Basın Açık Lama'sı: Yazmayı seven ve hatta yazarken eğlenen biriyim. Blogda yazdıklarımın tamamını yaşamadım, yaşamıyorum. Yazdıklarımın içinde; arkadaşlarımdan dinlediğim güzel anılar, çevremden duyduğum konuşmalardaki küçük tatlı anlar, birinin başından geçmiş ve onu üzen olaylardan etkilendiğim için buraya yazmaya karar kıldığım şeyler de var.. Ama yazarken, sanki yaşanılanları ben yaşıyormuşum gibi hissettiğimden dolayı, birinci ağızdan yazmak beni rahatlatıyor. Başka türlü de yazamıyorum. O yüzden "hayatlarınızın küçük bir anından ilham alıyorum" deyip, bu bahsi kapatmak isterim.
Ve son olarak; eğer sizde acı veya tatlı anılarınızı benimle paylaşarak, ilerleyen günlerde (2-3 gün sonra veya 3-5 yıl sonra bile olabilir) yazılarımda yer almasını isterseniz hayaterkegi@gmail.com'a mail atabilirsiniz. Sevgiler.

15 Aralık 2013

ben kazandım. onu, ben kazandım.


götüm kalkmasın diye "seni seviyorum" demez. diyemez.
bunun yerine kendi içinde sessizce, sakin sakin sever beni.
söylemek ağır gelir ona. dile getirmek küfür gibi olur.
ben bile ona "seni seviyorum" desem, anasına küfür etmişim gibi algılar. kızar, köpürür, bağırır çağırır ve sinirinden yüzünü başka tarafa döner. susar. konuşmaz.
çünkü ona göre 2 kelimeden oluşan "seni seviyorum" kolay telaffuz edilebilir bir cümle değildir.
basit hiç değildir.
ağır gelir söylemek ve ağır olmalıdır da.
o da kendisine yakışır şekilde; öylesine dile getirmeden sever.
ağır, ağır.

yanisi şu ki biz dün yine barıştık öküz herif'le.
içinde bol bol "seni seviyorum"lar gizli cümleler kuruyor.
bakışları çok değil, kısa ama öz şeyler söylüyor.
diliyle hiç söylemez biliyorum, ama o beni kendinden bile çok sever.
tıpkı benim onu sevdiğim gibi.

4 yorum:

fujoshi dedi ki...

hiç bu kadar emin olmamıştın sevildiğinden. keşke daha ayrıntılı anlatsan.

Adsız dedi ki...

Eveeeet beklediğim ???!!!

Zat-ı Hatun ツ dedi ki...

ay sevindim ya, sonunda=)

Adsız dedi ki...

hayırlı olun