Basın Açık Lama'sı: Yazmayı seven ve hatta yazarken eğlenen biriyim. Blogda yazdıklarımın tamamını yaşamadım, yaşamıyorum. Yazdıklarımın içinde; arkadaşlarımdan dinlediğim güzel anılar, çevremden duyduğum konuşmalardaki küçük tatlı anlar, birinin başından geçmiş ve onu üzen olaylardan etkilendiğim için buraya yazmaya karar kıldığım şeyler de var.. Ama yazarken, sanki yaşanılanları ben yaşıyormuşum gibi hissettiğimden dolayı, birinci ağızdan yazmak beni rahatlatıyor. Başka türlü de yazamıyorum. O yüzden "hayatlarınızın küçük bir anından ilham alıyorum" deyip, bu bahsi kapatmak isterim.
Ve son olarak; eğer sizde acı veya tatlı anılarınızı benimle paylaşarak, ilerleyen günlerde (2-3 gün sonra veya 3-5 yıl sonra bile olabilir) yazılarımda yer almasını isterseniz hayaterkegi@gmail.com'a mail atabilirsiniz. Sevgiler.

10 Ocak 2017

İnsanları basamak olarak kullanmak veya basamak olmak

İnsanları basamak olarak kullanmak kadar ahlaksızca olan başka bir davranış daha yok. Bunu biliyor olmama rağmen, yaşadığım siktiri boktan sıkıntıların arasında kaybolduğum için olsa gerek unutmuşum ve bugün fark ettim ki; ben aslında Öküz Herif'i, hayatımda herhangi bir basamak olarak kullanmaya çalışıyorum. 

Yani; onu, geçen ay doğan acımı unutmak için, acımı artıran yalnızlığımı dindirmek ve yalnızlıktan kaynaklı yanlışlıklarımı önlemek için kullanmaya çalıştığımı fark ettim. 
Üstelik bunun doğal bir davranış olduğunu savunacak kadar vicdansızca, insansızca yaşamaya başladığımı da fark ettim ve tüm bunların sonucunda gördüm ki; kendimi acınılası birine dönüştürmüşüm. 

Oysa hayır, bu kişi ben değilim ve zaten Öküz Herif de benim için doğru kişi değil. 
Bunu artık kafama iyice sokmalı ve onunla olan bu geçmiş iç içelikten kaynaklı durumumuzu, ikimiz için bir suistimal aracına dönüştürmekten kurtarmalıyım. 

İkimiz için diyorum, çünkü ikimizde diğer insanlardan yorulduğumuzda, onlara rol yapmaktan, kendimizi en başından tekrar tekrar anlatmaktan ve tanıtmaktan bıktığımızda, hemen birbirimizin kapısını çalıyoruz. 
İkimizin de içinde yetişememiş birer çocuk olduğu için, kapı çaldığında, hiç düşünmeden tüm saflığımızla beraber kapıyı ardına kadar açıyoruz. 
O anki amacımız birbirimize yardım etmek olsada, bu yardımlaşmak kısmı, geçmişimizin iç içeliğinden dolayı karmaşıklaşıyor.
Bu anlarda kendimizi; yaralı iki kedinin, oturup birbirlerinin bedenlerindeki yaraların verdiği acıyı hafifletmek ve yaraları temizlemek için yalamalarına benzetiyorum. 
Masumca olan bu yalama işimiz, çok geçmeden de, içinde sadece cinselliğin olduğu bir evreye dönüşmeye başlıyor. İşte burda yanlış yapıyoruz. yapıyor.

Şimdi tüm bunların sonunda, tekrar anladım ki; her duygusal boşlukta ona dönüp durmamın ve onun da yalnızlıktan dolayı boş duran kollarını bana açmasının, 2-3 gün dışında bize yararı yok. Üstelik görünmüyor olmasına rağmen, aslında böyle davranmamızın bize büyük bir zararı var ve bunu durdurmanın da yolu sadece bizden geçiyor. Ve sanırım kabul etmeliyim ki; benden geçiyor.

Tabii sorun sadece bende de değil, onda da var. Ama onun sorununu da ondan başkası çözemeyecek. Bu yüzden hafta sonu boyunca bu konular üzerinde durduğumuz saçma sapan tartışmalar yaşadık ve şunu çok net bir şekilde belirttim;
Nasılsa beni senden, seni benden daha iyi tanıyan yok. bu yüzden sadece iki arkadaş olarak görüşebiliriz, ama bunun fazlası için aynı şeyi söyleyemem. Eğer bu şekilde devam edersek, geleceğimize zarar vereceğiz.
Hem şunu kabul etmeliyiz; biz birbirimize uygun değiliz ve yardımlaşmamızın içine cinsellik katacaksak, artık yollarımızın da kesinlikle ayrılması gerek. Çünkü yaptığımız şey yardımlaşmak değil, tam aksine; karmaşık olan bir durumu daha karmaşıklaştırıyoruz falan filan.

Bunları çok net söyledim ama o yine her zamanki gibi siklemedi.  Doğrusu sanırım, hiçbir zaman siklemeyecek ve ben de bu yüzden; bi müddet onunla görüşürken, kalbim yokmuş gibi yapmalıyım ve evime girmesine de asla izin vermemeliyim.
Hem zaten yardımlaşmak kavramını da yeni baştan ele almamız daha sağlıklı olacak. 

Hiç yorum yok: