Basın Açık Lama'sı: Yazmayı seven ve hatta yazarken eğlenen biriyim. Blogda yazdıklarımın tamamını yaşamadım, yaşamıyorum. Yazdıklarımın içinde; arkadaşlarımdan dinlediğim güzel anılar, çevremden duyduğum konuşmalardaki küçük tatlı anlar, birinin başından geçmiş ve onu üzen olaylardan etkilendiğim için buraya yazmaya karar kıldığım şeyler de var.. Ama yazarken, sanki yaşanılanları ben yaşıyormuşum gibi hissettiğimden dolayı, birinci ağızdan yazmak beni rahatlatıyor. Başka türlü de yazamıyorum. O yüzden "hayatlarınızın küçük bir anından ilham alıyorum" deyip, bu bahsi kapatmak isterim.
Ve son olarak; eğer sizde acı veya tatlı anılarınızı benimle paylaşarak, ilerleyen günlerde (2-3 gün sonra veya 3-5 yıl sonra bile olabilir) yazılarımda yer almasını isterseniz hayaterkegi@gmail.com'a mail atabilirsiniz. Sevgiler.

3 Ocak 2017

2016 özetim

2015 yılında kendimi bi ara dağıtmış olsamda, 2016 yılına girer girmez etrafa saçılan parçalarımı toparladım ve kendimi tekrar bir bütün olarak bir arada görmeyi başardım.
Buna rağmen yılın son çeyreğinde ruh sağlığımı bi ara kaybettiğimi ve iyice delirdiğimi düşünsemde, tanıştığım saçma sapan insanlar sayesinde aslında gayet normal biri olduğumu ve onların saçmalıklarından uzak durmanın, benim için olduğu kadar, onlar için de daha iyi olacağına karar verip, farklı bir yola saptım.
Tüm bunlara rağmen bazen kendimi dağıtmadım değil, ama bu dağıtmalarım küçük parçacıklardan oluştuğu için fazla dağılmadım ve bir araya toparlarken de zorluk yaşamadım..
Yani biraz; deneme yanılma yöntemiyle yolumu buldum diyebilirim. Ama her şeye rağmen korkunç olduğunu unutmadım. İnsan bazen kendini bilinçli olarak kaybedip, yaptıklarını haklı görebiliyor. Buna "bilinçli çılgınlık" diye bir isim taktım...

2015 yılı, aynı zamanda işsizlikle mücadele ettiğim bir yıldı. 2016 yılındaysa, bulduğum küçük bir işe kene gibi yapıştım ve bırakmadım.
Kenelik işe yaradığı için olsa gerek, yılın ortalarına doğru maaşım iyileşmeye başladı ve yaz aylarına geldiğimizde ise; yüzüm de artık güller açıyordu. Bu yüzden işe güce yapıştım ve 2016 iş yönünden iyi geçti diyebilirim.
İyi geçerken de, kötü zamanlarda borçlandığım kişilere olan ödemelerimi yaptım, kredi kartımı daha dikkatli kullandım ve sonuç olarak da biraz borçla da olsa yırttım.
Ev alamadım ama ev kirasından kurtulmak için ev arkadaşı aldım ve bu sayede, 2016 yılını az kira ile atlattım.
Eve aldığım arkadaş da, başka bir arkadaşını getirince, ev yükü omuzlarımdan yavaşça aşağı düştü ve ben biraz daha toparlandım.

Toparlanırken para en önemli şey, çünkü aç kalmamanız ve beslenmeniz de önemli. Üstelik arkadaşlarınızdan da sürekli borç para istemek hiç hoş değil. Eğer sürekli isteyen bir durumda iseniz; bi yerden sonra artık onlara yük olduğunuz için, arkadaşlığınız sorunlu hâle dönüşüyor.
Bunun altında parasızlık yatsa da, gerçek anlamda art niyetli olmasanız bile, insanlar sizin yükünüzü bir yere kadar çekebiliyor, size olan saygıları parasızlığınızla beraber yok olduktan sonra ise yükünüzü çekmek yerine alttan sessizce "siktir" çekiyorlar.
(Parasızlık yüzünden, sevdiğim arkadaşlarımdan ayrılmaktan, sessizce siktir yemekten bıktım.)

2016 yılından önce ve yılın başlarında, artık hayatımdan gitmiş olan arkadaşlarımın arkasından küçük su dökmekten başka yapabileceğim bir şey yoktu. Yıl boyunca da giden bir kaç arkadaşım oldu. Onların da arkasından küçük su döktüm. Yapabileceğim şey sadece buydu.
Her şeye rağmen, yeni arkadaşlar da edinmedim değil. Güzel ve gerçekten değerli olduğuna inandığım bir kaç arkadaş edindim. Birini çok seviyorum, böyle alıp canımın içine sokup hiç çıkarmayasım geliyor. Diğerlerinden bir kaçı ise şu anlık henüz "selam naber, selam nasıl gidiyor, selam, günaydın" modlarıyla devam ediyor. Bu moddaki arkadaşlıklardan pek bi bok olacağı da yok ya insan yine de biriktiriyor..

2016 Temmuz'u Öküz Herif'le yollarımızı ayırdığımız aydı. Çünkü ihtiyacım olduğu bir anda "ne bok yersen ye" demişti ve ben de yoluma bakmaya başlamıştım. Sonra tabii aramızda özürler mözürler gitti geldi ama biliyorsunuz, kalp kırılınca, artık kırılan kişiye karşı atmayı bırakıyor ve sadece; kan pompalayan bir organdan ibaretleşip kalıyor.
O yüzden görüşmeyi kestim ve hayatıma devam ettim.

Hayatıma devam ettiğim günlerde Temmuz Darbesi yaşandı ve ülkenin lağımları patladı. Çevremde ne kadar pis insanlar olduğunu ve ne kadar sahtekâr hayatlar yaşadıklarını kendi gözlerimle gördüm. O günler, bu bayrak altında yaşayan herkesi bi kaşık suda boğmak için fırsat kollayanların cirit attığı günlerdi ve o insanlardan midem bulandı. Ama yine de çok şükür kötü şeyler olmadı.
Sonra tabii öldürülen masum insanlar, eli kolu bacağı kopanlar...
Her şey oldu bittiye geldi, ama suçu işleyip, insanları ezenlerin bir çoğu da kaçtı gitti. Yakalananlar ise kaçamayan beyinsizlerdi. Umarım idamla cezalandırılırlar ve tüm büyük şehirlerin meydanlarında bedenleri sallandırılır.

2016 yılı böyle bitecek derken bitmiyordu tabii.
Vahşet dört bir yanımızı sararken, ben iflah olmaz bir aşk canavarı olarak; hâlâ aşk arıyordum ve bulduğumu da sanmadım değil.
Bulduğumu sandığımda, ağzım açık kaldı ve içim bi hoş olmuşken kendimden geçtim. Geçmek için de fırsat kolluyordum ya, neyse..
Böylece yıl biterken içim parçalanmıştı, her yanım ağrıyordu. Böyle bir şeyi ilk defa yaşıyor muşum gibiydim ve bunu atlatamıyordum da. Bi kaç gün ağlayıp zırladıktan sonra, sike sike alışmayı seçtim ve kabul olunmayacak bir dua etmekten de vaz geçtim.
2017'ye ise  Öküz Herif'le girdim. O gece beraberdik. N yaptığımızı bilmeden öylece durağan, heyecansız ve giyinik bir şekilde, sadece sarılmış halde uyuya kalmıştık..

Tüm bunların sonunda, her şeye rağmen, ülkece, insanlıkça daha kötü zamanlarımız olduğunun da farkında olduğum için yaşanan tüm bunları atlattığımıza şükrediyorum. Elhamdürillah.

4 yorum:

mösyö dedi ki...

Yazı güzel olmuş, kalemine sağlık. 2016 yılı benim için de hayal kırıklığı, karmaşa ve kendimle savaş verdiğim, kendime kurallar koyduğum bir yıl oldu. Yaşadığım onlarca hayal kırıklığı, kendimi kaptırdığım saçmalıklar silsilesi inanılmaz yordu beni. Artık gerçekten hayatı akışına bırakmayı deniyorum. Bu arada ilk defa size yazıyorum. :)

Hayat_Erkeği dedi ki...

hoş geldin Mösyö :)

gaylangoz odur dedi ki...

Harbi dayanamayacam basacam küfürü ya, abi içinizde nasıl manyakliklar var sizin olm nasıl bi kendini tamamlayamama nasıl bi siddet uzerinden varolma ? Ne demek tüm büyük sehirlerin meydanlarında sallandırılsınlar amk, kafan yerinde mi? Olm sen guya kafası calisiyor imaji ciziyordun amk, haa tabi seninki de bi umut belki bi editore denk gelirsen kitabı bastırmak icin onemli tabi boyle seyler, kitap ismi için onerim:" bir k*rt ibnenin huzur alemine adımları-1 " boylece hem k*rtlugunden hem ibneliğinden hem inancindan parayı kirarsın, sonra bu serinin geri kalan kitaplarını çıkartirsın ?? Valla mukemmel, hem borç dilenmezsin etrafindan yeteri kadar yalaka olursan belki ev bile alirsın kendine yoksa bu niteliksizlikle nasıl alacan amk ? Sikeyim belanı ya, okuyacam ama seni, senin gibiler de var.

Hayat_Erkeği dedi ki...

@gaylangoz aynen ya, aynen. belki AKP'li editörler keşfederler beni, belki kitabımı basacaklar, belki belki belki. hep onlar için yazıyorum hep. terbiyesiz, ahlaksız.
yani bi çıkarım olabileceği için böyle yazdığımı nasıl düşünebilirsin aklım almadı.
bir gece ansızın etrafı bombalamış, milleti dan dan dan diye öldürmüş birilerinin asılmasını istememden ne çıkarım olabilir ki?
ama tabii boşuna dememişler; kişi karşısındakini de kendisi gibi bilirmiş.

şundan emin ol; kimseden bi çıkar beklentim yok, öyle bi beklenti ile de yazmıyorum.
beni takip etme lutfunda bulunduğun için ayrıca teşekkürler ya. çok mutlu oldum. çok sağ ol. çok çok çok. senin sayende kendimi tamamladım.