Basın Açık Laması: Yazmayı seven ve hatta yazarken eğlenen biriyim. Blogda yazdıklarımın tamamını yaşamadım, yaşamıyorum. Yazdıklarımın içinde; arkadaşlarımdan dinlediğim güzel anılar, çevremden duyduğum konuşmalardaki küçük tatlı anlar, birinin başından geçmiş ve onu üzen olaylardan etkilendiğim için buraya yazmaya karar kıldığım şeyler de var.. Ama yazarken, sanki yaşanılanları ben yaşıyormuşum gibi hissettiğimden dolayı, birinci ağızdan yazmak beni rahatlatıyor. Başka türlü de yazamıyorum. O yüzden "hayatlarınızın küçük bir anından ilham alıyorum" deyip, bu bahsi kapatmak isterim.
Ve son olarak; eğer sizde acı veya tatlı anılarınızı benimle paylaşarak, ilerleyen günlerde (2-3 gün sonra veya 3-5 yıl sonra bile olabilir) yazılarımda yer almasını isterseniz hayaterkegi@gmail.com'a mail atabilirsiniz. Sevgiler.

19 Ağustos 2013

yani öyle böyle yaşayıp gidiyoruz

Bugünlerde çok değiştim ben. Yine eskisi gibi bol sokmalı, çıkarmalı küfürler ediyorum. Sakalımı da uzattım, saçımı da. İkisi bir oldu, ben kabasakal'a döndüm. Yani; sanki traş bıçağı henüz keşfedilmemiş gibi geziniyorum etrafta.

Ayrıca bu ara fazla duygusuz da oldum. Odundan hallice, ayıdan iyice, öküzden biraz daha kibarım o kadar. ama duygusuzum bu ara dedim ya. Yoksa neden her iltifat edenle yatıp durayımki. Üstelik artık benim beğendiklerim de beni beğeniyor ve yattıklarım da hep onlardan çıkıyor. sonra bir daha araşmıyoruz, bir daha sormuyoruz birbirimizi. ama arkadaş sitelerindeki profillerimizde yazanlar hep aynı. Yalnızlıklarımızdan şikayet edip, aşk aradığımızı ve saygı sevgi çerçevesi içinde sonsuza kadar sürecek büyük bir aşk yaşamak istediğimizi belirtiyoruz.

Birde boy takıntımı aştım. Malum götten bacaklı kısa boylunun tekiyim. Hatta kısa boyumdan dolayı arkadaşlarım arasında lakabım Sezen Aksu'dur. Yani işte o kadar kısayım. ama dedimya artık aştım bunu. Bunu aşmam da en büyük etkende; ev arkadaşım ve zürafadan biraz kısa sevgilisi oldu. Mübareklerde bi boy varki, dışarı çıktığımızda ben daltonların en kısaları olarak yanlarında yerimi alıyorum. Öyle böyle derken barıştım kısa boyumla. Sağolsunlar canlarım, beni kendi uzun halleri sayesinde kısa boyumla barıştırdıklarının farkında değiller.

Yeni ev'e taşınmak bana ne kattı diye düşünüyorum bu aralar ve cevap olarak sex hayatımın daha hızlanmasını sağlamak dışında bi bok katmadı bana. Buna üzülüyorum bazen. Çünkü aşk arıyorum deyip deyip, milletle buluşup sonra bi daha aramıyorum, sormuyorum. Onlar aradıklarında da cevap vermeyerek ölü taklidi yapıyorum. Cevap alamayınca bir kaç defa daha şanslarını deniyorlar sonra ise onlarda bir daha aramıyor.

Ama onlarla tanışırken gerçekten amacım sex değildi. sadece belkide hayatımın geri kalanını beraber geçiririz diye tanışıyorum, ama bi bakıyorum dünya görüşümüz uymuyor, hayata bakışımız uymuyor. adamlar bi tuhaf çıkıyor. 

Mesela tanıştıklarımdan biri türk faşisti çıkmıştı ve türklerin üstünlüğünden bahsedip durdu, bir başkası kürt milliyetçisi çıktı ve beynimi sikercesine her konuyu kürtlerin ezilmesine bağladı. bir diğeri sonradan avrupa görmüş köpek çıktı, avrupanın üstünlüğünü neden avrupa birliğine katılmamız gerektiğnii anlattı, bir diğeri feminist çıktı ve gün içinde kullandığı küfürlü dilin farkında bile değildi. bir diğeri homofobik bir ateist ibne çıktı ve ona kalsa dünyada kendisi dışında ibne bırakmayacaktı ve en kötüsü de şu ki; homofobik olduğunun farkında değildi. 

