Basın Açık Laması: Yazmayı seven ve hatta yazarken eğlenen biriyim. Blogda yazdıklarımın tamamını yaşamadım, yaşamıyorum. Yazdıklarımın içinde; arkadaşlarımdan dinlediğim güzel anılar, çevremden duyduğum konuşmalardaki küçük tatlı anlar, birinin başından geçmiş ve onu üzen olaylardan etkilendiğim için buraya yazmaya karar kıldığım şeyler de var.. Ama yazarken, sanki yaşanılanları ben yaşıyormuşum gibi hissettiğimden dolayı, birinci ağızdan yazmak beni rahatlatıyor. Başka türlü de yazamıyorum. O yüzden "hayatlarınızın küçük bir anından ilham alıyorum" deyip, bu bahsi kapatmak isterim.
Ve son olarak; eğer sizde acı veya tatlı anılarınızı benimle paylaşarak, ilerleyen günlerde (2-3 gün sonra veya 3-5 yıl sonra bile olabilir) yazılarımda yer almasını isterseniz hayaterkegi@gmail.com'a mail atabilirsiniz. Sevgiler.

20 Ocak 2015

anılar, anılar, şimdi göztümde canlandılaaaaar

Bu aralar eski dengesizliklerime geri döndüm ve durmadan saçma sapan hareketler yapıyorum.
Ama aslında saçma sapan değil. Sadece bazı insanlara göre yanlış yaptığım şeyleri savunmamak için, benden beklenilen açıklamayı yapmış ve cayır cayır yanan yüreklere hafifçe su serpmiş bulunuyorum. Yoksa yediğim bokları aslında kaşıklarken gayet de farkındaydım ve hâlâ da farkındayım.
Ve dediğim gibi; aslında saçma sapan da değil. şu an kafamdaki düşünceleri tam olarak buraya dökemesem de doğru şeyler yaptığımdan eminim. sadece toplumsal alışkanlıklar gözünden bakıldığında saçma geliyor o kadar.

Saçmalıklar dediğim şey de aslında bu aralar Öküz Herif'le olmama rağmen, o evde yokken gece yarıları kalkıp barlara gitmem ve barlarda bakıştığım adamları ayak üstü öpmemle ilgili. Tabii cümle böyle olunca sanki her gece birileriyle oluyormuşum gibi bir hava esiyor ama öyle değil. Durum şöyle:

Bu hafta sonu gece (cuma günü)bakkalı kapatıp eve geldim ve yatakta debelenip dururken, fena şekilde boşlukta gibi hissettim kendimi ve düşünmeye başladım. Yani ben Öküz Herif'le bir ilişki içindeyim ama bu ilişkide artık aşkı hisseden taraf sadece o. Ben daha çok bir alışkanlığı devam ettirmek için onunlaymışım gibi hissediyorum. Yani sanki onu sevdiğim için değil de ona alıştığım için beraberiz gibime geliyor.

Daha doğrusu bu aralar hep böyle hissediyorum ve bunu kabullenerek de onunlayım.
Evet, o benim için değerli biri ve sanırım onun benim için değeri hiçbir şeyle karşılaştırılmayacak kadar da çok. ama işte bu değer verme olayı benim aşka dair olan hislerimle hiçbi alakası yok. Sadece işte o var hayatımda ve biz onunla beraber zaman geçiriyor, sevişiyor, sikişiyor, bunlar dışında da dışarda bir yerlerde yeni anılar biriktiriyoruz. Tabii bu anıları da genelde benim zorumla biriktiriyoruz, ama olsun.
 
Çünkü onun pek anısı yok ve anlattığı şeyler sadece birileriyle seks yaptıklarından ibaret. oysa yaşlandığında seks anıları onu sadece üzecek ve "keşke 30'lu yaşlarımdaki sevgililerimle eğlenceli anlar geçirseydim" diyecek. çünkü sadece bir defa buluştuğu adamlarla insanın her hangi bir anısı olmuyor, olamıyor. eğer hastalık kapmadıysa, sadece sikiştiğiyle kalıyor.

O yaşlandığında, gözlerinin uzaklara dalıp birilerine: 

-"30'lu yaşlarımda falandım. ibneliği henüz yeni yeni tatmaya başladığım yıllardı. sanırım net olarak 3-4 yıl önce ibneliği keşfetmiştim. daha önce birileriyle seks yapmadığım için de sürekli yeni birileriyle tanışıp duruyordum. işte o zamanlar yine biriyle tanışmıştık ve sanırım doğulu bir kürt'tü. dışardan bakıldığında hafif feminen bir havası vardı. gerçi bu havası dışarıdan bakıldığında değil de, genelde konuşmaya başladığında hissediliyordu.
iyi bir çocuğa benziyordu. bu yüzden ara ara görüşmeye başlamıştık. ama ben ona; arada bir buluştuğumuz biri gibi baksamda, o bana ilerleyen günlerde sürekli beni sevdiğini, bana aşık olduğunu söyleyip duruyordu.

