Basın Açık Lama'sı: Yazmayı seven ve hatta yazarken eğlenen biriyim. Blogda yazdıklarımın tamamını yaşamadım, yaşamıyorum. Yazdıklarımın içinde; arkadaşlarımdan dinlediğim güzel anılar, çevremden duyduğum konuşmalardaki küçük tatlı anlar, birinin başından geçmiş ve onu üzen olaylardan etkilendiğim için buraya yazmaya karar kıldığım şeyler de var.. Ama yazarken, sanki yaşanılanları ben yaşıyormuşum gibi hissettiğimden dolayı, birinci ağızdan yazmak beni rahatlatıyor. Başka türlü de yazamıyorum. O yüzden "hayatlarınızın küçük bir anından ilham alıyorum" deyip, bu bahsi kapatmak isterim.
Ve son olarak; eğer sizde acı veya tatlı anılarınızı benimle paylaşarak, ilerleyen günlerde (2-3 gün sonra veya 3-5 yıl sonra bile olabilir) yazılarımda yer almasını isterseniz hayaterkegi@gmail.com'a mail atabilirsiniz. Sevgiler.

29 Ağustos 2010

Güzel şeyleri yazdığım zaman, sihri bozuluyor. Sihrine sokıyım dünyaaa

Son günlerde uykusuzluk problemim had safhaya ulaştı. Artık geceleri uyumuyor, yemiyor, içmiyor ve sikişmiyorum. Bunlara bağlı olarak gün içinde de, kendini gösteren dengesizlikler baş göstermeye başladı. Bu dengesizliklerin en başında, ufacık bir espriye karşı ani kahkaha patlamaları falan filan. Peki neden bunları yazıyorum derseniz kendimi acındırmak için olabilir. Okuyunca ahh canım yazık ya, uyuyamıyor, ahh canım yazık ya yemiyor, içmiyor, ahh canım ya hiç sikişemiyor diyecek ve bu yazıyı okuyanlar belki bir kere verme teklifinde bulunacaklar. Hııııhııı evet işte bu kadar zavallıyım.

Her neyse bunları yazmışken, bugünün başlangıcını da yazıyım. Pazar günü olmasından dolayı uyuyamadım ve siktiğimin iş günlerindekinden nerdeyse kat be kat erken uyandım. Oysa gece geç uyursam, en azından öğleden sonra veya en azından 12 civarı uyanacağımı düşünmüştüm. Ama düşündüklerimin hiç birinin gerçekleşmemesi gibi bir evren düzeni olmasından dolayı, doğal olarak buda gerçekleşmedi ve ben sabahın 9 unda gözlerimi açıverdim. Yaptığım ilk iş çişe gitmek oldu. Sonra gelip bilgisayarı açtım. Gece en son hatırladığım şey saat 4 tü, 99 Frank filmini izlemek için açtığım ve sonra filmin ilk 10 dakikasından, kendi kendime ''siktir len'' çekip zıbardığımdı.

Sabah uyandığımda ise, madem film vardı izliyim diye açtım ve izledim. Meth edildiği kadarıyla, önerildiği kadarıyla o kadar da iyi bi film değildi. Filmi geçen tanıştığım 36 yaşlarındaki piçin bir önermişti. Hani bi cafede entelce buluşup film almıştımya. Hah işte o piç önermişti. Ama onun verdiği filmi izleyememiştim ve bu yüzden gidip başka bir yerden tekrar yükledim. Film, bazı sikko sahneler ve sözlerle müthiş olsada, pek bi sikime yaramıyor. İzlemediyseniz hayati bir şey kaçırdınız sayılmaz, izlememeye devam edin.

Film az önce bitti. Dolan boğazımı gidip temizledim ve gelip bu satırları yazıyorum. Şu an aklımda olan tek şey, öğleden sonra eve atacağım çocuk için hazırlanmak. Hazırlanmak dediğimde bi bok yapacağım olarak algılanmasın. Sadece dujjj alacağım ve belki dişlerimi falan fırçalarım. Aslında genel olarak ne bok yiyeceğimi hiç bilmiyorum ve tamamen spontaneım.

Neyse işte bu kadar. Sonra gelişmeleri yine yazarım. Çocuktan da çok fazla bahsetmek istemiyorum. Çünkü yazınca, evren dediğiniz şey, yada kosmos falan bana hile yapıyor ve sonuç olarak bi boklar olmuyor. O yüzden bu sefer bana özel kalsın istiyorum. İkimiz için, ama yalnızca bana özel.

Heyyyy Piç bu satırları okuyorsan, seni neden burda sikime takıp, yazmadığımı anladın mı? Lan ibne bana özel ol istiyorum. Şerefsizz
ha bide bunları yazınca kendimi çok romantik gördüm. Ama siktir et, koy götüne gitsin.

2 yorum:

x-coach dedi ki...

şu 36'lığı bana ayarlasana.





























diyomuşum.

HayatErkegi dedi ki...

ibnetor seni :D