Basın Açık Lama'sı: Yazmayı seven ve hatta yazarken eğlenen biriyim. Blogda yazdıklarımın tamamını yaşamadım, yaşamıyorum. Yazdıklarımın içinde; arkadaşlarımdan dinlediğim güzel anılar, çevremden duyduğum konuşmalardaki küçük tatlı anlar, birinin başından geçmiş ve onu üzen olaylardan etkilendiğim için buraya yazmaya karar kıldığım şeyler de var.. Ama yazarken, sanki yaşanılanları ben yaşıyormuşum gibi hissettiğimden dolayı, birinci ağızdan yazmak beni rahatlatıyor. Başka türlü de yazamıyorum. O yüzden "hayatlarınızın küçük bir anından ilham alıyorum" deyip, bu bahsi kapatmak isterim.
Ve son olarak; eğer sizde acı veya tatlı anılarınızı benimle paylaşarak, ilerleyen günlerde (2-3 gün sonra veya 3-5 yıl sonra bile olabilir) yazılarımda yer almasını isterseniz hayaterkegi@gmail.com'a mail atabilirsiniz. Sevgiler.

8 Mayıs 2015

market'i satan gay bakkal

Uzun zamandır bu market işinde ne yapacağıma karar vermeye çalışıyordum. Zaten aldığımdan bu yana da kafamda milyarlarca soruyla beraber, aslında ne yapacağımı bilmeden bu şekilde öylesine çalıştırıp duruyordum.
Geçen haftaya kadar da bir şekilde yürüttüm geldim. Ama artık bıraktım marketçiliği, yapamadım. Beceriksiz olduğumu ve bu gibi işleri asla yapamayacağımı anladım.
Aslında beceriksizlik demiyim de, işte benim kumaşımda market işletmek diye bir şey yokmuş, onu anladım, onu sindirdim.
Zaten eleman bile artık dükkanda boş boş oturmaktan sıkıldığı için "abi boşver bu işi" deyip duruyordu. Yani o bile bana göre olmadığından o kadar emindiki, öylesine rahat bi şekilde "boş ver" diyordu ki resmen cevap veremiyordum.
Sonra da işte karar verdim, elemanla helalleştik onu işten çıkarıp, ertesi gün de anlaştığım birine marketi devrettim.

Marketi alan adam, mahallemize kamyon üstünde sebze meyve getirip satan bir esnaf. Eskiden marketi varmış ama babasıyla kavga edince marketi satıp kamyon almış, kasasında da sebze meyve satmaya başlamış.
Uzun zamandır yanıma gelip gidiyordu, ondan dolayı marabamız vardı ve geldiğinde sırf laf olsun diye sağdan soldan konuşup duruyorduk. Bir kaç defa bu market işini sevmediğimi ona söyleyince, o da almak istediğini belli eden yorumlarda bulunmuştu. Ben de iyice düşündükten sonra da onu aradım ve geldi pazarlık yapıp sattım ona.
Paranın yarısını peşin verdi, diğer yarısını ise her ay taksit taksit ödeyecek. Zaten pek mal yoktu içerde, işte bir kaç raf maf, dolap, tezgah vs vardı.
Diğer eşyalarla beraber yok pahasına verdim çıktım. Çıkınca öyle bir rahatladım ki anlatamam, sanki depremde çöken binanın altından sağ kurtulmuşum gibi rahatladım.

Bundan sonra öyle bir esnaflık durumuna atlamak gibi bir düşüncem yok. Öyle kendi yağında kavrulan biri olup çıkmak istiyorum.
Zaten bu esnaflık denilen şey, büyük oynamıyorsan devletin seni sikmesinden başka bir şey değil. Çünkü o vergisi, bu vergisi, şu vergisi derken elinde hiç para kalmıyor. Hele benim gibi şaşkalozun tekiysen, cinlik bilmiyorsan hiç para kazanamıyorsun. Resmen aldığın verdiğin ne varsa hepsi uçup gidiyor. Bazen kira ödemekte zorluk çektiğim aylar bile oldu. Kira bile ödeyemiyorsam daha ne diye yapacağım ki zaten.

Bir de abi kabul etmek lazım ki; ciddi anlamda marketçilik bana göre değil. Ben bu işlerin adamı değilim ve olamam da. Bunu deneyimleyerek öğrenmek güzel oldu. Zaten deneyim herpsinden öenliydi. İlerde eğer aids'den falan ölmeyip, yaşlanırsam anlatacağım hikayeler arasında market deneyimim de olacak. Gelen gidenin hikâyeleri de cabası.
Neyse işte, sağ salim çıktım market içinden. Haydi, rast gele.

4 yorum:

Adsız dedi ki...

Babamda bakkaldı benim , eskilerde . Bazen okul çıkışı falan yanına giderdim , ben bakardım kasaya . Kazanırdı ama babam , idare ediyordu işte evi , hatta altın falan aldığı oluyordu hatırlıyorum . Ben hep heyecanlı giderdim yanına severdik o zamanlar birbirimizi , sanırım en son o zamanlar sevmiştik birbirimizi , sonra bozuldu aramız , gelme bir daha buralara dedi , gitmedim bende , ölmesine yakın görüştük bir iki defa sonrada öldü zaten . Gitmedim hiç mezarına falan , sevmiyorum zaten mezar ziyaretlerini . Birde ben galiba babamı uzaktan daha çok seviyormuşum hatta özlüyorum .

Hayat_Erkeği dedi ki...

aranız niye bozuldu, ne oldu ki? anlatmak istersen burdayım.

Adsız dedi ki...

Ne olduğunu nasıl olduğunu tam hatırlamıyorum ama o zamanlar herkesin dilinde Tarkan var , gaymiş diyorlar . Nereye baksan ne okusan o , gaymiş . Bundan gaz aldım , lise sondayım o sıra . Gittim dedim baba ben gayim . Anlamadı başta , açtım açıkladım , din iman falan dedi , bekle şu üniversite sınavı bitsin dedi . Bitti üniversite sınavı , ben hala ibneydim . Bağırdık birbirimize , dövdük hatta birbirimizi . Az deli değildim o zamanlar , anlatınca fark ettim . Üniversite başladı ben İstanbul'a geldim o başka şehirde , oyle ayrıldık işte . Bir iki gittim düzelir gibi oldu aramız ama bozulmuştu bir kere eskisi gibi olmadı . Sonrada hasta diye bizim okula geldi , orda gördüm son kez . Yazınca fena oldum lan . O bizim okulda öldü diye ben okulu bıraktım , üçüncü sınıfım o zaman , vay be neler geçmiş neler gelmiş . Seviyordum onu ama bunu biliyorum .

Hayat_Erkeği dedi ki...

sevdiğin çok belli. ama geçti gitti işte. sıkma canını.

bir de senden ricam, bundan sonra bir isim seç ve o isimle yorum yaz :) yorum yapanın sen olduğunu bileyim.

çok öptüm, hep güzel şeyler yaşa inşallah.