Basın Açık Lama'sı: Yazmayı seven ve hatta yazarken eğlenen biriyim. Blogda yazdıklarımın tamamını yaşamadım, yaşamıyorum. Yazdıklarımın içinde; arkadaşlarımdan dinlediğim güzel anılar, çevremden duyduğum konuşmalardaki küçük tatlı anlar, birinin başından geçmiş ve onu üzen olaylardan etkilendiğim için buraya yazmaya karar kıldığım şeyler de var.. Ama yazarken, sanki yaşanılanları ben yaşıyormuşum gibi hissettiğimden dolayı, birinci ağızdan yazmak beni rahatlatıyor. Başka türlü de yazamıyorum. O yüzden "hayatlarınızın küçük bir anından ilham alıyorum" deyip, bu bahsi kapatmak isterim.
Ve son olarak; eğer sizde acı veya tatlı anılarınızı benimle paylaşarak, ilerleyen günlerde (2-3 gün sonra veya 3-5 yıl sonra bile olabilir) yazılarımda yer almasını isterseniz hayaterkegi@gmail.com'a mail atabilirsiniz. Sevgiler.

8 Mart 2015

kendi kendine aroma teletabi

Bazen eski yazdıklarımı okuyorum. O iğrenç ve vıcık vıcık pis muhabbetler kokan yazılarımı.
O iğrenç küfürlerle bir yerlere varmaya çalıştığım yazılarımı.
Şimdikiler biraz daha temiz ama eski yazılarım gerçekten sadece tuvalet duvarlarını süsleyecek değerdeymişler. O yazılarımı okurken çok utanıyorum.

Utandığım için silmek istiyorum ama açıkçası silmemek gerektiğine inandığım için de öyle tutuyorum. Hatta bazen sırf yazıları silmemek için hemen bilgisayarı kapatıp blogdan çıkıyorum.
Ama işte zamanla alıştım kendime, o iğrenç halime, o beşpara etmeyen şaşkın halime.
İşte böyle yavaş yavaş kendime alışınca, yazıları tekrar tekrar okumaya başladım ve gördüm ki aslında, o zamandan bu yana ufak da olsa bir yol almışım.
Yani en azından bir arpa boyu da olsa yol almış olduğumu görmem için o yazıların da gözümün önünde olması iyi oluyor. En azından arkama dönüp baktığımda, başımın daha yeni yeni boktan çıktığını görüyorum.

Üstelik küfür ettiğim (şu an günlük hayatımda artık yer yer küfürsüz konuşmak için üstün bir çaba sarfetsem de) o eski yazılarımda, yer yer beni tatlı tatlı uyaran dünyalar güzeli bir kaç iyi insana rağmen, ben artist artist küfür etmeyi savunup durmuşum. Öyle bir savunmakki ahhh ahhh.
Oysa küfür etmenin savunulacak bir yanı yok, sadece cahillik seviyemi göstermesiyle alakası var. Zaten bende farkında olmadan küfür etmeyi değil, cahilliğimi savunmuşum.

En çok da anneme küfür etmişim.
Sebepsizce, ama sebebi varmış gibi bol bol "orospu" deyip durmuşum. Biliyorum, ona orospu dediğimi bilse dudağını büküp, omuzlarını bir defalığına kaldırıp indirdikten sonra kürtçe "bir şey olmaz, boş ver" diyerek ona orospu dediğimi önemsemediğini gösterecek ve benim de konu üzerinde çok takılmamı isteyerek geçiştirecek. Belki de bunu bildiğimden dolayı her fırsatta ona küfür etmekten hiç geri kalmamışım.

Küfür ettiklerim arasında abilerim de var tabii.
Küfürlerin hepsini hak ettiklerini düşünerek onları kısaca birer #orospuçocuğu diye etiketlediğim, pislik abilerim. Oysa en fazla herkesin kardeşleriyle olan sorunları kadardı bizim de sorunlarımız. Ama ben bunları sanki dünya savaşıymış gibi abartarak anlatmışım da anlatmışım. Oysa hayır hiçde öyle çok da ahım şahı sorunlarımız yoktu, sadece işte ben kendi hayatımı yaşamak için hepsine siktir çekip evden ayrılmıştım, onlar beni anlamamışlardı o kadar.
Aslında şimdi düşününce bayaa bir olay var mış lan aramızda. Lan hazır sakinleşmişken susayım, burayı atlıyorum. Yoksa cinlerim tepeme toplanacak, şu güzelim yazı ebemin eteği gibi olacak.

Ablalarıma fazla laf etmemişim, ilginç geldi bana. Belki de kadın olmarından kaynaklı ezilmişliklerinin farkındaydım. Yani ne desem boştu.  Küfürlerim yetişmeyecekti bile.

Tüm bunların sonucunda ise aslında acizliğimden kaynaklı küfür ettiğimi farkettim. Yani zaten küfür ettiğim kişilerin karşılarına çıkıp konuşabilecek kadar güçlü olmadığım zamanlarda oturup burdan onlara bol bol küfür etmişim. Derdim varken bile derdimi küfür ederek anlatmışım. Buraya yazıp yazıp rahatlamışım.

Bunu farkedince; kendi kendime "iyi ki de annemin yüzüne yüzüne  karşı 'kes sesini kaltak' demek yerine gelip buraya yazmışım, iyiki abilerimin yüzüne karşı söylemekten korkup buraya 'hepiniz orospuçocuğusunuz' demişim" diye düşündüm.

Biliyor musunuz, aslında buraya yazdıklarımın hepsi "boş beleş şeylerdi" sanıyordum, ama zaman geçtikçe aslında ne kadar dolu olduklarını şimdi daha iyi anlıyorum.
O küfürlerim bile aslında canım yandığından dolayıymış. Amacım birilerini kırmak olsaydı belki de karşılarına çıkacak ilk cesareti bulduğumda gider bu küfürlerle hepsinin canını tek tek yakardım. ama amacım birilerini kırmak, üzmek değilmiş. İşte sadece kendimce sorunlarım varmış ve burada yüzleşip durmuşum.
Zaten hep derdim, yazınca unutuyorum diye, evet gerçekten yazınca hepsini unutmuşum da. Üstelik sadece unutmakla kalmamışım, kızgınlığım da geçmiş. Dönüp bakıyorum da, yani kızsam ne olacaktı ki. En fazla kendime zarar verecektim yine.

İyiki burayı var etmişim, iyiki var ettiğim yerde kendimi iyileştirmişim.

2 yorum:

Adsız dedi ki...

Zaten hep derdim, yazınca unutuyorum diye, evet gerçekten yazınca hepsini unutmuşum da. Üstelik sadece unutmakla kalmamışım, kızgınlığım da geçmiş. Dönüp bakıyorum da, yani kızsam ne olacaktı ki. En fazla kendime zarar verecektim yine.

İyiki burayı var etmişim, iyiki var ettiğim yerde kendimi iyileştirmişim.

Adsız dedi ki...

Yazını okuyup şöyle bir düşündüm.insan sevdiğine/yakınındakine kızar,küser,üzülür.. Belki elinden bir şey gelmeyince küfreder. Önemsemediğine bi siktir çeker.
Senin ki de biraz öyle olmuş gibi, sevdiklerine darılmışsın. Karşına alıp konuşsan anlayamayacaktınız birbirinizi. en şiddetli duygu hissini küfürle iletiyor insan kimi zaman.
Birazda üstünden zaman geçmiş, mesafe girmiş. Tekrar aynı anları deneyimlesen aynı hissedeceksindir kim bilir...
Kendinle kaldığın bir dönemdesin belli ki sorgulamalar başlamış, iç ses dillenmiş.. Deneyimler iyidir,lakin dersini alana.
Silme yazılarını bırak kalsın,yaşaması belki değil hoş ama okuyunca pek hissediyoruz seni... Öperim