Basın Açık Laması: Yazmayı seven ve hatta yazarken eğlenen biriyim. Blogda yazdıklarımın tamamını yaşamadım, yaşamıyorum. Yazdıklarımın içinde; arkadaşlarımdan dinlediğim güzel anılar, çevremden duyduğum konuşmalardaki küçük tatlı anlar, birinin başından geçmiş ve onu üzen olaylardan etkilendiğim için buraya yazmaya karar kıldığım şeyler de var.. Ama yazarken, sanki yaşanılanları ben yaşıyormuşum gibi hissettiğimden dolayı, birinci ağızdan yazmak beni rahatlatıyor. Başka türlü de yazamıyorum. O yüzden "hayatlarınızın küçük bir anından ilham alıyorum" deyip, bu bahsi kapatmak isterim.
Ve son olarak; eğer sizde acı veya tatlı anılarınızı benimle paylaşarak, ilerleyen günlerde (2-3 gün sonra veya 3-5 yıl sonra bile olabilir) yazılarımda yer almasını isterseniz hayaterkegi@gmail.com'a mail atabilirsiniz. Sevgiler.

23 Eylül 2015

dağınık düzen

Az önce evin içinde gezinirken, mutfaktaki reyonun üzerinde birikmiş olan kirli kapkacak ve bardak topluluğu dikkatimi çekti. Mutfaktan çıkmışken geri dönüp tekrar baktım ve aslında dağınık olarak değil, gayet ayrıştırılmış bir şekilde dizmiş olduğumu farkettim. Örneğin büyük bardakları büyük sürahinin yanına, küçükleri hemen büyük bardakların yanına sırayla dizmişim.

Porselen tabakları tamamen diğer köşeye dizerken de, yer kaplamamaları için büyükten küçüğe yan yana dizip, içlerindeki yemek artıklarının kuruyup kalmaması için de, hepsine aynı seviyede su doldurduğumu farkettim.

Sonra gelip televizyon masasının altına az önce bıraktığım küçük tepsi ve içindekilere dikkat ettim. Hı hı evet tepsiyi de üçgen oluşturacak şekilde, masanın ucundan dışarı taşmasını sağlarken şık görünmesi için elimden geleni yapmışım.

Oturduğum koltuğa ve yanımdakilere baktım. Renkli kalemleri dizdiğim bardak güzel bir kare oluşturacak şekilde macbook'un hemen yanında duruyor, az önce bir şeyler karaladığım defterlerimden biri açık şekilde kırlentin birazcık altında ve yanında da kulaklığım var, üstelik iphone'u da; kulaklık için olan deliğinin, kulaklığın giriş kısmına bakar hâlde bırakmışım.
Yanlarında ise sanki atılmış veya öylesine gelişigüzel bırakılmış gibi duran Sait Faik Abasıyanık'ın Alemdağ'da Var Bir Yılan kitabı var. Ama aslında atılmamış, sadece öylesine bırakılmış gibi duruyor ve hepsi; güzel bir düzen içinde. Hatta sanki her an fotoğraflanmaya hazır halde.

Sonra banyo'ya girdim; diş macununun duruşu, diş fırçasının ona değmiş halde bırakılmış olması, banyo aynasının hafif yamukluğu, önündeki krem ve kapağının yarı açıklığı, banyo terliklerinin banyoya girişte hemen solda yanyana düzgün bir şekilde durması..
Zaten terlikleri görür görmez tuvalete baktım, tuvalet terlikleri de beni sonraki tuvalate girişimde bekler vaziyette düzenli bir şekilde bekliyorlar.

Tüm bunlardan sonra aklıma, Cihangir'deki ev arkadaşımın bana "sende simetri var" deyişi geldi. O zaman kabul etmemiştim, çünkü gerçekten bir şeylere dikkat etmiyordum. Sadece arada bir işte kalemi yere düşmemesi için, masanın eğimine göre daha yamuk bırakıyordum veya kahve içtiğimiz bardaklar yanlışlıkla değdiğimizde düşüp kırılmasınlar diye alıp, kullanmadığımız duvar köşesindeki sehpanın üzerine bırakıyordum. Öyle düzgün bir şekilde bırakmıyordum da.
Öff tamam düzgün bırakıyorum, ama daha çok hani düşüp kırılmasınlar diye öyle yapıyordum. Çünkü kırıldıklarında bir sürü iş çıkarıyorlardı ve çıkacak olan işleri önlemek adına böyle davranıyordum. Yani bence bunun simetri ile alakası yok.

Sonra ayakkabılığa baktım, hepsinin ucu dışarı bakıyor ve üstelik aynı sıradalar. Oysa ben aslında dağınık biriyim diye kendimle gurur duyardım. Evet evet gurur duyardım. Niye gurur duyuyorum bilemedim ama evet sanırım dağınık olduğumu düşününce mutlu olanlardanım.

Tüm bunları yazmışken şimdi aklıma geldi de;
İşte çocukken ailemle yaşamak yerine abim ve yengemle yaşamaya başlamıştım.
Şimdi bu düzen sorununu yazarken farkettim ki; yengem, ben onlarla yaşarken, mutfakta biriken bulaşıkları bir kenara topladığım için teşekkür ederdi. Oysa bunu tamamen unutmuştum. Hatta onun teşekkürleri az önceye kadar hiç aklıma bile gelmemişti.
Öte yandan belkide aslında sadece kafayı yedim ve kimseye çaktırmıyordum. Ya da belki de hepinizden sağlıklıyım, siz hastasınızdır. Ya da, ya da aslında bu yaptıklarımın hepsi çok normal. Sadece yaptıklarımın bir isminin olması, olayı normal görmemi-görmemizi engelliyordur, kimbilebilir ki..

4 yorum:

Adsız dedi ki...

Bayram nasıl geçti..simetrik mi?:)

Hayat_Erkeği dedi ki...

uyuyarak ve uyandığımda da kitap okuyup film izleyerek geçiyor. birazdan da insomnia diye bi film izliycem :)
senin nasıl geçiyor?

Adsız dedi ki...

Benim bayram klasik.."aa sizin oğlan kocaman olmuş" ,"Babasına çok benziyor","bayramlar olmasa görüşemeyiceğiz."bu üç sohbet Çevresinde geçiyor bayram..fazlaca samimiyetsiz.

Hayat_Erkeği dedi ki...

samimi bulduğun bi yere kaç.

ahahahaha