Basın Açık Laması: Yazmayı seven ve hatta yazarken eğlenen biriyim. Blogda yazdıklarımın tamamını yaşamadım, yaşamıyorum. Yazdıklarımın içinde; arkadaşlarımdan dinlediğim güzel anılar, çevremden duyduğum konuşmalardaki küçük tatlı anlar, birinin başından geçmiş ve onu üzen olaylardan etkilendiğim için buraya yazmaya karar kıldığım şeyler de var.. Ama yazarken, sanki yaşanılanları ben yaşıyormuşum gibi hissettiğimden dolayı, birinci ağızdan yazmak beni rahatlatıyor. Başka türlü de yazamıyorum. O yüzden "hayatlarınızın küçük bir anından ilham alıyorum" deyip, bu bahsi kapatmak isterim.
Ve son olarak; eğer sizde acı veya tatlı anılarınızı benimle paylaşarak, ilerleyen günlerde (2-3 gün sonra veya 3-5 yıl sonra bile olabilir) yazılarımda yer almasını isterseniz hayaterkegi@gmail.com'a mail atabilirsiniz. Sevgiler.

22 Mayıs 2011

15 yaşında da olsan bir çok şey öğrenilebiliyosun. Yeterki tüm salaklığını yanına alıp, kötü insanlarla bi an önce tanış.

Yaşamak için çevremdeki hiç kimseye ihtiyacım olmadığını anladığımda 15 yaşındaydım. Sevdiklerimin, bedenime bile dokunmadan canımı en çok yakan insanlar olacağını acı bi şekilde öğrendiğimde de 15 yaşındaydım. Ne tesadüftürki hiç kimseye güvenilmeyeceği öğrendiğimde de 15 yaşındaydım.  Çevremde "ağzı ve kırpacak bir gözü olan herkesle sex yapılabilir" diye düşünen insanların yaşadığını öğendiğimde de 15 yaşındaydım.

Sanırım ilk ciddi saxolarımdan birini de işte o yaşlarımdayken, 2 gün önce tanıştığım 40 lı yaşlarında göbekli, kirli sakallı, bıyıklı ve esmer bi adama çekmiştim. Bana 10 lira vermişti. Önce (nedenini bilmediğim ama şimdi çocukluktan olsa gerek diye düşündüğüm) içimi garip bi sevinç kaplamıştı. Ama aklım başıma gelip, parayı yavaşça olduğum yere bırakıp adamın gözlerinin içine, kendi gözlerim dolu dolu bi halde bakıp arabadan inmeye kalkıştığımda aradan yalnızca 5 dakika geçmişti.

Arabadan inip yol boyunca yürümeye başladığımda ve şehir dışında kuş uçmaz kervan geçmez bi yerde olduğumu anladığımda ise sadece 10 dakika geçmişti ve ben onun arkamdan gelip yalvarmasından sonra mecbur olduğumu anlayıp, tekrar arabasına bindiğimde ise taş çatlasın en fazla 15inci dakikadaydık.

Kimseye artislik yaparak bi yere varılamayacağını öğrendiğimde 15 yaşındaydım. Kimsenin bana artislik yaparak bi yere varamayacağını öğrendiğimde de 15 yaşındaydım. Çok sevdiğim insanların aslında paranın her şeyi satın alabileceğine inanan insanlar olduklarını öğrendiğim de 15 yaşındaydım.

Çok sevdiğimi sandığım, ama aslında bi sikim olmayan insanları hayatımdan çıkarmak için her hangi bir bahaneye ihtiyacım olmadığını anladığımda da 15 yaşındaydım. Bu yüzden hayatıma sokup sokup çıkardığım insanların benim için değeri, bana verdikleri değer kadar oluyor. Ne kadar sevilirsem o kadar seviyorum, ne kadar değer verilirsem o kadar değer veriyorum. Ama aslında hep yanlış anlıyorum. Çünkü ben, aslında anlık zevkleri için sevilip değer veriliyorum. İşte bunu anladığımda karşımdakini ne kadar büyük bir yanlış anlamayla sevmiş olsamda, canım yanarak hayatımdan sessizce siktir ediyorum, yada olmadı hayatlarından sessizce siktir olup gidiyorum. Hani kimseye akıl vermiş gibi olmıyım ama; değer verdiğiniz herkesin bi gün götünüze, ağzının sularını silerek bakacağını hiç unutmayın.

4 yorum:

bir tırtıl dedi ki...

Sevgili Hayat Erkeği,

Sen nasıl bir insansın ki en doğal ve mahrem hallerini bile bu kadar içtenlikle, bu kadar güzel bir biçimde yazıya döküp bizlerin huzuruna sunabiliyorsun, bilmiyorum. Bu blog olayında sanırım en güzel şeylerden bir tanesi “seni anlayabilen” insanların varlığından haberdar olabilmek olsa gerek. Bu nedenle bu yorumu biraz uzun yazacağım. Çünkü hergün yeni bir yazısı var mı diye bakıyorum bloguna emin ol :)

Ben 15 yaşında sigara içmeyen, basit liseli flörtleri olan, öpüşme deneyimi bile bulunmayan, sadece babasından harçlık alan, harçlığından fazlası için babasına dil döken, okuluna elinde kitaplar tin-tin-tin gidip gelen bir tiptim. İdeallerim vardı. Seni anlamam imkansız.

Sonra sonra iş hayatı, beş para etmez ama elinde az ya da çok para bulunduran insanların seni bir makineden farksız görecek biçimde yönetici eğitimleri alıp bunları uygulayabilen orospu çocuklarını gördükçe o ideallerin toplumla ilgili olan kısımları puff oldu. Sonra sonra aşk için deli gibi yüreğinin çarptığını düşünüp iki gün sonra SMS ile “bitti” ana temalı mesajlarla karşılaştıkça ideallerimin aşkla ilgili kısmı kayboldu. Ve en sonunda dost bildiğin insanların basit bir münakaşada taraf olmamak adına senin hissiyatını bile düşünme gereği duymadan karşı tarafla yan odalardan kahkahalarını işitince insanoğlunun sahte “canım-cicim”lerden ibaret olduğu kanısında vardım, ideallerimin dostlukla ilgili kısımlarını da ben kendim çöpe attım.

Değerinin karşındakinin ihtiyaçlarına (insani değil sanırım) yanıt verebildiğin kadarıyla ölçülerek sağlandığını fark ettiğimde 15 yaşında değildim ama bu uzun yorumdan sonra amacına sadık kalacak biçimde sana “seni anlayabildiğimi” söylemek istiyorum. Buradaki onlarcası gibi ben de senin söylediklerine kulak asmaya devam ediyorum. :)

Hayat_Erkegi dedi ki...

@tırtıl senin yorum blog yazısı gibi durmuş =) alıp blog yazısı olarak yayınlayasım geldi de durdum. Birbirimizi anlayabildiğimize sevindim.

Her şey yalan dolan, anlaşıldığını bilmek kadar güzel şey yok.

bir tırtıl dedi ki...

bir ara ben de düşündüm bloga koysam mı diye ama... :) teşekkürler

Kıreyzi Görl dedi ki...

Seni sadece şurada yazdığın yazılardan tanıyan biri olarak senin hakkında düşündüğüm şeyler doğrulukları açısından ne derece sapmaya uğrar bilmiyorum ama sen epey güzel bir insansın. Ayrıca günün birinde salyalarım aka aka götüne bakmayacağımdan emin olabilirsin. :)