Tabii o bana her "seni seviyorum" dediğinde gülüyordum. çünkü o güne kadar kimse bana "seni seviyorum" dememişti. üstelik daha görüşmeye başlamamızın 4üncü haftasında, o bana  "seni seviyorum" falan deyince bu bana hem komik, hem de benimle dalga geçiyormuş izlenimi veriyordu. o yüzden söylediği sevgi cümleleri, aşık oldum söylemleri pek inandığım şeyler arasında değildi ve onun ağzından çıktığı için hiç de ciddiye alamıyordum.

ama buna rağmen bir iki defa yatıp kalkmıştık ve yarrağının güzelliğinden dolayı da çok umursamaz gibi de duramıyordum. bazen onu düşününce; beni ilk tanıştığımız zamanlar değil de sonradan çok üzdüğü için "keşke uzak dursaydım" diyorum kendi kendime. ama işte uzak duramamıştım.
aslında ona nasıl kapıldım hiç anlamıyorum. çünkü ilk tanıştığımızda onu fazla feminen biri olarak gördüğüm için ısınamamıştım da, hal hareketlerine bakıp içimden 'bu kesin ya reklamcıdır, ya da modacı falandır' diye düşünmüştüm. ama bir ofisboy'du ve ofislerde çaycılık yapıyordu.
her neyse işte; onunla ilk tanıştığımda siki büyük diye beraber olmaya başlamıştım.
zaten bana göre ilişkimiz seks üzerinden sürüyordu, ama işte o yine tiz bir sesle; bana aşık olduğunu falan söyleyip duruyordu..

Zamanla bu muhabbetleri sıktı ve bana hislerinden bahsetmemesini istedim. zaten bende o aralar başka başka birileriyle beraber olmaya devam ettiğim için de onu çok dikkate almıyordum. doğrusunu söylemek gerekirse; siki güzel olmasa ve istediğim zaman seks yapabileceğim yakınlıkta olmasaydık, dikkate alacağım bir tip de değildi.
çünkü bazen benim de götüm kaşındığında onu arıyordum ve gidip tenhada bir yerde fişi prize takıyorduk. ama bi yerden sonra artık iyice zıvanadan çıktı ve sanırım gerçekten aşık oldu.
ben ona aşık olmadığım için, onun duygularını ciddiye almıyordum ve alacak gibi de değildim. çünkü o bir erkekti ve zaten reddetsem bile en fazla ne kadar incinebilirdiki.
ahahaha hiç unutmam bir keresinde bana kırmızı bir gül getirmişti, salak ya. bende o arabadan inerken gül'ü arabada bırakmamasını ve belki başkasına verebileceğini söylemiştim. o an farketmemiştim ama şimdi düşününce emin oldum ki; arabadan inerken ağlayarak gülü alıp gitmişti..

neyse işte öyle zamanlarımdı ve açıkçası iki erkeğin sikişmesini ciddiye aldığım kadar, aşklarını ciddiye almıyordum. hem etrafta da herkes az önce tanışmasına rağmen bol bol birbirini sevdiğini söylüyordu, ama tüm bu sevgi gösterilerine rağmen en fazla bir kaç gün sonra küçük kedi yavrularının sokağa terkedilmesi gibi insani terkedilmeler yaşanıyordu. böyle bir ortamda beni sevdiğini söyleyen bir erkeği ciddiye alamıyordum. karı kılıklı birini niye ciddiye alacaktım ki..

işte böyle, kendimce mantıklı bir çok nedenim vardı. ama en büyük nedenim;
bir insan, daha 3-4 hafta önce tanıştığı birine nasıl olurda kalkıp hiç utanmadan "sana aşık oldum" diyebilirdi ki. işte bunu anlayamıyordum ve onun söylediği bu "sana aşık oldum" cümleleri, açıkçası benim için pek bir anlam ifade etmiyordu..
o zamanlar böyle düşünüyordum ve onun bana söylediği 'sana aşık oldum, seni seviyorum' söylemleri komik geliyordu ve zaten ben de pek siklemiyordum.
sonra tabii öyle böyle derken aradan 1,5 yıl geçti ve o artık eskisi gibi değildi. başımın etini yemiyor, birileriyle yattığım için dırdır edip durmuyordu. hâlâ onunla aynı yataktayken gay app'lerini kurcalamama rağmen sessiz kalabiliyordu.
işte tam da o günlerde farkettimki aslında ben de ona aşık olmuşum. sonra tabii tutamadım kendimi ve bunu ona söylemeye karar verdim. kimbilir ne kadar sevinecekti. bir daha birileriyle yatmayacaktım, bir daha onun yanında gay app'lerini karıştırmayacak ve hatta onun yanında tüm app'leri silecektim. yani onun beni sevdiği gibi, bende onu sevecektim.
zaten 1,5 yıldır beklediği şey de buydu. onunla sırf siki büyük diye yatıyor olmama rağmen beni inatla sevmeye devam ediyordu. sırf ben istiyorum diye bazen zorla beni sikiyordu. işte gerçek aşk buydu. yani sen sevdin diye o da seviyor durumlarının yaşanılmasına gerek yoktu. eğer ortada bir seven var ise de ilişkiler yürüyüp gidebiliyordu. tabii bunun adı platonik aşk'dı ve ben onun beni sevmesinin karşılığı olarak sikinden sütünden yararlanıyordum.

işte böyle böyle düşünürken, ona "seni seviyorum" falan gibi şeyler söyledim. ama bu sefer o eskisi gibi hissetmediğini söyledi. ben de "olsun beklerim" dedim, bekledim. çünkü inanıyordumki insan bir zamanlar sevdiği birini şimdiki zamanda tekrar sevebilirdi, bir zamanlar karşılıksız sevdiği birini şimdi karşılığı varken daha kolay sevmeye başlayabilirdi. her şeyi beklemeye alışmış olan ben, onu da bekleyebilirdim. elbet bir kaç ay içinde dışarda arayıp bulamadığı sevgiyi bende bulmaya yönelecekti. çünkü ben hep yanındaydım ve onu sevmeye dünden olmasada, bugünden hazırdım.

çok geçmeden tahmin ettiğim gibi oldu. döndü geldi bana. ama değişmişti, bana çok kırgındı. onu çok kırdığım için kırgındı, ona daha önce inanmadığım için kırgındı, onu ciddiye almadığım ve bana "seni seviyorum" dediğinde güldüğüm için kırgındı.
bunları pek söylemiyordu, ama derin iç çekişlerinden anlıyordum.
suçumu şimdi böyle kolay kolay kabul ettiğime bakma. o zaman çok hınzırdım ve onu sevmeme rağmen, daha önce ona haksızlık ettiğimi kabul etmiyordum. çünkü eğer kabul edersem, o bana üstünlük sağlamış olurdu diye düşünüyordum ve gururumdan ödün vermiyordum. onun haklı çıkıp, beni alt etmiş olabileceğini kabul edemiyordum.

inadım tutmuştu. hınzır hınzır onun; beni, suçumu kabul etmeden de seveceğini düşünerek takılmaya, beraber yaşamaya devam ettik. ama bu beraber yaşama dönemi ikimiz için de bir kaos ortamıydı. daha doğrusu o benim hınzırlığımın etkisiyle çabuk sinirleniyor, etrafı dağıtıyor, bana siktir çekip evinden kovuyor, ama bir kaç hafta sonra tekrar yalvar yakar beni aramaya devam ediyordu. her defasından eksiksiz böyle oluyordu ve ben ne yaparsa yapsın, beni hayatından silemeyeceğini biliyordum.
çünkü o beni daha önce, şimdi nefret ettiği kadar çok sevmişti.
tüm o rezil kavgalarımıza rağmen beraber olmaya devam ettik. kötü günlerle içiçe, güzel günler de yaşadık. çok güzel günlerdi. keşke bozulmasaydı.."

diye, bunları uzun uzun herhangi birilerine anlatmasını istiyorum. Çünkü ilerde çok yaşlanıp, iyice yalnız yaşayan gizli bir ibneye dönüştüğünde, en azından bu güzel anıları hatırlasın ve mutlu olsun istiyorum. sadece bu kadar.
ama dediğim gibi; artık Öküz Herif'in duyguları aşk'a dönüşmüş olsada, benimkiler çoktan bir alışkanlığa dönüştü ve bundan daha öteye geçmiyor.
hem Öküz Herif cidden iyi biri ve açıkçası galiba o iyi biri olduğu için de ona değer veriyorum. çünkü iyi insanlar az bulunuyor. benim gibi etçiller ise etrafta fink atıyor. 

2 yorum:

beygirniyazi dedi ki...

bu "aşk alışkanlığa dönüştü" klişesi bir holivud klişesi ve çok insanın hayatını mahvediyor. aşk dönüşebilir de, ama neye dönüşeceği de biraz senin elinde değil mi hayaterkeği? hem alışkanlığın kötü bir şey olduğunu kim söylemiş? konuşabildiğiniz sürece orada varolan şey değerli bir şeydir. ha, senin aklın dışarıdaysa bak o başka. :)

çok öptüm seni.

Hayat_Erkeği dedi ki...

benim aklım dışarda tabii. ama ona karşı da çok durgunlaştım. bi çekiciliği yok. naapcam :(