Basın Açık Laması: Yazmayı seven ve hatta yazarken eğlenen biriyim. Blogda yazdıklarımın tamamını yaşamadım, yaşamıyorum. Yazdıklarımın içinde; arkadaşlarımdan dinlediğim güzel anılar, çevremden duyduğum konuşmalardaki küçük tatlı anlar, birinin başından geçmiş ve onu üzen olaylardan etkilendiğim için buraya yazmaya karar kıldığım şeyler de var.. Ama yazarken, sanki yaşanılanları ben yaşıyormuşum gibi hissettiğimden dolayı, birinci ağızdan yazmak beni rahatlatıyor. Başka türlü de yazamıyorum. O yüzden "hayatlarınızın küçük bir anından ilham alıyorum" deyip, bu bahsi kapatmak isterim.
Ve son olarak; eğer sizde acı veya tatlı anılarınızı benimle paylaşarak, ilerleyen günlerde (2-3 gün sonra veya 3-5 yıl sonra bile olabilir) yazılarımda yer almasını isterseniz hayaterkegi@gmail.com'a mail atabilirsiniz. Sevgiler.

24 Ocak 2017

o an

Telefonla da olsa, fotoğraf çekmeyi seviyorum ve blogumda da paylaşma sıklığını artırmak istedim. Çünkü bazen, gerçekten o anki ruh halimi yansıtan bir kare ile karşılaşıyorum ve bu anlamlı kare'yi çekip sadece kendime saklamak yerine, burada da paylaşarak, başkaları için de görünür kılmanın daha güzel olduğunu düşünmeye başladım.

Bu görünür kılma çabamın bir çok nedeni var tabii ama bu nedenlerinden biri de; aslında hepimizin, farklı yer ve mekanlarda, duygusal olarak aynı hayatlar yaşadığımızı düşünmemdir.
Çünkü hepimiz birbirimize görünmez de olsa, aynı hava ile bağlıyız ve biraz da bu yüzden aynı hisleri yaşıyor, ama aynı hisleri yaşamamıza rağmen çoğu zaman bunu bastırıyoruz.
Bu hisleri bastırmamızın bir çok nedeni var ve bu nedenler saymakla bitmezler. Ama en fazla bastırma nedenimiz; çocukluğumuz ta kendisi olduğundan eminim.

Bilinçten uzak çocukluğumuz, şimdiki bu yetişkin günlerimizi şekillendirdi ve çocukluktan kaynaklı sorunlarımızın farkında olmadığımız için de, yetişkinlikte yaşadığımız iyi veya kötü bir çok şeyi, çocukluğumuzun geçmemiş olan etkisinden dolayı, bu hisleri bastırarak günlerimizi geçirmeye devam ediyoruz.

Hazır şimdi çoğunluk olarak, evrimimizi tamamlamış halde bilinçli bireylere dönüşmüşken ve çocukluktan kurtulmuşken, günümüzü ve bundan sonraki günlerimizi şekillendirmek artık daha kolay ve bize kalmış bir tercih. (kendimi doğan cüceloğlu gibi hissettim. durun kaçmayın konuyu değiştiriyorum.)

Aynı hayatları yaşamamıza rağmen, günlük koşuşturmacalara dalıp etrafımızdaki ve hatta içinde olduğumuz güzellikleri kaçırdığımızı düşünmemle beraber, en azından belki bu andan itibaren yüzünüzde küçük bir gülümseme, o anlık bir rahatlama ve az da olsa bundan sonraki zamanlarda daha dikkatli ve detaycı olmanızı sağlamak için çektiğim fotoğrafları da burada bazen paylaşmak istiyorum.

Tabii o sırada karşılaştığım için gördüğüm güzel anlar, fotoğraflandıkları zaman, gözümün gördüğü gibi olmuyor, olamıyor.
Ama en azından elimden geldikçe o anlara en yakın kareyi yakalamaya çalışıyorum. (ne diyorum ben ya, durun toparlayacağım) (ya da boş verin, dağınık kalsın. işte o fotoğraflar)










4 yorum:

ELİF sarı dedi ki...

izleme butonu yok değil mi sayfanızda?

Hayat_Erkeği dedi ki...

izleme butonu sık sık sorun verdiği için kaldırmıştım.

Holki dedi ki...

Açık söylemek gerekirse fotoğrafların vasat. Estetik veya özel de değil. Özel olması onu bir başkasının görmediği gözle görebilmek ve yansıtabilmekten geçer ve sen herkesin durduğu yerde durmuş, herkesin baktığı açıda bakmış ve herkesin görebildiği şeyi herkesin gördüğü şekilde çekmişsin ortaya da böyle sıkıı naneler çıkmış. Yani bende oradan geçerken baksam aynı şeyi aynı şekilde görüyor isem burada senin ortaya kattığın sanatsal bakış nerde? Öte yandan ne mi sana yakışan ve insanların sinekler gibi üşüşüp fotoğraflarına bakmayı mümkün kılan? Gittiğin yerler, bloğunda yazdığın cinsel içerikli kişi veya mekanların küçük ipuçlarını paylaşsana. Mesela Öküz Herifin donunu çekip koyabilirsin veya yatarken ayağının parmak uçunu veya olmadı diş fırçasını, şu fahişe ile yattığında aletinden çıkardığın prezervatifi veya makyaj çantasını, veya tek yön müdür nedir o zıkkıma gittiğinde belki sigara küllüğü, birinin garip yüzüğünü veya yere bakıp hepsinin ayakkabılarını bile çekmen senin fotoğraflarını özel güzel ve sana yakışan ilginçlikte kılar. Gerisi boş gerisi hikaye. Sen yine çek de bari bu sıkıcı şeylerini bloğuna koyup milleti ürkütüp kaçırma beyybi.

Hayat_Erkeği dedi ki...

@holki

düşüncelerin için teşekkürler. ama aslında bazı fotoğrafların kendi hikayeleri var. sadece ben baktığımda anlıyorum ve o yüzden koyuyorum. ilk başlarda yazayım diye düşünmedim değil, ama bu ara fena üşengeçliğim var.
madem hikayeleri var dedim, en azından bu posttaki fotoğrafların hikayelerine kısaca değineyim;

1. fotoğraf: Eylül ayında tanıştığım ve adını Piç diye koyduğum biriyle, galataya gittiğimizde çekmiştim. Piç'le ilgili anları instagram hesabımda yazmıştım ama sonra sildim. bu fotoğrafın da kendi anısı vardı o sıra. işte gezerken ona gitmiştik, sevişmiştk falan.

2. fotoğraf: otobüsteydim ve yağmur yağıyordu. uzun zamandır yağmurda ıslanmadığımı düşündüğüm için inip yürümüştüm. yürümeye başladığım sırada bu fotoğrafı çekmiştim.

3. fotoğraf: geçen ay bi kütüphanede aynı masayı paylaştığımız hollanda doğumlu bir türk kızıyla tanışmıştım. kız psikoloji vs okuyordu. muhabbetimiz sarınca ve ben oturduğumuz mekandan sıkılınca kahve teklifinde bulunmuştum, o da bildiğim bi yer var deyip, beni Haliç Metro İstasyonu'nun karşısındaki bu cafeye getirmişti. Kız kafa dengi biri çıkmıştı. kahvelerimizi içip saatlerce muhabbet vs etmiş, sonrasında da kalkmıştık. o cafe'nin önünden her gün geçmeme rağmen görmemiş, fark etmemiştim. içerde oturunca manzarasını sevmiştim ve anı olsun diye öylesine çekmiştim.

4. fotoğraf: Öküz Herif'e beşiktaş sahil'deki kafelerden birinde oturmuştuk ve ben ona "arkadaş kalalım, benden sana sevgili olmaz" demiştim ve o da hiç bir şey demeden kalkıp gitmişti. o kalktıktan sonra 1 saat daha oturmuş ve kalkıp gezmeye başlamıştım. hissiz, ruhsuz ve bomboş biri olduğumu düşündüğüm sırada ordan bu binanın önünden geçiyordum ve durup çekmiştim.

5. fotoğraf: ağaçların ışıkla sarmalanması hep tuhaf gelmiştir bana. güzel görüldüğünü söyleyenlerin aksine, oldukça çirkin bulurum. bu yüzden çekmiştim. (4. fotoğrafla aynı gece çekmiştim)

6. fotoğraf: (4. fotoğrafla aynı gece çekmiştim) ve kabataş'a, ordan tophane'ye yürümüştüm. Piç'in evi de yakınlarda zaten, tam ona mı gideyim derken, bu ara konuştuğum Adam aradı ve buluşalım dedi. o sırada bu kareyi gördüm ve çektim.

7. fotoğraf: (4. fotoğrafla aynı gece çekmiştim) Adam'la bi yerlerde oturup çay içtik ve sonra ayrıldık. ben bu fotoğrafı öylesine çektim.

8. fotoğraf: (4. fotoğrafla aynı gece çekmiştim) Adam'la bi yerlerde oturup çay içtik ve sonra ayrıldık. ben bu fotoğrafı öylesine çektim.

(öte yandan kondom, don, parmak ucu vs koymayı şimdilik sevmiyorum. ilerde seversem zaten koyarım. bilirsin.
ayrıca ilginç biri olma çabası içinde değilim. öyle bir uğraşa girmek insanı tüketir, çabuk yorar. tekyön'ü ise bıraktım ya. artık gittiğimde uykum geliyor. 3-4 ayda bir anca ya meraktan gidiyorum, ya da gitmiyorum. ) öptüm. bay.