Basın Açık Lama'sı: Yazmayı seven ve hatta yazarken eğlenen biriyim. Blogda yazdıklarımın tamamını yaşamadım, yaşamıyorum. Yazdıklarımın içinde; arkadaşlarımdan dinlediğim güzel anılar, çevremden duyduğum konuşmalardaki küçük tatlı anlar, birinin başından geçmiş ve onu üzen olaylardan etkilendiğim için buraya yazmaya karar kıldığım şeyler de var.. Ama yazarken, sanki yaşanılanları ben yaşıyormuşum gibi hissettiğimden dolayı, birinci ağızdan yazmak beni rahatlatıyor. Başka türlü de yazamıyorum. O yüzden "hayatlarınızın küçük bir anından ilham alıyorum" deyip, bu bahsi kapatmak isterim.
Ve son olarak; eğer sizde acı veya tatlı anılarınızı benimle paylaşarak, ilerleyen günlerde (2-3 gün sonra veya 3-5 yıl sonra bile olabilir) yazılarımda yer almasını isterseniz hayaterkegi@gmail.com'a mail atabilirsiniz. Sevgiler.

9 Ağustos 2017

cevap verebildi

Şu yazıya ( https://hayaterkegi.blogspot.com.tr/2017/06/ramazan-bayram-ve-ailece-bayramlasmak.html ) yorum gelmişti, gaza gelip uzun cevap verince, yorum penceresi yorumu kabul etmedi ve ben de o yüzden post olarak yayınlamaya karar verdim. arz ederim:

sevgili Adsız,
Yazılarımdan muhafazakar bir kimliğim olduğunu sonucunu çıkarmak veya çıkarmamak herkes için gereksiz. çıkarılacaksa da tam olarak şöyle olsun: Göt Sikip, Götünü Siktiren Muhafazakar.
Bundan dolayı da tabiki beni eleştirebilirsin. Hatta sadece sen değil, herkes eleştirebilir. Herkesin haddi, çünkü buna bizzat kendim izin veriyorum. 
Zaten biliyorsun insani tarafı es geçmeden yapılan tüm eleştiriler (önyargılı olmadıkça) bana ayna vazifesi görüyorlar. Hatta küfürlü eleştirileri bile öyle görüyorum desem yeridir. (bu da benim eleştirilere karşı önyargım napiim.)

“propagandaist diyorsun” 
yazım, propagandaist bir söylem taşımıyor, çünkü sadece şahit olduğum(yani birebir gördüğüm) gerçekleri zikrettim. (ha diyorsan ki “sen böyle yazdın diye, takipçilerden 3-5 kişi hemen tuvalete gidip RTE sevgisine kapılıp kollarını jiletleyecekşer” o konuda haklısın. bu tür yazılar yazmamalıyım. çünkü değerli olan tek şey yaşamın ta kendisidir. bu yüzden yazmamalıyım)
ama tüm bunları geçersek ve asıl meseleye gelirsek, biliyorsun ki; orada yaşayan insanların o yollara ihtiyaçları var ve bugüne kadar yapılmamış olduğu için geri kaldılar ve geri kalmaya devam ediyorlar. yolların yapılmasından sonra gelen medeniyeti görmen lazım. buna İLK GÖZ’den şahit olan biri olduğum için aradaki farkı biliyor ve bu yüzden diyorum ki; yol olmadığı için oradaki geri kalmışlık çok büyük bi ayıptı. şimdi o ayıp ortadan kalkmışken, kaldırılmışken ve hâlâ kaldırılmaya devam ediyorken, yolun getirdiği medeniyetten bahsetmemek, zikretmemek de ayıp olurdu. ben kendimce zikrettim ve kendi üzerime düşen ayıbı kendi üzerimden kaldırdım. 

“okur nezdi” demişsin bir de. valla açıkçası “okur nezdi” falan sikimde değil ve zaten sen de bunu gayet iyi biliyorsun 
ve yine iyi biliyorsun ki; eğer okur nezdi sikimde olsaydı şu an bu blog olmazdı, olamazdı. çünkü bu sikindirik blog sadece benim özgür irademle var ve benim canım istediği zamana kadar da var olacak. (gördün mü bak, okur nezdini iki cümlede sikip attık) 
bu yüzden yazımın, antipatik veya diz altı patik olması fark etmez. çünkü yazarken pek de hesap kitap yapmıyorum, sadece gördüğüm ve algıladığım gibi yazmaya çabalıyorum o kadar. çünkü burası benim alanım. canım neyi nasıl isterse öyle yazıyorum. bunun, benim kişisel haklarımdan biri olduğunu hep aklında tutmalısın.

kişisel hakları falan siktir edip, yol konusuna geri dönersek; sen de biliyorsun yol medeniyettir. insanın insana kavuşması için gerekli olandır. hatta ne yazıkki iki eşcinseli kavuşturacak şey de yine yolun ta kendisidir. çünkü unicorn’lar falan hep yalan. biz kanatlı atlara binip, gökkuşağı vasıtasıyla bir araya gelebilen varlıklar değiliz. biz doğulu gaylerinde medenileşmesi ve kavuşmaları için yollara ihtiyacı var. (gerçi ışınlama keşfedildiğinde veya unicorn’lar gerçek olduklarında artık bu yollara gerek kalmayacaktır ama o güne kadar, bu yollar gereklidir ve yapan kim olursa olsun, teşekkür edilmelidir. yani: biji serok RTE.)

tüm bu saçmalamalarıma rağmen, yolun doğu için ne kadar değerli ve yaşamsal bir konu olduğunu kavraman için, gidip oralarda yaşamanı öneririm. gerçekten bunu yapmalısın. yolun getirdiği değişimi çok geç kalmadan fark edebilirsin. gerçi şimdi merkezi tüm yerleşimlerde yol var ama, 2017 yılında olmamıza rağmen henüz yolun gitmediği köylerde bulunuyor. o yüzden sana önerim, yol olmadığı için “kuş uçmaz, kervan geçmez köyler”e gidip 2-3 ay gibi bir süre yaşayarak, yolun ne kadar önemli olduğunu kendi çabanla anlayabilir, sonrasında da "propaganda" olarak tanımladığın zikri kendinde yapabilirsin. yapacaksın da. çünkü modern hayata adapte olmuş biri, yolun eksikliğini çok daha iyi anlayacaktır. zaten yolu olmayan eşcinseller, nasıl yeni bi hayata adım atacaklar ki? nasıl yeni hayatlardan, haklardan ve yeni sikişmelerden zevk alacaklar ki?

2017 yılında yol olmayan yerler varken ve kocalar, hamile karılarını, anneler hasta sübyanlarını sırtlarında kilometrelerce taşıyarak bir (hastane bile değil)sağlık ocağına yetiştirmeye çalışırken, evrensel değerler kaç para eder ki? hangi insanın ölümü, hangi fikirden daha değersiz, hangi gay politik duruş insan yaşamından daha değerli?

son’a gelmişken (gaz’a gelip çok uzattım biliyorum, ama senin saçmalığına karşılık da dayanamadım o yüzden uzun oldu)insanların beni ne sikim diye okuduğu umrumda değil. okuyan okur, okumayan okumaz. kimseye zorla kendimi okutmuyorum.

ve yine insanlar kendilerine yakın buldukları politik görüşlerim yüzünden de beni bağrına basmasın lütfen. çünkü eminimki, yarın öbür gün onların da hoşuna gitmeyen bir şey yazdığımda, onlar da senin açığımı bulduğunu sanarak, beni itin götüne sokmaya çalışacak, ordan girip burdan çıkarak mal mal konuşmaktan geri kalmayacaklardır. çünkü sen ve senin gibilerden sadece esnaf olur. başka bi sikim olmaz. o yüzden lütfen bir daha “edebi üslup” gibi kelimeleri ağzına alacak kadar edepsizleşme. şimdi defol git, senin gibi düşünen, yaşayan ve yalanan birileriyle takılmaya devam et.


2 yorum:

Nulki dedi ki...

Becne uyduruk kıytırık muhabbetlere böyle uzun cevap vermek seni yalnızlaştırır. Ya da tam topu deliğine koyayım, çok yalnızsın.

Ökür herifi bir tarafa koyarsak ki süreki kavgalaran alt metni, beni bırak çünkü ben seni bırakamıyorumdur, aranıza bariz biri girmediği ve birinizin kalbi gerçekten ama gerçekten çatlayıp dökülmediği sürece de bu it dalaşınız devam edecek.

Ben sana başka bin çözüm öneriyorum. Bir hayvan besle artık. Kendi kendini yemeyi bırakırsın, her boku denedin bir bu kaldı. Yap şu işi. Bak na kadar derin ve uslu bir adam olacaksın, kedi olabilir mesela sana uyar. Biraz sorumlululuk almayı öğren, iyi gelir.

Hayat_Erkeği dedi ki...

sorumluluk almak için eve kedi hapsetmeyi daha önce denedim. ama hayvana işkence etmekten vaz geçince başkasına verdim.