Basın Açık Lama'sı: Yazmayı seven ve hatta yazarken eğlenen biriyim. Blogda yazdıklarımın tamamını yaşamadım, yaşamıyorum. Yazdıklarımın içinde; arkadaşlarımdan dinlediğim güzel anılar, çevremden duyduğum konuşmalardaki küçük tatlı anlar, birinin başından geçmiş ve onu üzen olaylardan etkilendiğim için buraya yazmaya karar kıldığım şeyler de var.. Ama yazarken, sanki yaşanılanları ben yaşıyormuşum gibi hissettiğimden dolayı, birinci ağızdan yazmak beni rahatlatıyor. Başka türlü de yazamıyorum. O yüzden "hayatlarınızın küçük bir anından ilham alıyorum" deyip, bu bahsi kapatmak isterim.
Ve son olarak; eğer sizde acı veya tatlı anılarınızı benimle paylaşarak, ilerleyen günlerde (2-3 gün sonra veya 3-5 yıl sonra bile olabilir) yazılarımda yer almasını isterseniz hayaterkegi@gmail.com'a mail atabilirsiniz. Sevgiler.

15 Kasım 2011

Arkadaşınla yatmak sorun değil. Asıl sorun arkadaşının arkadaşıyla yatmak

sanki çok önemliymiş gibi "illa bu yazıyı okuycam" diyorsan, bu yazı şurdan başlayıp geldi: ŞURDAN TIKLA

Ben kumralı öpüp geri kaçarken o da elimi tuttu. Sonra o elimi tuttuğunda bi hoş oldum, bende elini kavradım ve sonra biz böyle yılların aşkıymışız gibi el ele tutuştuk ve bende artık aptal numarasını kenara bırakıp kendim olayım dedim. Sonra kendim olmaya karar verince bunla iyice öpüşmeye başladık ve o da bende bayaa bi eğlenmeye başladık. Ama bu bi ara köşede oturan arkadaşlarından birinin yanına gidince (sanırım o arkadaşı çağırdı) böyle sikim kadar boyu vardı, kara kuru kargalar gibiydi. Zaten etrafa bakındım, barda ondan daha çirkini de yoktu. Hani yeminlen söylüyorum, ben bile ondan yakışıklıydım. Adam o derece çirkin ve böyle itici bi havası vardı.

Neyse kumral onun yanına gidip gelince bi anda soğudu ve sonra da gidip onun yanında oturdu kaldı. Böyle bende mal gibi ortada kalınca, olayın başında bana kaş göz yapan arkadaşına yaklaşıp "teşekkür ederim" dedim ve kumral gelir diye de öyle orda durup, bostan korkuluğu gibi müzik eşliğinde biraz daha sallanmaya devam ettim ama kumral gelmedi ve sonra bu karga onun elinden tutup başka bi köşede bu ikisi yalnız oynamaya başladılar. Kumral ve karga öyle diğer kenarda oynamaya başladıklarında, kumral'ın bana kaş göz işareti yapan arkadaşları kulağıma yaklaşıp ne olduğunu sordular, bende "bilmem, konuştular ve şu an ordalar. bir şey yok her halde" dedim. Ama bi yandan da olayı anlamaya çalışıyordum. Çünkü resmen mal gibi kala kalmıştım öyle.

Sonra dedim "her halde bu yanına gitmemi istiyor" falan diye düşünüp, yanına gittim ve böyle kendi kendime havalara girmeye çalışıyorum. Ama yok ııh, ben oynaşırken bu karga gelip aramıza giriyor ve onu başka yöne çeviriyor. Sonra aradan böyle çekişmeli bi kaç dakika geçince, kumral bana dönüp "ya kusura bakma ben sadece buraya eğlenmeye geldim" dedi. Bende içimden "ananın ammına geldin. eğlenmek için daha berbat müzik olan bi yer yok muydu, orospunun evladı" derken, ağzımlada "anlıyorum, okey. o zaman sana iyi eğlenceler" dedim ve yanlarından ayrıldım.

Ama o yanındaki sikim kadar boyu olan kargaya nasıl bozuldum varya. Yemin ederim bi an onunla göz göze gelmek için o kadar fırsat kolladım, piç bana dönüp bakmadı bile. Sinirimden kendi kendimi sikecek gibiydim resmen. Zaten bana dönüp baksa öyle bi bakış atakcaktımki, bakışım şimşekden pek farksız olmayacaktı. O kadar kızdımki o anda elimde dinamit olsa götüne sokup patlatacaktım. O derece kızgındım.

Sonra baktım kızarak olmuyor, bardan çıkıp başka bi mekâna geçtim. Burda bizim piçoskiyle karşılaştık, o da çıkıyordu. Öpüştük falan derken ben içeri geçip içeceğimi falan aldım, sigarayı yakıp tüttüre tüttüre duvarlara sürünerek oyalanmaya başladım ve piçoskinin seviştiği adamla karşılaşıverdik. Selam sabah derken hoop bi baktım bu bana yılışıyor. Böyle biraz soğuk davranarak sanki anlamıyormuş gibi yaptım ve hafif hafif uzak kaçtım. Sonra bu yine geldi, bu sefer iyice götümü mötümü ellemeye başlayınca biraz daha uzak kaçtım ve o anda kumral'da bara geliverdi, ama yanında karga yoktu. Sonra biz kumral'la bir iki defa daha böyle bakıştık ve içimden "sikerim böyle aşkın ızdırabını, ben oynamıyorum" deyip siktir ettim kumral'ı ve kendi keyfime bakmaya başladım.

Hayır yani aptalın teki olduğum için aptal numarasına yattım seni tavladım, ama yani sende gelmişsin 31 yaşına ve hala karganın bokuyla hayatına yön veriyorsan sikerim senide, güzelliğinide. Amcık zaten başkasının kafasıyla yaşıyorsan benden daha aptalsındır. Ben yanlışlarımın bile sadece bana ait olmasına dikkat eden biriyim. Doğrularımın ammına koyim. Doğru zaten doğrudur bunun eleştirilecek yanı yoktur. Ama yanlışlar daha önemlidir. Eğer o yanlışı ben yapamıyorsam başkasının yanlışıyla hayatıma yön veriyorsam affedersin müdürüm götünden şırıngayla kan alırlarda söylenmeye hakkın olmaz. Durum budur yani.

Sonra baktım Kumral arada dönüp dönüp bakıyor falan, bende çıkıp başka bi köşeye gittim. Böyle orda kendi kendime oyalanırken baktım piçoski çıktı geldi. "Hayırdır lan, ne oldu? sen az önce eve gidiyorum deyip çıkmadın mı?" diye sorunca o da "sıkıldım döndüm" dedi. Sonra piçoskinin seviştiği adam ve ben böyle biz üçümüz oyalanmaya başladık. Bi ara slow müzik çalmaya başlayınca çıkalım dedik ve çıktık.

Piçoski ve seviştiği adam (ayyy seviştiği adam'a da bi isim bulayım da uzun uzun yazıp durmıyım. adı "kısır" olsun. Ne alaka bilmiyorum ama işte adı bu olsun ya)  Piçoski ve kısır koklaşa koklaşa istiklalde dolanırken, piçoski bi ara "ben eve gidiyorum" deyince, bende atlayıp "bende eve gidiyorum" dedim ve piçoski o sırada "ben şurdan bi arabaya atlıycam" deyip bizden ayrıldı. Bizde kısırla meydana geldik ve ben "hadi kendine iyi bak" falan derken bi baktım bu beni sıkıştırdı "ya siktir et evi, gel bende uyursun" falan filan dedi. Bi yandan aslında gerçekten eve gitmek istemiyordum, bi yandan da işte canım sıkılıyor. Ama ona da gitmek istemiyorum. Zaten "gel bizde uyu" cümlesinin neresine el atsan çocuk doğuyor, çünkü her tarafından yalan olduğu, aynı yatakta uyumak istendiği belli. Hatta beni boş ver, Kısır bile yalan söylediğinin farkında. Böyle baya bi ısrardan sonra tamam dedim ve yürümeye başladık.

Kısır cihangirde oturuyordu, cihangire doğru attığımız her adım sanki böyle bedenimin üzerinden çivi topuklu ayakkabılarla yürüyormuş gibi bir hissle atıyordum. Ayy ne kadar zormuş insan bi arkadaşının seviştiği kişiyle sevişme ihtimaline girmesi. Gerçi piçoski "kısırla aramızda bir şey yok, sadece işte arada görüşüyoruz, sevişiyoruz. Zaten bizim onunla aramızda aşk falan hiç bi zaman olamaz" demişti ama ben yinede sanki böyle cinayet işleyecekmişim gibi bir hisle doluydum. Bide ömrümde ilk defa böyle bi olay başıma geliyor. Hani daha önce hiç bi arkadaşımın yılıştığına bile, dönüp "yatmak ihtimali olabilir mi, olamaz mı?" diye bile hiç bakmadım. Aklıma hiç bi zaman böyle bir şey gelmedi. Sanırım ilk defa böyle bi boku yeme olayından dolayı böyle titreye tireye yolu geldik.

Ama ben nasıl tırsıyorum varya. Sanki piçoski arkamızdan gelecek ve yüzüme tükürüp "tüüüü şerefsiz piç, sizi 2 dakka yalnız bıraktım hemen tav olmuşsunuz" diye saydırmaya başlayacak ve ben o arada yerin tee 77 kat dibine girip girip çıkacaktım. Zaten yol boyunca da 10 defa arkama dönüp, baktımda baktım. Kısır huzursuzluğumu farkedince, o da piçoski ile aralarındaki şeyi; piçoski'nin anlattığı şekilde anlattı ve rahat ol dedi. Ama bende rahatlık yok, aksine bi huzursuzluk bi kızgınlık var ama yinede onunla yürüyorum. Sonra eve gelince, çişimizi yaptık ve o hemen soyunup yatağa gitti. Bense salondaki kanepeyi gözüme kestirp bağıra çağıra "bana battaniye ver, ben burda yatcam" dedim. Ama o "saçmalama yaaee" falan diye diretince kalktım gittim yatağa.

Üstümü çıkarıp kapıya astım ve altımda pantolonum yatağın ucuna uzanıverdim. O beni böyle pantolonla falan görünce "çıkar şunu rahat ol" dedi ve bende "altımda bir şey yok" dedim. Çünkü iç çamaşırı giyinmeyi sevmiyorum. O yüzden sadece pantolonla dolaşırım. Sonra o şaka yaptığımı sanmış olacakki ısrar etti ve bende kalkıp çıkardım. Bunun üstüne "ohaa, cidden hiç giyinmiyor musun?" dedi. "Evet" dedim ve yorganı üstüme çektim. Sonra oda şortunu falan sıyırdı ve hoppadana bana yapışıverdi. O böyle götümü mötümü mıncıklarken boynumu yalamaya başladı. Ama kısır'ın tipi aklıma geldikçe ben biraz tepkisiz kalmaya çalışıyorum derken 5 dakka sonra sikim bi kalktı ve ben dönüp ellerimle onun tenine dokununca, kendi kendime "oha" demek zorunda kaldım.

O kadar güzel bi teni vardıki, insan dokundukça dokunmak istiyordu. Olay böyle kopup ilerledikçe şeye kadar geldik. O sürekli sikini tüküreükleyip götüme sokmaya çalışırken ben "üfff yeter, ben daha önce hiç yapmadım. O yüzden rahat dur" dedim. İç çamarı giyinmediğime inanmayan adam, buna inanır mı? peeeeh hala ısrarda. "Yaw dur cidden hiç yapmadım. Hani her şeyde rahatımda,  iş giriş çıkışa gelince orda kırmızı ışığı yakıyorum" dedim ve o bunun üstüne durup altıma geçip "o zaman sen sik beni" dedi. Ama ben hafiften prezerlatifi takıp, içine girer gibi olunca bu bi bağırdıki korkudan hemen geri çekildim. "Ya seninki çok büyük hayvan mısın nesin, olmaz öyle" dedi.

O böyle diyince teninin güzelliğini falan siktir edip, tipine odaklanarak kendime gelip, hemen tekrar sevişmeye koyuldum ve bi yandan da piçoski aklımda kızarak bunu dişleye dişleye boşaldım. Boşaldıktan sonra iyice utandım. Yorganı başıma çekip "ne bok yedim ben, piçoski duyarsa ne yapcam" derken. Aklımda piçoski ve onunla bundan sonra nasıl görüşürüm ki sorular vardı. Sonra bu sorular bi yarım saat sonra kendini kısırla tekrar sevişmeye bıraktı. Biz yine seviştik falan derken bu sefer o boşaldı ve ben yine yorganı başıma çekip piçoskiye ne diyeceğimi nasıl onunla arkadaşlığımızı devam ettireceğimizi falan düşündüm.

Abi bu durum bana çok büyük şerefsizlik gibi geliyor. Çünkü arkadaşsınız ve sanki ne biliyim ya öfffff. İşte kafam karmakarışıktı. Sonra öyle böyle derken uyuya kaldık ve ben rüyamda seda sayanla bizim evimize torba torba patates ve koyun yünü taşıdığımızı gördüm. Güya patatesleri ve yünleri eve bırakıp onu kanal d'de çıkacağı programa yetiştirecektik ve hatta rüya bu ya, seda sayan benim teyzemmiş. Yün torbalarını bıraktık ve seda sayan servis arabasına bindi gitti, işte tam o anda ben uyandım.

Daha doğrusu kısır hayvanı "kuzenlerim geliyor" diyerek beni uyandırdı. Oysa gece uyumadan önce kaçta uyanacağını sorduğumda "gün boyu boşum, uyansam bile evdeyim rahat ol" demişti. Amcık, şimdi ise resmen işi bitti "siktir git" ayağı yapıyordu. "Sen kim oluyorsunki beni evinden siktir ediyorsun" falan diyemedim tabii. Kendimi inanılmaz ezik ve beş para etmez değersiz biri görerek giyindim ve elimi yüzümü yıkayıp "görüşürüz" diyerek çıktım.

İşte bu tür olayların bu yanını sevmiyorum. Böyle gece sana methiyeler dizen adam, sabah seni sepetlemek için nerdeyse anasının ammından bahaneler uyduruyor. Hayır yani bu tür olaylarda söylenilen bahanelerde hiç bi sikim inandırıcı değil, onun yerine açık açık "ya tamam işte seviştik, hadi siktir ol git" denilse inanın bu kadar can acıtmaz. Sırf bu sevişme sonrasındaki, eften püften siktir bahaneleri yüzünden, biriyle yiyişeceksem ya otele giderim, yada hiç bi yere gitmem. Sikmişim ecdadını. Sokak ortasında yiyişirim, ama kendime siktir çektirmem. Gerçi uzun zamandır, buna dikkat ediyordum ve çoktandır kimsenin evine gitmemiştim, ama işte bu akşam piçoski aklımda olunca böyle bu siktir edilme şeysi hiç aklıma gelmemişti.

Neyse sonra ben çıktım böyle istiklal'e geldim dolandım falan derken, demirören'e girip arby's ten bişiler atıştırarak karnımı doyurdum ve sonra da virgin'e girip sinema köşesindeki koltuklardan birine oturdum. Ama aklımda piçoski vardı ve sürekli böyle tık tık tık tık tık böyle sanki beynimin içinde çınlayıp duruyordu. En son dayanamadım ve telefonu çıkarıp onu aradım. "Selam piçoski nasılsın" falan filan derken ben baklayı ağzımdan çıkardım. "Ya eğer kızmayacaksan sana bir şey söyliycem" dedim ve o hemen "yattınız biliyorum" dedi. Bende "ya evet. ama ne olur kusura bakma falan" diye en ezik moda geçmiştimki, o "ya üfff saçmalama, bizim kısırla aramızda bir şey yok. sende rahat ol. ben zaten sizden ayrıldığımda öyle olcağını tahmin etmiştim. kısır bana "sende gel üçümüz yatarız" dedi ama benim işim vardı" dedi.

Piçoski bunları söylerken, ben bi anda bi rahatladım, bi rahatladımki anlatamam. Sanki dersin tüm dünyayı sırtımda taşıyordum da, şimdi biri onu alıp kenara bırakmıştı. Böyle rahatlayınca da biz böyle normal sohbetimizi ettik ve kapattık. Sonra ben "madem sinema köşesindeyim, zaten içerisi de sıcak dışarı çıkmıyım" diye düşünüp koltuğa oturdum ve ekranda yeni başlayan poseidon filmini izlemeye başladım. O arada yaşlı bi amca geldi yanıma, o da biraz filmi izledi kalktı gitti, sonra 2 genç çocuk geldi, hoparlörleri sayıp (toplamda 12 tane hoparlör) "ulan bunda negüzel porno film izlenir" muhabbeti yaptılar ve sonra onlarda kalkıp gittiler.

Filmde güzeldi valla. "Ohh keşke mısır falanda alsaydım" falan diye içimden geçiriyordumki bi kadın gelip yanıma oturdu. Elinde bi poşet cd ve kitap falan. Böyle nasıl olduysa biz muhabbet etmeye başladık. Konu dönüp dolaşıp dünya klasiklerine gitti, sonra ordan çıkıp hip hop ve apaçi müziği üzerine biraz konuştuk, en sonda da nasıl olduysa sezen aksu'yu tartışmaya başlamıştıkki ben "ya  öff sezen aksu da artık ölsün, ya da albüm falan yapmasın" demiştimki kadının gözleri yerinden fırladı. Burnundan solurcasına toparlandı gitti.

Sonra ben filmin sonuna kadar oturdum, film bitince çıktım gittim kitap reyonuna. Kitaplardan birini alıp 110 sayfa kadarını okudum. O arada virgin'in ibnemsi gibi olan, ama kendini saklamak istediği her halinden belli elemanlarından birine "bunlarda indirim yok mu?" dedim o da "maalesef" dedi gülümseyerek.

Adamın gay olduğu her halinden belliydi. Çünkü "maalesef" derken gözlerimin içine bi bakışı vardıki, içimi okudu sandım. Pöfff ledim ve "sağol" dedim. Sonra kitaba gömülüp biraz daha okudum ve o arada o eleman gelip "şuraya geç otur istersen orada oku, rahat ol" dedi. Bende; en nazik, en masum halimi takınıp hafifçe gülümserken "teşekkür ederim" deyip oturdum. Sonra baktım tipine, aslında evet hoş esmer bi çocuk. Güzel bi tipi de var ama ıııh, bugünlük bu kadar piçlik yeter, kitabı bırak ve çık" dedim kendi kendime ve hemen çıktım.

Hiç oyalanmadan eve geldim. Şu an gözlerimden uyku akıyor. Özet olarak arkadaşının seviştiği kişiyle sevişmek kadar iğrenç bi duygu yok. Bunu bi daha yapmıycam. Ayrıca 2 haftadır yiyişmemiştim ve şimdi yiyişince de hiç bi bok anlamadım. Sanırım sevişmek tadını kaybetti. Gerçi kumral'la sevişseydik böyle olmazdı. ama o da istanbul'da oturmuyor teee ebesinin ammında oturuyor ve ayda yılda bi istanbul'a geliyormuş. Gerçi siktir et onu da artık takmam bile. Neyse ben uyumaya gidiyorum byes.

12 yorum:

operadakikazulet dedi ki...

Aaab, ne kuruntulu adamsın şiştim haa:)))Ayyhhh:))Kendini nelerle üzüyorsun. vicdanın öldürecek seni bi gün "etik... etik..." diye. haa sana diyom ama ben de accuk öyleyim:)
imza: dinineküfredenmüslümgürses

Hayat_Erkegi dedi ki...

ya yok etiği falan taktığımdan değil, sadece o gün öyle oldu? garip bişi yani.

özge dedi ki...

hayat erkeği'nin blogu gerçekten keyifli, onu okumaktan hoşlanıyorum. tek problemim ona çok yakışan o argo dili :)

bugünkü yazısı üzerine sayfalarca şey yazabilirim aslında önemli noktalar var ama ben kısa kesip yaşanılanlar üzerinden kendi görüşlerimi yazmak istiyorum; siyasi referanslardan arınarak ve sadece hayat erkeği'nin yaşadığını insan doğası üzerinden değerlendirerek( gerçi bu değerlendirmede de siyasi referanslar var en azından bakış var neyse)... insanın "var olma" ve "sonuyla birlikte" anlamlandırma konusunda ciddi problemleri varken kişinin ilişkilerinde mülkiyet aidiyet sahiplik gibi referansları kullanması mantıklı gelmiyor bana. ilişkileri mülkiyet üzerine kurmamalı. kimse kimsenin mülkü veya aidiyetinde değil. insanın karmaşasında içsel çelişkileri çoğu zaman bu durumu reddetse de bencillik yani özünde olması gerekenin bu olduğunu düşünüyorum. hepimiz için "zor" ama olması gereken de bu bana göre. bu açıdan baktığımda hayat erkeği'nin yaşadığında sorun görmüyorum.

aidiyet mülkiyet sorunu haricinde ise insanın kendini tanımlarken ve "kendi doğrularını" yaratırken oluşturduğu kimi nitelemeler vardır dürüstlük gibi mesela.. bu açıdan bakıldığında, olaya hayat erkeği'nin "kendi doğruları ve yanlışları üzerinden" değerlendirmek gerekir. herkesin kendini doğrulama tanımlamaları farklıdır. eğer hayat erkeği'nin "kendini tanımlaması" içinde dürüstlük tanımı varsa, sorun onun bu tanıma ne kadar uyduğu. aslında cevap onda saklı.. bana göre açıklamasını yapmıştır öncesinde bu açıklamayı yapabilir miydi elbette, ama insan gibi sorunlu bir varlığa da, "çok fazla yüklenmek" ne kadar mantıklı o da ayrı bir sorun. neyse..

not: kondom kullanmana sevindim bu arada ..

Lazanya dedi ki...

Erkek her yerde erkek. Ne öyle, arkadaşının yanına gidip bir daha sana bakmamak. Ne öyle, yatıp kalkıp sabah kışkışlamak. Çok küfür etmem ama bu olay çok sikko.

Durumlar karşısında ettiğin her küfür, yerinde. Cuk diye oturuyor.

Hep merak etmiştim kim kimi yapıyor diye :D Demek böyle kim isterse :D

Kumral ile de neler neler düşünmüştüm yine yanılttı beni amk. Ben zaten anlamıyorum erkekleri. Hep yanılıyorum.

Lazanya dedi ki...

piçoski de kendini gösterecek mi acaba yorumlarla? :))

Adsız dedi ki...

özge bence hayat erkeğine bir kere ver:)) sonra kurtul..ne ya bırak adam istediğini yaşasın..sikmişim felesefeni..

Cherry dedi ki...

ben neden yazılarını okurken gelip yanaklarını ısırmak istiyorum ha!

asliguengoer dedi ki...

yaaaa hayat erkegi, bak simdi. ben seni takibe almak istiyorum, ama olmuyor. yeni geldim buraya.:D öyle de takip ediyordum, ama simdi gerceken tiklama ile takip etmek istiyoum. nasil oluyor? senin sayfadnda bulamadim.:( sevgileeeer.:*

asliguengoer dedi ki...

yaaaa hayat erkegi, bak simdi. ben seni takibe almak istiyorum, ama olmuyor. yeni geldim buraya.:D öyle de takip ediyordum, ama simdi gerceken tiklama ile takip etmek istiyoum. nasil oluyor? senin sayfadnda bulamadim.:( sevgileeeer.:*

Hayat_Erkegi dedi ki...

@aslıcık sağ tarafta "sevgili seyirciler" kısmı var orda "bu siteye katılın" butonuna tıklaman yeterli.

vs dedi ki...

bu ne ya sen harbiden hayat erkeği olmuşsun. bi de hala arkadaşının arkadaşıyla yatmayı dert ettiğine inanmak mümkün değil bu kadar değer yargısı -100 olan biri nasıl arkaşının arkadaşıyla yattı diye üzülür üstelik bahsettiğin kişilerde sanırın teresanın uzaktan halası pöfff kustum

Adsız dedi ki...

ya sen harbiden hayat erkeği olmuşsun.senin gibi değer yargıları -100 ü vurmuş birinin tutupta aman aman arkadşımın arkadaşıyla yattım demesine güldüm sanki bahsettiğin kişilerde teresanın uzaktan halası pöfff kusulmıcak gibi değildi kustum.benden tavsiye istemezsin ama ben genede söylemek isterim bu kadar derbeder değersiz yaşamak seni mutlu etmez hep kendinden tiksinirsin belki şimdi gençsin fakat ilerde bu özgürlük aklına geleni eseni yapmak diye belkide kendi kendine övündüğün durumlar seni çok üzer kendini kalıcı bi pislik gibi hissetmene yol açar.Not:güzin ablanın dayısı değilim ufak bi tavsiye...