Basın Açık Lama'sı: Yazmayı seven ve hatta yazarken eğlenen biriyim. Blogda yazdıklarımın tamamını yaşamadım, yaşamıyorum. Yazdıklarımın içinde; arkadaşlarımdan dinlediğim güzel anılar, çevremden duyduğum konuşmalardaki küçük tatlı anlar, birinin başından geçmiş ve onu üzen olaylardan etkilendiğim için buraya yazmaya karar kıldığım şeyler de var.. Ama yazarken, sanki yaşanılanları ben yaşıyormuşum gibi hissettiğimden dolayı, birinci ağızdan yazmak beni rahatlatıyor. Başka türlü de yazamıyorum. O yüzden "hayatlarınızın küçük bir anından ilham alıyorum" deyip, bu bahsi kapatmak isterim.
Ve son olarak; eğer sizde acı veya tatlı anılarınızı benimle paylaşarak, ilerleyen günlerde (2-3 gün sonra veya 3-5 yıl sonra bile olabilir) yazılarımda yer almasını isterseniz hayaterkegi@gmail.com'a mail atabilirsiniz. Sevgiler.

12 Ocak 2015

yazının başlığı ne olsun?

Şu an saat 01:15 ve az önce eve geldim. Zaten bakkal evin hemen karşısında olunca pek eve gelmeye hevesim olmuyor. Nasılsa eve de gelsem oturcam, madem eve gelince de oturcam o zaman bakkal'da oturayım belki bi gelen olur 50-60 TL'lik bir alışveriş yapar diye oturdum 1demlik çay kaynatıp tek başıma içtim. Tabii kimse gelmedi. Sadece bir kaç tane öğrenci var onlar geldiler. Onlar da zaten genel olarak her gün aynı saatlerde geliyorlar, yani 22:15 veya 22:30 da falan.

Öğrenci oldukları için, pek paraları olmuyor ve aldıkları da sadece cips, kola, sakız ve sigara oluyor.
Ama örneğin zengin bir öğrenci var ve tek başına yaşıyor. Sanırım pilotluk falan okuyordu. Ya da çocuk kumral ve havalı bir tip olduğu için ben ona pilotluğu yakıştırdım. Şu an doğrusu ne okuduğu net olarak aklıma gelmedi ve ikileme düştüğüm için pilotluk okuyup okumadığından emin olamadım. Belki gerçekten de pilotluk öğrencisidir ve ben ikileme düştüğüm için pilotluk okuduğunu net olarak söyleyemiyorum.

Her neyse işte bu çocuk diğerlerinden farklı. Genelde her gece bu saatlerde gelip bira soruyordu, ama artık bira sormuyor. Çünkü önceki gece "ya aslında tekel iznim yok ve bu sigaraları bile aslında ben kaçak satıyorum. yani yakalanırsam ceza kesilecek" diyerek netleştirdim, o da "tamam abii, bir daha bira falan sormuycam" dedi, güldük, cips, çikolata, bisküvi ve kola alıp gitti.

Diğer öğrencilerden ise mesela aynı evde yaşayan 2 genç kadın var. Bunlar apartman aidatlarını geç ödemekle meşhurlar. Sanırım 3 yıldır bu mahalledeler ve 2 yıldır da aynı evdelermiş. Ama işte öğrenci oldukları için olsa gerek paraya sıkışınca aidatları falan ödememekle sıkıntıyı aşmaya çalışıyorlar. Bunları da hep apartman yöneticilerinden ve onların eşlerinden duyuyorum. Çünkü bakkal olunca bütün mahalle size dedikodu taşımak zorunda hissediyor kendini ve siz de onları dinlemek zorunda hissediyorsunuz kendinizi. Böylece onlar ve siz belli olmayan bir belirsizlikle beraber yaşamayı öğrenmiş oluyorsunuz.

Yine bir başka öğrenci grubu var. Bunlar da 2 genç erkek ve fetullah'çılar. Bıyıklarından öyle anladım. Bıyıkları yalan söylüyorsa o ayrı, ama ellerinde de bir iki defa Risale-i Nur falan gördüm. Bunlar da o parasızlardan oldukları için genelde hep makarna, ekmek ve yumurta alıyorlar. Yalan olmasın geçen gün Çokokrem'de aldılar. ama sanırım çokokrem hiç bitmeyecek.
Bir de aslında ne oldukları, kime inandıkları falan sikimde değil. İsterlerse klozet kapağına tapsınlar, isterlerse direkt şeytan ayetlerini okusunlar, ama parasız 2 öğrenci oldukları çok net.
Geçen bir tanesi kar yağdığında üstünde ince bir mont vardı. O karın altında afedersiniz it gibi titreye titreye okula gitti, akşam da titreye titreye eve geldi.
Diğer arkadaşı da ondan farksız değil, ayakkabılarına geçen gün dikkat ettim, ne yazıkki ayağındaki yazlık ayakkabılarla kar'da çamurda ceylan gibi seke seke yürüyordu.

Bir de tabii ufak veletler falan var, böyle ilkokula, ortaokula, liseye falan gidenler. Liseye ve ortaokula gidenler genelde sürekli gelip "abi tek dal sigara satıyor musun" diye soruyorlar. Cevabım olumsuz olunca sanki analarını öldürmüşüm gibi ters ters bakıyorlar. Çünkü benden önceki bakkal mahallenin piçlerini  tek dal sigaraya alıştırmış. Ben de bunlara yok çekince, bana; sanki yüzlerine kezzap fırlatmışım gibi bakmaya başladılar.
Ahh bu veletler ahh. Sanıyorlarki beni anam 30 yaşında doğurdu, bilmiyorlarki bende onlar gibi el kadardım, sonra büyüdüm yarrak kadar oldum.

Diğer öğrencileri de anlatayım mı? yoksa başka zamana mı kalsın..

bir de son olarak not: marketi nasıl işleteceğim konusunda mail atanlar sizi ayrı seviyorum canlar.

6 yorum:

bsbg dedi ki...

Dostum sktret, kendi işinin patronu olmak en güzeli. Tebrik eder muvaffakiyetler dilerim.

Lolipop dedi ki...

Bakkal olduğundan beri daha çok yazdığın için bencilce bir şekilde hep bakkal ol istiyorum. Bakkalsın sen, bakkal kal.

Hayat Kadini dedi ki...

Hayirli Olsun :)

yaz-(s)aklan-kaç dedi ki...

keşke bizim sokağın bakkalı olsaymışsın ya :) hayırlı olsun sanırım yeni oldun ;)

Hayat_Erkeği dedi ki...

@lolipop :)

@HayatKadını @Saklambaç @bsbg sağ olun.

Pukka dedi ki...

Bizim mahallenin bakkalı olsaydın hergün seni rahatsız ederdim. O kadar yalnızım ki senin gibi hakiki ve candan bir insanı görmüş olmak sanırım tekrar güneşe bakmak gibi olurdu. İçten yazıların ve saklamadan aktardığın duygular harika. Seni çok seviyorum...