Basın Açık Lama'sı: Yazmayı seven ve hatta yazarken eğlenen biriyim. Blogda yazdıklarımın tamamını yaşamadım, yaşamıyorum. Yazdıklarımın içinde; arkadaşlarımdan dinlediğim güzel anılar, çevremden duyduğum konuşmalardaki küçük tatlı anlar, birinin başından geçmiş ve onu üzen olaylardan etkilendiğim için buraya yazmaya karar kıldığım şeyler de var.. Ama yazarken, sanki yaşanılanları ben yaşıyormuşum gibi hissettiğimden dolayı, birinci ağızdan yazmak beni rahatlatıyor. Başka türlü de yazamıyorum. O yüzden "hayatlarınızın küçük bir anından ilham alıyorum" deyip, bu bahsi kapatmak isterim.
Ve son olarak; eğer sizde acı veya tatlı anılarınızı benimle paylaşarak, ilerleyen günlerde (2-3 gün sonra veya 3-5 yıl sonra bile olabilir) yazılarımda yer almasını isterseniz hayaterkegi@gmail.com'a mail atabilirsiniz. Sevgiler.

29 Temmuz 2010

Boşaldım bitti her şey. Hadi şimdi siktir ol git

Saat şu an 00:12 yine kudurdum. İçimdeki kuduruk adam dışarı çıkmam için, avaz avaz bağırıyor. Gerçi onun bağırıp ruhumu daraltmasına gerek yok, çünkü az önce tamda dışarı çıkmak için giyinmiştimki, laptopu açıp ne var ne yok bakınıp çıkıyım dedim. Ama dememle yapmam bir olmadı, ekrana yapışıp öyle kaldım.


Bende ki net alışkanlığı, herhangi birinin sigara alışkanlığı gibi bir şey. Bırakamıyorum ve başka bi bokda yapamıyorum. Bazen bundan rahatsızlık duysamda, çoğu zaman beni eve hapsedip, dışarı çıkarak para harcamaktan kurtardığı için, içten içe bu alışkanlığıma teşekkür ediyorum.

Neyse yahu ben dışarı çıkıyorum, nasılsa bara giderim. Saç sakal, erkek kokusu çekiyor canım. Belki barda çok hoşuma giden biriyle tanışırım ve barın o müziği altında bol bol konuşmaya çalışırız. Eğer bol bol konuşmaya çalışıyorsam, hoşlanmışımdır. Hoşlanmışsam ve fazla elektrik alırsam davet ederse, belki onunla yerin dibine bile giderim. Sonra iyice sevişip boşalınca, çocukça bir mutluluk hissiyle sarılıp uyurum falan.

Her zaman böyle çocukça bir mutluluk hissiyle sarılıp uyumuyorum zaten. Çoğu zaman, çok fazla hoşlandığım biri değilse ve o zaman sadece sikime kulak verip adamın peşinden gitmişsem, bedenimin ihtiyacı olan o pis sevişmeden sonra boşalınca, hiç kimsenin bana dokunmasına izin vermiyorum. İşte o anlarda kendimden bile miğdem bulanıyor. Sırf bu yüzden bazen kendimden, şu boşalma sonrası karşımdaki kişiden tiksinme olayından, nefret ediyorum. Boşaldıktan sonra birinin bana dokunmasını istemiyorum. Hatta mümkünse siktir olup gitsin yanımdan. Ve zaten çoğu zaman, boşaldıktan sonra küçük bi bahaneyle hemen kaçıveriyorum.

 Eğer hoşlandığım biriyse, boşalmama rağmen adeta yapışıp kalıyorum. Ama işte dediğim gibi bunun aksiyse, yani öyle sırf elde avuçta kimse olmadığı için onunla yatağa girmişsem, ıııh imkanı yok ne yanında kalabilirim, nede dokunmasına izin verebilirim.Yani o derece soğuyorum işte...
Yalnız aradan bi 5 dakka falan geçmeden yine sırnaşıyorum ve çoğu zaman sarılıp uyuyorum. Sarılıp uyumanın tadını da hiç bir şeyde almıyorum. Hatta sarılmak bana huzur veriyor. Yanımdaki bedenin bana ait olması, ona istediğim gibi dokunabilmem, sarılabilmem, burnumu koltuk altına sokup içime kokusunu çekebilmem, bunlardan herhangi birini bile yaptığımda bile içimi tarifsiz bir sevinç kaplıyor. 

Hiç yorum yok: