Basın Açık Laması: Yazmayı seven ve hatta yazarken eğlenen biriyim. Blogda yazdıklarımın tamamını yaşamadım, yaşamıyorum. Yazdıklarımın içinde; arkadaşlarımdan dinlediğim güzel anılar, çevremden duyduğum konuşmalardaki küçük tatlı anlar, birinin başından geçmiş ve onu üzen olaylardan etkilendiğim için buraya yazmaya karar kıldığım şeyler de var.. Ama yazarken, sanki yaşanılanları ben yaşıyormuşum gibi hissettiğimden dolayı, birinci ağızdan yazmak beni rahatlatıyor. Başka türlü de yazamıyorum. O yüzden "hayatlarınızın küçük bir anından ilham alıyorum" deyip, bu bahsi kapatmak isterim.
Ve son olarak; eğer sizde acı veya tatlı anılarınızı benimle paylaşarak, ilerleyen günlerde (2-3 gün sonra veya 3-5 yıl sonra bile olabilir) yazılarımda yer almasını isterseniz hayaterkegi@gmail.com'a mail atabilirsiniz. Sevgiler.

19 Mayıs 2012

hayatıma girdi mi, ancak ölüsü çıkabilecek olan piç bu olabilir.

Şey işte. Hani nasıl desem bilmiyorum ama, ya benim bugün bir randevum var ve adam sırf benim için teee ankara'dan kalkıp geliyor. Oysa şimdiye kadar hep ben birileri için kalkıp yüzlerce kilometre tepip, sonra boynu bükük bir şekilde geri gelmiştim. Ama şimdi tam tersi oldu ve biri benim için geliyor. Bu ne demek biliyor musun?  bu demektir ki elim ayağım şu an birbirine dolanmak üzere, nefesim kesilmek, kalbim durmak ve götüm pıt pıt atmaktan çıldırmak üzere. Hatta ben şu an bu satırları yazarken o istanbul'a doğru yola çıkmış durumda..
İşte bilmiyorum, bu sefer farklı bir durum var gibi geliyor. Sanki "hayatıma girdi mi, ancak ölüsü çıkabilecek olan piç" bu olabilir diye umuyorum. Ya da inşallah öyledir. Öncekiler gibi terkedilerek sessizce siktir çekilmektense, bu seferki hayatımdan ölüsüyle çıksın ammına koyim. En azından herkese anlatırken "yaa birini çok sevmiştim, mutluyduk, beraber ağlayıp, beraber gülüyorduk. hayatımın aşkıydı ama allah ayırdı bizi" der, sızım sızım sızlar, onu her anlattığımda bir kaç damla gözyaşı falan döker, sonrada hayatıma devam ederim.
Ya dur ben neler diyorum. ya allahım yok, yok öyle bir şey yapma. Sen benim şu klavyede koşuşturan parmaklarımı dinleme, sen kaderimi iyi yazmaya, gönlümü hoş etmeye, yüzümü güldür güldür güldürmeye bak.

Neyse işte. Onunla henüz hiç yüzyüze konuşmadık, sadece netten, msn'den falan konuştuk falan. Bide bazen gün içinde saatlerce telefonda konuşuyoruz. Konuşmalarımız da genelde iran ve israil gerilimi, amerikanın afganistandan geri çekilme planları ve facebook'un borsaya açılma konuları gibi konular oluyor... yaaa manyak mısınız? Saçmalamayın, tabiki böyle şeyler konuşmuyoruz, genelde "ne yaptın, ne ettin, nasıl geçti günün" deyip duruyoruz ve telefonda onca dakka boyunca hep aynı şeyleri konuşmamıza rağmen hiç bıkmıyoruz.
Hayır bide ben hiç sevmezdim telefon konuşmalarını ve hatta böyle telefonda saatlerce konuşanlara aptalmışlar gibi yaklaşırdım, ama öyle değil işte.
Mesela birine dün gece karnıyarık yediğini anlatmanın ne kadar güzel olduğunu keşfettim, bir bardak su içmek üzere yerinden kalkıp, mutfağa gitmek için yola çıktığımda başımdan geçen olaylar ve suyu içtiğim anda bana çağrıştırdığı her şeyi anlatıyorum. Oysa su içtiğim ana ve öncesine dönsek hepi topu 1 dakka sürüyor lan. Ama telefonda konuşurken 2 saatte bitiremiyorum. o da aynen böyle.
bide çok üstüme düşüyor ve bu düşmeleri hoşuma da gidiyor. kendimi bi bok sanıyorum. önemli biriymiş gibi hissediyorum ve sanki dersinki bana bir şey olsa, tüm dünya üzülecekmiş gibi bir hisle doluyorum.
 tabiki değil. zaten ölsem kimsenin haberi bile olmaz. ama olsun o bana bunları hissettiriyor. ama işte hepsi sadece telefon konuşmalarında kaldığı için gerçekte buluştuğumuz an nasıl olacak hiçbi fikrim yok. Hem ben de; koy göte gitsin tadında yaşamaya başladım, olursa olur, olmazsa olmaz.
Ama sanırım bu sefer olmasını çok istiyorum. Çünkü onun o iri cüssesinin arkasında küçük bir panda yavrusu var ve onu çok iyi görüyorum. Ya bi dakka ya yoksa ben, insandan çok bir hayvansever miyim?

2 yorum:

Mavi Balon dedi ki...

Buluşmayı bende merak etmeye başladım bak.

deeptone dedi ki...

ilahi güldürdün valla.
eh hadi dilediğin gibi olsun bu sefer.
:)