Basın Açık Lama'sı: Yazmayı seven ve hatta yazarken eğlenen biriyim. Blogda yazdıklarımın tamamını yaşamadım, yaşamıyorum. Yazdıklarımın içinde; arkadaşlarımdan dinlediğim güzel anılar, çevremden duyduğum konuşmalardaki küçük tatlı anlar, birinin başından geçmiş ve onu üzen olaylardan etkilendiğim için buraya yazmaya karar kıldığım şeyler de var.. Ama yazarken, sanki yaşanılanları ben yaşıyormuşum gibi hissettiğimden dolayı, birinci ağızdan yazmak beni rahatlatıyor. Başka türlü de yazamıyorum. O yüzden "hayatlarınızın küçük bir anından ilham alıyorum" deyip, bu bahsi kapatmak isterim.
Ve son olarak; eğer sizde acı veya tatlı anılarınızı benimle paylaşarak, ilerleyen günlerde (2-3 gün sonra veya 3-5 yıl sonra bile olabilir) yazılarımda yer almasını isterseniz hayaterkegi@gmail.com'a mail atabilirsiniz. Sevgiler.

15 Haziran 2015

falan filan

saçma sapan bir dönem içindeyim yine. kafam allak bullak. hani sonbaharda olsam havalardandır deyip bulutlara saydırıcam ama öyle bir mevsimde de değilizki. ne yapsam bilemedim. ne yapacağımı bilemediğim bir mevsimdeyim.

evde oturmaktan sıkılıp yeni insanlarla tanışmayı artırdığım bir döneme gireyim dedim ve öyle yaptım. ama tanıştığım bir kaç kişi beni pişman ettirdi.  sanki ben eve kapandığım bir kaç gün içinde dünya değişmiş gibi bir hisle doldum. bi bıkkınlık çöktü üzerime bir sıkılganlık sardı her yerimi.

mesela biriyle tanıştık; çocuk işte deniz harp bilmem nesinde okuyor. daha 21 inde ama yemediği yarrak, sikmediği göt kalmamış. bide görsen varya öyle bir konuşuyorki; allahım ne yapmışlar bu çocuğa dersin. bu zamane piçleri çabuk büyüyor. internet çabuk büyüttü bunları. kendimi hızlı yaşıyor sanıyordum ama ben bayaa ağır vasıtaymışım ondan emin oldum.

başka bir adamla tanıştık yine; adam bildiğin 35 yaşında ama çocuk gibi mıın kırın edip duruyor. karşılıklık otururken bi anda dövesim geldi de tuttum kendimi. allahım her şeye atarlı adam ya. dedim siktir git yoksa kötü olcak, baktı gözümün içine içine sonra, ben kılımı kıpırdatmayınca kalktı gitti.

birde internetten bi çiftle tanıştım; ibne olduğumu söylememe rağmen yapıştılar, bırakmıyorlar. muhabbetimiz de bayaa iyiydi. skype açıp karşılıklı olarak saatlerce kakara kikiri yapıp duruyorduk. işte gel zaman git zaman muhabbetimiz arttı ve bunlar dediler gel biz seni aramızda almak istiyoruz. hem sen de am'ı mamı özlemişsindir. dedim "mal mısınız. ben yarrağa alıştım, bırakmam bu dalı. hem am seviyorum zaten, sevmiyor değilim. sadece yarrak ağza sokulan bir şey olduğu için onu tercih ediyorum" dedim. yok deiler öyle olmaz, gel biz yüzyüze tanışalım sonrasına bakarız. hem bir şey yapmak zorunda da değiliz, spontan takılcaz" dediler, "tamam" dedim.

ertesi günü hoop diye buluştuk güya. adamın karısını ilk defa görcem. kadın adamla buluşmamdan 10 dakika sonra geldi oturduk, konuşuyoruz. böyle ben adamı da kamerasız görünce beğenemedim tabii, kadını ise hani uzun zamandır am'la içli dışlı olamadım diye alıcı gözle süzeyim dedim ama yapamadım. kadın adamdan güzel, ama bi iticilik var kadında. bu bahsettiğim iticilik benim ibne olmamla alakalı değil, sadece bilmediğim ve anlamadığım bir iticilik.

sonra bayaa gevezelik etmişken, onların eve gidelim deyişiyle kalktık evlerine doğru gidiyoruz. yolda jeton düştü, lan kadının götü çok büyük.sandalyeye bile oturamamıştı ve bu yüzden sürekli sağ sol ıkınarak götünü rahat ettirmeye çalışıyordu. arkadan şöyle bir bakınca adamın götü daha bi estetik, daha bir sikilir gibi geldi ama adamın da tipi kayık. sonra bu ikilemlerde kalmaktansa dedim vazgeçeyim ama bi yandan da evlerine doğru yürüyoruz. şimdi yolda dönsem olmaz, dönmesem olmaz. lan ne yapayım falan filan derken, yol üstünde bi markete denk geldik ve bunlar içecek bir şey alalım diye markete girdiler, ben de peşlerinden girdim. bunlar içecek reyonundayken ben de diğer raflara daldım ve çat diye telefonu çıkarıp arkadaşa "15 dakika sonra beni ara ve ne dersem diyeyim, ısrarla eve gelmemi iste" diye yazıp attım.
sonra tabi ben yine raflara daldım ve o sonrada onlar geldi. alacaklarımızı almış halde çıktık. eve varmıştık ki, arkadaş zırın zırın diye aradı. allahım piç nasıl da dediğimi yapıyor varya, sanki anamı kesmişler gibi "telefonda anlatamam, çabuk gelmen lazım. çok acil falan" diye bağırarak söylenip duruyor. o böyle numara yaparken ben bi ara kendimi kaptırdım, dedim acaba gerçekten bir şey mi oldu ve panikle "kusura bakmayın çıkmam lazım. galiba bir şey oldu. sonra konuşuruz olur mu" dedim ve çıktım evden.
dışarda arkadaşı arayıp "bir şey mi oldu la cidden" diye sordum, "yooooo" dedi gevşek gevşek.
bu arada evet ya uzun zamandır fındık kırmadım ve tadını da unuttum.

Gerçi böyle söylüyorum ama erkeklerle de artık sevişme dışında pek bir bok yapmıyorum. hatta bir çoğuyla sevişirken hemen asılıp osbir çekip boşalıyorum ve tüm isteğim kaçmış olduğu için de olayımız yarıda kalıyor ve ben çıkıp gidiyorum veya onlar çıkıp gidiyorlar.
yani seks hiç de zevk vermiyor artık bana.

hem saçma sapan insanlarla tanışmaktan da yoruldum. etraf; ne aradığını bilmeyen ve ne istediğini söylemekten çekinen sahte utangaçlıkla dolup taşmış yapay insanlardan geçilmiyor. (onlardan biri de benim.)
en çok da bunlar yoruyor. oysa deseki "yarrak istiyorum" çıkarıp vercez, ya da "göt istiyorum" indirip vercem ama yok. herkes yüzlerce boş gereksiz kelime arkasına saklanıp duruyor. kim olduğunu da göremiyorsun, ne olduğunu da. kırmamak için çırpınıp dururken, bi bakıyorsun ki yataktasınız. resmen adamı kırmamak için kıvırırken, bir bakıyorumki yatakta aşna fişna yapıyoruz.
yani anlıycağınız, ibne'nin mütevazisi de işte böyle oluyor.



geçen gün intiharı düşünürken yakaladım kendimi. şöyle havalı bir intihar düşünürken. ama burda anlatmıyım ya, şu anki halimden daha aptal olduğum kanaatine varacağınız için anlatmaktan vazgeçtim.

şu an da çapa da bir caminin içerisinde oturmuş bu satırları yazıyorum. dışarda bir bağrış çağrış var. içerisi o bağrışın tam tersine sakin falan.
camii'nin içinde ne işin var derseniz; bir kaç haftadır dışarda fazla sosyallikten bıktığımda kaçtığım bir yer haline geldi. genelde bir yere oturup laptopu çıkarıp işte böyle bir şeyler yazıp kaydediyorum ve sonra eve gidince yayınlıyorum veya saklıyorum bi yerlere.
camii'ler güzel valla. insanı çok rahat ettiriyor. üstelik serinler. allahım yaptıranlardan razı olsun.

Hiç yorum yok: