Basın Açık Laması: Yazmayı seven ve hatta yazarken eğlenen biriyim. Blogda yazdıklarımın tamamını yaşamadım, yaşamıyorum. Yazdıklarımın içinde; arkadaşlarımdan dinlediğim güzel anılar, çevremden duyduğum konuşmalardaki küçük tatlı anlar, birinin başından geçmiş ve onu üzen olaylardan etkilendiğim için buraya yazmaya karar kıldığım şeyler de var.. Ama yazarken, sanki yaşanılanları ben yaşıyormuşum gibi hissettiğimden dolayı, birinci ağızdan yazmak beni rahatlatıyor. Başka türlü de yazamıyorum. O yüzden "hayatlarınızın küçük bir anından ilham alıyorum" deyip, bu bahsi kapatmak isterim.
Ve son olarak; eğer sizde acı veya tatlı anılarınızı benimle paylaşarak, ilerleyen günlerde (2-3 gün sonra veya 3-5 yıl sonra bile olabilir) yazılarımda yer almasını isterseniz hayaterkegi@gmail.com'a mail atabilirsiniz. Sevgiler.

6 Eylül 2018

ne yazacaktım? ne yazdım!

Tatil dönemi biterken, azalan müşteri sayısıyla beraber işten çıkmalar da artmaya başladı. Giden tatilcilerle beraber, çalışanlar da işlerini bırakıp memleketelerine dönüyorlar. Tüm bunlar olup bitmeye başlamışken, büyük vurgun önümüzdeki hafta onlarca kişinin bi anda işten çıkmasıyla gerçekleşeceği için buralar dutluğa dönecek. 
Tatilci sayısı da azalıyorken bu bir sorun değil ve işletmeciler buna alışkın. Zaten çalışanlardan bazılarının işten çıkmasını onlar da istiyorlar. Çünkü hem ortalığı dağıtıyorlar, hem de fazla kaba saba bir iletişim biçimleri var ve çoğu müşteriye salça olup, tacize varan davranışlarda bulunabiliyorlar.
Ama eleman bulmak ve bulunan elemanı doğru yerde kullanmak gibi sıkıntılar hiç bitmediğinden dolayı, yöneticiler çok mecbur kalmadıkları sürece çalışanları işten çıkarmıyorlar.

Geldiğimden bu yana işten çıkarılan elemanlara baktığımda şunlar aklıma geliyor:
1-Temizlik görevlilerinden biri, sarhoş bi kadının asansörde kendisini siktirmek istemesi sonrasında yaptıkları seks esnasında, görevli o deneyimi videoya çekmişti ve kadın ayıldığında video çekildiği için rahatsızlık duyup elemanı şikayet etmişti. Yönetim de elemanı işten çıkararak olayı çözmüştü.

2-Barboy'lardan biri işçi deposundan bir şeyler çalıp, arkadaşına vermişti. Yönetim öğrendiğinde işten çıkarmıştı.

3-Garsonlardan biri, su şişesine alkol doldurup, elindekinin içinde aslında su olduğu izlenimi vererek giderken, güvenlik elemanlarından birinin dikkati sonucu yakalanıp işten çıkarıldı.

4-İlk geldiğim günden bu yana, sürekli bana sataşıp aşağılamaya kalkışan kavgacı bi çocuk, bi gece yarısı iyice içip sarhoş olduktan sonra, karşı otelin çalışanlarıyla kavga etmişti ve kavga fazla büyüyünce onu şikayet etmişlerdi. Yönetim de işine son verdi. 
Çocuğun işten çıkarılmasına sevinmiştim ve hâlâ da seviniyorum. Çünkü diğer 3 arkadaşıyla beraber gruplaşmışlardı ve sürekli bana sataşıyorlardı. Sataşmalarına her ne kadar karşılık versem de, doğrusu baya huzursuzlanmaya da başlamıştım. Hele ki, bi gece yarısı işten çıktığımda beni otelin dışına "gel bi konuşalım" diye çağırdığında iyice ödüm bokuma karışmıştı. O gece polis'i arayıp çocuğu şikayet etmemek için baya kendimi tutmuş, ertesi gün ise bizim Şef'e olayı anlatmakla yetinmiştim. Neyseki Şef'in çocukla konuşmasından sonra, çocuk bi daha bana sataşmamış, 2-3 hafta sonra da, yukarıda bahsettiğim olaya karıştığı için işten çıkarılmıştı. 
Onun işten çıkmasından sonra ise diğer arkadaş grubu da dağılmış, ben de rahatlamıştım.

5-Sürekli hastalandığı için izin alan birini işten çıkarmışlardı.

6-Şişko bi çocuğu, 16 günlük izin istemesinin ardından işine son vermişlerdi.

7-Çok konuşan geveze bi garsonu da, müşterilere salça oluyor diye işten çıkardılar.

8-Sürekli işe geç kalan ve bazen "hastayım gelemiyorum" diyen bi çocuğu işten çıkarmışlardı.

Böyle böyle liste uzar gider. Bazıları zaten çıkarılmayı hak etmişlerdi. Ki onlardan biri, müşterilere cigaralık ot satıyordu. O yüzden işten çıkarılmasına sevinmiştim. Üstelik cigaralığı da gidip 50 TL'ye alıp, adama 300 TL'ye satmıştı :))) Enayi diye diye geziyordu etrafta.
bi tanesi ise aslında işten çıkarılmayı hiç ama hiç hak etmemişti. Çünkü hayatını toparlamak istiyordu ama nasıl toparlayacağına dair her hangi bir fikri yoktu. Sadece memleketten ayrılırken, telefonunu cebinden çıkarıp şehir dışındaki dereye atmıştı. Çünkü yeni bir hayat kurmak istiyordu. Hatta öyle bir hayat olmasını istiyorduki; burada işe başlarken, hayatı boyunca kullanmadığı ikinci ismini herkese söylüyor, isimliğine de sadece o ismini yazdırmıştı.
Onun için kötü oldu. ama diğerleri için iyi oldu. İyiki çıkarıldılar. 

Ben ne yazacaktım, ne yazdım.
Yazıyı bitireyim.


Hiç yorum yok: