaya alışık değil. Bu yüzden her an kudurup, yine amı götü dağıtabilirim. Üstelik eskisinden daha beter şekilde.
Allah her geçen yıl bana daha cömert davranıyor sanki.
Bu yıl bunu daha derinden ve emin olarak hissettim.
Bilmiyorum, hak ediyor muyum bilmiyorum ama yediğim onca boka rağmen Allah'ın bana sahip çıkması, hayatımı çok da alt üst etmeme izin vermeden beni iyi ve güzel yaşatması hoşuma gidiyor.
Teşekkür ederim Allahım. Yer yer sana inanmama-ma rağmen beni bırakmadığın, çöp olup gitmeme izin vermediğin, kendime saygı duyacağım şekilde beni yaşatmak için sürekli beni toplayıp kenara bıraktığın için teşekkür ederim.
2025 yılında 5 vakit namaz kılmaya başladım. Geçen yıllarda ara ara kıldığım namazı bu yıl 5 vakte çıkardım.
Namaz kılmaya başlamak, insanı gerçek kirden olduğu gibi bonus olarak ruhsal kirlilikten de arındırıyor. Bunu yaşayarak öğrendiğim dönemdeyim.
Geçen yıl Ankara'ya yerleştiğimde, internetten tuttuğum o pis evden, 1 yılım dolduğu için bu yıl ortasında çıkıp yeni bi eve taşındım. Dördüncü katta, 2+1 odalı, çok ufak bi mutfak, ufak banyo ve balkonlu olmasının yanında, sabah akşam güneş alıyor olması beni mest etmişti. Ev sahibine nazlanıyor gibi yapmıştım ama aslında hiç düşünmeden tuttum. 2 ay sonrasında ise bi ev arkadaşı alıp kira masrafımı düşürdüm, önceki hafta ise birini daha aldım ve kira yükümü sıfırladım. Yani resmen Ankara'nın göbeğinde kira ödemeden yaşıyorum diyebiliriz :)
Ailemle bağlarımız, örümcek ipliğiyle bağlı olduğu için şimdilerde tamamen koptu. Resmi olarak ailesiz ve kimsesizim diyebilirim.
Böylesi daha iyi. Çünkü artık kafamın bi yerinde "ailem var ama nerede" adında bi sis bulutu da yok. Tamamen kayboldu. Her şey berrak, her şey çok netleşti.
Annemin, önceki yıl ona ettiğim beddua sonrası geçen yıl gebermesinin bunda büyük etkisi var tabii.
Cennete ve cehenneme inanan biri olarak; annemin, yaşarken hak etmek için elinden geleni yaptığı için, şu an cehennemde cayır cayır yanmakta olduğunu düşünüyorum. Umarım yanılmam.
Ama benim gibi birine bile sahip çıkan Allah'ın büyüklüğüne de inandığım için, Allah'ın onu çoktaaaaaaaaaan affettiğini de düşünmüyor değilim. Çünkü; Allah, rahmeti ve merhameti sonsuz olandır.
Bu yıl ortasında erkeklere ve ibneliğe tövbe ettim. Artık aşk adı altında erkek peşinde koşup internette birini bulma amacıyla saatlerimi harcamıyorum. Hornet denilen gay kerhanesindeki 13 yıllık hesabımı sildim, uygulamayı da tamamen kaldırdım. Saçma sapan zaman kaybından başka bir şey değildi ve zaten genel olarak, ibneliği bıraktığımdan bu yana, hayatıma devasa bi zaman dilimi daha eklenmiş gibi hissediyorum. Bıkmadan, usanmadan bu zamanı harcama uğraşı içindeyim ve bu yüzen gerçek bir kitap KURT'una dönüştüm AAAUUUUUUUUU
Namazı da devamlı kılmaya başlamamın bunda çok etkisi var tabii.
ve yalvararak ettiğim duaların, Allah'ım tarafından kabul edilmesi için elimden geleni de yaptım açıkçası.
