Basın Açık Laması: Yazmayı seven ve hatta yazarken eğlenen biriyim. Blogda yazdıklarımın tamamını yaşamadım, yaşamıyorum. Yazdıklarımın içinde; arkadaşlarımdan dinlediğim güzel anılar, çevremden duyduğum konuşmalardaki küçük tatlı anlar, birinin başından geçmiş ve onu üzen olaylardan etkilendiğim için buraya yazmaya karar kıldığım şeyler de var.. Ama yazarken, sanki yaşanılanları ben yaşıyormuşum gibi hissettiğimden dolayı, birinci ağızdan yazmak beni rahatlatıyor. Başka türlü de yazamıyorum. O yüzden "hayatlarınızın küçük bir anından ilham alıyorum" deyip, bu bahsi kapatmak isterim.
Ve son olarak; eğer sizde acı veya tatlı anılarınızı benimle paylaşarak, ilerleyen günlerde (2-3 gün sonra veya 3-5 yıl sonra bile olabilir) yazılarımda yer almasını isterseniz hayaterkegi@gmail.com'a mail atabilirsiniz. Sevgiler.

2 Nisan 2015

Neden?

Geç kalmış bir iç dökme yazısı olacak ama aslında önceden yazıp, sırf birileri üzülmesin diye kenarda tuttuğum bir yazıydı bu. Oysa kenarda tutmamın bir anlamı da yoktu. Çünkü bu yazacaklarımı onunla defalarca yüzyüze de konuştuğumuz için öylesine yayınlamak yerine burada kayıtlarda tutmuştum. Dediğim gibi; aslında gerek yoktu kendimden gizlemeye. Çünkü yeterince açık olmuştuk birbirimize ve bizden başka birilerinin öğrenmesi de pek bir şey farkettirmeyecekti.

Konuyu çok uzattım, farkındayım ama uzatmamın sebebi; sonraki cümlelerin üzerinde azcık da olsa düşünülmüş olduğunu belli etmek çabasından dolayı uzatıyorum. ve işte kısa kestim:

"İnsan sevmediği biriyle neden aynı hayatı paylaşır, onunla neden yaşar?" sorusu sanırım hayatım boyunca sorduğum soruların başında gelen en anlamlı sorulardan biridir. Hayatıma hep bu soruyu sorduktan sonra yön verdim. Kaybolduğumu düşündüğüm kalabalığın içinde ve onca yol ile karşı karşıya kaldığım her kararsız an da yönümü bulmak için hep bu soruyu sordum kendime ve cevapladıktan sonra yola devam ettim.

Sahi siz de hiç merak ettiniz mi; neden sevmediğiniz birileriyle yaşadığınızı, neden onlara sabrettiğinizi, neden onları sırtınızda taşıdığınızı, neden kafanızın içinde onların seslerine yer verdiğinizi?
Eminim düşünmüşsünüzdür, çünkü "insan, dünyaya, düşünmek için gelmiştir" der ünlü bir filozof..

Offf tamam yalan söyledim. Öyle bir filozof falan yok. Sadece cümlenin gidişatına uygundu diye "filozof demiş" dedim.

Kendim sevmediğim insanlarla neden yaşıyorum sorusuyla başbaşa kaldığımda, şu cevapları gördüm:


Devamını getiremedim. Aslında getirmek istemedim. Sizin sebeplerinizi duymak daha güzel olur, siz sevmediğiniz biriyle neden devam edersiniz? ediyorsunuz?

7 yorum:

Adsız dedi ki...

Neden biliyor musun hayat erkeği? Yalnız kalmaktan korktuğun için, kimsenin yanında olacağını kestiremediğinden, seviliyorum belki de bu şekilde diye kendini kandırdığın için, herkesin senin hayatında bu kadar -ama öyle ama böyle- tutunmadığı için, herkesin sevme şekli belkı de farklıdır, masalına inandığın-ki asla inanmazsın- için, bağlılık ile bağımlılık arasındaki farkı iyi bilip yapamadığın için, çocuklukta sevginin soyut ve somut hallerine dokunamadığın ve bunu yaşatacak birilerinin uzaklıklarının yarattıkları girdaplar için...
Ve en önemlisi de ne biliyor musun Doğulu çocuk? Önce kendini sevemediğin için. Unutma, içeride ne varsa dısarıya o çıkar. Hoş kal

Hayat_Erkeği dedi ki...

o zaman neden ayrılmadığım konusundaki, kendi nedenlerimi şöyle yazayım:

-evet. yalnızlıktan korktuğum için
-yeni biriyle tanışmakla uğraşmamak için
-o "ilişkide miyiz, değil miyiz" ikilemlerini tekrar yaşamamak için
-"ben sevince o sevecek mi, o sevince ben sevecek miyim" diye uğraşmamak için
-edinmiş olduğum o ilişki rahatlığını bozmamak için
-arkadaşlara ayrıldık dememek için
-konu komşunun "arkadaşın nerede, artık gelmiyor mu?" sorusuyla muhatap olmamak için
-zengin biriydi, bana şimdi zırnık koklatmasa bile bir ihtimal; yaşlandığımızda çalışmama gerek kalmaz diye düşündüğüm için de ayrılmıyordum.
-saçma sapan insanlarla tekrar muhatap olmamak için de ayrılmadım.
-beni gerçekten sevecek, olduğum gibi kabul edecek birini bulamayacağımdan korktuğum gerçeği de var tabii.
-sevmesem bile, aslında her zaman sarılacak birini hazırda tutmak için de ayrılmadım. çünkü geceleri yalnız yatmaya alışamadım. hele biriyle yatmaya alışmışken, artık yalnız yatmak bana çok koyuyor.

bunlar gibi yazmadığım ve belki de yazmayacağım daha bir çok farklı nedenim vardı ve hâlâ var. ama artık saymıyayım.
zaten onun için de durum pek farklı değildi. o da "yeni birini bulmakla uğraşmak istemiyorum. bulduk birbirimizi ne bok yiyeceksek beraber yiyelim" diye söylenip duruyordu.
ama ben boku mecbur kaldığım için yiyecek biri değilim. ben yiyeceğim boku, istediğim için büyük bir iştahla yiyecek tiplerdenim.

Adsız dedi ki...

Açıkçası tüm yazıklarını okudum. Ama parasal olarak birine ne bugun ne de yarın güvenme ve en önemlisi de biri ile beraberlik yaşamanın o kadar nedenden biri de bu maddiyat olayı olmamalı. Kısacası, ikiniz de bağımlı kişilik bozukluğu içinde olabilirsiniz. Sonucta psikolog değilim; nacizane fikrim bu. Ve her şeyi geçtim de insan sevmediği biri ile olmamalı. Başkaları ile tanışma faslını bile iş olarak gördüğün aşikar. İyi de seversin belki iş olarak gördüğün bu mesai yaratacağın ikili arkadaşlığı. Belki uyum kurabileceksin bu sefer. Yahu, deli misiniz ya sevmiyorsunuz işte bırakın artık. Hoş hayattlar

Hayat_Erkeği dedi ki...

sakin ol şampiyon. çoktan ayrıldık. bir daha o şekilde bir beraberliğe sıcak bakmam bile imkansız.

Adsız dedi ki...

Sakinim:) Sen de sakin ol ve güzel beraberliğe adım at artık:)

Hayat_Erkeği dedi ki...

ya inşallah ya. valla dua et bana. bende düzgün birilerini hak ediyorum :dd

Adsız dedi ki...

Ve seninle bi gün kahve içmeyi isterim ben ya:) adsız hoş hayatlar ben:)