İşte böyle böyle olmadı yani. ama hepsiyle de aşk yapmak için değilde, aşk yaşamak için buluşmuştum. ama elimize yarraktan başka bir şey geçmedi..

10 yorum:

PoLLy dedi ki...

bu da bir dönem ve en kısa zamanda sona erecek..
sen yine de başına gelenleri değiştirmeye çalışma.. yaşanması gerekiyor ki, yaşıyoruz..
sakin ol ve kendiliğinden geçmesini bekle derim :)

Not: yaşasın kısa boylular :))

deeptone dedi ki...

eh bu son dönemin fena değilmiş. aslında bak iyi de güldüm. peki ama, aşk arayışı ve herhangi bir ilişki olmadan duramıyomusun yaaa. bi süre, örneğin 6 ay, ilişkisiz dursanaaa.
:)

Sakallar Falan dedi ki...

bi buluşmada insanların üstünde bıraktığı etki ne kadar karşındakini tanımlayabilir ki? bi kaç saat konuşarak bi insanın hayatınızda yer almaması gerektiği sonucuna nasıl böyle pürüssüz bi kesinlikle karar veriyosunuz anlamıyorum.

Hayat_Erkegi dedi ki...

@polly yaşasın sezen aksu'lar :pp

@deeptone aşk arayışı olmadan duramıyorum. insan sevilmek için dünyaya gelmişken, nasıl durabilir ki?

@sakallarfalan eskiden böyle düşünmezdim. senin söylediğin gibi düşünürdüm. ama hep yanıldım. bu aralar ise böyle yaşıyorum ve inan başım daha az ağrıyor. çünkü biriyle uyuşamadığımı düşündüysem, hep haklı çıkıyorum. buna özyargı veya önsezi veya başka bir şey de diyebilirsin. tabii bu insanları harcamak falan değil, sadece uyuşamayacağını düşündüğün için, ilişki yaşamaktan kaçmak oluyor. yoksa dışarda gördüğümde gayet selam veririm, selam alırım ve hatta bazılarıyla zamanla çok samimi de olurum. ama ilişki yaşamak kısmını elimden geldikçe önlerim. öyle işte..

deeptone dedi ki...

allam hiç olur mu öle şey ya.
:)
insan mutlu olmak için gelmiştir dünyaya, veya sadece yaşamak için. aşk da tabii ki dünyadaki en güzel duygu. üstüne hiç bişi yok.

ama biraz mola verirsen, örneğin 6 ay, 1 yıl hiç ilişkisiz olursan, emin ol, ilişkilerin daha iyiye gider, karşına çıkanlar daha iyiye gider.

bak, hiç ilişki olmadan yaşayabilirsen inan çok daha mutlu olabilirsin. bi dene bi ara.

:)

Hayat_Erkegi dedi ki...

farkında olmadan bağımlı olmuş olabilirim. ya da birine bağlanmak isteği hiç bitmiyor olabilir. çünkü biriyle herhangi bir şekilde ilişki içindeyken, kendimi daha güçlü ve yenilmez hissediyorum. içinde olduğum ilişki bana yaşama gücü ve ilham veriyor :9

deeptone dedi ki...

anlayabiliyorum ki. bu çok normal ve insanca. bir aşk ve ilişki ile yaşadığını hissetmek. ilişkisiz ışığı sönmek. biri varken güçlü olmak, yıldız gibi parlamak.

ama bak ne dicem. bi ara bi dene. sadece kendin olduğun için, hiç kimseye gereksinim duymadan, tek başına güçlü ol.

hiç kimse olmasa da güçlü ol.
böylece emin ol çok daha çekici olursun, güç sende olur.

sona bak bu şekilde sana ulaşmaya çabalayanların da çıtası yükselir.

bağımlılıktan kurtul, özgürleş ya, sen özgür değilsin kiii.

bi düşün bi ara.

bi dene, 6 ay 1 yıl tek bir kişi ile bile görüşme, yemeğe bile çıkma. iyi gelecektir ki inan bana.
:)

Adsız dedi ki...

"Homofobik bir ateist ibne", homofobiğe mi ateist mi atıfta bulundun?

Insan Yavrusu dedi ki...

ben de de uzun boy takıntısı var. :=)) 185lik boyumla ...

Adsız dedi ki...

valla kadın olmasam sana en uygun eş ben olacak gibi duruyorum ama maalesef :)