Örneğin yakışıklı görünce bakmamaya çalıştım, bazen yolumu değiştirdim, göz göze gelmemek için başka yerlere daldım gittim, içimden euzübillahimineşşeytanirracim çektim, güzel kadınlara bakmak için çabaladım, çabaladım, çabaladım ve zamanla, erkekleri sadece erkek olarak görmeye başladım.
Kadınlarla ise artık ufaktan ufaktan çekimlendiğimi hissediyorum. Tüm erkekleri beğenmediğim gibi, tüm kadınları da beğenmediğimi fark ettim ve tüm bu zihinsel çabalarım sonrası geçen aylarda, bi kaç kez kadınlarla yakınlaştığım ayıplı rüyalarım oldu.
Ve osbir çekerken de kadınları düşlemeye başladım. Oldu, başardım. Gerçekten bi kadınla sevişiyormuşum gibi heyecanlanarak boşaldım.
Şu an bu satırları yazarken de, bi kadınla sevişmenin hissettirdiği o tatlı heyecanı duymaktayım.
bu konuda son olarak; genel olarak osbir çekmeyi de bıraktığımı söylemeliyim.
pornografiyi zaten hayatımdan çıkaralı bi kaç yıl oldu.
sanırım, şimdi net olarak "tüm bu çabalarımın sonucu olarak, kadın isteyen bir erkeğe dönüştüm" diyebilirim. çok şükür.
2025 yılında, kendim için yaptığım iyi şeylerden biri de maaşımın bi kısmını mutlaka ayırmaya başlamak oldu. Başardım. Kenara para koyabiliyorum. Artık birikim yapabiliyor olmak, insanlık için küçük ama benim için dev büyük bi adım. Çünkü yıllar boyunca çalışırken, birikim yapma odaklı yaşamadım ve zaten bankada biraz param birikince aniden çıka gelen o varoluş krizleriyle "param var işte. param varsa neden çalışıyorum? zaten ne zaman öleceğim belli değil, işten çıkıp şu parayı yiyeyim de ölmediysem yine çalışır para biriktiririm" baskılarıyla işten çıkıp, o paraları yiyip sonra tekrar çalışan biriydim. yıllar hep böyle geçip gitmişti. bu davranış biçimim yüzünden bazen parasız kalıp sadece makarna yiyen birine dönüşsemde, her şeye rağmen bi kaç yılda bi bu şekilde davranmaktan geri kalmamıştım. Ama şimdi, yani yumurta kapıya dayanmışken artık yaşlandığımda bi ev almış olmak var hedefimde. Bi de ufak bi karavan. Arada rahat rahat turlamak falan :)
Eğitimim konusunda da bu yıl daha hızlı ve sonuç odaklı ilerlemeye başladım. İstanbul Üniversitesi Azuef Sosyoloji 3. sınıfa geçtim. Geçen hafta tembellik etmesem, 3 dersi daha vermiş olacaktım ama tembellik edip geç gidince, sınav salonuna almadılar ve bunu, ufak bi nazar olarak kabul ettim.
Ama derslere iyi çalışıyorum ve bu yüzden, en fazla 2 yıl içinde Sosyoloji lisans diploması almış olacağımı düşünüyorum. Sonrasında ise psikoloji alanında yüksek lisans yapıp Klinik Psikolog olmayı düşünüyorum. Bakalım bakalım.
Oğlumla ilişkimiz tam bir baba ve ergen ilişkisine döndü. Şerefsiz tam ergen olup çıktı ya.
Eylül'de doğum günüydü ve memlekete gitmiştim. İstediği hediye olarak ise iphone aldım :((((
Almamak için filistinsoykırımı'ndan bahsettim, sırf israil terörizminden dolayı almamamız gerek diye dil döktüm ve hatta, iphone almak yerine ücretini vermeyi teklif ettim ama yemedi. Hatta iphone parasına 1 kg gümüş almayı bile önerdim ama kabul etmedi. Bende mecburen, içim kan ağlaya ağlaya iphone aldım.
