Basın Açık Lama'sı: Yazmayı seven ve hatta yazarken eğlenen biriyim. Blogda yazdıklarımın tamamını yaşamadım, yaşamıyorum. Yazdıklarımın içinde; arkadaşlarımdan dinlediğim güzel anılar, çevremden duyduğum konuşmalardaki küçük tatlı anlar, birinin başından geçmiş ve onu üzen olaylardan etkilendiğim için buraya yazmaya karar kıldığım şeyler de var.. Ama yazarken, sanki yaşanılanları ben yaşıyormuşum gibi hissettiğimden dolayı, birinci ağızdan yazmak beni rahatlatıyor. Başka türlü de yazamıyorum. O yüzden "hayatlarınızın küçük bir anından ilham alıyorum" deyip, bu bahsi kapatmak isterim.
Ve son olarak; eğer sizde acı veya tatlı anılarınızı benimle paylaşarak, ilerleyen günlerde (2-3 gün sonra veya 3-5 yıl sonra bile olabilir) yazılarımda yer almasını isterseniz hayaterkegi@gmail.com'a mail atabilirsiniz. Sevgiler.

22 Nisan 2015

Tom Ford kılıklıyla bir şey olmadı

Geçen tanıştığım Tom Ford kılıklı ile aramızda bir şey olmadı. Hatta sadece o tanışma ile yetindik kaldık. Sonrasında bir kaç whatsapp yazışması ile de noktaladık. Çünkü adam tam bir sanal ortam bağımlısı ve sürekli bir ilgi bekliyor. Ben ise artık ne oldum delilerine ilgi göstereceğim yaşları çoktan aştım, hele karşımdakinde çözemediğim bir şey var ise ilgiyi hiç ama hiç gösteremiyorum.

Aslında iyiki de olmamış. Çünkü onunla tanışmaya giderken sırf onu gördüğüm an aşık olayım diye kendime yabancı slow parçalardan oluşan bir playlist yapmıştım ve bu slow müzikler beni iyice dağıttığı için onu gördüğümde aşık olmayı planlamıştım ve gerçektende ruh halim istediğim kıvama gelince de cafeye girip onu gördüğüm an çarpılıp kalmıştım.

Ama işte tanışma yazımızda bahsettiğim gibi; gecenin sonunda biz kalkıp caddede giderken o bana bir kaç sefer ilişki şeysi yaşayalım muhabbeti açmasına rağmen ben "zamana bırakalım" deyip durmuştum ve kendi kendime de böyle cümleler kurabildiğim için şaşırmış, hatta kızmıştım da. Çünkü adamı gayet hoş bulmuş, hatta apışıp kalmıştım ama onun "ilişki yaşayalım" cümlelerine "zamana bırakalım" diyordum.
Sırf o yakışıklılığa karşı, kendimde olmadan "zamana bırakalım" dediğim için fena halde kızmıştım ve hatta bir kaç yumruk atmak istemiştim kendime.

Çünkü neden öyle dediğim hakkında en ufak bir fikrim yoktu ve ben zaten zayıf karakterli biri olduğum için öyle güçlü cümleler kurabilecek biri değildim. O cümleleri kurduğum için o gece kendi kendime bol bol küfür ederken, ilerleyen günlerde adamın saçma sapan hareketleriyle bir anda aslında ne kadar da doğru cümleler sarfettiğimi anladım.

Ay iyiki de aramızda bir şey olmamış ve ben o gece ona sürekli "zamana bırakalım" bla bla deyip durmuşum. Hem zaten saçma sapan slow parçalar dinlemiştim ve kendimi; onu ilk gördüğüm an çarpılacak kıvama getiren bendim. ahahahaha demekki beynimi slow parçalarla uyuşturmama rağmen bilincim kapanmamış ve o "zamana bırakalım" cümlelerim hep bundanmış :)))

allah canımı almasın ya, o geceki sözlerim aklıma geldikçe gülüyorum. nasıl bi beynim varsa ben aşık olmama rağmen o aşık olamıyor ve dilimi bile benden izinsiz, benden çıkmayacak sözler sarfedecek şekilde kullanabiliyor. Afferin lan bana. afferin lan beynime :)

2 yorum:

Adsız dedi ki...

Selam Hayat erkeği, ilk buluşmada çok yakışıklı bulduğun için bi hoşlantı olmuş, o kadar. Aşk öyle ertesi gün bitecek bi şey değildir. Ve aşk ın %30 u görsellik ile alakalıdır. %70 ise kişinin diğer özellikleri ile alakalıdır. Demem şu ki her gördüğün sakallıyı deden sanma:) Aşk, çok derin mevzu.

Hayat_Erkeği dedi ki...

açıkçası aşkı da biz istediğimiz oluyoruz diye düşünüyorum. onda kafama oturmayan bir şeyler vardı ve sanırım bu yüzden oturmadı. ama ne olduğunu anlamadım. eğer ne olduğunu anlasaydım kendimi ikna edip aşık olurdum. bu tamamen benim elimdeydi.