Basın Açık Laması: Yazmayı seven ve hatta yazarken eğlenen biriyim. Blogda yazdıklarımın tamamını yaşamadım, yaşamıyorum. Yazdıklarımın içinde; arkadaşlarımdan dinlediğim güzel anılar, çevremden duyduğum konuşmalardaki küçük tatlı anlar, birinin başından geçmiş ve onu üzen olaylardan etkilendiğim için buraya yazmaya karar kıldığım şeyler de var.. Ama yazarken, sanki yaşanılanları ben yaşıyormuşum gibi hissettiğimden dolayı, birinci ağızdan yazmak beni rahatlatıyor. Başka türlü de yazamıyorum. O yüzden "hayatlarınızın küçük bir anından ilham alıyorum" deyip, bu bahsi kapatmak isterim.
Ve son olarak; eğer sizde acı veya tatlı anılarınızı benimle paylaşarak, ilerleyen günlerde (2-3 gün sonra veya 3-5 yıl sonra bile olabilir) yazılarımda yer almasını isterseniz hayaterkegi@gmail.com'a mail atabilirsiniz. Sevgiler.

6 Haziran 2015

onlarca nokta

karanlığın ışığa teslim olduğu
gecenin bittiği, gündüzün başladığı anda uyandım ve durup dururken aklıma geldin,
sanki bi bok varmış gibi.

oysa ne güzel bir kaç yıl önce yaptığımız gibi yine yatıp ayrılmıştık,
şimdi sıra birazdan seni unutacak olmamdaydı.
sen de hiçbir şey olmamış gibi 5 yıldır seninle yaşayan kedilerini sevmeye başlayacaktın, 
ben dönüp yeni adamlar sevip, beni sevmedikleri için üzülecektim.
ama şimdi aklıma gelip durdun, 
sanki bi bok varmış gibi.

sabahın 5'inde o masum ve saf bakışların geldi aklıma
"bir insan bu kadar iyi olabilir mi" dedim içimden.
yani kendimden biliyorum, ben mesela iyi değilim
cennete gitmek için 10 tane karga vurdum çocukken
yılan yuvalarını dağıttım
siyah karıncalara musallat oldum, su döktüm yuvalarına
bir çocuk benim kadar kötüyken, büyüdüğünde senin kadar iyi birine denk gelmemeliydi.

dünya'da yanlış bir şeyler oluyor,
yolunda gitmeyen bir şeyler var.
yoksa, yoksa yolumdan mı çıktım ben?
seninle nasıl tekrar karşılaştık, sen olduğunu bilmeden..............................

Hiç yorum yok: