04 Eylül 2026

ani harabeleri, adios, geleceğe giden trenden merhaba

geçen yıl iki mememin tam ortasında ara ara çıkıp kaybolan kaşıntıyı fark ettim ve doktora gittim. doktor memelerime bakarken ona "bazen kaşınıyor ve ben istemsizce kaşırken, sanki bi yara kabuğu düşüyor" çok sık değil, ama sanki ara ara çıkıyor, sonra gidiyor" dedim ve doktor hanım "egzama bu, mevsim geçişlerine falan çıkar. bi krem yazacağım, onu kullan" dedi.
çıkışta gittim aldım, sürdüm. değişen bir şey yok. hâlâ mevsim geçişlerinde çıkmaya devam ediyor. hatta iki tane daha çıktı.
Geçen yılki doktor ziyaretimden bir kaç ay sonra ise, başka bi doktora gittim ve sağ kulak arkamdaki kaşıntıdan bahsettim. bakıp egzama dedi, krem yazdı. saçlarıma baktığı için, bi şampuan önerdi. gittim aldım. ara ara kullanıyorum. artık egzama diye bir şeyle tanışmış oldum.

zihinsel gelgitlerim arttı, bugün bi kaç defa üst üste yaşadığım gelgitler korkutmadı değil. kendi kendime dualar okuyup, derin derin nefes alıp vererek sakinleşmeye çalışırken "ya hep böyle devam ederse ve hatta gittikçe kötüleşirsem ne yapacağım" diye düşünmeden edemedim. O an dışarıya bir şey yansıtmamaya çalışıyorum ve başarıyorumda, ama kalabalığın veya o an yapmakta olduğum uğraşın tam ortasında bi anda gelip bastıran garip olduğu kadar da tarifsiz bu ruh hali-hissin beni tamamen ele geçirmesinden ve öylece kalmaktan korkuyorum.
geçen bunu chatgpt'ye yazdım, bana "epilepsi nöbetleri tariflerine benziyor. hemen doktora git" dedi. gitmedim. çünkü önümüzdeki ay rutin kontrolüm var. o zamana kadar kendimi idare edeceğim. 
Şimdi ise Doğu Ekspresi'yle Kars'a gidiyorum. Kars ve o tarafları görmemiştim. Hazır 3 haftalık izin almışken, iznimin 1 haftasını oralarda geçirmek istiyorum. Üstelik bi gay olarak değil, sıradan bir heteroseksüel olarak gidiyorum. Uzun zamandır, gideceğim yerdeki gaylerle tanışma odaklı bi plan yapmadan çıktığım ilk tatillerden biri bu. Farklı, çok farklı bi zihinsel kafadayım şu an.

İbneliği hayatımın merkezinden çıkardığımdan bu yana, hayatın seks olmayan yönlerini daha fazla fark etmeye başladım sanki. bi yere ibne olarak gitmiyor olmak, ibnelerle bağlantı kurmadan bi yeri gezebiliyor olmak, bambaşka bi deneyim.
fermuarımın inmediği, pantolonumun hâlâ göbeğinin üzerine kemerle tutuklu bi şekilde olduğu haliyle yeni bir yeri daha görmek, sadece gezmek, gezebilmek. demekki, şu 3 günlük sikik hayatta her şey mümkün. ve tüm mümkünler, biz nasıl düşünürsek, hayata nasıl bakarsak baktığımız haliyle mümkünleştiriyoruz.yaşasın mümkünler.

bu satırları yazarken, kulağımda da Göksel - Aşkın Yalanmış çalıyor. Trende olmasam, bağıra bağıra eşlik ederdim. üstelik göksel'den daha güzel söylediğimi düşünerek. ama hareket etmekte olan bi trenin 1. vagonunun 17 koltuğunda oturmuş, bu satırları yazıyor ve göksel'e sessiz bi şekilde içimden eşlik ediyorum. Bu satırlar biterken, Göksel şarkı değiştirdi ve şimdi Açık Yara'yı söylüyor. Bunu da çok güzel söylerim Göksel, senden bile daha güzel söylüyorum.

kars'a yarın akşam 20:30 sularında varacağım.
(sularında kelimesi çok garip değil mi? bi ara bu konuya eğileceğim.
pardon eğilmeye tövbe ettim ben. eğilmek yerine, sularında kelimesinin kökenine detaylı bi şekilde bakacağım)
kars'a vardığımda ne yapacağıma dair kaba taslak dahi olsa bir şey yok. Sadece Ani Harabeleri'ni merak ediyordum ve hemen oraya gitmeye niyetliyim. Şehrin havası beni sararsa, bi kaç gün kalmayı düşünüyorum. Belki 1 hafta kadar. Sonrasında Antalya var aklımda, 1 haftalık güneş kum ve deniz dolu bi tatili hak ettim. çünkü şu geçtiğimiz 2-3 yıl çok iyi çalıştım ve kazandığım paraların bi kısmını dünyaya harcamalıyım. 
Memlekete de gitmeyi düşünüyorum. Beni her 3 ayda bi görmekten sıkıldılar ama olsun, hem çalışıp, hem gezilebileceğine şahit olmalılar. Beni gördükçe, sadece çalışıp aç gözlülükle para biriktirmek zorunda olmadıklarına dair bi fikir zihinlerine ekilir.

