Basın Açık Laması: Yazmayı seven ve hatta yazarken eğlenen biriyim. Blogda yazdıklarımın tamamını yaşamadım, yaşamıyorum. Yazdıklarımın içinde; arkadaşlarımdan dinlediğim güzel anılar, çevremden duyduğum konuşmalardaki küçük tatlı anlar, birinin başından geçmiş ve onu üzen olaylardan etkilendiğim için buraya yazmaya karar kıldığım şeyler de var.. Ama yazarken, sanki yaşanılanları ben yaşıyormuşum gibi hissettiğimden dolayı, birinci ağızdan yazmak beni rahatlatıyor. Başka türlü de yazamıyorum. O yüzden "hayatlarınızın küçük bir anından ilham alıyorum" deyip, bu bahsi kapatmak isterim.
Ve son olarak; eğer sizde acı veya tatlı anılarınızı benimle paylaşarak, ilerleyen günlerde (2-3 gün sonra veya 3-5 yıl sonra bile olabilir) yazılarımda yer almasını isterseniz hayaterkegi@gmail.com'a mail atabilirsiniz. Sevgiler.

30 Aralık 2012

bakalım 2012'de ne boklar yemişim

2012'de çok fazla yeni arkadaşlar edindim, ama isimlerini hatırlamıyorum. Sağda solda karşılaşırsak eğer selamlaşıyoruz o kadar. Arkadaştan çok selamlaşacak yeni kişiler desek daha doğru olur. Malum artık fast food yüzyılında yaşıyoruz. Her şey hızlı akıp gidiyor, bizde hızlıca akıp gitmek zorundayız..

Tam gününü hatırlamıyorum ama sanırım 28 Şubat' 2012'de Öküz Herif'le tanıştık ve uzun bir mücadele sonrası çıkmaya başladık. Çıkmak derken işte yiyişiyorduk ama aramızdaki şeyin adı yoktu. Ben sevgiliyiz sanırken o sadece benimle gönül eğlendiriyordu. Bu yüzden yıl boyunca vurdulu kırdılı kavga ettik. aylarca benim evde beraber yaşadık, bol bol ağlayıp güldük. Ağzımızdan bol küfürler çıkıp durdu. En sonunda benim ona sevgim ve ilgim bitti ve sanırım  işte tam da bu sırada o bana aşık oldu. Biraz ara verdim onunla olan görüşmelerime. Bir kaç yeni beden sahibiyle tanıtşım. Bedenleri güzel, ruhları güzel, ama frekanslarımız tutmadı. Çünkü bedenlerinde hep Öküz Herif'e ait bir şeyler bulur gibi oldum. Hani kokuları, yanakları, göbekleri ve dokunuşları. Bir de kaşları aynen onunki gibi olan bir kaç bedendi bunlar. Sonra baktım olmuyor, hep kendimi onu düşünürken buluyorum. Hem hayatımda başka kimseyle tanışmak, bir daha vurdulu kırdılı bir ilişki yaşamak istemediğim için ona telefon açıp "hadi bi daha deneyelim" deyip tekrar başladık. Bu aralar işte yine yiyişiyoruz.
Onu seviyor muyum, sevmiyor muyum bilmiyorum. Hem yeni biriyle tanışıp yine günlerimi harcamakta istemiyorum. Sanırım "hazır hayatımda beni seven biri varken onunla yola devam edeyim" diye düşündüğüm için ona döndüm. Ama şundan eminimki, ben artık onu eskisi gibi sevmiyorum ve yine şundan eminimki; sen birini severken o seni sevemiyor, sen tam ondan vageçip sevgini tüketmişken sevme sırası ona geçiyor..

2012'de biraz daha düzenli yaşamayı başardım. Sex bağımlılığımdan tamamen kurtuldum. Artık sokaklarda beni sarmalaması karşılığında, saxo çekeceğim birilerini aramıyorum..

Bir kaç kişiye kırıldığım oldu, ama haberleri yok. Haberlerinin olmaması daha iyi. Muhabbetimizi de kestim, görüşmüyorum artık..

Bir kaç defa aşık oldum, bir kaç defa sevildim sandım. Neler olduğunu tam olarak hatırlamıyorum. Sadece geçti gitti işte. Hepsi bu kadar. Ama hala arkadaşız, hala sağda solda karşılaştıkça "naaabeerrr napıyoğğğsun"laşıyoruz..

Ülkede, ortalamanın üzerinde orospuçocuğu yaşadığını farkettim.. Bu en üzücü olandı..

Gangnam dansı yapmayı öğrendim, günlerce sadece o şarkıyı dinledim.

Param bittiği günler de oldu. Bir kaç ay kira ödeyemediğim günlerdi bunlar. "Acaba götümü siktirsem ederi ne kadardır" diye düşündüğüm günlere denk geldi. Ama çok şükür atlattım. Bu yılda postu deldirmedim anneee..

Ev sahibimle artık hiç görüşmüyoruz. Kirasını  da bankadan hesabına yatırıyorum..

Sonraki aylarda kendime taksitle iPhone aldım ve habire ünlüler ne demiş diye bakındım durdum. Aslında hiçbi sikim dedikleri yoktu bende bakınmaktan vazgeçtim..

İnsan yıllarca yalnız yaşayınca, meğer yalnızlık insanın içine işliyormuş. Gitmek bilmiyor ve sen birileriyken bile yalnız olduğunu düşünüyormuşsun. Bunu defalarca deneyimledim ve sanırım yalnızlık konusunda profesyonelleştim, çünkü artık yalnızlığı pek takmıyorum..

Kendimi sevmeye başladım. Kaşıma, saçıma, gözüme ve götüme daha çok zaman ayırıyorum. Artık ayna da kendimi uzun uzun izleyebiliyorum..

Burnumu da (her ne kadar yüzümün yarısını kaplasa da)güzel bulmaya başladım..

2012 boyunca hep bıyıklı ve kirli sakallı oldum. Ama 2013 yılında bıyık ve sakala "bye bye" diyorum. Çünkü artık enteller, danteller, elitler ve bilumum erkekler de bıyık ve kirli sakal bırakıyorlar. Ben bunlardan hiçbiri olmadığım için 2013'de bıyık ve sakal benzeri şeyler bırakmıycam.
Bide bırakmama kararımın nedeni; sanırım biraz da bu yıl yaşlandığımı farkettiğim için olsa gerek. Çünkü geçen aylarda farkettim, saçlarımdaki beyazlar artımış, göz altı torbalarım iyice belirginleşmiş, alnımdaki çizgiler derinleşmişler. 2013 de hep jilet kaydı traşla gezinip, böylece daha genç görünüp, daha çocuksu yanımı ortaya çıkaracağım. Yalnız bir de şu varki; ben eskiden hep olgun göstermek için çırpınırdım, şimdi ise genç görünmek için çırpınıyorum. İşte bu çok karışık ve hatta karmakarışık bi durum..

1 yorum:

ASİ YAPINCAK..... dedi ki...

sen birini severken o seni sevemiyor, sen tam ondan vageçip sevgini tüketmişken sevme sırası ona geçiyor..
İnsan yıllarca yalnız yaşayınca, meğer yalnızlık insanın içine işliyormuş. Gitmek bilmiyor ve sen birileriyken bile yalnız olduğunu düşünüyormuşsun.
harfiyen aynen katılıyorum sana hayat erkegi..valla hayatım boyunca aşk konusunda hep öyle olmuşumdur ben sevmekten ne vazgeçsem karşı tarafın inanılmaz sevgisi çıkardı ortaya.