Basın Açık Laması: Yazmayı seven ve hatta yazarken eğlenen biriyim. Blogda yazdıklarımın tamamını yaşamadım, yaşamıyorum. Yazdıklarımın içinde; arkadaşlarımdan dinlediğim güzel anılar, çevremden duyduğum konuşmalardaki küçük tatlı anlar, birinin başından geçmiş ve onu üzen olaylardan etkilendiğim için buraya yazmaya karar kıldığım şeyler de var.. Ama yazarken, sanki yaşanılanları ben yaşıyormuşum gibi hissettiğimden dolayı, birinci ağızdan yazmak beni rahatlatıyor. Başka türlü de yazamıyorum. O yüzden "hayatlarınızın küçük bir anından ilham alıyorum" deyip, bu bahsi kapatmak isterim.
Ve son olarak; eğer sizde acı veya tatlı anılarınızı benimle paylaşarak, ilerleyen günlerde (2-3 gün sonra veya 3-5 yıl sonra bile olabilir) yazılarımda yer almasını isterseniz hayaterkegi@gmail.com'a mail atabilirsiniz. Sevgiler.

28 Temmuz 2017

son bi haftanın özeti gibi bir şey

Öküz Herif'le geçen Cuma'dan bu yana görüşmüyoruz. Saçma sapan bir laf sokuşma esnasında "arabamdan in" dediğinde indim ve bi parka gidip oturdum. Telefonu çıkarıp Twitter'da önüme gelen yobaz ve kitap taşıyan merkeple biraz tartıştıktan sonra rahatlamıştım.
Üstelik insanlarla tartıştığım konular sıradan değildi. İçinde bol miktarda ölüm ve geriye kalanların göz yaşlarının durmadan akmaya devam ettiği savaşlardı.
İnsanlar, içine itildikleri savaşta annelerini, babalarını, ağabeylerini, komşularını, sevgililerini, karılarını, çocuklarını ve tüm bu ölümlerin arasında en önemsiz olan kedilerinin cansız bedenleriyle baş başa kalıp ağlarken, ben onların uğradıkları haksızlık sonrasında yaşadıkları acılarını, büyük bir vicdansızlıkla, adeta kendime bir rahatlama yöntemi olarak kullanıp, ona buna ağzımda köpüklerle saldırıyor, sürekli laf sokmaya çabalıyordum.

Bugün, 1 hafta önceki o davranışıma dönüp baktığımda, ne kadar samimiyetsiz olduğumu şimdi daha iyi görebiliyorum. Çünkü o andaki amacım, trajediyi yaşayan insanların ölümlerinin gereksizliğini dile getirmek, uğradıkları haksızlığa ses olmak ve haklarını korumak değildi. 
Amacım sadece sikindirik bir tartışmayı kendime bahane edip, insanlara laf sokarak rahatlamaktı.
Amacım, Öküz Herif tarafından uğradığım az önceki aşağılanmayı üzerimden atabilecek herhangi bir şey yapmaktı. Ben de böyle yapmıştım.
Merak ediyorum. Acaba hepimiz mi böyleyiz, yoksa sadece ben mi böyleyim. Ne kadar zavallıyızm.

Bugün günlerden Perşembe ve resmi olarak iş arayışım başladı. Bi kaç aydır ise pek iş aramadım ve bir iki ufak görüşme dışında da çağrılan iş görüşmelerine gitmek yerine telefonda geçiştirdim. İyi yaptım. Biliyorum..

Sikim artık kalkmaya başladı. Düzenli osbir çekebiliyorum. Bu durumun ben istediğim zaman ve sadece kendi kontrolümde olması hoşuma gidiyor. Çünkü daha önce bu cinsel arzular pek kontrolümde olmuyordu ve çoğu zaman kendimi kontrol edemediğim için, kendimi bir çok yanlışın içine atmış oluyordum. 
Şimdi ise, eskisine nazaran daha fazla kontrol edebiliyorum ve bunun sonucunda, sikime "kalk" dediğim de kalkıyor, "otur" dediğimde olduğu yere oturuyor. Bu kontrolün en güzel yanı ise gerçekten zevk alıyor oluşum.
Zaten şöför mahalindeysen arabayı kontrol etmek zorundasın. Aksini biliyorsun. Ölüm gibi şeyler falan işte.

Bu arada şimdi zevk almamın nedeni, bir alışkanlığı yerine getirmek değil de, daha çok; bilinçli bir şekilde, kendi isteğinle bir şey yapmanın verdiği bedensel kontrol olsa gerek.
Daha önce çoğu zaman bedenimi kontrol ettiğimi hiç sanmıyorum. Daha çok otomatik bir seks yapma veya osbir çekme isteği. Tabii dediğim gibi, istisnalar ayrı.

Zaten o kontrolsüzlük esnasında bile tek tük gerçekleştirebildiğim istisnalar olmasa, bunun farkına varmak da zor olurdu ve bugün o kontrolü tamamen ele geçiremiyor olabilirdim. Tabii bunu sağlamak için, onca yanlış adamla yatışımı, en rezil anımda adeta uyanırcasına "nerdeyim lan" adlı kendi isyanlarımın sonrasında "allahım ne olur yardım et. tamam erkek seviyorum ama böyle rezil bir durumu otomatikman yaşayarak sevmek istemiyorum. bu hissi kontrol etmeme yardım et. bunu alışkanlık olarak yaşamak istemiyorum" adlı dualarımın etkisi daha büyük.
çünkü sikişmeyi, bir alışkanlıkla değil, gerçekten isteyerek ve kafamın içindeki o boşluğa tamamen oturan birileriyle yapmak istiyordum. Zaten bunun dışındaki tüm seksler, fats food gibidir. Ayaküstü sevişmenin, uyuşturucudan tek farkı; dudaklarda kuruluk değil, ıslaklık bırakmasıdır. Başka bir sikim farkı yoktur ve seni senden alıp, çöpe atar.
Bense çöp olmak istemiyorum ve çöp olmak istemediğimden emin olacak kadar seks yaptım. bu bir pişmanlık sonrası istek değil. Bu, ne istediğini kesin olarak anlamış olmanın sonucunda göğe doğru açılmış ellere okunan güçsüz bir kulun duasıdır.

Yeni yeni inançlı olmanın, insanı aptal gibi hissettiren yanlarının dışında, güzel yanları da var.
Örneğin; allahın sana her zaman ve her yerde yardım edeceğini bildiğin için, diğer insanlara boyun eğmiyorsun ve durabildiğin kadar dik durmaya gayret sarfediyorsun. Bunun hissin beni daha güçlü ve kendimden daha emin bir şekilde konuşturduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Bu his, yani allah inancı ve onun sana yardım edeceğini bilme hissi, seni yanlış yapmaktan da alı koyuyor.

İnanç konusunu geçecek olursak, diğer anlamda pek bir şey yok hayatımda. Ev arkadaşımla iyi kötü geçinip gidiyoruz. Geçen gün abisi gelmişti. Tam bir gözü kapalı AKP'liydi :)
Adamın komik hali hâlâ aklımda ve ufak tefek tartışmalarımızdaki ani çıkışları çok komikti. İyi bir insan olma çabası, sanki iyi bir AKP'li olma çabasına dönüşmüş gibi hissetim. Yine de güzeldi.

Ev arkadaşım ise İngilizce dersleri vermeye başladı. Bir kaç öğrencisi var ve onlardan kazandığı parayla hayatını güzel bir şekilde idame ettiriyor.

Bende durumlar böyle işte, siz ne yapıyorsunuz?

10 yorum:

Adsız dedi ki...

Sen vanlı mıydın? Evet ya da hayır de

Hayat_Erkeği dedi ki...

neden sordun?

Adsız dedi ki...

Hayatımda ilk defa vana gittim ve burada yaşamak zorundayım.tuhaf hsler içindeyim

Hayat_Erkeği dedi ki...

Neden ordasın? ve neden orda yaşamak zorundasın ki?

Adsız dedi ki...

Oraya atandım. Düşündüğümden daha iyi bir yer ama kendimi üzgün ve yalnız hissediyorum. Sen vanlı değilsin herhalde.

Hayat_Erkeği dedi ki...

Değilim. Öğretmen, doktor, polis, asker, vali, kaymakam? Nesin :)

Adsız dedi ki...

Öğretmen:( tabi güvenlik soruşturması falan var. Sen gittin mi hiç vana nasıl bir yer. Sen nereliydin bu arada

Hayat_Erkeği dedi ki...

Güvenlik soruşturması vs olması gereken şey zaten :) bütün memurlar için yapılıyor diye biliyorum.
2 yıl önce otostop çekerek gitmiştim. Güzel sakin bi yerdi. Bi sıkıntı yaşamadım. Gezdim tozdum ordan yol aldım başka yerlere gittim. (ben uzaylıyım :)

mehmet erol dedi ki...

Seni bulmaya çalışıyordum. Yıllardır okuduğum seni alkol yüzünden son bir sene içinde hiç okuyamaz olmuştum. Bloğunun ismini tamamen unutmuşum aklımda kalan tek şey, sevilmemek adlı yazın ve Charlie Chaplin in resimleri. Neyseki sonunda seni buldum. :)

Hayat_Erkeği dedi ki...

:) her kimsen, tekrar hoş geldin. şöyle buyrun :dd