Basın Açık Lama'sı: Yazmayı seven ve hatta yazarken eğlenen biriyim. Blogda yazdıklarımın tamamını yaşamadım, yaşamıyorum. Yazdıklarımın içinde; arkadaşlarımdan dinlediğim güzel anılar, çevremden duyduğum konuşmalardaki küçük tatlı anlar, birinin başından geçmiş ve onu üzen olaylardan etkilendiğim için buraya yazmaya karar kıldığım şeyler de var.. Ama yazarken, sanki yaşanılanları ben yaşıyormuşum gibi hissettiğimden dolayı, birinci ağızdan yazmak beni rahatlatıyor. Başka türlü de yazamıyorum. O yüzden "hayatlarınızın küçük bir anından ilham alıyorum" deyip, bu bahsi kapatmak isterim.
Ve son olarak; eğer sizde acı veya tatlı anılarınızı benimle paylaşarak, ilerleyen günlerde (2-3 gün sonra veya 3-5 yıl sonra bile olabilir) yazılarımda yer almasını isterseniz hayaterkegi@gmail.com'a mail atabilirsiniz. Sevgiler.

7 Mayıs 2011

Sevgili allahım; beni dinlediğin için teşekkür ederim.

Dün akşam allahı tehdit ettiğimden olsa gerek, sabah bi uyandımki etraf günlük güneşlik oluvermiş. (Tehdit yazısını okumak için Tıkırdatın) Hava o kadar güzeldiki, nerdeyse beyaz slip külodumu giyip kendimi öyle sokaklara atıcaktımda zor tuttum. Valla tehdidimin bu kadar işe yarayacağını bilseydim ve hatta havaların benim tehdidime bağlı olarak bu kadar kolay düzeleceğini daha önceden bilseydim, allahı kışın ortasında, o soğuk havalarda ince battaniyenin altında it gibi titrerken, tehdit ederdim  de,  neyse artık. Zaten kış çok geride kaldı.

Sabah havayı böyle günlük güneşlik görünce üzerimdekiler sıyırıp, duşa girdim. 2 posta atıp güzel bi bıcı bıcı yaptıktan sonra, duştan çıkıp içerde çıpıldak çıpıldak dolanıp sonra nete girdim. Bir ara başımı laptopdan kaldırıp saate baktığımda saat elin körü olmak üzereydi. Hemen sucuklu yumurtamı yapıp yumuldum. Güzelcene kahvaltımı edip, giyindim ve alelacele dışarı çıktım. Sanki dersin biriyle randevum vardıda geç kalmışım gibi koşturmaklıydım. Caddeye çıkıp bir iki tur attıktan sonra, tıpış tıpış inime döndüm ve işte yine sapık sitelere girip hevesimi aldıktan sonra, işte size bu cümleleri yazıyorum.

Bu arada aslında birilerini ayartıp sevişmemek için kendimi zor tutmuyor değilim. Ama işte bu eve yerleşirken kendime "kimseyi eve atmıycağıma" dair söz vermiştim. Zaten eve getirmeye yüzüm yok, çünkü evde bi bok yok. Kırık çekyatta iki ileri, bi geri yaptığımız anda kırık çekyat yerle bir olur valla. Neyse bi gün çok büyük bi evim olursa sex partisi verip bugünlerin acısını bol bol çıkartırım. Gerçi mek danıls'ta çalışarak nasıl zengin olcam bende bilmiyorum ama işte naapalım bizimkide bi ümit işte.

Neyse ben şimdi sapık sitelerde gezinmeye çıkıyorum yine. Sizde kendinize iyi bakmayı unutmayın. Heppinizi çok kocaman bi şekilde öptüm.

2 yorum:

Aslısın dedi ki...

Heh hee demistim sanaa;)

FrozennFire dedi ki...

Sanırım ev ve kırık çekyattan çok insanlık ve ağırlayış önemli :)
Sende o 2sini mevcut gördüm ben :)) :DD