07 Ağustos 2026

eşcinselliğe doğru itilmek mi?

Bi kaç gündür, karşı ofiste yoğun bi çalışma vardı. Mobilyalar, perdeler, lambalar, laminatlar vs değiştiriliyor, bende zamanım oldukça neler olduğuna dair merakımdan gidip ustalarla muhabbet ediyordum. Muhabbetimiz ilerledikçe ara ara çay götürmeye başladım ve tabii su ihtiyaçlarını da gideriyordum. Tamamen kendi inisiyatifim ve gerçek anlamda; bir müslüman olarak sevap işlediğimi düşünerek.
Aksi hiçbir şey düşünmedim, yapmadım ve şu 4-5 gün boyunca olabildiğince bu insani davranış ve yaklaşımıma rağmen, bugün eşeğin amına suyu kaçırdılar.

İlk su kaçırış şöyle oldu;
Çaylarını bırakmış, bizim ofise dönmüştüm. biraz oyalandıktan sonra, tekrar karşı ofise dönerken içeri girmeden hemen önceki camekâna bakmak için, kapının ardında durdum ve o anda kızıl saçlı, bi gözü yeşil bi gözü mavi olan usta "topitoş nereye kayboldu" dedi Kalfa'sına ve güldüler. O anda, içeri girecekken durdum ve bi kaç saniye daha oyalanıp, sonrasında ayaklarımı yere sert vurup adımlarımla geldiğimi belirtmek için gürültülü bi şekilde içeri girdim. Adımlarımdan çıkan seslerle zaten benden haberdar olmuşlardı ve ben girdiğimde de sanki hep yapmakta oldukları işi konuşuyorlarmış gibi, ölçüleri, kesip biçtikleri işi falan konuşmaya başladılar.
Yanlarına gittiğimde ses çıkarmadım, her zamanki gibi havadan sudan konuşmalarla 10-15 dakika oyalanıp ofisime döndüm.

İkinci su kaçırış:
Gün içinde bi kaç defa daha gittim geldim, muhabbet ettik ve o ara fark ettim, Kızıl Usta bana "aşkım, bebeğim, bi tanem" diye sesleniyor ve günlük konuşmalarımızdaki önemli önemsiz tartışmalarımızda, kelime dağarcığım ve harika mantık yürütmelerimle onu alt ettiğimde, "bebeğim ama hiç konuşmama izin vermedin, aşkım bi saniye dur bak ne diyecem" gibi cümleler kuruyordu.

Üçüncü su kaçırış:
Bu cümlelerinden rahatsız olunca, çaktırmadan muhabbeti azalttım ve akşama doğru bi ara konu nasıl dönüp dolaştıysa "ben seni çözdüm çözdüm" gibi bi cümle kuruverdi. bir şey demedim ve o an telefonum çaldığı için oradan uzaklaştım. Sonrasında da zaten gün bitmiş oldu, işte eve geldim bunları döküyorum buraya.

Şimdi bu deneyimimden vardığım sonuç şu ki;
bence toplum, kendi içinde bazı insanları ayırıp onu pasifleştiriyor. Pasif konuma sürüklüyor, oraya hapsediyor. Kişi sert mizaçlı değilse bu çok kolay oluyor. İçindeki bulunduğu topluluk, o kişiyi sırf belki de kendilerinden daha insancıl davrandığı, hayata-yaşama-insanın kendisine daha fazla sevgi duyduğu için onu ibne olmaya zorluyor. İbneleştiriyor. Onu yatılacak bi nesne olarak görüyor. Kadınsı bir forma sokmaya, orada tutarak onunla ilişki kurmaya çalışıyor. zorluyor. Zaten bu tür kişilere gösterilen ilgi, kişinin kafasını yeterince karıştırdıktan sonra da, topluluğun istediği kıvama gelmiş oluyor. Kişinin kendisi de o ilgiye bağımlı hale geliyor. Zaman içerisinde karşısındakiler değişse bile, gösterilen ilgi ve hissedilen duygu aynı yoğunlukta olduğu için pasif konuma yerleştirilmiş olan kişi bunu devam ettiriyor.

Bana bugün gösterilen ilgi, çok değil daha 2 yıl önce ve hatta neredeyse 1 yıl önce gösterilseydi Kızıl'ın yatağını veya benim yatağı çoktan boylamıştık. Çünkü hem gösterilen ilginin devamlılığı, hemde gösterenin sıcaklığı kafamı çok karıştırdı. Açıkçası tövbe etmemiş olsaydım, şu an Kızıl'la kızılca kıyameti koparırdık. Ama tövbe ettim ve çok şükür, artık manipüle edilemiyorum. 
Ama dediğim gibi; toplum bazı karakterlere, kendi olduğu gibi değil, olmasını istediği gibi bir rol biçip o role göre davranmasına yönelik ilgi göstermeye başlıyor ve kişi de bunun farkında olmadan, o role sürüklenip zamanla orada hapsolup kalabiliyor. Bi çok eşcinselin, bunu yaşadığını ve hatta yaşattıklarını anlayabiliyorum. 

eşcinselliğe itilmek ve eşcinsel edilmek

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

beni yorumla, cümleler içinde kullan, yepyeni anlamlara sal.