Basın Açık Lama'sı: Yazmayı seven ve hatta yazarken eğlenen biriyim. Blogda yazdıklarımın tamamını yaşamadım, yaşamıyorum. Yazdıklarımın içinde; arkadaşlarımdan dinlediğim güzel anılar, çevremden duyduğum konuşmalardaki küçük tatlı anlar, birinin başından geçmiş ve onu üzen olaylardan etkilendiğim için buraya yazmaya karar kıldığım şeyler de var.. Ama yazarken, sanki yaşanılanları ben yaşıyormuşum gibi hissettiğimden dolayı, birinci ağızdan yazmak beni rahatlatıyor. Başka türlü de yazamıyorum. O yüzden "hayatlarınızın küçük bir anından ilham alıyorum" deyip, bu bahsi kapatmak isterim.
Ve son olarak; eğer sizde acı veya tatlı anılarınızı benimle paylaşarak, ilerleyen günlerde (2-3 gün sonra veya 3-5 yıl sonra bile olabilir) yazılarımda yer almasını isterseniz hayaterkegi@gmail.com'a mail atabilirsiniz. Sevgiler.

17 Haziran 2011

Böyle geçer hayat erkeği'nin bir dünü

Akşam iş çıkışı, kendimi defalarca tecavüze uğradıktan sonra denize atılmış şişman kadın gibi, ayy pardon şişme kadın gibi, kabataş taraflarında kıyıya atıp oralarda biraz oyalandım. Tek başıma yaşadığım o romantik dakkalardan sonra, romantizmden sıkılınca istiklale gittim yine. Aklımda hiç bir şey yoktu. Deli sikmiş gibi öfleyip pöfleyerek bir iki tur attım. Sonra canım sıkıldı, meydandaki burger king'in tuvaletine gittim. İbnenin biriyle yarraklarımızı birbirimize göstermece oynadık. Dakkalarca ben onunkine baktım, o benimkine baktı. Benim yarrak gelip gidenler yüzünden kalkmadı. Ama yanımdakinin yarrağı kalkış yapmıştı ve kalkış yapmış olmasına rağmen baş parmağım kadar anca ya vardı ya yoktu. Biz orda birbirimizin yarrağına bakınırken, gelip işeyip giden bi kaç kişi oldu. Ama biz yerimizden hiç kıpırdamadık. Sonra yarrağa bakarak bi bok olmayacağını düşünüp sikimi fermuardan içeri attım ve diğer ibneyi, yeni gelecek olanların siklerine bakmak üzere orda bırakıp istiklal'e çıktım.

İstiklal işte, bildiğin sıkıcı kalabalık. Çantamdan sigara çıkarıp bi tane ağzıma attım. Ama sigarayı yakacak ateş yoktu. Sigara yarrak gibi boş boş ağzımda sallanırken, Fransız konsolosluğunun önünde tokmakçısını beklediği her halinden belli bir kıza, yaklaşıp en kibar halimle "ateşin var mı?" dedim. Kız hiç ikiletmeden çakmağını verdi. Sigarayı ateşleyip pöfürdetirken, aklımdan "arkanı dön, çakmağı cebine at ve hiç bir şey olmamış gibi yürü git" diye bir şeyler geçti. Ama yapmadım, teşekkür edip çakmağı verdiğim gibi aşağı doğru yürümeye başladım. Sonra sakin bi köşede yere oturup, gelip gidenlerin acınası haline bakarak sigarayı tüttürdüm.

Belkide acınası olan bendim, ama nedense sokakta aşşağı-yukarı gidip gelen kalabalık gözüme acınası geliyordu. Bu bakış açım, sigaranın bitmesine kadar böyle devam etti. Sigaranın bitişinden sonra, kalabalık bu sefer acınası olarak değil, ruhsuz bi kalabalık olarak görünmeye başladı gözüme. Bu kadar insan bi sik varmışcasına her gün aynı cadde de ne yaparki? Sonra kendime bakındım, can sıkıntısından burda değil miydim? Her halde bu kadar insanın da canı sıkılıyordur ve onlarda kendilerini buraya atıyorlardır, diye düşünüp siktir ettim kalabalığı.

Sonra ayağa kalkıp üstümü başımı silkeledikten sonra insanlara bilerek çarpa çarpa yürümeye başladım. Aslında neden çarptığımı bile bilmiyorum. Sadece gelip geçenlere çarpmak istiyordum. Belkide ruhsuz olarak gördüğüm kalabalıktan bi kaç kişiye çarparak, kendilerinin farkına varmalarını sağlamaya çalışıyordum. Belkide kendi yalnızlığımı duyurmaya, farkıma varmalarını sağlamaya çalışıyordum. Sonra bu kendine gelme ve farkıma varma savaşını bırakıp, D&R'a girip kitap karıştırmaca oynadım. Bi kaç gündür fena halde takmış olduğum kitabı aldım ve sakin bi köşeye oturup 40-50 sayfasını daha okuyup çıktım.

Zaten kitaba para vermemek için en güzel yol, kitabevlerini dolaşıp böyle okumak. Hem korsan kitap almamış oluyorsunuz, hemde nefesiniz açlıktan kokarken siz "emeğe saygı için bandrollü kitap alıyorum" zırvalıklarını yapmıyorsunuz. Gerçi bu beleş kitap okumalarımın hıncını; bi gün çok param olduğunda kocaman bi ev alıp, eve kocaman bi kütüphane yaptırınca çıkarıcam. İçinde sadece okuduğum kitapların olacağı bir kütüphane olacak. Sadece okuduklarımı yerleştircem ve kalem alıp tüm güzel cümlelerin  altlarını çizcem.

D&R'dan çıkıp Mephisto'ya gittim. Orda da aynı kitabı elime alıp bi köşede kitabın bi 30 sayfasını okudum ve sonra çıkıp meydana yürüdüm. Meydana geldiğimde aklımdan parka gidip ağzını sikeceğim herhangi birini, yada ağzımı sikecek herhangi birini bulmak geldi. Ama ıııh canım, bugünlük yapabileceğim sıradan bir şey yapmak istemedi. Bende eve gelip kendime makarna yaptım. Ortaya çıkan makarnayı kendime ayıp olmasın diye zorla yemeye çalıştım. Yıllardır yalnız yaşamasına rağmen, hala  makarna yapmayı öğrenemeyen biri olarak, kendi yaptığım makarnayı beğenmedim ve tencereyi olduğu gibi mutfağa bırakıp su içtim. Sonra salonda çırılçıplak soyunup, tuvaletin küçük aynasında kendimi izleyerek osbir çekip bi günü daha noktalamış oldum.

8 yorum:

coni bıravo dedi ki...

Burger King'e hep bi dingil var beni de kesip duruyo yavşak.

Hayat_Erkegi dedi ki...

belkide o benimdir =((((

Lazanya dedi ki...

Hayatı siken adamı okuyormuşum gibi oldum :D

İstanbul'u özledim okurken.

Hayat_Erkegi dedi ki...

@Lazanyam bu sefer güldürdün =)))

Takıntılı ergen dedi ki...

D&R da aynı yöntemle bi sürü kitap bitirmişliğim var :)

Mine Akkurt dedi ki...

ya ben neden ulasamıyorum sanaaaaaaaaa

Mine Akkurt dedi ki...

kjnkmkllkmknml

Mine Akkurt dedi ki...

yorum yapamyrmmu ne