Aldığım iphone'un fiyatı şu an 40.000 TL iken ve satmaya kalksa en fazla 25.000 TL'ye satabilecekken, dediğimi yapıp 1kg gümüş alsaydım, şu an parası 100.000 TL olacaktı :)))) çünkü bu yıl gümüş yılıydı.
Ama işte ergen olunca ve hayatında ilk defa 17 yaşına basınca laf dinletemedim.
Yine de her şeye rağmen şükürler olsun. Aldım ve çok mulu oldu :) bu yeterdi bana. Gülüşü, pakedi büyük heyecanla elimden alırken "açmadın değil mi, bak ben açacam ilk" derken gözlerinin parlayışı 100.000 TL 'lik gümüşten daha değerliydi.
Geçen yıl bu zamanlarda spor ve havuza yazılmıştım ama yılın ortalarına doğru iyice boşladım ve sonrasında da zaten tamamen bıraktım.
Bırakmamın nedeni, havuzda kaptığım göt loblarımın arasında biten mantar olabilir. O ara götüm inanılmaz kaşınıyordu. Bazen geceleri uykudan uyanır lobların arasını zevk, sinir ve çaresizce kaşımaya başlar ve artık o kadar yorulurdumki, kaşınan kısmı bıçakla oyup kaşıntıyı sonlandırmak isterdim. Neyseki havuza gitmeyi tamamen bıraktım ve utancımı da yendikten sonra randevu aldığım hastaneye gittim. Şikayetlerimden bahsettiğim kadın doktor, kıllı götümü görmek istediğini söylediğinde, derinlerde bi yerde kalmış olan ar damarıma iyice basıp domalırken lobları aralayıp Doktor Hanım'ın "yapacak bir şey yok, bakmam lazım diye bakıyorum. Yoksa maymun götü görme merakımdan değil" bakışıyla eğilip şöyle ucundan bi baktı ve sonrasında da bi krem yazdığını, onu düzenli kullanmam gerektiğini, eğer yine de geçmezse gelmemi söyledi. Götümü topladım, "onu kıllı götüme bakmak zorunda bıraktığım için özür dilerim" adlı ses tonumla teşekkür ettim ve hemen çıktım. Sonraki günlerde, yazdığı kremi düzenli kullanınca mantar diye bir şey kalmadı. Kaşıntı ise tamamen yok oldu gitti. Ama olan 3-5 kuruşuma oldu. Çünkü 1 yıllık sözleşme yapmıştım ya neyse, en azından götü kurtardım.
Yıl ortalarına doğru, bana bilgiç bi hava katması için gözlük kullanmaya karar verip bi kaç çakma gözlük aldım. Sanki görme sorunu yaşadığı için gözlük takmak zorunda olan biri gibi takıp etrafta gezdiğim günler boyunca, konuşurken insanların beni daha çok dikkatte almaya başladıklarını söylemeliyim. Üstelik evin hemen yanındaki ilk okul çocukları beni durakta gördüklerinde öğretmen falan sanıyorlar. Geçen haftalarda, ufaklıklardan biri "öğretmenim, siz ne öğretmenisiniz?" dedi :)))
Günlük sosyal ilişkileri sürdürmek için gereken sahtekârlık yetilerim hâlâ düşük modda. Çünkü sevmediğim insanları seviyor gibi yapamıyorum ve en ufak bi kırgınlıkta kılıçları kuşanıp karşı saldırıya geçiyorum. Bu yıl, bu yıkıcı huyumu fark ettiğim için onu değiştirme uğraşına girdim. Artık kaba davranan insanları anında bozmamak için elimden geleni yapıyorum ama açıkçası pek başarılı olduğum söylenemez. Çünkü ilk kabalıklarına karşılık vermemeyi başarsamda, ikincisinde yanardağ gibi patlayıp analarından çıktıkları güne pişman ediyorum. Bu yüzden çalıştığım yerdeki bir çok kişiyle iletişimi kestim, kesmeyenleri de ben zorladım ve sonuç olarak sahte hoşgörüler, tebessümle saklanılan sırıtışlar ve samimiyetsiz iltifatlara inanmış gibi davranarak ilişki sürdüren biri olmadığımı anlayıp iletişimi kestiler. Çünkü espriyle olsa bile benimle konuşurken pot kırarlarsa ağızlarına sıçacağımı öğrendiler. Sahte iltifatlarını ise karşılıksız bıraktığım için, onlara "kes sesini be sahtekâr" dediğimi anlamaya başladılar.
Bi ara bu buz adam halimi o kadar abarttımki, selam verdiklerinde selamlarını bile almıyordum. Hatta içlerinden en cahil, en eğitimsiz ama yine de sosyal ilişkileri nasıl kullanacağını öğrenmişlerden birinin verdiği "selam"ını almadığımda bana "allah'ın selamını da mı almıyorsun" diye de beni muhafazakârca baskılamaya kalktı. bi anlık şaşkınlıktan sonra, tüm yüzsüzlüğümle "git allah'a ver o zaman, bana verme" diye terslemekten geri kalmadım.
Bu tersleyişime rağmen pes etmedi ve sonraki günlerde beni namaz kılarken gördüğü için bu sefer de oradan yürümeye çalıştı. Güya ben sünnet namazlarını kılmıyormuşum ve çok yanlışmış falan. Durdum bi an yüzüne baktım ve tam tersleyecekken kendimi tutup, sesimi de olabildiğince yumuşatarak "namaza yeni başladım. sünnet falan filan bana zor geliyor. şimdilik sadece farz kılıyorum. ama senin gibiler yüzünden tekrar bırakabilirim." diye masumca cevap verdim, ŞOK oldu :)
bi daha bana bulaşmadı.
Kendimden selamlarını kestirdiğim insanlarla iletişimi tamamen sıfırlamadım tabii. Bazen hiç ummmadıkları bi anda yanlarına gidip onlara yakın davranmaya başlıyorum ve beni tersleyeceklerini beklerken, sanki doğduğumuz ilk günden bu yana canciğermişiz gibi normal bi şekilde iletişimi devam ettiriyorlar. Çok şaşırdığım bu hallerine alıştım ve hatta bu davranışlarını, bende kendi hayatıma geçirmeye çalışıyorum. Yani dün birbirimizin anasını sikmiş olmamızın bi önemi yok, şimdideyiz ve dün, özür duyulmasına gerek kalmadan geçmiş olup çıktı bile.
Bu aralar ise sahte gülümsemeler, içinde zerre kadar bile doğruluk olmayan iltifatlar ve sınırsız ikiyüzlü hoşgörülü davranışlar üzerinde çalışıyorum. Çünkü bunu siz istediniz orospuçocukları. Canınızı acıtmadan hepinizin amınakoymamı hak ediyorsunuz. Sizi kendime benzetemedim ama kendimi size benzetebilirim sayın çok değerli amcık ve yarrakkafalılar.
Bu yıl da Filistinsoykırımı durmadı. Yahudi teröristler filistinlilere asla acımadılar. Hiç Acımadılar. milyonlarca insanı ordan oraya bombalarla kovalayıp durdular ve açlığı da bi silaha dönüştürmekten geri kalmadılar. Şimdilerde ise adına "anlaşma" denilen bi saçmalıkla, milyonlarca insanı bi sahile kapatıp, soğuğu bi silah olarak kullanıyorlar. Benim gibi milyarlarca insan ise izliyoruz.
Bu yaşananlardan kendi payıma şunu söyleyebilirim ki; KAFİR DENİLENİN KİM OLDUĞUNU ÇOK NET Bİ ŞEKİLDE ANLAMIŞ BULUNMAKTAYIM.
Allahım bize, iyi güzel doğru işler yaptır. Yardım ettir bize allahım. Filistinlilerin yok edilişine seyirci kalmayalım noolur allahım.
Sağlık konusunda sıkıntı yok. Kontrollerimi oluyorum, oldum. Bi sonraki kontrolüm 2026 Şubat ayında olacak. Alıştım zaten. Esktrem bi durum yok. Yememe, içmeme, sinirlerime dikkat ediyorum. Sağlık önemli. Çok.


