Basın Açık Lama'sı: Yazmayı seven ve hatta yazarken eğlenen biriyim. Blogda yazdıklarımın tamamını yaşamadım, yaşamıyorum. Yazdıklarımın içinde; arkadaşlarımdan dinlediğim güzel anılar, çevremden duyduğum konuşmalardaki küçük tatlı anlar, birinin başından geçmiş ve onu üzen olaylardan etkilendiğim için buraya yazmaya karar kıldığım şeyler de var.. Ama yazarken, sanki yaşanılanları ben yaşıyormuşum gibi hissettiğimden dolayı, birinci ağızdan yazmak beni rahatlatıyor. Başka türlü de yazamıyorum. O yüzden "hayatlarınızın küçük bir anından ilham alıyorum" deyip, bu bahsi kapatmak isterim.
Ve son olarak; eğer sizde acı veya tatlı anılarınızı benimle paylaşarak, ilerleyen günlerde (2-3 gün sonra veya 3-5 yıl sonra bile olabilir) yazılarımda yer almasını isterseniz hayaterkegi@gmail.com'a mail atabilirsiniz. Sevgiler.

18 Eylül 2015

osmanlı padişahları

-Hayatımda kimse yokken ağız sağlığıma dikkat ediyorum, ama hayatıma biri girdiğindeki kadar değil. Neden böyle yapıyorum anlamadım.
(3 gün sonra bu konudaki fikrim: aslında hayatımda birilerinin olması veya olmaması önemli değilmiş. tamamen moralime göre hareket ediyorum. sağlığımı önemsediğim günlerde bu tür kişisel temizlik konularına daha çok dikkat ettiğimi farkettim.)

-Yemek yapmayı öğrenmeye karar verdiğimden bu yana, her şeyi yapmaya çalışıyorum. Bugün domatesli bulgur pilavı ve etsiz türlü yaptım. Tadı enfes oldu. Ben yaptım mı böyle yaparım hahaay

-Kitap sevgim depreştiği için bulduğum ikinci el kitapları almaya başladım. Hem ucuz, hem de ihtiyaçlarımı karşılıyor. Sanırım kendime kocaman bir kitaplık da alıcam. Sonra da okuduğum kitapları dizip dizip bakarak mutlu olucam. Bunun hayalini bile kurmak beni mutlu ediyor. Şu an çok mutluyum. yehuuu
Bu hafta elimde Sait Faik Abasıyanık'ın Alemdağ'da Var bir Yılan kitabıyla sahnelerdeyim. Karşılaşırsak yüz görümlüğüm olan yanak öpcüğümü isterim.

-Burnumdaki tatakları çıkarıp çıkarıp, elimi pijamamın ceplerine sürmekten vazgeçmeliyim. Gerçi daha sonra çamaşır makinası yıkıyor ama yine de cebe tatak sürmek tuhaf geliyor. 
Ama yanii yerimde otururken de, farkında olmadan burnumu karıştırdığımda parmağımın ucunda beliren tatağı sürecek peçeteyi gidip almaya üşeniyorum. En kolayı pijamamın cebine sürmek. 
Hayır ne alaka tabiki de iğrenç değilim. Sensin iğrenç.
Hem benim pijamam değil mi, sanane.

-Götüm çok kıllı olduğu için, giydiğim her şeyin pamukları çatalımda birikip, akşama kadar kıvrıla kıvrıla ipe dönüşüyor. O ipleri götümün kılları arasından çekiştirerek çıkarırken tuhaf hissediyorum.

-Son zamanlarda sadece polislere yavşıyorum. Biraz fazla heyecanlı bir durum ama olsun. Yaşadığımı hissetmem lazım. Umarım içlerinden biri boşaldıktan sonra "ne yapıyorum lan ben krizi" geçirip götüme kurşun sıkmaz.
Bu arada yeri gelmişken; eşcinsel cinayetlerinin bir çoğunun nedeni'nin, boşaldıktan sonraki o pişmanlık anı olduğunu düşünüyorum. Hele bir de kendini kabullenememiş bir ibne ileyseniz abooowww. Yandınız.

-Geçen tanıştığım polis çok feminendi ve bu durum bana tuhaf geldi. Feminen polisle ilk defa karşılaştığım için olabilir.
Diğer tanıştığım polisler ise çok fazla maskülenlerdi ve bu seferki feminen olunca onun polis olduğuna bile inanamadım. Ama inanmıyor olmam polis olmadığı anlamına gelmez, çünkü nöbet tuttuğu yere davet etti. Baya bildiğin karakolun bahçesinde oturup muhabbet ettik. Çok garipti lan.

-Birde bi çevik kuvvet polisiyle tanıştım, kız arkadaşı  da polismiş ve gece vardiyasında olduğu için evde kimse yokmuş ve bu yüzden beni evine davet etti. Ben de çıktım gittim buluştuk, eve girdiğimiz gibi seviştik ve doğrusu ona saxo çekmek çok hoşuma gitti.
Bunun basit psikolojik nedenlerine girmek gerekirse;
Sanırım adamı tam bir hetero olarak görüyordum ve onunla beraber olmayı ilham verici buldum. Öte yandan polis olması ise ayrı bir fetişizm konusu ki, kız arkadaşının da polis olması çok daha ayrı bir heyecan unsuru katıyordu işin içine.
Ama sonra bir sonraki buluşmamızdan önce ben yanlış bir şeyler söyledim ve bir daha görüşmek istemedi. Özür diledim ama işte insan bir defa güven sorunu yaşayınca artık geri dönüşü olmuyordu.

-Başka bir polis ise komiserdi ve yazışmaya başladıktan sonra Urfa'da olduğunu söyleyince bende muhabbeti devam ettirmemizin bir anlamı olmadığını söyleyip byeee dedim.

-İnsanlara güvenme-meyi öğrenmem lazım. Ama öğrenemiyorum.
Üstelik herkesi sevmek zorundaymışım gibi yaşamaktan da bıktım, ama sevmeden de duramıyorum. Ne yapıcam?

-Yaşlanıyorum ve düzenli yaptığım tek şey bu blogu tutmak oldu. Bunun dışındaki her şeyi elime-yüzüme, gözüme-götüme bulaştırdım. Ben koca bir beceriksizim. Beni sakın örnek almayın, yoksa mahvolmanız kaçınılmaz olacak.

-Tek isteğim ise yaşlanınca bile hâlâ b blogu tutabilmek.

-Bi işe yaramadığınızı düşündüğünüz zamanlar oldu mu hiç. Benim hep oluyor.

-Büyürken içimde bir şeyler eksik kalmış. Oturacak yer bulamadığı için ayakta kalan kişiliğimle başım birazcık dertte. Ona bir sandalye bulmanın sırası geldi.

-Kişiliksizliğimle baş etmek için farklı kişilikler yarattım ve yer yer rahat bırakıp istedikleri gibi takılmaları için onları yüreklendirdim.
İlginç olan şey şu ki, çevremdeki insanlar o kişilikleri daha çok sevdi. Tıpkı sizin bu blogu sevmeniz gibi.
Bu blogdaki kişilik de, kişiliksizliğimden dolayı yarattığım bir kişilikten başkası değil. Ama doğrusunu söylemek gerekirse; beni ele geçirdi. Kişiliğim haline geldi. Çünkü onun sayesinde diğer kişiliklerimin ne kadar gereksiz ve aslında bana ne kadar da büyük yük olduklarını farkettim. Fark etmemden sonra da onları teker teker boğarak öldürdüm.

-Şimdi sadece bu kişiliğimle yaşıyorum ve onu tamamen benimsemek üzereyim.
Bunu yaptığım için pişman değilim, çünkü büyürken kimseyi örnek almamıştım. Alamamıştım. Tam olarak sebebini bilmiyorum ama kimseyi örnek alamıyordum. Durum böyle olunca örneksiz yaşaya yaşaya blogu tutarken kendime bir kişilik inşa etmem gerektiğini ve bu kişiliğin örnek alınmış olması değil, tamamen benim istediğim gibi olması gerektiğini ve hatta örnek olması gerektiğini keşfettim. Keşfim sonrası, kendi kişiliğimi yaratırken, kendime kimseyi örnek almadan da yaratabileceğimi daha iyi anladım ve buna yöneldim. Kendime bir kişilik yarattım. Bazen yaramazlık yapsa da, elhamdürillah ondan çok memnunum.

-Kimseyi örnek almayın, kimsenin hakkını almadan, hakkına tecavüz etmeden yaşamaya çalışın yeter. Böylece kişiliğiniz kendiliğinden oluşmaya başlıyor.
muck.

25 yorum:

Adsız dedi ki...

hayat erkeği merhaba :) merak ettiğim bir nokta var, ''Ama sonra bir sonraki buluşmamızdan önce ben yanlış bir şeyler söyledim ve bir daha görüşmek istemedi'' özel olmasa zaten burada da yazardın diye düşündüm ama yine de bir şansımı denemek amaçlı sorayım dedim, yanış şeyler söyledim derken ne söyledin?

Adsız dedi ki...

'' ...Bu arada yeri gelmişken; eşcinsel cinayetlerinin bir çoğunun nedeni'nin, boşaldıktan sonraki o pişmanlık anı olduğunu düşünüyorum. Hele bir de kendini kabullenememiş bir ibne ileyseniz abooowww. Yandınız. ... '' Ben buraya kendimce bir açıklama getireyim o zaman . ' Sperm katliamı sendromu ' diye bir şey var , duydun mu ? Basit olarak şöyle erkekler ejakülasyondan sonra spermleri için üzülürler , onları öldürdüm triplerine girerler . Tabi ki bu söylediklerim bilinç düzeyinde değil , daha çok duygusal ve iç güdüsel . Bu sebepten ejakülasyon sonrasında erkeklerde huzursuzluk , iç sıkılması, pişmanlık vs gözlenir .İşte sevmediğimiz biriyle birlikte olduktan sonra içimize doğan o kaçma hissi biraz da bundan .

Hayat_Erkeği dedi ki...

Bunu bilmiyordum valla. ilk defa duydum. biraz araştırıp bilgileneyim de, yeri geldikçe bahseder, ortamlarda entel geçinir giderim.

beygirniyazi dedi ki...

sen bu yaşa geldin hala pijama mı giyiyorsun? :)

Hayat_Erkeği dedi ki...

evet :) bazen de cepli şort vs
ama evde pijama giymeyi daha çok seviyorum.

Adsız dedi ki...

burun sümüğü, göt kılı pamuğu. bi acayip madonna geldin bana. çok kışkırtıcı olmuş. :) bi önceki yazın da çok düzensiz. fakat o düzensizlikte dahi bir düzen var. çağırışımların düzeni, ilginç. gene de sevdim. bi de buna da bak madonna demişken paylaşmazsam olmaz. https://www.youtube.com/watch?v=2JvK3U2gpsQ bir de kitap çıkarman hakkında kimse dünyayı tek denemede değiştirmedi. ilkini çıkar biz diğerlerini de okuruz. kimine güzel kimine mükemmel deriz. yağlamam yıkamam bitti. kendine dikkat et bir de. muncurdum yanaklarından.
-gizli bir hayranın- :)

Hayat_Erkeği dedi ki...

:))) madonna ile beraber anılmak ilginçmiş. ilk defa oldu bu.

diğer yazıda ise dünyayı değiştirmekten bahsetmedim :) insanların hayatını değiştirmekten bahsediyorum orada. bu sayı 5-10 kişi bile olsa, insanLAR diyebiliyorsun :)
orada espri yaptım ve hatta öncesindeki BEN kelimesinin büyük harflerle olmasının nedeni oydu.

Bu arada klibi gönderme amacını anlamadım, ne demek istediğini anlamadım. kadın ne diyor onu ise zaten hiç anlamıyorum.

Adsız dedi ki...

Madonnanin da var oyle ilginc halleri, banyodayken ayaklarima isiyorum demisti, koltuk alti killarimi kesmezdim diger kizlar gibi var bir de aklima bu ikisi geldi. Dunya derken ben de insanlari kastettim. :) neden ki espri bence sen gibi herkes durusutlukle bir sey yapsa ve arkasinda durabilse degisim cok zor degil. Blogunu okurken dahi bi cok seye bakis acim cok degisti. En azindan dilencilere bazen para veriyorum. :D madonnayi cok seviyorum. Sadece guzel oldugu icin gonderdim bir imasi yoktu. Sozleri de soyle http://ceviri.alternatifim.com/data.asp?ID=1479&sarki=Live%20To%20Tell&sarkici=Madonna

Hayat_Erkeği dedi ki...

ayaklarıma bende işiyorum. nasılsa banyodayım. akıp gidiyor. ama bunu fantezi olarak değil, daha çok o anki normallikle yapıyorum. banyo demişken aklıma geldi de; eskiden de giysilerimle beraber yıkanma alışkanlığım vardı. son 2 yıldır bıraktım. giysilerin ıslandıkça ağırlaşması ve o ağırlığı üzerimde hissetmek inanılmaz bir zevk veriyordu. hatta sanırım blogda da öyle bir kaç yazım vardı.
koltuk altı kadınlarda çok kötü lan, erkeklere yakışıyor. hıııımmmmmm mis.

değişim zor değil, ama dediğin gibi yaptıklarımızın arkasında durabilsek. bu aslında sanki biraz da dik bir duruşla alakalı. keşke dik durabilsek. dimdik. tıpkı sabah ereksiyonundaki yarrak gibi.

eğer blogumla bile bir çok şeyde bakış açını olumlu anlamda değiştirebildiysem cidden çok mutlu oldum. bu yeter bana.
sana soru sorayım, cevaplamak istemezsen önemli değil:

-daha önce neden dilencilere para vermiyordun?
-şimdi neden veriyorsun. yani kararını değiştiren şey ne oldu?
-dilencilere para verirken ve hissediyorsun?

soruları ayrı ayrı, iyanlış anlaşılacağını düşünmeden, tüm çtenliğinle cevaplarsan sevinirim. süren 45 dakika. sağa sola bakmak yok.

şarkı ve sözleri için teşekkürler.

Adsız dedi ki...

@hayaterkeği söylememen gereken şeyi bende merak ettim.herşeyi rahatlıkla söylemenden dolayı sanırım..birde Osmanlı Padişahları yazının adı bir Bağlantı var mı ben bulamadım..??zeynep

Hayat_Erkeği dedi ki...

@zeynep ona "biliyorsun değil mi, aslında en sonunda kendini bana siktireceksin" diyerek erkekliğine saldırmıştım. o bunun, dile getirilmesinden rahatsız oldu. sonuçta bilinç altında bu yatsa da, dile getirilmesi onu rahatsız etti.

madonna'cı yorum sahibinin bahsettiği yazı şu: http://hayaterkegi.blogspot.com.tr/2015/09/gelismeler-im.html

Adsız dedi ki...

Teşekkür ederim..Bağlantı derken bu Yazının başlığını Osmanlı Padişahları koymuşsun.ama yazı içeriğiyle bir bağlantısı var mı?bunu sormak istemiştim.karıştı.

Hayat_Erkeği dedi ki...

yazının başlığının "osmanlı padişahları" olmasının nedeni; yazıyı yazdıktan sonra, tekrar okuduğumda, yazıda geçen;
1-yarattığım birbirinden farklı kişiliklerim ve bu kişilikler sonrasında hepsini yok edip, sadece biriyle yola devam etme kararı almam ile,
2-yazının ilk satırlarındaki boşaldıktan sonra erkeklerin yaşadığı o pişmanlık anından sonra işledikleri eşcinsel cinayetlerin,
Aileleri tarafından öldürülen osmanlı padişahları'nı çağrıştırmasından dolayı yaptım. Biraz zor bir çağrışım olmuş. Kendi kendime çalıp söylemişim :)))
Zaten hep öyle yapıyorum da neyse :pp

Adsız dedi ki...

Wow..ilginç bir çağrışım olmuş.sormak la iyi etmişim.

Adsız dedi ki...

Madonnaci yorumcuyum :)
Her ne kadar 3. Dunya ulkesi olsakda Turkiye gibi bir yerde gercek fakirlige inanmiyorum. İnsanlara dilenmek daha kolay geliyor. Ve cogu dilenci gercekten cok ac gozlu bunu meslek haline getiriyor. İstisnalar vardir ama geneli boyle. insanlari dilendirecek kadar kalpsiz degiliz bence. O haberleri sen de gormussundur. Uzerinden milyar cikanlar. Ayaklarini saklayanlar vs. Dunya cok kibar bir yer degil malesef insanlarin iyi niyetlerini suistimal ettiklerini cok goruyorum. Bu yuzden para vermiyordum. Ama sunu farkettim yazini okuyunca insanligimi unutturmus bu uyaniklik. İyi niyetle karsiliksiz bir sey yapmak cok iyi hissettirdi. İyiymis masummus gibi hissettim. Fakat masum degiliz hic birimiz. Dimi?

Hayat_Erkeği dedi ki...

@madonnacıYorumcu bahsettiğin yazı hangisi?

Adsız dedi ki...

Şu zengin avcisi leş ibne vardi ya. Adam dilenciye ayar vermisti ya da azarlamisti oyle bir sey olmustu ve sen adamdan sogumustun. Dilenci mevzusu oradan cikma.

Hayat_Erkeği dedi ki...

@MadonnacıYorumcu
ahahaha senin adın böyle olsun. bundan sonra yorum yaparken adını hep öyle yaz da sen olduğunu bilelim :Dp

Neyse ciddili konuya geçiyorum:
Valla Türkiye değil üçüncü dünya ülkesi, 1inci dünya ülkesi bile olsa fakirlik hep var olacak.
Bunu şundan dolayı söylüyorum; mesela Türkiye'den daha zengin olan diğer ülkelere bak. onlarda fakirlik yok mu, orda hiç dilenen çıkmıyor mu? Öte yandan sen inanmıyorsun diye fakirlik yok olmuyor, böyle düşünmen; sadece vicdanına bir kova su dökerek rahatlatmanı, gece başını rahatça yastığa koymanı, paranı rahatlıkla çar çur etmeni sağlıyor. başka bir sikim yaptığı şey yok. hem dediğim gibi; sen yok saydın diye fakirlik sona ermedi.
ki zaten sen de sonradan farkedip, karşılıksız verince iyileştirmişsin kendini.

Öte yandan; evet, yani fakir olmadığı halde dilenenler var, sakat olmadığı halde sakat numarası yapıp elimizdeki üç kuruşa da göz dikip onu almak isteyenler var, ki zaten hep olmuşlar ve dünya döndükçe ve insanlık var oldukça bu tür basit insanlar da hep var olacaklar. ama sende farkındasınki var olmaları, içimizdeki gerçek bizi değiştirmemeli. isteyene, sahip olduklarımızdan küçük bi parçayı karşılıksız vermeyi becerebilmeliyiz. hepimiz bir sınavda geçiyoruz ve o sahtekârlar da bizim sınav sorularımızdan sadece bir kaçı.

hem sen; masummuşsun gibi hissetmemişsin, zaten masumsun.
hepimiz gibi sende, büyük bi kum fırtınasının içinde gezindiğinden dolayı, üzerini kalın bir toz tabakası kaplamıştı. tozlarını silkeledin, az da olsa kendine geldin. gazan mübarek olsun :Dp

Hayat_Erkeği dedi ki...

şu üstteki son yorumumu tekrar okuyunca, git gide Nihat Doğanlaşmaya başladığımı düşündüm :ddd

MadonnacıYorumcu dedi ki...

kız senlen benim çene çok düşük biz sabahlara kadar konuşuruz böyle. :)
gelelim konumuza. bak dediğin şey kendin içinde geçerli. ben inanmıyorum diye fakirlik bitmiyor fakat sen de para veriyorsun diye sonlanmıyor ki. bir öğün doydu tamam ya diğer öğün ya yarın? nasıl benim inancım beni rahatça uyutuyorsa senin o inancın da seni rahatça uyutuyor. üstüne bir de egonu okşuyor ben iyi bir insanım diye. aslında iyi bir insan değiliz hiç birimiz düzenli olarak vicdanımızı rahatlatıyoruz. masum değiliz buradan geliyor... hem de sezencime atıf. benim iyileşme mevzusu da tamamen kendi egomu tatmin ettim o yüzden.
bencilce olan bir iyilik yok ya.
mevzu dilenme fikri. hepimiz çalışıp çabalayarak bir şeyleri elde ediyoruz. bu insanlara da bu fikir aşılanmalı.
(bu yarrak bilgisayar mavi ekran verdi ya tüm yazdığım gitti nasıl sövdüm. 2. kez yazdım ve yazının hiç etkisi yok gibi hissediyorum.)

Hayat_Erkeği dedi ki...

@madonnacıyorumcu olayı yanlış anlayıp yorumlamışsın. ki zaten öyle olmasa, verirmişsin o belli.

şöyleki:

ben para verince de sonlanmayacak diye vermemezlik etmek biraz tuhaf geliyor. zaten olay vicdan rahatlatmak için vermek olunca da tuhaf oluyor. ki vicdan rahatlatmak için vermek zaten insanın kendine karşı yaptığı show, kibir, vs bilumum şeyler oluyor. içinde olmayınca dağıt dağıt ne boka yarar. vicdanını susturmak için vermeyi samimi bulmuyorum.
karşındaki senden bir şey isteyince, sen de ona ağız burun eğmeden verdiğinde iyileşirsin. ya da sen onun ihtiyacı olduğunu düşünerek verdiğinde iyileşiriz. yani amaç birine gerçekten yardım etmekle ilgili. yoksa vicdan rahatlatmak için değil, ki böyle yapanın da vicdanını sikeyim. çünkü vicdan susturmak için vermenin, kimseye bir sikim hayr yok.

ayrıca saçmalama; benim inancım beni uyutmuyor, elimden geleni yaptığım için de uyutmayacak. daha fazlasını yapmak için çırpındım, çırpınıyorum. ama ellerim küçük ne yapıyım.
"napıyım" deyip de bırakmıyorum. bak işte bu blogu yazarak bile senin farkındalığını artırmışım. f
akirlik konusundan alakasız olarak; gelen maillerde insanlar eşcinselliğin insancıl yanlarını gördüklerini, fark ettiklerini söylüyorlar ve çevrelerindeki insanlara daha başka gözle baktıklarını belirtiyorlar. bu da başka bir iyilik ve fırsat buldukça; elimizden geleni yapmaya devam etmek lazım.

öte yandan senin de söylediğin gibi; ben verince bir öğün doyacak. ama sen de verince o kişi bir öğün daha doyacak, başka biri daha verince bir öğün daha doyacak. anladın mı olayı? (yani zaten bu cümleden sonra hâlâ anlatamadıysam öleyim ben artık)
iyilik yaparken vicdanını rahatlatmak için bir şey yapma, o iyiliği yapmak istediğin için yap. zaten vicdan çok da ciddiye alınmamalı. vicdan denilen bir şeye de inanmıyorum ya neyse oralara girmeyeceğim.

MadonnaciYorumcu dedi ki...

Olayi dogru anladim sknti yok ama biz tartistikca olay boyut degistirdi. Dedigin gibi para verdim ama fakat benim dedigim bu insanlara balik verme balik tutmayi ogretti genel anlamda. Balik verdikce tembellesecekler. İcinde bencillik olmayan bir iyilik konusunda dusun dedigimi anlayacaksin bir de. Cidden yok getirisi en kotu kendini iyi hissediyorsun. Bu konuyu kapatalim burada yoruldum. :D bir de arayla yazisiyoruz muhabbet neydi yaa deyip bastan bastan okumak durumunda kalabiliyorum. Neyse
Öte yandan cidden escinsellik konusunda guzel hikayeler cikariyorsun insanlar bir escinselin dunyasi adina cok sey goruyorlardir. Ben gordugum seyleri okuyorum o ayri. :) yazamazsam falan diye simdiden iyi bayramlar optum hayat erkegi.

Hayat_Erkeği dedi ki...

ahahaha peki öyle yapalım.

ama inan bende senin gibi düşünüyordum. yani o yoldan geldiğim için arkamda neler dönüyor biliyorum. elindekini vermemek için çırpınırken bulduğun gerçek bahanelerle bencilliğin nirvanasını yaşıyorsun. (tamam tamam kapattım)

iyi bayramlar Madonnacı Yorumcu

MadonnacıYorumcu dedi ki...

yok oglum ya tanısan acayip alturist bi adamım. öyle gram bencilliğim yok. :) dilencilere karşı sorunluyum biraz. sen kaşıdın diye yazdım bitirelim valla bak. bu da son sözlerim Dalai Lama'dan:
"I often joke that if you really want to be selfish, you should be very altruistic! You should take good care of others, be concerned for their welfare, help them, serve them, make more friends, make more smiles, The result? When you yourself need help, you find plenty of helpers! If, on the other hand, you neglect the happiness of others, in the long term you will be the loser."
Mealen
"Eğer gerçekten bencil olmak istiyorsanız çok fedakar olmalısınız diye sıklıkla şaka yaparım. Diğerlerini gözetmelisiniz mutlulukları için endişelenmeli, yardım etmeli, hizmet etmeli, daha çok arkadaş edinmeli, daha çok gülmelisiniz. Sonuç? Ne zaman yardıma ihtiyaç duyarsanız bir çok yardımcı bulacaksınız. Fakat diğer taraftan diğerlerinin mutlulugunu umursamazsanız uzun vadede kaybeden siz olacaksınız."

Hayat_Erkeği dedi ki...

yok anlamıyorsun. gerçekten de anlamıyorsun ve dallamanın birinin sözlerini paylaşıyorsun. bende söyleyeceğim her şeyi zaten söylemiştim. sana tutup silah zoruyla dilencilere para verdirtecek de değilim :Dd