Basın Açık Lama'sı: Yazmayı seven ve hatta yazarken eğlenen biriyim. Blogda yazdıklarımın tamamını yaşamadım, yaşamıyorum. Yazdıklarımın içinde; arkadaşlarımdan dinlediğim güzel anılar, çevremden duyduğum konuşmalardaki küçük tatlı anlar, birinin başından geçmiş ve onu üzen olaylardan etkilendiğim için buraya yazmaya karar kıldığım şeyler de var.. Ama yazarken, sanki yaşanılanları ben yaşıyormuşum gibi hissettiğimden dolayı, birinci ağızdan yazmak beni rahatlatıyor. Başka türlü de yazamıyorum. O yüzden "hayatlarınızın küçük bir anından ilham alıyorum" deyip, bu bahsi kapatmak isterim.
Ve son olarak; eğer sizde acı veya tatlı anılarınızı benimle paylaşarak, ilerleyen günlerde (2-3 gün sonra veya 3-5 yıl sonra bile olabilir) yazılarımda yer almasını isterseniz hayaterkegi@gmail.com'a mail atabilirsiniz. Sevgiler.

2 Kasım 2016

Twitter'daki tweetlerimi tweet olarak buraya tweetledim

tweetlerimin bazılarını şöyle şuraya toplıyım da, yarın öbür gün twitter kapanırsa burda dursunlar;


insanları, tüm kötülüklerine rağmen, onlara sadece iyi davranarak iyileştirebiliyorsunuz. başka yolu yok.

Şiir sevmiyorum
Şair seviyorum.

Şairin de dediği gibi;
...ve dünyanın en güzel adresine taşındım, yani; Bağcılar, cumhuriyet mah. No:13'e

Birbirimizi kandırmayalım. 
Zaten güzellik de göreceli değil.

konumuz aşk, konuğumuz yalnızlık...................

Bugün kendimi inanılmaz seksi hissediyorum. 
İnşallah gerçekten öyleyimdir.

Sanki birer arzu nesnesine dönüşmek üzereyiz.
Adeta bize bakarak osbir çeksinler, bizimle yatıp kalksınlar, bizi sikmek istesinler istiyoruz

Yanlış otobüsü durdurduğum için bindim, 3 durak sonra gideceğim yere gelmişim gibi indim ve fark ettimki hayatım da genel olarak hep böyle.

Daha bireysel özgürlüğünüzü kazanamamışken kendinizi tanrı olarak görmeniz ve bunun farkında olmamanız da acınılası. Aynada kendinize bakıp "istediğim hayatı mı yaşıyorum, yoksa başkasının hayatını mı" diye bi sorun, sonra sokağa çıkıp kahramancılık oynayın

Çoğu kişi, sırf kabul görmek için farkında olmadan kişiliğinin bir başkası tarafından inşa edilmesine izin veriyor. Kabul görmek hepimizin çocukluk takıntısı. Eğer yetişkin bir insan olmanıza rağmen hâlâ kabul görülmek istiyorsanız, büyümemişsinizdir. Artık büyüyün ve kişiliğinizi, bir başkasının inşa etmesine izin vermeyin.
Bunu yaparak,tamamen size ait bir hayatı yaşamaya başlayacaksınız

Çirkinlerin aptal olması kabul edilebilir (örnek ben), ama güzellerin aptal olması beni kahrediyor (örnek çok var. çevrenize bakın)

Namaz da kılarım, pilates de yaparım

İnsanları kırmamaya çalışmakla çok zaman kaybettim ve anladım ki; ne yaparsam yapayım, onlar zaten kırılacak bir şeyler bulacaklardı.

Ben üzülmüyorum. Sen üzüyorsun.

Öncesinde flörtleşme yoksa, kadın veya erkek fark etmeksizin yapılan seks tek başına hiçbir boka yaramıyor.

İnsan doğruyu ararken hep yanlışlara denk geliyor. Yanlışlara çok denk gelince de "demek yanlış yapmam lazım" deyip koy veriyor.

Lükse bakar mısınız; adamın sevgilisi var ve açık ilişki yaşıyor. 
Benim ilişkim olsa kafayı yerim ya. siz naapıyosunuz.

Fotoğraflarda güzel çıkıp, gerçek hayatta çirkin olmak gibi bir yanım var.
Gerçi eskiden fotoğraflarda da çirkin çıkıyordum. Buna da şükür.

Doğrusu şu ki; çoğumuz çirkiniz. 
Arkadaşlarımız da çirkin olmadığımızı iddia ederek yalan söylüyorlar.
Arkadaşlarımız yalancı.

Çirkinim ve bu fiziksel.

FlashTv'de meyhane müziği konseptli bi program var ve telefonla şarkı isteğinde bulunanları okudular. İstekte bulunan herkes hapishanelerden

"Sex sadece aracı kurum. Gerçek amaç, yanındaki kişi sevgilinmiş gibi yapıp sarılarak uyumak"

Belki de dünya, cennetin çöplüğüdür.


İyi, kötü, kıskanç.

Sikerek çözebileceğiniz tek şey, kendi eliniz. 

En iyi halinize, en rezil halinizle yüzleşerek erişebilirsiniz. 
Zaten kendinizle ne kadar yüzleşirseniz, o kadar iyileşiyorsunuz.

Sokaktaki insanlar bir çok şeyin farkındalar, ama düşüncelerini doğru şekilde ifade edecek kadar entelektüel bilgi birikimleri yok.

Kendini beğenmen ve aşırı bir özgüvenin olması çok güzel. 
Nasılsa seni senden başka hiç kimse sevmeyecek.

Belki de insanlar gerçekten değişiyorlar. 
Yani; iyi bildikleriniz kötü, kötü bildikleriniz de iyileşiyorlardır.

arkadaşlar şunu da netleştirmek lazım; iyilik, hiçbir şekilde karşılığı beklenilmeden yapılan işe denilir. 
% 100 net, gerçek, reel, real.

Arkadaşlar kadın arkadaşlarım da söylüyorlar; sik'in küçüğü değil, büyüğü makbul. Boşuna işlev mişlev diye kendinizi kandırmayın.

Okumak değil de, düşünmek daha değerli. Düşünebilen insanların sayısının artması dileğiyle.

Arkadaşımla uzun zamandır görüşmemiştik."Buluşalım" dedik ve buluşunca iPhone'un özelliklerini konuştk.Başka da ortak hiçbi şeyimiz kalmamış

Elindeki soytarı tespihiyle etrafa sert bakış atan adamın karşısına oturup castara castara sakız çiğnedim, söylene söylene otobüsten indi. Gerizekâlı bi de bacaklarını öyle bi açmıştıki, sanki otobüsde değil hamamda oturuyordu.

Darbe gecesi yaşadığım "hepimizi öldürecekler matmazel" hissini anlatmaya kelime bulamıyorum.

Tipler düzgün, duruşlar yamuk yumuk

Eskiden hızlı değil, midesizmişim.

"Bana bakmaz" dediğim çocuk bana baktı, ben ise o sırada ağzımda sakız şişirmiş balon yapıyordum. O yine de "iyi geceler" dedi gitti....

resmen salak kalmak için çaba harcayanlar var.

canım, makyajını sil öyle konuşalım.

"Para onu çok değiştirdi" cümlesindeki özne olmak istiyorum. 
Arkamdan atıp tutulmasına razıyım. 

Zaten zerre kadar sikimde de olmaz.





Hiç yorum yok: