Basın Açık Lama'sı: Yazmayı seven ve hatta yazarken eğlenen biriyim. Blogda yazdıklarımın tamamını yaşamadım, yaşamıyorum. Yazdıklarımın içinde; arkadaşlarımdan dinlediğim güzel anılar, çevremden duyduğum konuşmalardaki küçük tatlı anlar, birinin başından geçmiş ve onu üzen olaylardan etkilendiğim için buraya yazmaya karar kıldığım şeyler de var.. Ama yazarken, sanki yaşanılanları ben yaşıyormuşum gibi hissettiğimden dolayı, birinci ağızdan yazmak beni rahatlatıyor. Başka türlü de yazamıyorum. O yüzden "hayatlarınızın küçük bir anından ilham alıyorum" deyip, bu bahsi kapatmak isterim.
Ve son olarak; eğer sizde acı veya tatlı anılarınızı benimle paylaşarak, ilerleyen günlerde (2-3 gün sonra veya 3-5 yıl sonra bile olabilir) yazılarımda yer almasını isterseniz hayaterkegi@gmail.com'a mail atabilirsiniz. Sevgiler.

4 Temmuz 2012

bana “shjdsk dhssh” dedi. anlamadım ve “nee” diye sordum, geri çekilip “seni seviyorum” dedi, bende “tamam” dedim ve öpüşmeye devam ettik.

Bu aralar yine öküz herif'le buluşmalarımız çoğaldı. Böyle sürekli birbirimizi aramalar, iş çıkışı buluşmalar falan derken, bende bi an durup "lan yoksa bi ilişkim mi var" diye düşündüm kendi kendime ve sonrada "üff aptallaşma, sadece sık buluşuyoruz o kadar" diye ekledim.

Dün akşam yine buluştuk. Karaköy taraflarında sahilde tin tin yürüyoruz. Etrafta kimse olmayınca da ben her zamanki gibi elinden tutup, onu öpmeye falan kalkışıyorum. Sonra bi ara artık yorulduk ve banklardan birine oturup "ya sen beni seviyor musun, yoksa sikini sokacak başka bi delik, seni sikecek başka bi deli bulamadığın için mi  benle takılıyorsun" dedim. O da "öfff yine başladın ha mal mal konuşmaya" dedi. Bende "üff müfff yapma, cevap ver. napıyoruz biz, niye böyle sık sık buluşup ilk fırsatta da düzüşüyoruz. seviyorsan seviyorum de lan amcık, yiyecek değiliz ya seni ibne" deyince, o "seviyorum tabii göt" dedi.

O "seviyorum tabii göt" dediği anda bende hemen dönüp onun yüzüne baktım ve kızardığını görünce "niye kızardınki öküz" diye üstüne gittim "seviyorsan seviyorum de, ayıp bir şey değil. hem benden utanmana da gerek yok. biz birbirimizin her halini görmüş adamlarız. rahat ol" diye konuşurken, o "hıhı hıhı senden utandım. bi sus salak salak konuşma" dedi, bende "peki ne kadar seviyorsun, elinle göstersene" adında 16ıncı yüzyıldan kalma espriyi yaptım, o da "ayyğğğ hiç çekilmiyor senin bu muhabbetlerin" dedi.
"amcık söyle lan. valla bir şey olmaz. sen beni sevdiğini biliyorsun tamam da, ben senin beni sevip sevmediğini bilmiyorumki. sanki benimle sadece sevişecek birilerini bulamağında buluşuyorsun gibime geliyor. seviyorsan söyle bende bileyim göt" dedim ve konuşma onun bana küfür etmesiyle devam edip gitti.

Sonra bi ara, biz böyle biraz daha sakin bi yere gelmişken elimi tutmaya çalıştı. Üstelik ilk defa bunu yaptı. Hani dışardayken falan genelde ibne damgası yememek için benden 10 metre ilerde veya geride, 5 metre sağımda veya solumda yürürdü, ama bu sefer kalabalığa rağmen kendisi elimi tutmaya çalışıyordu ve o elimi tutmaya çalıştığı için olsa gerek, elim ayağım birbirine giriyordu.

O an, sanki hayatımda ilk defa biri elimi tutuyormuş gibi bir hisle doldum. Sanki ilk defa biriyle elele tutuşacaktım gibi acemi aşıklara özgü bir şapşallık haline bürünüverdim. Oysa biz onla 6 aydır tanışıyoruz ve bu 6 ayda da o kadar çok yatıp kalktık, o kadar çok kavga edip barıştıkki, sanırım ömrümüzün sonuna kadar bize ve tüm insanlığa yetecek kadar nefret saçtık etrafa, küfür ettik birbirimize ve şehvet yaydık dünyaya.
Ama tüm bunlara rağmen; şimdi o, sırf elimi tutmaya kalkışıyor diye heyecanlanıyordum ve üstelik heyecanımı da ona çaktırmamaya çalışırken, kalbimin götümden löp diye çıkmaması için de kendimi tutmaya çabalıyordum. Çünkü ne zaman acemi bi aşık gibi heyacanımı belli etsem, sonrasında heyacanım hep kursağımda kaldı ve ben sırf bu yüzden, sırf bu seferlik heyecanımı belli etmemeye çalışıyor, yürürken birbirine dolanan ayaklarıma takılıp düşmemek için adımlarıma dikkat ediyordum. Zaten bu sefer de heyecanım kursağımda kalırsa boğazımı keserim. Çünkü artık boğazımda kalsın istemiyorum..

Sonra etrafta bir kaç kişi daha görününce o elini elimden çekti, bizde döndük Galata Köprüsü'ne doğru yürümeye devam ettik. Köprü bizimdi artık, saatler gece yarısına doğru at koşturuyordu ve sokak köpekleri ortalarda görünmüyordu ama polisler it sürüleri gibi dolaşıyorlardı.

Etrafta bir kaç tinerci, gecenin bu vaktinde köprüde balık tutmaya çalışan bir kaç balıkçı ve "günah benim günahım, sanane" deyip şarabına yamulan bir kaç sarhoş nara atıp duruyor, Galata Kulesi ise yarrak gibi parıl parıl parıldarken öküz herif bana yaklaşıp dudağımdan öpmeye başladı. O anda köprünün tam ortasında gibiydik ve bende kendimi iyice kaptırıp bol tükürüklü bir şekilde öpüşmeye başladık. Bi ara o geri çekilip "lkjsjs skddjs" dedi, bende biri geldi falan sanıp öpüşmeyi kesip etrafa aceleyle bakındıktan sonra o na dönüp "nee" diye sorunca o "seni seviyorum" dedi, bende o an "seni seviyorum" cümlesini, günlük bir konuşma cümlesi gibi sıradan bir cümle olarak anladığım için "tamam" deyip yine öpüşmeye devam ettik. Sonra sokaklarda biraz daha turladık, saatler iyice cıvıtınca da evlerimize dağıldık.

Eve gelip kapıyı kapatıp pantolonumun düğmelerini çözerken, onun bana köprüde "seni seviyorum" dediğini fark ettim.
Laaaaaaaan adam bana "seni seviyorum" demiş, ben de ona "tamam" demişim.
ohaaaaaa öküz olan o değil, bence öküz herif benim. Üstelik ilk defa dedi. Bana ilk defa seni seviyorum dedi ve ben tamam dedim. allah belamı vermesin ya.

2 yorum:

Schizopathologist dedi ki...

Eheheh vay mal...
Ama sevdim bunu çok güzeldi, daim olsun güzellik.

çikolatalı gay dedi ki...

:) :) çok güzeldi <3