Basın Açık Laması: Yazmayı seven ve hatta yazarken eğlenen biriyim. Blogda yazdıklarımın tamamını yaşamadım, yaşamıyorum. Yazdıklarımın içinde; arkadaşlarımdan dinlediğim güzel anılar, çevremden duyduğum konuşmalardaki küçük tatlı anlar, birinin başından geçmiş ve onu üzen olaylardan etkilendiğim için buraya yazmaya karar kıldığım şeyler de var.. Ama yazarken, sanki yaşanılanları ben yaşıyormuşum gibi hissettiğimden dolayı, birinci ağızdan yazmak beni rahatlatıyor. Başka türlü de yazamıyorum. O yüzden "hayatlarınızın küçük bir anından ilham alıyorum" deyip, bu bahsi kapatmak isterim.
Ve son olarak; eğer sizde acı veya tatlı anılarınızı benimle paylaşarak, ilerleyen günlerde (2-3 gün sonra veya 3-5 yıl sonra bile olabilir) yazılarımda yer almasını isterseniz hayaterkegi@gmail.com'a mail atabilirsiniz. Sevgiler.

3 Mart 2015

kırıklar

Bir zamanlar canım dediğim adamı, öldürüp onbin parçaya böldükten sonra kıyma makinesinden de geçirip kedilere yem etme isteğinin had safhada olduğu dönemlerimdeydim.
Ne zaman böyle olduk, nasıl böyle olduk hiç anlamıyorum. Oysa daha bir kaç hafta önce onsuz ne yaparım diye düşünen malın tekiydim. niye böyleyiz. niye böyle yapıyoruz.

Geçen beni kırdığı yerlerimden onu öyle bir kırdım ki artık toparlanmayacak hâle geldi. Kırıldığım yerlerim onun kırıklarıyla iyileşti.
Ama şimdi üzerinden bir kaç gün geçmişken bakıyorum da aslında hiç iyileşmemişim. Kimbilir o da nasıldır şimdi.
Umarım kırıkları iyileşmişdir. Bir şeyciği kalmamışdır.
Keşke bu kadar kırmasaydım keşke bu kadar acımasız olmasaydım.

Hiç yorum yok: