Basın Açık Lama'sı: Yazmayı seven ve hatta yazarken eğlenen biriyim. Blogda yazdıklarımın tamamını yaşamadım, yaşamıyorum. Yazdıklarımın içinde; arkadaşlarımdan dinlediğim güzel anılar, çevremden duyduğum konuşmalardaki küçük tatlı anlar, birinin başından geçmiş ve onu üzen olaylardan etkilendiğim için buraya yazmaya karar kıldığım şeyler de var.. Ama yazarken, sanki yaşanılanları ben yaşıyormuşum gibi hissettiğimden dolayı, birinci ağızdan yazmak beni rahatlatıyor. Başka türlü de yazamıyorum. O yüzden "hayatlarınızın küçük bir anından ilham alıyorum" deyip, bu bahsi kapatmak isterim.
Ve son olarak; eğer sizde acı veya tatlı anılarınızı benimle paylaşarak, ilerleyen günlerde (2-3 gün sonra veya 3-5 yıl sonra bile olabilir) yazılarımda yer almasını isterseniz hayaterkegi@gmail.com'a mail atabilirsiniz. Sevgiler.

11 Aralık 2016

Hiçbir şey bilmediğini bilmenin verdiği mutluluk.

İnsan hep bir arayış içerisinde yaşıyor ve bu arayışın en fazla 30'lu yaşlarında biteceğine inanarak da yaşamaya devam ediyor.
Oysa şimdi otuzlu yaşlarımı yaşamaya başlamışken anlıyorum ki; aslında arayışımız hiç bitmeyecek, üstelik eskisine nazaran daha fazla aramaya devam edeceğiz. Çünkü insan "aramak" için yaratılmış.

Bu yüzden olsa gerek durmadan arıyoruz işte. Seveceğimiz birini, bizi sevecek birini, kendimiz gibi birini veya ona benzediğimiz birini, düşüncelerimizin uyduğu veya uyuşacağı birilerini, seveceğimiz bir işi, hiç olmadı sevileceğimiz bir yeri, grubu vs vs (bu kısmı sonsuza kadar uzatmak mümkün o yüzden kesiyorum, siz orayı kendi arayışınıza göre de doldurarak devam edebilirsiniz.) arayıp duruyoruz.

Başta da dediğim gibi bu arayışımız hiç bitmeyecek. Biz insan olarak böyleyiz. Hiç değişmeyeceğiz ve yaşadığımız sürece de aramaya devam edeceğiz.
Ben kendimi böyle kabul ettim. O yüzden "buldum, bitti, oldu gitti" kafasını bıraktım artık.
Üstelik, bunu kabul ettikten sonra daha çok rahatladım ve kendimi daha özgür hissediyorum. Çünkü artık cahilliğimin ve sığlığımın da farkındayım. Bunu fark etmek o kadar güzel bir duyguki, insanın aslında hiçbir şey bilmediğini bilmesi kadar mutluluk veren bir şey yokmuş. Bunu da tekrar yaşamayalı uzun zaman olmuş. Bu hissi yeniden yaşadığım için de şükürler olsun.

Hiç yorum yok: