Basın Açık Lama'sı: Yazmayı seven ve hatta yazarken eğlenen biriyim. Blogda yazdıklarımın tamamını yaşamadım, yaşamıyorum. Yazdıklarımın içinde; arkadaşlarımdan dinlediğim güzel anılar, çevremden duyduğum konuşmalardaki küçük tatlı anlar, birinin başından geçmiş ve onu üzen olaylardan etkilendiğim için buraya yazmaya karar kıldığım şeyler de var.. Ama yazarken, sanki yaşanılanları ben yaşıyormuşum gibi hissettiğimden dolayı, birinci ağızdan yazmak beni rahatlatıyor. Başka türlü de yazamıyorum. O yüzden "hayatlarınızın küçük bir anından ilham alıyorum" deyip, bu bahsi kapatmak isterim.
Ve son olarak; eğer sizde acı veya tatlı anılarınızı benimle paylaşarak, ilerleyen günlerde (2-3 gün sonra veya 3-5 yıl sonra bile olabilir) yazılarımda yer almasını isterseniz hayaterkegi@gmail.com'a mail atabilirsiniz. Sevgiler.

3 Haziran 2015

Öküz Herif ve SON

Bütün aşklar bir gün bitiyor ve sen dönüp geriye baktığında arkanda gördüğün tek şey o mutlu anların oluyor.
 Tabii sadece mutlu anların olmuyor. Zaten sadece mutlu anların olsa, ilişki denilen zıkkım neden bitsin ki? diiiii mii ama.
Ben genelde mutsuz anlara odaklanmak yerine, onları mutlu olduğum anlarımla pas geçiyorum.
Tabii hepsi için böyle olmuyor, bazı mutsuzlukları da özlediğim ve şimdi dönüp baktığımda tebessüm ettirdiği oluyor. Hem zaten hayat böyle iken, neden mutsuzluklarımı yok sayayımki. Onları da ben yaşadım ve biliyorum yaşamaya da devam edeceğim.

İşte böyle. Her şey sakin sakin gelip geçiyor, ama bazıları geçmiyor, sürekli tekrarlanıp duruyor. Hep bir tekrar, hep bir yeni başa almalar. Öküz Herif'le de böyle oluyor.
Evet sevmiştim onu ve üstelik onu ilk sevdiğim günlerde, yüreğimin kıpırtılarına uyup, saçma sapan hareketler yaptığımdan habersizken, o tüm saçma sapanlığımın farkında olup benimle dalga geçerken bile bir gün beni seveceğini bilerek, bundan emin olarak sevmiştim onu.

Sevmeye de devam edeceğim sanıyordum. ama öyle olmadı. Başlagıcı olan her şeyin bir sonu vardır kuralı gereği, sona geldim ve defalarca bitirdik, başladık, bitirdik, başladık ve bu başlayıp bitirmelerimiz içimde kalan o ufacık "ya yanlış yapıyorsam"ları da alıp götürdü.

Tabii ben sevme sıramı savmışken, bu sefer o başladı. Üstelik öyle sıradan bir şekilde değil, cidden büyük bir içtenlikle sevmeye başlamıştı. Bunu hissediyordum, görüyordum. Çünkü ben de öyle sevmiştim. Onu en iyi ben anlardım ve anlamalarımı sırf o beni sevmeye başlamış olduğu için onu tekrar sevmeyi deneyerek göstermeye çalıştım. olmadı.

Bu herkes için böyle mi bilmiyorum ama işte insan bitirmelerini de boşa yapmıyor. Ondan ümidini kestiğin için bitirmiş oluyorsun, onun o duygusuzluğunu gördüğün için bitirmiş oluyorsun, sen onu sevdiğin için yanyana olmak isterken, o sadece yalnızlığını yok etmek için yanına gelmeye devam ettiği bitirmiş oluyorsun.

Durum böyle olunca da artık içinde ona karşı hiçbir şey kalmamışken, o şimdi karşına geçtiğinde onu koca bir hatadan ibaret olarak görüyorsun. Görmek istemesen bile o gösteriyor hatta seni zorluyor.
Sizi bilmem de, ben birini kolay kolay hayatımdan çıkarmam. Hatta sadece birini değil, bir eşyayı bile çıkarmam. Çünkü onda birinin emeği var, az veya çok değerlidir ve sırf bu değer için hayatımdan çıkarmamak için çırpınıp dururum. Eşyalara karşı tutumum böyleyken, insanlara karşı tutumumu varın siz düşünün. Hem zaten hatalar insanlar içinken, birini sırf hata yapıyor diye hayatından çıkarmanın o iğrenç kibrini, o gizliden gizliye yaşattığı büyüklük hissinin şeytanına verdiği zevki yaşamak bana göre değil. Bu yüzden de, birine karşı olan insani yaklaşımım kolay kolay bitmez, öyle devam etsin diye kendime yalvarır dururum.
Ama sonra işte bir şey olur, bir şey daha olur, defalarca bir şey daha olur derken artık şeytanıma yenik düşerim ve o bir zamanlar uğruna geberdiğim insan için içimde onun için beslediğim tüm iyi hislerim biter. Tabii bitince de tamamen bitiyor, üstelik bir daha başlatmam imkansız bi şekilde bitiyor.

Geçen gün de böyle oldu, işte arkadaş olalım falan ayağıyla görüşelim dedi ve bende "tabii canım, ne de olsa iki medeni insanız biz, bu kadar olsun farkımız" dedim ve buluştuk. İlk gün ufak laf sokmaları falan filan oldu çok önemsemedim. Hani adamın canı yanıyor, ister istemez de laf sokuyor dedim. Öyle böyle akşamı ettik ve çok şükür gün bitti de ayrıldık.
ikinci gün yine buluşalım dedi ve ben o anda evde olduğum içinde kalktı bana geldi. Eh me derken dakikalar geçti ve bunun laf sokmaları bildiğin hakarete vardı. sonra tabii ben o an da kendimden geçmişim. gözlerimi bi açtımki etrafı darmadağın etmişim. el önünde ne var ne yok kırıp dökmüşüm. duvarda porselen tabak parçaları saplanıp kalmış. Çok şükür tv'ye bir şey olmamış. kendime ilk geldiğimde ona bakmıştım da. Daha yeni taksidi bitmişken ona bir şey olsaydı, o az önce yaşadığım sinirle bu sefer kendimi keserdim herhalde.

Neyse işte tv'ye bir şey olmamış diye kendi kendime içimden söylenirken o da bi yandan durmuş bana bakıyordu. Meğer ben sinir krizi esnasındayken o da bana sarılıyormuş"yapma etme" falan fistan diye diye. Ama duymadımki ve üstelik kriz geçirmeme neden olan da oydu.
Öyle böyle kendime gelmişken o bana sorular sormaya falan başladı ve baktımki soru sorarken bile hala beni suçlayan sorular soruyor. Durdum ona baktım ve hiçbir şey demeden öylece kaldım. Çünkü biri anlamak istemiyorsa, konuşmanın bir anlamı yoktu. Sustum.

Biraz zaman geçtikten sonra kalktım kırık dökükleri toplamaya başladım. O da o esnada cevap ver falan deyip duruyordu.
Sonra karar verdim bir daha ne olursa olsun asla ona cevap vermeyecektim ve hiçbir zaman da bir daha da iletişime geçmeyeceğim.

Ama bir sorun vardıki evdeydik ve o da "cevap ver, niye susuyorsun, niye beni görmezlikten geliyorsun,niye bana yok muşum gibi davranıyorsun" falan filan deyip duruyordu.
Susmaya devam ettim, hiçbir şey demedim. bugüne kadar konuştum da ne bok oldu. İnsan olduğumuzu ve insanlığımızı unutmadan, karşımızdakini kırmadan iletişimi devam ettirmemiz gerektiğini o kadar yalvararak anlattım, hiç dinlemedi, sikine bile takmadı. Her defasında yine de kendi bildiği hayvani şekliyle devam etti, madem öyle işte alsana artık ne bok yersen ye. İstediğin kadar kırıcı konuş, istediğin kadar laf sok. Hiç cevap vermeyeceğim, artık benim için yoksun ve hiçbir zaman da olmayacaksın.

Sonra işte bilmem ne kadar zaman geçti aradan, o da böyle söylenmeye devam ediyordu. Ben bu süre boyunca evi temizledim ve tüm kırık dökükleri çıkarıp kapıya bıraktım. Sonra da oturdum bilgisayarımın başına ve saçma sapan sitelerde onun mızmızlanmaları eşliğinde gezinip durdum. O ise hala "ben sana ne yaptım, niye bana böyle davranıyorsun, niye yok muşum gibi davranıyorsun" demekle meşguldü.

En sonunda yalvarmalarından "birinde kalk dışarı çıkalım, tamam konuşma benimle. ama kalk bi hava alalım, ikimize de iyi gelir" dedi ve tatatatam cin gibi bir fikir aklıma geldi. Kalktım üstümü giydim, o da benim dışarı çıkmak istediğimi anladı ve beraber giyinip kapıdan çıktık. Tam çıktığımız anda da o arkasını döndüğü gibi ben tekrar eve girip kapıyı da arkadan kitledim ve onu evimden dışarı çıkarmış oldum.
Kapının öte tarafından bir kaç defa "yapma böyle" falan deyip zil çaldı ama siklemedim.
Bu bizim için bir SON'du işte. 

3 yorum:

Adsız dedi ki...

Yazdiklarini yaklasik 3 yildir okuyorum..aşklarıni heyecanlarini düş kırıklıklarini..hic gormedigim ama tanidigim bir adam olup ciktin..bazen istanbulun öyle herhangi bi sokagindan gecerken kendini tarif ettgin kadariyla sana benzettgm yüzler görüyorum..belki bu denli yazdıklarını yakin bulmamin sebebi birbrmze benzerligimizdir diye dusunurdum hep..aslinda sevilme ve kalabaliga karisma telaşı da olsa tek ortak yanimiz..ama bugun ilk kez bu yazinda seni uzak hissettim..sende Güdük kalmış bir yan var biliyormusun..buyutemedigin, cocuk insan gibi hep ayni zamanda takili kalan..sen öyle Sevilmemissinki sevilmeyi ogrenememissin..izin vermiyorsun seni sevmelerine izin vermiyorsun kendi kendini sevmene..yapma bunu..ben seni hic tanimasamda seviyrm.iyi yürekli bi adamsin sen..kendini sev..birak sevsinler seni..
sevgilerimle..

Hayat_Erkeği dedi ki...

@adsız
tam ihtiyacım olduğu zamanlarda beni sevmediklerini, hiç sevilmediğimi son 2 yıldır farkettim. bir kaç gündür ise emin oldum ve sevilmemiş olduğum için çocuk insan olarak takılı kaldığımı yeni kabullendim. bu canımı çok yaktı.

(uzun şeyler yazdım da sildim.)

Adsız dedi ki...

Önce kendini sevmelisin o vakit..savaşmayi birak artik kendinle..çocuk insan degilsin sen.onlardan etrafimizda binlerce var, hayata hic dokunmadanb yasayip giden..sen hayati taniyorsun, derinine iniyorsun..sadce cocuk kalmis bir yanin var işte..birak once kendini sev..ve sevgiyi aşkı aramayi birak..izin ver o seni bulsun..Çünkü aslinda biz ençok takili kalip aradigimiz seyi bulamayiz..iste ordadir tam gozumuzun onunde..ama bulamama kaygisiyla goremeyiz onu..hayata birak kendini.ve bu gece sag elin sol eline yoldas olsun..kendini sev..ve hep yaz..
hoşçakal