erkeklere tövbe ettiğimden bu yana iyice yalnızlaştım. hatta yapayalnız bi sap'a dönüşüp kaldım. kadınlarla zaten aramı yapamıyorum. yani arkadaş olarak tanıştığım ve muhabbet ettiğim yeni kadınlar çıkıyor, ama bu tanışmaları duygusal zemine çekme veya sikiş sokuşa çevirme anlamında tık yok. erkekler varken, ilişki arıyorum ayağına onunla bununla tanışma sonrası arada bi heyecanlar, kaçak göçek öpüşler, ilk müsait köşede ayak üstü sürtüşmeler oluyordu ama şimdi erkeklerden el çekince, bu bi kaç dakikalık ucuz duygusal tatminler de tamamen bitti. iyiki bitti. bitirebildim.
arada bazen canım erkek çekmiyor değil. çekiyor ama kendime verdiğim sözü tutmaya kararlıyım.
sokakta göz göze geldiğimiz ibnelerle o anlık çekimlerden kaçmak için çok çabalıyorum. kaçmayı başarıyorumda. erkek çekiminden kaçmak konusunda gittikçe daha başarılı olduğumu da söylemeliyim. bunu başarmamın ana nedeni, sanırım yıllar içinde sike sike kabullendiğim "gay doğdum" yalanının red etmek ve ne olduğumun veya olmak istediğimin dışardan tanımlanmaya gerek olmadığını kabullenmek olduğu olsa gerek. 
evet, tüm kabul edilmiş topppppplumsal doğruları red etmek beni rahatlattı ve kendimi yeniden ele alıp, sakince bakabildim. ne olduğum veya olmak istediğimi, başkasından duymama gerek yok. hayatımız içine edeceksek, bu kendi kararımızla olmalı, başkasının doğrularıyla vicdanımızı susturmayı başarmış olarak değil. 

yol uzun, şarjım %55 ve kulağımda, hande yener "bakıcaz artık" diyor.
bakıcazzzzz
trendekiler uyuklamaya başladı. 
bi kaç film indirmiştim, sanırım onları izleyeceğim. şimdilik adios diyerek kapatıyorum.
adios.

hayat erkeği ankara'dan kars'a gidiyor


02 Eylül 2026

nüks

2018-2019 yılında, bi anda gelen donma halleri yaşardım ve o an tuhaf olurdum. Donar kalırdım veya sesler, renkler, ağzımın tadı, gözlerim, bedenim her şey başkalaşırdı. Anlatamadığım bi ruh haline kapılırdım bi anda ve işte şimdilerde yine o halleri yaşıyorum. Son 3 aydır, çok sık ve hatta bazen günde 2-3 defa yaşadığım oluyor. 
Geçen gün çok sert oldu, metroda bayılmışım, önceki günde otobüsde kendimden geçmişim, her defasında bi kaç saniye sonra kalabalık tarafından uyandırıldığımda ne olduğunu anladığım ve etrafımdakilere, iyi olduğumu ama aslında bazen bu şeyi yaşadığımı, bilincimi kaybettiğimi ama kendime geldikten sonra bir şeyimin kalmadığını ikna etmeye, anlatmaya çalışırken buluyorum kendimi.
Yalnızken oldu mu hiç bilmiyorum ama kalabalıkta olduğu zaman, etraftakilerin kendime geldikten sonraki davranışları ve hastaneye götürelim ısrarlarından dolayı, farkına varmış oluyorum.
Eskiden de böyle olurdu ve işte 2020 yılı sonunda ve 2021 yılı başında tümör teşhisi konmuş, hastane olaylarım başlamıştı.
Benim tümör alınmış, terapilerimi olmuştum ama türü habis olduğu için, nüks durumu her zaman vardı. var. Şimdilerde çok fazla donma ve kendimden geçme yaşayınca "acaba nüks mü etti" diye düşünmeden edemiyorum.
İnşallah nüks etmemiştir. 
Önümüzdeki ay rutin kontrolümü olacağım. inşallah bir şey çıkmaz.
bir şey çıkarsa, bu kez gizli tutacağım. çünkü hayatımda, söyleyecek kimsem kalmadı kendimden başka.